Adnan Oktar'ın 22 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

TV Kayseri, Samsun Aks TV, 22 Aralık 2010

  • Müslüman için Allah'a kavuşmak çok büyük nimettir. Müslüman sonsuz hayatı özler. Allah'a yakınlaşmak ister. Düşündükçe Allah harikalıkları ona gösterir. Bu da zihnini açar, böylece daha çok görür. Daha derinleri görür. Allah durduk yere iman vermez. Mutlaka şahsın candan, samimi, ısrarlı talebi olması lazım. İman çok büyük lüks. Öyle herkesin istediği gibi alacağı, elde edeceği bir şey değildir. İman bir lüks olduğu için, mühim konsantrasyon gerekir. Çok iyi bir vicdan gerekir, çok iyi bir samimiyet gerekir ve dostu asla bırakmamak, Allah’ı asla bırakmamak gerekir. Bazı insanlar Allah’ı düşünürken tarafsız düşünüyorum diyor. Dehşet verici bir şey bu. Tarafsız düşündün mü sevgini, şefkatini, muhabbetini kalbinde öldürdün demektir. Allah’a karşı sevgiyle yaklaşılır, kullarına karşı şefkatle yaklaşılır. Dolayısıyla Müslüman bir an dahi tarafsız düşünme gafletine düşmez. Sen dostça hep Allah’ı düşün, bak nasıl kavrıyorsun. İkili düşününce hem olumlu hem olumsuz beyin hasta olur. Kafasını taşlara vurur, çok ızdırap çeker, çok yanlış olur. Allah bizi böyle yaratmadı. Eğer biz samimi olursak O bize Kendi’ni gösterecek gibi yaratmıştır bizi. Biz sadece samimi olup, ısrarlı kararlı olarak Allah’tan yana olmakla mükellefiz. Eğer samimi olursak sürekli yolumuz açılır. Ama sabretmesi gerekir. Adamda sabır yoksa olmaz. Mutlaka sabır, samimiyet ve vicdan. Ve candanlıkla hep Allah’tan yana, tavrını Allah’tan yana koyarak. İnsan çocuğunu bırakır mı, suç işlese bile bırakmıyor. Allah bırakılmaz. Adamlar en ufak çıkarıyla çatıştı mı haşa Allah’ı bırakıyorlar. Allah da onları dalalete düşürüyor. Olmaz. Madem her şeyin yaratıcısı olan Allah’a karşı içinde bir sevgi var. O sevgi hiçbir şekilde bırakılmaz. 
     
  • Bu dünya gelip geçicidir herkes bunu bilecek. Gençken buna pek dikkat edilmiyor. Bakıyorum toplantılara katılanların %95'i yaşlılar, ama hakikaten zor ayakta duruyorlar. Gıcır gıcır giyinmiş, hanımlar süslenmiş. Ama gelmeden önce kanserle, tansiyonla, romatizması, midesi ile ilgili, böbrekleri ile ilgili ilaçları alıyor. Zaten çok az yiyorlar. Şunu yeme, bunu yeme, zaten çantalarının içi eczane gibi. Her türlü ilaç var. İkinci evleri hastane gibi. Sürekli muayene oluyorlar. Ama oraya giderken göstermelik dinçlikleri oluyor o güne mahsus. Millet de sanıyor sapasağlam, takmış takıştırmış. Oysa her an ölecek gibi. Üstünde zümrüt kolye, kolyeye bakıyorum çok dinç duruyor kolye; maden. Ama altındaki et ölüme doğru hızla koştuğu görülüyor. Demek ki et ölecek, kolye kalacak. Nerede kalacak evde. Saati, kıyafeti, ayakkabıları, o gardırop boydan boya evde kalacak. Eşyalar say say bitmiyor. Şunu şuna şunu şuna verelim neyi var neyi yoksa hayrına dağıtılıyor. Bilgisayarı da yeğene verelim mi diyorlar. Daha dün çetleşiyorlardı, daha dün şamata ediyordu. Toprağın altında yapsana. Simsiyah müthiş karanlık 2 metre altta. Sağa sola laf atamaz, çenesini bağlıyorlar, ayaklarını bağlıyorlar. Simsiyah karanlığın içinde. Arkadaşları yemek yiyor, o toprakta. Halbuki beraber daha dün yemek yemişlerdi. Bir süre sonra sıra onlara geliyor, aynı olaylardan onlar da geçiyor. Ama ısrarla bunu düşünmüyorlar. Böyle kendilerini aldatarak garip bir hayat yaşıyorlar. Oysa vakit çok çabuk geçiyor.
     
  • Ölümü Allah özellikle feci sonlandırır, bu mucizedir. Mesela ağızdan köpük gelmesi, kadının rahminin dışarı akması. Vücudun parça parça olması. Önce burnun, sonra kulakların düşmesi. Uğruna adam vurdum diyor, hapishanelere düşüyorlar. Aynı adam işte, niye bakamıyorsun? Dehşete kapılıyorlar. Ölüp bayılıyordun, niye bakamıyorsun? Demek ki etin kemiğin şekil almasına önem vermişsin. Etin vasfı bu. Protein en zayıf, en çabuk bozulan maddedir. İnsan da proteinden yapılmış. Mesela marul on günde kokmaz. Ama et kokar ve çok iticidir. İnsan da etten oluşmuş, insanlar kendilerini büyütmesinler. O kısa sürede dünyaya aşkla, sevgiyle bağlanıp kendilerini hipnoz ediyorlar. "Düşünme, araştırma" gibi telkin yapıyorlar. Ve dünyada gaflet içinde oluyorlar. Böylece ne dünyada ne ahirette rahat ediyorlar. Müslümanlar dünyada çok rahat eder. Öbür türlü olunca bütün hayatı sürünmeyle geçer.

 

  • Risale-i Nur okuyan kardeşlerimiz, Risale-i Nur’u değiştiren adamların toplantılarına gitmesinler. Çünkü Risale-i Nur’u değiştiren her yeri değiştirir. Bunlar hadisi de değiştirir, Allah vermesin Kuran’ı da değiştirir. Aklı başında olan Nur talebesi kardeşlerimiz mutlaka kendileri ayrı sohbet meclisleri oluştursunlar ve tavizsiz Risale-i Nur sohbetleri yapsınlar. Tavizsiz olan yerde sohbete gitsinler. Mehdiyet’in konuşulmasının yasak olmadığı, Hz. İsa (as)’ın gelişinin anlatılmasının yasak olmadığı, İttihad-ı İslam’ın anlatımının yasak olmadığı ve 100 sene ifadesinin 300 sene olarak değiştirildiği garip tutuma karşı olan arkadaşlarımızın toplandığı evler olsun. Hz. Mehdi ve şakirtleri kelimesini çıkaran adamların yanına gitmesinler. 100 yerine 300 ilave eden adamların yanına gitmesinler. Risale-i Nur’da Hz. Mehdi (as) açıkça şahıs olarak belirtildiği halde şahs-ı manevi diye Müslümanları aldatanların evlerine gitmesinler. Kendi aralarında sohbet yapsınlar. Görecekler, Allah onları bereketlendirecek, genişletecek ve güçlenecekler. Onlar ekalliyette, azınlıkta kalacaklar, utanacaklar ve vazgeçecekler. Zaten yüzde bir bile değildir onlar. Cahilliklerinden yapıyorlar.

Neml Suresi,

79- Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.

80- Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

“Sen artık Allah'a tevekkül et çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin” diyor Allah.

"Gerçekten sen ölülere dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da işittiremezsin”, yani münafığa söz dinletemezsin. Arkasını dönüp kaçan münafıklara, sağırlara çağrıyı işittiremezsin. İstediğin kadar anlat münafığa olmaz.

Dini de kendine göre kullanmaya kalkar.

 

Kaçkar TV, 22 Aralık 2010

  • Kardeşlerimizin en çok dikkat edeceği şey münafıklardır. Münafık Müslümanların şevkini kırmak ister. Münafık, şeytani bir enerjiyle tüm Müslümanların Müslümanlıktan vazgeçmesini ister. Bunu İslam görüntüsünde yapar. Mesela Hz. Hasan (ra)'ı, Hz. Hüseyin (ra)'ı kin ile değerlendirirler, ama kendilerince sezdirmezlerdi. Karşılarına çok takva olarak çıkarlardı. Ama için için nefret ederler dinden. Münafık derin psikopattır tarif edilecek gibi değil. Gözü deccal gibi kördür, şaşıdır. Allah sevgiye bir yasak getirtmemiş. Evliliğin gayesi sevgidir. Evlilikte gaye münafığa göre çıkardır, yani zengin olması gerekir. Malı bir şekilde ele geçirir. Kadınsa kadının erkekse erkeğin işi bitmiştir. Müslümanın tek amacı Allah'ın tecellisi ile beraber olmak ve ahiret arkadaşı seçmektir. Allah'ın rızası için, Allah'ın lütfu olarak.

 

  • Hurafe mantığıyla Armegedon'un önüne Müslümanları yem haline getirdiler. Mehdiyet de bunu ortadan kaldırmak için mücadele ediyor. "Hz. Mehdi çıkacak Hristiyanları, Musevileri, Alevileri, Bektaşileri doğrayacak dersen" işte bu olur. Bütün dünyayı kendine düşman edersin. Bazı cahiller de "İttihad-ı İslam, ehli sünnetin birlikteliğidir" diyor. Ehli sünnet birleşse yeter mi? Hayır, onu da kabul etmez. Nakşibendi olması lazım diyor. Nakşibendi olması yetiyor mu? O da yetmiyor, aynı tarikattan olması lazım diyor. Bu mantığın sonucu sevgisizlik oluyor. Tarikatlara, cemaatlere bölünmüş, paramparça bir İslam alemi oluyor. Nurcular da paramparça. Bir araya getirmek çok zor. Gelmiyorlar. Yani tek kendi grubu olursa kabul ediyorlar. Hepsi böyle değil, ama bizim gördüklerimizde böyle oldu. Ehli sünnet beraberliği eskiden beri var. Ama bu yeterli olmuyor, bu yüzden Müslümanlar paramparça. Zaten böyle olunca Alevilerden, Vahabilerden, Bektaşilerden ayrılıyorsun, böyle olunca da İttihad-ı İslam olmaz. İttihad-ı İslam hepsini toplayan sevgiyi, barışı veren sistemdir.
     
  • Bu zihniyette olanlar, Irak'ta, "biz mücahidiz, delikanlıyız, Amerika'yı darmakeşan ederiz" dediler. Amerika geldi, "siz ne diyorsunuz?" dedi, hepsi arazide. İn cin top oynuyor. Hani delikanlıydınız? Bunlar ağız delikanlısı. Adamlar Irak'a yürüyerek girdiler, karşımıza çıkın dediler, bu sefer bunlar "Malbro ister misin?" diye çıktılar ortaya. İşi ahlaksızlığa döktüler. Gerçek Müslümanları tenzih ederim, ama onlar da arada yanmış oldu. Allah sevgisinden, Peygamber (sav) sevgisinden, sahabe, çiçek, çocuk, kadın sevgisinden bahsetmeyen zalimler böyle olay olduğunda deccal kesiliyor. Çok cahil ve karanlık bir zihniyet. Aydınlık zihniyet değil. Biz bu karanlığı aydınlatmaya çalışıyoruz.
     
  • Azerbaycan çok mübarek maşaAllah. Kardeşlerimizin coşkusu olağanüstü. Allah hidayetlerini, sevgilerini artırsın. Allah Devletimize, ordumuza zeval vermesin inşaAllah, kıyamete kadar baki eylesin inşaAllah. Azeriler kadirşinastır. Bu kararlılıkla kısa sürede, Allah'ın izniyle, sınırı da açacağız. Kardeşlerimiz devam etsinler çok sevap alıyorlar. Önceden komünist sistem zamanında, Darwinizm materyalizm hakimdi, ama artık şahlandılar, devletlerine milletlerine bayraklarına sadıklar. Mümin, mukaddesatçı, aydın gençler maşaAllah. Hepsi koçyiğit maşaAllah.
     
  • Şeyh Nazım Hocamız bizim nurumuz. Böyle mübarek kişilere, kutub zatlara bazı insanlar musallat olur. O'nun hikmetli sözlerini çarpıtmaya çalışırlar. O zaman Şeyh Nazım Hocamız bizim gözümüzde büyüyor. Ağrı dağının som altın halini düşünün, ona çamur atsalar, üstüne çıkıp tepinseler ne olur? Hiçbir şey. Şeyh Nazım Hocam da Ağrı dağı gibidir. O canımızdır.
     
  • Türkiye’nin bir yeri bölünürse tamamı gider sokaklara kadar parçalanır yok olur. Ya Türk İslam birliği ya Türkiye'nin yok olması dönemecine girdik. Onun için vatanseverler, gerçek Atatürkçüler acele etsinler. Atatürk’ün ülküsünü gerçekleştirelim. Azerbaycan’ın kapısını açalım. Sırf Azerbaycan ve Suriye'yle birleşsek bile PKK son bulur. Beklemeyelim, beklettirmeyelim, acele edelim. Herkes birbirine ve hükümete yardımcı olsun. Azerbaycan'a, Suriye'ye tam destek verelim konu bitsin.
     
  • Kabe'de baskın olacak diyor Peygamberimiz (sav), hacıların kanı akıtılacak, diyor. Kabe basılıyor ve kan akıtılıyor. Olay oldu diyoruz, "bu o değil" diyor. "Peki o olması için nasıl olması gerekir?" diyoruz. "Değil" diyor. "Neye göre?" diyoruz. "Bana göre" diyor. "Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulması oldu" diyoruz. "Yok" diyor, "Ramazan ayında olması lazım" diyor. "Ramazan ayında oldu" diyoruz. Kabul etmiyor. "Fırat'ın suyu kesildi, anarşi başladı hadiste de geçiyor" diyoruz. "Bu o değil" diyor. Fırat'ın  tarihinde bir kere suyu kesildi, Kabe'de baskın bir kere oldu, Ramazanda Ay Güneş tutulması bir kere oldu. İlk defa dünya %99 dinsiz oldu. İlk defa alimlere, ulemaya çirkin saldırı başladı. İlk defa emin olanlar hain, hain bilinen emin çıkıyor. Hainliği ispatlı, ama peşinden gidiliyor. Büyük alimlere de olmadık laf ediliyor. Bu ahir zaman alametidir. Peygamberimiz (sav) üç  ülkenin işgalinden bahsetti, üçü de oldu. Müslümanların başında lider olmaz diyor, Hz. Mehdi (as) çıkınca 1300 seneden sonra ilk defa İslam alemi başsız kaldı.  Bu kadar alameti, adam alamet olarak görmüyorsa ne konuşalım?
2010-12-23 06:52:40
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top