Kocaeli TV, 17 Aralık 2010
|
Araf Suresi, 105- "Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğulları'nı benimle gönder." Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Müslüman dürüst olacak gerçeği söyleyecek, samimi olacak.
"Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğulları'nı benimle gönder." |
|
106- (Firavun) Dedi ki: "Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (bakalım)." Bir belge delil, getirmişsen. |
|
107- Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi. Sağ elini kalbinin üstüne doğru koyuyor, çıkarttığında bembeyaz eli görülüyor. |
|
109- Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür."; Bir bilim adamı diyor, bilgin ama büyücüdür diyorlar. Şu an dünyada materyalist Darwinist düşünceyi anlatırken, bilimle değil de bilimle büyü karıştırılarak elde ediliyor. Büyü; bol tekrar, ikna ve telkin kabiliyetinin gelişmesi ile elde ediliyor. Bediüzzaman bu büyü özelliğini açıklıyor. İkna ve telkin kabiliyeti geliştikçe, tevessül ettikçe bu taun da diyor tevessül eder gelişir diyor. Mesela radyolarda sürekli aynı şeyi söylemek, televizyonlarda aynı şeyi söylemek, ona ait sözde deliller sunmak; mesela bir hafta geçiyor yeni bir ara halka bulundu diyorlar. Tam kafasında toparlarken, şimdi bir tane daha ara fosil bulundu diyorlar. Hepsi yalan, ama büyü etkisi yapıyor. Bir iki üç on derken en cahil insan bile bakıyor ki Darwinist olmuş. Haberi bile yok. Mesela Kongo’ya gidiyorsun. Nasıl yaratıldı insanlar diyorsun? Evrimle diyor. Bu faaliyete karşı da sürekli karşı açıklama yapılması gerekiyor. |
|
111- Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver (vereceğin cezayı ertele), şehirlere de toplayıcılar yolla"; 112- "Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler." Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver (vereceğin cezayı ertele), Beklet demek göz altına almaktır, çünkü ben gideceğim diyemiyor. şehirlere de toplayıcılar yolla"; Firavun demek ki önemli görmüş olayı. Hz Musa (as)’ın fikirleri, anlattığı inanç devleti derinden sarsmış. Özel araba çıkıyor, adam çıkıyor. O şehirlerden bütün bilginler büyücüler bir araya getiriliyor. O devirde bilim adamı; insanları ikna ve telkinle yanlış düşünceye yönlendiren, bilimi büyünün bir aracı olarak kullanan kişiler. |
|
113- Sihirbazlar Firavun'a gelip dediler ki: "Eğer biz galip olursak, herhalde bize bir karşılık (armağan) var, değil mi?" Allah rızası olmadığı için küfürde mutlaka çıkar vardır. Biri bir şey yapacağı zaman mutlaka ne çıkarı olacağını düşünüyor. 114- "Evet" dedi. "(O zaman) Siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız." Yaptığı eylem paniği gösteriyor. En yakınlarımdan kılınacaksınız ne demek? Saraya alacağım sizi diyor, dev bir olay. Devletin yıkılmasından tedirgin. |
|
115- Dediler ki: "Ey Musa (ilkin) sen mi atmak istersin, yoksa biz mi atalım?" 116- (Musa:) "Siz atın" dedi. Önce deccaliyet ortaya çıkması gerekir, önce küfrün atak yapması gerekir, önce gece olması gerekir. 116- ... (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular. Yani insanlara öyle gibi görünüyor demek ki. Kitle hipnozu yapılmış. Esaslı bir gösteri yapılmış. Çok sarsıcı bir olay olmuş, bütün o ipler falan oynamaya başlamış orada. Benim anladığım, oradaki insanları hipnoza sokmuşlar. |
|
117- Biz de Musa'ya: "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor. O anda Allah içine vahyediyor asanı at diye. Normalde hipnozun kalkmaması gerekiyor, oradaki iplerin odunların orada durması gerekiyor. Onların inancına göre hipnozun devam etmesi gerekiyor, hipnoz için kullanılan tahtaların odunların hepsini yutuyor yılan. |
|
118- Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı. Mesela biz de programa çıktık Habertürk’te Darwinistleri yerle bir ettik. Orada yenilmiş oldular, onlar da küçük düştüler, ters düz çevrildiler. |
|
123- Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz." Küfürde müthiş şüphecilik vardır, halka güvenmezler. Halk aşağılık görülür, potansiyel tehlike görülür, o yüzden hep tepeden bakmışlardır, başlarından da silahlı güç eksik olmamıştır. Şüpheci devlet yapısı. Ortada bir şey yok, ama küfür devlet paranoyaktır. Bir kaç kişi biraraya toplansa devleti mi yıkacaksınız sistemi mi kaldıracaksınız der ve tek bir inanç olur ve halk da mecburen koyun gibi kabul eder. Serbest hür iradesiyle inanç geliştiremez. |
|
124- Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim." Klasik faşist yönetim, kan dökmek, kanla korkutmak ve idamla korkutmak; fikre açık değil. Demokrasi yok, fikir özgürlüğü yok, insan hakları yok, inanç özgürlüğü de yok hepsi rafa kalkmış. |
|
125- (Onlar da:) "Biz de şüphesiz Rabbimiz'e döneceğiz" dediler. Müthiş bir iman gelişmiş. Böyle bir tehditte kimse söyleyemez bunu, nadir insan söyleyebilir. |
|
126- "Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimiz'in ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür." |
|
127- Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk etmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?" (Firavun) Dedi ki: "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz." Vatandaşlarını bırakmıyor da, psikopat devlet. Yurt dışına çıkış yasağı getirmiş, gitmeyeceksiniz diyor. Senin inancını, senin ideolojini, resmi devlet ideolojisini terk etmeleri için mi bırakacaksın diyorlar. Müslümanların kendi inançlarına göre rahat yaşamalarını istemiyorlar. Kendi inançlarını zorla dayatıyor ve faşistçe kabul ettirmek istiyorlar. Eziyet etmek istiyorlar, özgür olmalarını istemiyor. Müthiş bir terör estirecekleri anlaşılıyor. Kahredici şekilde üstüsünüz; askeri güce güveniyor, faşist güce güveniyor. |
|
129- Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. |
Kaçkar TV, 17 Aralık 2010
|
Araf Suresi,
188- De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim." Demek ki küresel güç dediğin herşeye, hepsine Allah malik. İnsan dediğin, Allah'ın yarattığı bir tecelli, gölge varlıktır. Onlardan oluşuyor küresel güç dediğin.
Eğer gaybı bilebilseydim, muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim." Ayetin ebcedi 2026. Nerede dünya hakimiyeti ile ilgili bir ayet varsa, ebcedi mutlaka Mehdiyet’in tarihini veriyor. |
|
190- Ama O, onlara (Adem'in çocukları erkek ve kadınlara) salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O’na ortaklar kılmaya başladılar. Allah, onların şirk koştuklarından yücedir. Önce Allah’tan bekliyorlar, fakat sonra dünyevi güçlere inanmaya başlıyorlar, dünyevi etkinin altına giriyorlar. |
|
191- Kendileri yaratılıp dururken, hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar? "Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe." "Hepsini Ben yapıyorum" diyor, Allah, "Ben yaratıyorum." "Onları hidayete çağırırsanız size uymazlar." Yani günümüze bakan yönüyle, Mehdiyet’e çağırırsanız size uymazlar. "Onları çağırırsanız da, suskun dursanız da size karşı (tutumları) birdir." Etkilenmez artık, durağan hale gelmişler, artık iptal olmuş. Hiç bir yere gidecek gücü yok. Adamın kafasında, ruhunda bir ideal, bir düşünce kalmamış, nötr hale gelmiş. |
|
194- Allah'tan başka taptıklarınız sizler gibi kullardır. Eğer doğru iseniz, hemen onları çağırın da size icabet etsinler. Demek ki insanlara tapıyor bir kısım insanlar. Mesela Amerikalılara tapıyor. Avrupalılara tapıyor. Onları bir güç olarak görüyor. Onları Allah gibi görüyor haşa. Onların dünyayı yönettiğine inanıyor, Allah’ın yönettiğine inanmıyor. Dolayısıyla o ilah gördüğü varlıklara göre kendini ayarlıyor. |
|
195- Onların yürüyecek ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Yoksa işitecek kulakları mı var? De ki: "Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açtırmayın." Küresel güçleri çağırın, sonra düzen de kurun bana da göz açtırmayın. Hiçbir şey yapamazsınız diyor Allah. Peygamber (sav) böyle meydan okusun diyor. Çünkü bütün güç Ben'de diyor Allah. Onların gücünü de yaratan Benim diyor Allah. Onlardan hiç etkilenmeyin diyor. |
|
196- Hiç şüphesiz, benim velim Kitab’ı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor. Mehdiyet’in, Hz. Mehdi (as) ve talebelerinin, Hz. İsa (as) ve talebelerinin, Türk İslam Birliği gönüllülerinin, İttihad-ı İslam’ın aslanlarının koruyuculuğunu Allah yapıyor. Bak Avrupa Birliği çöküyor. Amerika da çöküyor, ekonomik krizle parçalanıyorlar. |
|
199- Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. |
|
200- Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. Gazetelerde mesela Türk İslam Birliği'ni gözden çıkaran, şevkinizi kıran, gücünüzü kıran her hangi bir iğva gelirse onu dinleme. Kuran'a göre bütün güç Allah’ın. Allah alametleri de gösteriyor. İslam alemi birleşme safhasında. Çok kolay bir birleşme olacağı görülüyor. EvelAllah biz bu güzel neticeyi almak üzereyiz diyecekler kardeşlerimiz. |
|
202- (Şeytan'ın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar. |
|
203- Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbim'den vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir." Onların abuk subuk inançlarına uygun bir şey getirmediği zaman, Peygamberimiz (sav)'e, "sen çıkart bir şey söyle" diyorlar. Peygamber (sav) söylemeyince Peygamber (sav) adına hurafe çıkarıyorlar. "Peygamber dedi ki", diyor "duydum ki" diyor, "duymuşuz ki, duymuşlar ki", diyor, al sana hurafe sonra. Kuran'a uyarım diyor Peygamber (sav). |
|
204- Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz. Kuran okunduğu zaman hemen onu dinleyin ve susun dikkatinizi Kuran’a verin diyor Allah. İnsanların bir kısmı bunu bilmiyor, Kuran okurken konuşmak haramdır. Camilerde Kuran okunuyor o esnada kendi aralarında konuşuyorlar, böyle olmaz. |
|
205- Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. |