Adnan Oktar'ın 17 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kocaeli TV, 17 Aralık 2010

  • Hz. Mehdi (as)’ı açıkça dillendirmeleri lazım. Bizim beynimiz Hz. Mehdi (as)’a göre dizayn edilmiştir, Mehdiyet’e göre. Bizim bilinçaltımızda biz Mehdiyet’i biliriz. Taa kalu beladan Hz. Mehdi (as)'ı tanıyoruz. İlk zer aleminde Allah bize Hz. Mehdi (as)'ı tanıttı, Hz. Mehdi (as)'ı biliyoruz. O yüzden o ismi duyduğumuzda zaten kalbimizde bir muhabbet meydana gelir. Onun etrafından birleşme isteği oluşur, inşaAllah.
     
  • Müslüman deyince karanlık bodrum katlarında iki büklüm olmuş kişiler aklına gelenler, bilgisayar başında kin ve nefret kusan çalışmalar yapanlar, şeytanın etkisinde hareket ediyorlar; bu kişiler akıllarını başlarına alacaklar. En önemli konu Müslümanların birbirini sevmesi korumasıdır. Şeytanın bu oyununa karşı Müslümanlar vargücüyle sevgiyi ve kardeşliği savunacaklar. Savaş desen “nerede” diyorlar. Barış diyorsun çok yabancı geliyor ona. Çok yabancı geliyor, sanki lüks bir şey söylüyorum. Kardeşlik diyorsun sanki olmayacak bir şeymiş gibi, düşmanlık deyince hemen içine giriyorlar. Buna karşı internet sitelerinde sevgi bağı kurun birbirinizi sevin. Kardeş siteler oluşturun. Onlara dostluk önerin. Mücadele olduğu zaman deli enerjisi geliyor, sevgi kardeşlik olduğu zaman yapmıyorlar. Çok yanlış. Sevgide kardeşlikte coşku olması lazım. Çok sapkın olmadıkça her görüşe karşı şefkat olması lazım. Çok sapkınsa sadece uyarıp kendi haline bırakmak lazım. En güzel çalışma Müslümanların birleşmesi için yapılan çalışmadır. Eksik kusurlu da olsa kardeşlerimizi sevmemiz gerekiyor. Hiç fark etmez. Mesela güzel kardeşlik siteleri oluştursunlar internette. Herkes güzel dostane yazılar göndersin. Genişletin, okuyun, araştırın kısa özlü yazılar ekleyin. Her alimden, her kesimden düşünceler, yazılar ekleyin, özellikle bunlar sevgiyi pekiştirir, muhabbeti pekiştirir.
     
  • İyilik yapıyorum diye büyük ideallere zarar vermeye kalkmak çok yanlış olur. Milli Görüş bizim bağrımıza bastığımız görüştür, ama sen onları da kavga için kullanırsan, zulmedersin. Mahmut Hocaefendi Hazretleri, nur gibi bir insandır. Ama sen kavga zihniyeti için, kargaşa için Hocamız'ın ismini kullanmaya kalkarsan zulmedersin, şahsın adına ortaya çık. Büyük alimlerin adını kullanarak ortaya çıkmak olmaz.

Araf Suresi,

105- "Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğulları'nı benimle gönder." Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir.

Müslüman dürüst olacak gerçeği söyleyecek, samimi olacak.

"Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğulları'nı benimle gönder."
Firavun'dan istediği Hz. Musa (as)'ın sadece "İsrailoğullarını benimle gönder" diyor. "Benim devlette, senin hükümetinde bir işim yok" diyor. "Sadece bu mazlum insanları, mazlum Müslümanları bırak buradan gidelim" diyor. Firavun kendi kendine vesvese yapıyor. Sebebi Tevrat’ta çok kapsamlı olarak Hz. Mehdi (as)'ın dünyaya hakim olacağını anlatılması. Onu okuduğu için Firavun, bir Mehdilik iddiası olacak ve onun devletine de saldıracaklar zannediyor. Oralara hakim olacaklar zannediyor. Halbuki Hz. Musa (as) vahiyle oradan gitmek istiyor. O memleketinden çıkacak, zaten Firavun’un istediği o değil mi? Ona müsaade etmiyor Firavun.

106- (Firavun) Dedi ki: "Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (bakalım)."

Bir belge delil, getirmişsen.

107- Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.

108- (Bir de) Elini sıyırdı, o da anında bakanlara bembeyaz (görünüverdi).

Sağ elini kalbinin üstüne doğru koyuyor, çıkarttığında bembeyaz eli görülüyor.

109- Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür.";

Bir bilim adamı diyor, bilgin ama büyücüdür diyorlar. Şu an dünyada materyalist Darwinist düşünceyi anlatırken, bilimle değil de bilimle büyü karıştırılarak elde ediliyor. Büyü; bol tekrar, ikna ve telkin kabiliyetinin gelişmesi ile elde ediliyor.

Bediüzzaman bu büyü özelliğini açıklıyor. İkna ve telkin kabiliyeti geliştikçe, tevessül ettikçe bu taun da diyor tevessül eder gelişir diyor. Mesela radyolarda sürekli aynı şeyi söylemek, televizyonlarda aynı şeyi söylemek, ona ait sözde deliller sunmak; mesela bir hafta geçiyor yeni bir ara halka bulundu diyorlar. Tam kafasında toparlarken, şimdi bir tane daha ara fosil bulundu diyorlar. Hepsi yalan, ama büyü etkisi yapıyor. Bir iki üç on derken en cahil insan bile bakıyor ki Darwinist olmuş. Haberi bile yok. Mesela Kongo’ya gidiyorsun. Nasıl yaratıldı insanlar diyorsun? Evrimle diyor. Bu faaliyete karşı da sürekli karşı açıklama yapılması gerekiyor.

111- Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver (vereceğin cezayı ertele), şehirlere de toplayıcılar yolla";

112- "Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler."

Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver (vereceğin cezayı ertele), Beklet demek göz altına almaktır, çünkü ben gideceğim diyemiyor.

şehirlere de toplayıcılar yolla";

Firavun demek ki önemli görmüş olayı. Hz Musa (as)’ın fikirleri, anlattığı inanç devleti derinden sarsmış. Özel araba çıkıyor, adam çıkıyor. O şehirlerden bütün bilginler büyücüler bir araya getiriliyor. O devirde bilim adamı; insanları ikna ve telkinle yanlış düşünceye yönlendiren, bilimi büyünün bir aracı olarak kullanan kişiler.

113- Sihirbazlar Firavun'a gelip dediler ki: "Eğer biz galip olursak, herhalde bize bir karşılık (armağan) var, değil mi?"

Allah rızası olmadığı için küfürde mutlaka çıkar vardır. Biri bir şey yapacağı zaman mutlaka ne çıkarı olacağını düşünüyor.

114- "Evet" dedi. "(O zaman) Siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız." 

Yaptığı eylem paniği gösteriyor. En yakınlarımdan kılınacaksınız ne demek? Saraya alacağım sizi diyor, dev bir olay. Devletin yıkılmasından tedirgin.

115- Dediler ki: "Ey Musa (ilkin) sen mi atmak istersin, yoksa biz mi atalım?"

116- (Musa:) "Siz atın" dedi.

Önce deccaliyet ortaya çıkması gerekir, önce küfrün atak yapması gerekir, önce gece olması gerekir.

116- ... (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular.

Yani insanlara öyle gibi görünüyor demek ki. Kitle hipnozu yapılmış. Esaslı bir gösteri yapılmış. Çok sarsıcı bir olay olmuş, bütün o ipler falan oynamaya başlamış orada. Benim anladığım, oradaki insanları hipnoza sokmuşlar.

117- Biz de Musa'ya: "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor.

O anda Allah içine vahyediyor asanı at diye. Normalde hipnozun kalkmaması gerekiyor, oradaki iplerin odunların orada durması gerekiyor. Onların inancına göre hipnozun devam etmesi gerekiyor, hipnoz için kullanılan tahtaların odunların hepsini yutuyor yılan.

118- Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.
119- Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler.

Mesela biz de programa çıktık Habertürk’te Darwinistleri yerle bir ettik. Orada yenilmiş oldular, onlar da küçük düştüler, ters düz çevrildiler.

123- Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz."

Resmi ideoloji size izin vermem, devletin din anlayışının dışında nasıl bir inanç geliştirebilirsiniz diyorlar.

Küfürde müthiş şüphecilik vardır, halka güvenmezler. Halk aşağılık görülür, potansiyel tehlike görülür, o yüzden hep tepeden bakmışlardır, başlarından da silahlı güç eksik olmamıştır. Şüpheci devlet yapısı. Ortada bir şey yok, ama küfür devlet paranoyaktır. Bir kaç kişi biraraya toplansa devleti mi yıkacaksınız sistemi mi kaldıracaksınız der ve tek bir inanç olur ve halk da mecburen koyun gibi kabul eder. Serbest hür iradesiyle inanç geliştiremez.

124- Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim."

Klasik faşist yönetim, kan dökmek, kanla korkutmak ve idamla korkutmak; fikre açık değil. Demokrasi yok, fikir özgürlüğü yok, insan hakları yok, inanç özgürlüğü de yok hepsi rafa kalkmış.

 
125- (Onlar da:) "Biz de şüphesiz Rabbimiz'e döneceğiz" dediler.

Müthiş bir iman gelişmiş.  Böyle bir tehditte kimse söyleyemez bunu, nadir insan söyleyebilir.

 

126- "Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimiz'in ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür."

Sadece Allah'ın ayetlerine inandığımız için intikam alıyorsun, diyorlar. Kitaba tabi olmuşlar. Tevrat'a tabi olmuşlar. Ölüme de hazırlar.

127- Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk etmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?" (Firavun) Dedi ki: "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz."

Vatandaşlarını bırakmıyor da, psikopat devlet. Yurt dışına çıkış yasağı getirmiş, gitmeyeceksiniz diyor. Senin inancını, senin ideolojini, resmi devlet ideolojisini terk etmeleri için mi bırakacaksın diyorlar. Müslümanların  kendi inançlarına göre rahat yaşamalarını istemiyorlar. Kendi inançlarını zorla dayatıyor ve faşistçe kabul ettirmek istiyorlar. Eziyet etmek istiyorlar, özgür olmalarını istemiyor.

Müthiş bir terör estirecekleri anlaşılıyor. Kahredici şekilde üstüsünüz; askeri güce güveniyor, faşist güce güveniyor.

 

129- Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi.

Hz. Musa (as) da kendi devrinin Mehdisi. O devrin Mehdisi gelmeden önce eziyet tabi var, çünkü deccaliyet var, tabi ki eziyet olacak. Devrin Mehdisi geldiğinde de deccaliyetle mücadele edecek tabi ki eziyet olacak, kurtuluş sonra.

 

Kaçkar TV, 17 Aralık 2010

 

  • Türk İslam Birliği Mehdiyet’tir. İttihad-ı İslam Mehdiyet’tir. Müslümanların birleşmesi Mehdiyet’tir. Mehdiyet’in oluştuğu bir ortamda sevgi, barış ve kardeşlik olur. Akdeniz Birliği'ne, Karadeniz Birliği'ne, Büyük Orta Doğu Projesi birliğine ve bir çok birliğe çok makul gözle bakan, “çok kolay bir birliktir” diyen insanların, Türk aleminin birleşmesine, İslam aleminin bileşmesine çok uzak bir ülkü olarak bakması şeytanın etkisiyle oluyor. Ama bütün bunlara rağmen bu güzelliğin oluştuğunu görecekler.
     
  • Büyük bir düğün meydana getireceğiz Azerbaycan’ı Türkiye ile birleştiriyoruz. İki devlet bir millet, İnşaAllah. Darwinizm'i, materyalizmi Azerbaycan’dan silip süpüreceğiz. Tozunu toprağını bırakamayacağız, inşaAllah. Türkiye ile Azerbaycan'ın ayrı kalmasının nedeni de yine Darwinizm'dir. Allah en kısa sürede Türkiye ile Azerbaycan’ın birleşmesini nasip etsin, en kolay birleşmedir ve mutlaka olması gereken bir birleşmedir.

 

  • Amerika kendi kafasına göre esti, Çin kendi kafasına göre esti, Avrupa Birliği'ni oluşturdular. İsteyen istediğini yaptı. Kimse bir şey demedi. Biz inancımızı, değerlerimizi yaşayacağımız, tamamen bize ait olan bir dünyayı küreselleşme gerçeğine rağmen (fikren) eze eze, (ilmen) söke söke, (fikren) yıka yıka kuracağız. Bilimle, akılla ve fikirle yolu yarıladık ve geçtik, inşaAllah. İnancımızı, değerlerimizi yaşayacağımız, yani Kuran’ı, İslam’ı, Asr-ı Saadet Müslümanlığını yaşayacağımız ve tamamen bize ait olan dünyayı, İttihad-ı İslam dünyasını küreselleşme gerçeğine rağmen eze eze gerçekleştireceğiz. Bediüzzaman ne diyor; “Küreselleşme gerçeğine rağmen İttihad-ı İslam olacak” diyor. “Bütün dalaletin baskısına rağmen Hz. Mehdi (as) çıkacak” diyor.
     
  • Amaç yaşamak değil; Müslümanca yaşamak. Her ne olursa olsun yaşamanın peşinde değiliz biz, Müslümanca yaşamanın peşindeyiz.
     
  • Küreselleşme gerçeği her zaman vardı. Hz. Musa (as) küreselleşme gerçeğini kabul etmedi. Çok büyük ızdıraplara sebep oldu, ama kabul etmedi. Sonunda zafer Müslümanların oldu. Peygamberimiz (sav) küreselleşme gerçeğini kabul etti mi? Etmedi. On binlerce Müslümanın kanına mal oldu, şehit olmalarına sebep oldu, ama asla kabul etmedi. Hz. Süleyman (as) zamanında, Hz. Zülkarneyn (as) zamanında yok muydu küreselleşme? Küreselleşme gerçeğini kabul etse asla dünya hakimiyeti olmazdı. Cenab-ı Allah’a güvendiler. Her şeyi Allah’ın yarattığını bildiler. Tesadüfler sonucu kainatın yaratıldığına inanırsa bir insan, sosyal olayların da tesadüfler sonucunda geliştiğine inanırsa küreselleşme gerçeğine teslim olur. Ama Allah’ın yarattığına inanırsa küreselleşme gerçeğinden etkilenmez. Kim inanıyorsa o kazanır. İnanmayanlar kaybederler. Bizi küreselleşme gerçeği değil, Allah yönetiyor. Biz Allah’a tabi olduk, küreselleşme gerçeğine tabi olmadık. Küreselleşme gerçeğini yaratan da Allah’tır. Allah onu bir vesile olarak yaratır. Hiçbir gücü yoktur, hiçbir etkisi yoktur. Dolayısıyla Türk İslam Birliği de o yüzden böyle harika tarzda gelişmeye başladı ve hiçbir güç durduramıyor şu an. Ama "küreselleşme gerçeği var, siz susun durun, bir yerlerle anlaşın dersen", bir süre sonra kırılmış bir gençlik meydana gelir. Etkisiz, gücü gitmiş, pasifleşmiş, dünyayı düşünen, sadece iş güç sahibi olmak isteyen, köşeyi dönmek isteyen, korkak, ürkek, ülküsü davası olmayan, heyecanı gitmiş, kalbi şüpheler içinde, güce tapan, küreselleşmeyi haşa ilah haline getiren, gücü ilah haline getiren ve güce teslim olan zavallı bir insan topluluğu meydana getirmiş olursunuz.

 

Araf Suresi,

188- De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim."
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim.

Demek ki küresel güç dediğin herşeye, hepsine Allah malik. İnsan dediğin, Allah'ın yarattığı bir tecelli, gölge varlıktır. Onlardan oluşuyor küresel güç dediğin.

Eğer gaybı bilebilseydim, muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım.
Cenab-ı Allah zaman zaman Peygamberimiz (sav)'e gaybı bildirir. Gaybın tamamını bilemez anlamında. "Allah’ın bildirmesi ile bilebilirim" anlamındadır. "Tamamını, bütününü bilemem Allah'ın bildirdiği kadarını bilirim" anlamındadır. Yoksa Peygamberimiz (sav)'e ileride olacak olayları Allah bildiriyor bölüm bölüm, kısa kısa, az yerler bildiriyor.  Bütün hayatımı bilseydim “bana bir kötülükte dokunmazdı” diyor. Bütün hayatımı bilirdim diyor.

Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim." Ayetin ebcedi 2026. Nerede dünya hakimiyeti ile ilgili bir ayet varsa, ebcedi mutlaka Mehdiyet’in tarihini veriyor.

190- Ama O, onlara (Adem'in çocukları erkek ve kadınlara) salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O’na ortaklar kılmaya başladılar. Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.

Önce Allah’tan bekliyorlar, fakat sonra dünyevi güçlere inanmaya başlıyorlar, dünyevi etkinin altına giriyorlar.

191- Kendileri yaratılıp dururken, hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?

192- Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe.

193- Onları hidayete çağırırsanız size uymazlar. Onları çağırırsanız da, suskun dursanız da size karşı (tutumları) birdir.
Kendileri yaratılıp dururken, hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?
Mesela küresel güçleri ortak koşuyorlar.

"Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yardım etmeğe."

"Hepsini Ben yapıyorum" diyor, Allah, "Ben yaratıyorum."

"Onları hidayete çağırırsanız size uymazlar."

Yani günümüze bakan yönüyle, Mehdiyet’e çağırırsanız size uymazlar.

"Onları çağırırsanız da, suskun dursanız da size karşı (tutumları) birdir."

Etkilenmez artık, durağan hale gelmişler, artık iptal olmuş. Hiç bir yere gidecek gücü yok. Adamın kafasında, ruhunda bir ideal, bir düşünce kalmamış, nötr hale gelmiş.

194- Allah'tan başka taptıklarınız sizler gibi kullardır. Eğer doğru iseniz, hemen onları çağırın da size icabet etsinler.

Demek ki insanlara tapıyor bir kısım insanlar. Mesela Amerikalılara tapıyor. Avrupalılara tapıyor. Onları bir güç olarak görüyor. Onları Allah gibi görüyor haşa. Onların dünyayı yönettiğine inanıyor, Allah’ın yönettiğine inanmıyor. Dolayısıyla o ilah gördüğü varlıklara göre kendini ayarlıyor.

195- Onların yürüyecek ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Yoksa işitecek kulakları mı var? De ki: "Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açtırmayın."

Küresel güçleri çağırın, sonra düzen de kurun bana da göz açtırmayın. Hiçbir şey yapamazsınız diyor Allah. Peygamber (sav) böyle meydan okusun diyor. Çünkü bütün güç Ben'de diyor Allah. Onların gücünü de yaratan Benim diyor Allah. Onlardan hiç etkilenmeyin diyor.

196- Hiç şüphesiz, benim velim Kitab’ı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.

Mehdiyet’in, Hz. Mehdi (as) ve talebelerinin, Hz. İsa (as) ve talebelerinin, Türk İslam Birliği gönüllülerinin, İttihad-ı İslam’ın aslanlarının koruyuculuğunu Allah yapıyor. Bak Avrupa Birliği çöküyor. Amerika da çöküyor, ekonomik krizle parçalanıyorlar.

199- Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.

Müslüman hep affedecek. Cahillerin etkisinde kalma, onların Müslümanları pasifize etmesi, gücünü kırması ile muhatap olma.

200- Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

Gazetelerde mesela Türk İslam Birliği'ni gözden çıkaran, şevkinizi kıran, gücünüzü kıran her hangi bir iğva gelirse onu dinleme. Kuran'a göre bütün güç Allah’ın. Allah alametleri de gösteriyor. İslam alemi birleşme safhasında. Çok kolay bir birleşme olacağı görülüyor. EvelAllah biz bu güzel neticeyi almak üzereyiz diyecekler kardeşlerimiz.

202- (Şeytan'ın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar.

Önce sapıklığa sürüklüyor sonra peşlerini bırakmıyor. Sıradan insanlar haline getirip, manevi ölüme doğru sürüklemeye götürüyor.

203- Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbim'den vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."

Onların abuk subuk inançlarına uygun bir şey getirmediği zaman, Peygamberimiz (sav)'e, "sen çıkart bir şey söyle" diyorlar. Peygamber (sav) söylemeyince Peygamber (sav) adına hurafe çıkarıyorlar. "Peygamber dedi ki", diyor "duydum ki" diyor, "duymuşuz ki, duymuşlar ki", diyor, al sana hurafe sonra. Kuran'a uyarım diyor Peygamber (sav).

204- Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.

Kuran okunduğu zaman hemen onu dinleyin ve susun dikkatinizi Kuran’a verin diyor Allah. İnsanların bir kısmı bunu bilmiyor, Kuran okurken konuşmak haramdır. Camilerde Kuran okunuyor o esnada kendi aralarında konuşuyorlar, böyle olmaz.

205- Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.

Derin konsantrasyonla, içinden gelerek, coşkulu bir derinlikle Allah aşkıyla, derin bir sevgiyle, hakkıyla Allah'tan korkarak zikret, gaflete kapılanlardan olma. Böyle dua edildiğinde dünyada olmayacak hiçbir şey yoktur inşaAllah.

  • Yüzeysel bakarsan anlayamazsın ama akılcı bakarsan milli görüş Mehdiyettir. Türk İslam Birliği, İttihad, Müslümanların birleşmesi Mehdiyettir, dolayısıyla Mehdiyetin oluştuğu ortamda sevgi barış ve kardeşlik olur. İslam aleminin birleşmesini uzak görmek şeytanin etkisiyle olur.

 

  • Zamanında Erbakan Hocamıza tavır alan, saldırılırken seslerini çıkarmayanlar sonradan aslan kesildiler. Zayıf olduğu düşünülürken onun lehinde konuşturtmayan kişiler şimdi ortaya çıktılar. Bunlar bizim için bir ibret vesilesidir. Erbakan Hocamızın  çevresindeki kişiler çok dikkatli olsunlar. Leş kargası gibi bunların ruhu, mili görüşün aslanları, koçları müthiş bir güçtür ama içlerindeki gizli ajanları, hasta insanları iyi takip etmeleri gerekir, zaman zaman kendilerini belli ediyorlar, bunlara karşı uyanık olmak gerekir. Erbakan Hocamıza gösterdiğimiz destek bazılarında öfkeye sebep oldu. Aleyhte yayın yapıyorlardı biz uyardık şu anda Erbakan Hocamızı destekliyor gibi görünüyorlar ama bize karşı öfkeleri devam ediyor.
     
  • Kim inanıyorsa o kazanır bizi küreseleşme gerçeği değil Allah yönetiyor, biz Allah’a tabi olduk, küreselleşmeyi yaratan da Allah’tır. Allah bir vesile olarak yaratır hiçbir gücü etkisi yoktur.
2010-12-18 07:17:11
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top