Adnan Oktar'ın 29 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

TV Kayseri;  Samsun AKS TV, 29 Aralık 2010

 

  • İran'ın kurtuluşu Hz. Mehdi (as)'dır. İblisun ve iblisat İran'a kafayı taktı. Buna karar verdikten sonra illaki bulaşacak bir şey bulurlar. İran dese ki, "ben atom bombası yapmaktan vazgeçtim", "yok inanmıyoruz" derler. İran, "gelin bakın" derse bu kez, "saklıyorsunuz" derler. Hani zil zurna sarhoş olur sokakta, durduk yerde birine sataşır. Bunlar da sarhoş kişi gibiler. İllaki İran'a saldıracaklar. İran Türk İslam Birliği'ne katılırsa hiçbir şey olmaz. Bazı Sünnileri çok kötü motive ettiler. Mezhepleri birbirine düşürdüler, zayıflattılar. Gece viski içen, viski içtiği içen de namaza kalkamayan bazı yöneticiler var bazı ülkelerde. Bunlarda da şiddetli Şii düşmanlığı var. İran'ın yıkılmasını, ezilmesin istiyorlar. "Gidin bombalayın, işgali yapın biz de üstüne para veririz" diyorlar. İran'ın yapacağı en güzel şey, hemen Türk İslam Birliği için Türkiye ile ittifak etmesidir. İran, Pakistan, Türkiye bir ittfak etse bitti. Amerika sadece o zaman sevgisini ve saygısını sunabilir. Konu kökünden biter. Şii düşmanı olan mihraklar da sırt üstü oturur ve konu biter. İran'ın çevresindeki bazı ülkeler de İran'a karşı muazzam silahlanıyorlar. Onların derdi de Amerika'nın silahını alıp Amerika'yı beslemek. Şiiler dünya tatlısıdır ve en az Sünniler kadar temiz ve mükemmel insanlardır. Hepsi Allah'ın güzel tertemiz kulları. İttifakta gecikmemek lazım.
     
  • (Klinikte Harun Yahya eserlerinden kütüphane yapılması hakkında)
    Hastanelere, kliniklere kitaplarımızla kütüphane yapmaları çok güzel bir hizmet. Orada hastalar beklerken açar o kitapları okurlar. Klinik olur, lokantalar olur, lokantada adam yemeğini yer, alır bir kitap okur. Veyahut pastane, küçük bir kütüphane oluşturmak orada şahane bir yöntemdir. Özellikle kahvehaneler, mutlaka orada bir küçük kütüphane oluşturmaları lazım. Ama kitabı eve gönderme politikası, onu yapmasınlar. Okuyan mutlaka orada okusun. Çünkü okuduğunu anlatabilir de oradakilere, çevresindekilere. O çok iyi olur.

     
  • Allah bize TRT'de Darwinizm'in anlatıldığı göstererek tehlikenin nasıl büyük olduğunu gösteriyor. Bu hamiyeti İslamiye'nin artması için. Kendi milli heyecanımızla ortaya çıkmamız gerekiyor. Mutlaka çok kültürlü, bilgili arkadaşlar oluşacak ve bunlar her yerde konferans verecekler. Bizim çocuklar da hiçbir şey bilmiyorlardı, ama okuyarak kendilerini geliştirdiler. Şu an yurtdışında konferanstalar. Seri olarak konferans veriyorlar. Kardeşlerimiz de kendilerini geliştirsinler. Onları da dış ülkeye konferansa gönderelim inşaAalah. Bizim sitelerimizi okurlarsa 2, 3 üniversite bitirmiş gibi olurlar inşaAllah.
     
  • Deccaliyetin etkisine girmiş, farkında olmadan deccalin askeri olmuş insanlarla karşılaştığımızda yöntem olarak aynı tavrı gösterirsek deccalle aynı vasfı almış oluruz. Mehdi vasfı göstermemiz lazım. Adam itçe konuşmuş, sen Kuran'ca konuş. Adam çakalca konuşmuş sen Muhammedi cevap ver. Israrla bu tavrı göstersinler. Hz. Mehdi (as)'da merhamet, akılıcılık, ispat vardır. Hep delilli konuşma vardır, intikamcı olmak yoktur, makul tutarlı konuşmak vardır. Basit konuşup, onun teşvikiyle ağzını bozmak, ters konuşmak, onların seviyesini inmek, onun stilini almak Hz. Mehdi (as)'ın talebesine yakışmaz. Mehdiyet ağzıyla konuşacağız. Hz. Mehdi (as) kan akıtmaz, uyuyanı uyandırmaz. Talebeleri de aynı olacak. Ağır konuşmak, hakaret etmek nefsin isteğidir. Bu şeytanı sevindirir. Bu İslam'ın lehine olan bir şey değil. Hem ayette öfkelerini yenerler diyor. Öfkeleri yenme sevabını alacağız. Bir hakaret var diyelim, insan dolu dolu cevap vermek ister, ama bunu nefis ister, bu olmaz güzel cevap vereceğiz. Sözü yaratan da öfkeyi yaratan da cevabı yaratan da Allah'tır. Güzel cevap verirse imanın, aklın, makul olmanın lezzetini alır. Asil olmanın, kul olmanın lezzetini alır. Bunun dışında basitliğin içinde ıstırap çekilir.
     
  • Güneydoğudaki kardeşlerimize iyi sahip çıkılması lazımdır. Kürt kardeşlerimizi, kardeşlerimiz her yerde bağrına bassınlar. Mesela iş yerine geldiğinde, müracaat ediyor işe girmek için. Nerelisin diyorsun? Diyarbakırlıyım diyor Mardinliyim Siirtliyim Urfalıyım. Bence özellikle onlara öncelik tanısınlar, doğulu kardeşlerimize. Onları koruyup kollasınlar. Ben seni alacağım desinler. Onlara güzel davransınlar. Sevgi göstersinler. Çünkü iddia edilen Ergenekon örgütü onları çok ezdi, çok üzdü. Onların onuruyla, hasiyetiyle, şerefiyle oynadı. İddia edilen Ergenekon Örgütü Güney Doğudaki nur gibi termemiz kardeşlerimize akıl almaz işkencelerle, akıl almaz zulümlerle sıkıntıya soktular ve onları kışkırttılar. Onun için iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün bu zulmünü onlara unutturalım. Onları bağrımıza basalım, koruyup kollayalım sevgimizi gösterelim. Onlara ne kadar değer verdiğimizi, saygı gösterdiğimizi gösterirsek, PKK’ya vurulmuş en büyük darbe olur.
     
  • Evrim o kadar aciz bir sistemdir ki, Darwinizm o kadar aciz bir teoridir ki ezmesi çok kolaydır. Tereyağını ezer gibi ezerler. Son derece kolaydır. Tamamen cehalet üstüne kurulu, çizimlere dayandırılmış son derece mantıksız, boş mantık üzerine kurulmuş, tamamen tesadüflere dayandırılmış bir sitemdir. Tesadüf dünyadaki en mantıksız açıklamadır. Mesela bir Einstein’ın oluşumunu sorduğunda nasıl oldu dediğinde. Çamurlu suların içinde, tesadüfler sonucunda Einstein diye bir bilim adamı oluyor. Daha sonra da bilim adamları elektron mikroskop yapıyorlar. Elektron mikroskobunun başına geçip diyorlar ki; “Biz çamurlu sudan nasıl tesadüfen olduk bir bakalım" diyorlar. Çamurlu sudaki çamurlar bir süre sonra kendini, elektron mikroskop yapıp inceleyecek konuma geliyor. Çamurlu suyun içindeki atomlar tesadüfler sonucu, kör atomlar, sağır atomlar, şuursuz atomlar bir araya gelip resim yapan, beste hazırlayan, üniversitede okuyan, dünyayı tam renkli gören, üç boyutlu duyan, çok geniş düşünen, yargısı olan adamlara dönüşüyor. Kim yaptı diyorsun çamurdaki atomlar diyor. Tesadüfler sonucunda oldu diyor. Darwinizm bunu anlatıyor.
     
  • Bu kadar mantıksız bir teoriye şeytan insanları inandırdı. Şeytan insanlarla alay ediyor şu an. Yerlere yatarak gülüyor şeytan. Dünyanın %99'una buna inandırdı. Eğleniyor dünyayla şu an şeytan. Dalga geçiyor. İnsanları kucağına düşürdü. “Her şey tesadüftür bakın” diyor.  “Atomlar tesadüfen meydana geldi, hormonlar tesadüfen meydana geldi, hücre tesadüfen oldu” diyor. “Her şey tesadüfen oldu.  Siz de tesadüfen meydana geldiniz” diyor. “Tesadüfler sonucu oluşmuş bu varlıklar şehirleri meydana getirdi” diyor. “Doğrusun ey iblis” diyorlar. % 99’una diz çöktürdü şeytan dünyanın. Buna karşı Mehdiyet atakta, inşaAllah. Biz de Hz. Mehdi (as) talebeleri olarak mücadele veriyoruz. Dünya tarihinde görülmemiş bir olay oldu. İblis bütün dünya ile alay eder hale geldi. Şu an dünyaya büyük bir oyun oynadı iblis ve onları hipnoza soktu. Manyetik etkisi altına aldı. Telkin yaptı ve inandırdı onları. Dünyanın en mantıksız açıklamasına inandırdı onları, tesadüfe inandırdı. “Portakallar, limonlar, üzümler, kavunlar, karpuzlar hepsi tesadüfen oluştu” diyor. Zürafalar, aslanlar, geyikler, kainat, hepsi tesadüf sonucu diyor. “Ey iblis doğru söylüyorsun” diyorlar. İblisin karşında secdeye kapanıyorlar. Şeytan vaadini doğrulamış oluyor böylece. Allah diyor ayette, "İnsanların hemen hemen tamamını saptıracağım" diyor şeytan. "Bir tek senin samimi kulların müstesna" diyor. "Mehdiyet, Peygamberler ve onlara uyanlar ve ahir zaman Mehdi’si ve İsa Mesih bunlar hariç hepsini saptıracağım, ama bana vakit ver" diyor. Allah "sana vakit verildi" diyor. Şu an şeytan bu vaadini doğruladı. Dünyanın %99’unu tesadüfe inandırttı ve insanlarla alay ediyor bütün şeytan orduları. Şeytan da hayret ediyordur nasıl kandırdığını ve nasıl ikna ettiğine. Dünya tarihinde ilk defa iblusun ve iblusat dünyaya hakim oldular. Ama ilk defa da iblis dünyada yeniliyor şu an. İblis ordularına karşı Hz. Mehdi (as) orduları ilmi olarak savaş halindeler, atak haindeler. Tuttuğunu indiriyor Mehdiyet. İblis ordusu çok kalabalık şu an, insanların cehalet tembellik ve dikkatsizlik damarından yakalayıp perişan ediyor deccal. Ama Hz. Mehdi (as) devrinde iblis ilk defa öldürülecek, tam yenilgiye uğrayacak inşaAllah.
     
  • Allah cehennemde evrimcilere cehennem meyvesi sunuyor. Onların anladığı açıdan mutasyona uğramış meyve nasıl olur görecekler. Allah "tesadüfen oldu her şey" diyenlere, tesadüfen insan, tesadüfen meyve, tesadüfen hayvan nasıl oluyor onu gösterecek. Her yer ateş kaynıyor. Şu anda da dünyanın altı ateş kaynıyor, ama Allah kusursuz bir dengeyle hiç hissettirmiyor bunu. Elmayı düşünün bizim yaşadığımız kısmın elmanın kabuğu gibidir. Altında fokur fokur magma kaynıyor. O ateş topunun içerisinde incecik bir kabuğun üstüne Allah bizi yaşatıyor. Ahirette işte  tesadüfle olsa nasıl her yerde ateşler fışkırırdı onu görecekler. Tesadüfen olmuş bitki nasıl olur Allah onlara onu gösteriyor. Yerden çıkan berbat sular olacak içemiyorlar. Dünyanın altı magma olduğuna göre su zaten öyle olmalı. Normalde çok tatsız, tuzsuz olması lazım. Bakırdan, tuzdan, bakır sülfattan geçerek geliyor, çok iğrenç ve zehirli suya dönüşmesi lazım. Ama çıkan su gayet güzel. İşte ahirette Allah ehli dalaletin elinden bunu alıyorlar. Orada insanı çok rahatsız eden su çıkıyor. İnsanlar evrime uğradı diyorlar. Orada kafası ters, gözü sırtında mahluklar çıkıyor. Bilimi savunuyorum ben diyorsun al sana evrim işte cehennem tam istedikleri gibi olacak. Bitkiler ve hayvanlar iğrenç patolojik olacak. Kafası karnın altında kuyruğu burnun üstünde olacak. Akıl ve göz zevklerini ellerinden alacak ve perişan yaratacak. Söyleyecek sözleri de olamayacak. Zaten her şey tesadüf diyordunuz alın size tesadüf. Allah yarattı dersen mükemmellik olur. Tesadüf yaptı dersen abuk subuk olur. 


 Kaçkar TV, 29 Aralık 2010

Taha Suresi,

102- Sur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız. 

Yüzleri de kara, madem evrimle oluyor cilt diyorlardı, hiç beğenmeyecekleri bir cilt yaratıyor Allah.  Gözleri de yeşil, siyah, etkileyici değil, gömgök morarmış bir göz yapıyor Allah. Kaskatı ve fonksiyonu yok. Görüntü beyine geliyor, fakat ruh olmadığı için göremiyor inşaAllah.

103- (Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında fısıldaşacaklar.

Zamanı anlayamıyorlar, zaman izafidir. Zamanın izafi olduğuna 1300 sene inanmadılar. Sonunda fizik ortaya koydu, Einstein'ın anlatımlarıyla kanaatleri geldi. Zaman ve mekan izafi. Onlar zaman ve mekan sonsuzdan beri  var sanıyorlardı. Ama zaman ve mekan önceden yoktu.

114- Hak olan, biricik hükümdar olan Allah yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur'an'ı (okumada) acele etme ve de ki: "Rabbim, ilmimi arttır."

Müslümanlar ilimlerinin artması için dua edecekler. "Kuran okumada acele etme" diyor. Demek ki yavaş yavaş düşünerek tefekkür ederek, anlayarak okuyacağız.

115- Andolsun, Biz bundan önce Adem'e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

İki şeye dikkat çekmiş Allah, sözünü unutması ve kararlı olmaması. Müslümanın hafızası çok güçlü olacak ve kararlı olacak. Dini yaymada, Allah korkusunda, Allah sevgisinde, İslam birliğinde, Allah'a hizmette, Kuran'ı sevmede kararlı olacak, dikkati dağılmayacak.

116- Hani Biz meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi, o, ayak diremişti.

"Ben secde etmem" diyor iblis. Hz. Adem (as)'ın önünde eğilmek ağırına gidiyor.

117- Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun."

Cennette mutluluk var, "çıkarsan mutsuz olursun" diyor dikkat çekiyor.

 118- Şüphesiz ki, senin acıkmaman ve çıplak kalmaman orda (cennette kalmana bağlı)dır."

Cennette acıkma olmaz ve cennette sürekli Allah elbise yaratır. Allah Kuran'da, "size giyimlikler var ettik" diyor. Beynimizin içindeki kıyafeti görürüz biz dışarıdaki kıyafeti değil. Dışarıda ki kıyafet saydamdır. Normalde dışarıdaki kıyafetin ne rengi ne de örtücü bir etkisi vardır, saydamdır. Örtücü olmasını Allah bizim beynimizde yaratıyor. "Cennette kalman ancak Bana bağlı olmanla olur" diyor.

119- Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da."

Aşırı sıcak soğuk yok, ılıman iklim var cennette.

120- Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?"

Hz. Adem (as) Allah'ın sözüne değil, şeytanın sözüne uyuyor, vesveseye düşüyor. Zaten cennette sonsuz, ama şeytan "sonsuza kadar kalmayacaksın benim sözümü dinlersen sonsuz olacak" diyor.

"Yok olmayacak mülkü istersen sana söylediklerimi" yap diyor. Onların hepsinin yok olacağına dair vesvese veriyor. Cennette bile iman zafiyeti olduğunda ne olacağını Allah gösteriyor. Cennete gittiğimizde imanlı gideceğiz ve imanlı olduğumuz için rahat edeceğiz. Mesela kafir cennette olsa yine rahatsız olur Allah'tan şüphe eder. Biz hiçbir zaman Allah'ı, Allah'ın Kendini bildiği gibi bilmeyeceğiz. Allah'ın Kendini bildiği gibi birinin bilmesi için haşa Allah olması lazım. Öyle bir şey olmayacağı için hep iman edeceğiz. O yüzden sürekli ona ibadet halinde olacağız.

“Böylece ikisi ondan yediler hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi” "Bu meyveyi yerseniz hem yok olmayacaksınız, ölmeyeceksiniz hem mülk de sürekli kalacak" diyor. Allah'ın sözüne güvenmeyip şeytana uydukları için onun bunu yapacağını sanıyorlar. Allah'ın kendilerinden gerçeği gizlediğini bütün cennetin son bulacağını zannediyorlar ve şeytana uyuyorlar.

“Üzerlerine cennet yapraklarından yamayıp örtmeye başladılar, adem rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp kaldı” Cenab-ı Allah Kendi gücünü gösteriyor, üstündeki elbiseler de gidiyor inşaAllah.

122- Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve doğru yola iletti.

 İmanlı olmanın önemini Allah gösteriyor bize, Hz. Adem (as) çok pişman oluyor. Cennette de sonsuza kadar iman ediyor mümin. Hiçbir zaman Allah'tan kuşku duymuyor. Tahkiki imanın önemini gösteriyor Allah. Cennete de müminler Allah'tan razı olarak tahkiki imanla gidiyor. Her zaman Allah'a bağlı oluyor.
 

123- Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size Ben'den bir yol gösterici gelecektir; kim Benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz."

Hz. Adem (as), eşi ve şeytan hepsi iniyor cennetten. " kim Benim hidayetime uyarsa", işari anlam olarak kim Mehdime uyarsa. Ayette peygamberlere işaret var, ama Hz. Mehdi (as)'a da işaret var. Ayetin ebcedi 1982'yi veriyor. “Kim benim hidayetime uyarsa şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz” Deccaliyet üzüntü, elem ve keder getirir, Mehdiyet ise neşe, sevinç, dışa dönüklük, rahatlık getiriyor. Ahir zamanda hidayet Kuran'a uymaktır, Hz. Mehdi (as) da Kuran'a davet edecektir.

124- "Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz."

Allah'ın zikrinden yüz çevirirse, sıkıntı ve elem veririm diyor Allah. Sıkıntıdan uyuşturucu içer, alkol içer sıkıntıya düşer, ama kurtulamaz. "Ekonomik yönden de çökertirim" diyor. Ekonomik krizin de sebebini açıklamış oluyor Allah.

“Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.” Darwnistler göz tesadüfen oluştu diyor. Ahirette de tesadüfen meydana gelmiş gibi göz olacak. Sırtında, karnında falan. Sinirlerle beyine de bağlı olacak ama Darwinistlerin iddiası ruhun olmadığı, sözde tesadüfen oluşmuş görüntü merkezi de olacak ama görüntüyü kim görecek? Görecek biri yok? Ne oluyor? O zaman kör olmuş oluyor. Görmek için ruh lazım. Adam da ruha inanmıyor. Görüntü beyne gelse bile işe yaramaz. Allah da buna dikkat çekmiş kör olarak haşredeceğiz derken. Ruhun gerekliliğini belirtiyor Allah.
“kim benim zikrimden yüz çevirirse sıkıntılı”; ekonomik krize işaret var burada. Neşeli bir ekonomik kriz değil, " dolu kriz yaparım" diyor.

“Kör olarak hasredeceğiz" diyor. Göz bir işe yaramıyor, kulak da bir işe yaramıyor. Ahirette adamda kulak olacak, ama duyan ruha ihtiyaç var. Evrim bunu yapamaz ve sağır olacaklar. Hem göremiyor hem duyamıyor.

125- "O da (şöyle) demiş olur: -Ben görmekte olan biriyken, beni niye kör olarak haşrettin Rabbim?"

Sen tesadüfen diyordun, işte tesadüfen olan göz böyle oluyor. Gözü var mor gözü, sinirleri de var beyne ulaşan, ama gören ruh yok. İyi de "ruh yok" diyordunuz, o zaman görme de yok. Ruh yok diyordunuz neden şamata yapıyorsunuz?

 
  • Önce inancı meydana getirip, sonra Kuran'da aramak olmaz. Kuran'da bir şey varsa hak olur. Ama sen bir inanca uyuyorsun, daha sonra Kuran'da var mı yok mu bakıyorsun. Kuran'da yoksa da inanalım diyorsun. Bu hak olmaz. Biz Kuran'a göre hak olana bakarız, tabii oluruz. Kuran ne diyorsa doğrudur. Kuran'da yazan bir şeyi hak olmayan bir akımın alıp kullanması da bir şey değiştirmez. Onlar kullanıyor diye biz hak olana inanmaktan vazgeçmeyiz. Mesela sosyal adalet Kuran'da var, Marksistler de sosyal adaleti savunuyor. Biz sosyal adaletten vaz mı geçeceğiz? Benzer şekilde, kadere iman konusunda farklı gruplar sapkın inançlar geliştirmiş olabilirler, biz Kuran'a bakarız. "Allah dilemeden siz dileyemezseniz" diyor Allah. Önce Allah diliyor, sonra biz diliyoruz. Ama adam ne demek istiyor? Önce ben dilerim sonra Allah diler diyor. Bu şirktir, haşa ben Allah'ım demektir. Hepsini Allah yapıyor. Ama bir zorlama var mı? Yoktur. Beni dinlerken şu an zorla dinlemiyorsunuz. Ben de baskı altında değilim, kendi içimden geldiği gibi anlattım. Cüzi irade var, ama onu da Allah yaratıyor. O zaman süslü konuşmaya gerek yok. Bütün güç Allah'ın elinde. Cüzi iradeyi ben yaratıyorum diyorsan, yeniden kelime-i şahadet getirmen lazım. Çünkü Allah'tan güçlü olduğunu iddia etmiş oluyorsun.
     
  • Bir Şeyh Hz. Mehdi (as)'ı alenen söylemez, hüsnü zan eder, hüsnü zannı da açıklamak tehlikeli olabilir. Bunu herkes yapamaz. Çok kapalı üslupla hüsnü zan dile getirilir. Mesela menzil cemaati diyelim. Gavs hazretleri ne diyor? Gavs hazretlerine soruluyor. "Efendimiz bu kadar cezbe ehli vardır şimdi hepsi gevşemişlerdir ne oldu bu tarikat ehline?" diyorlar. Gavs hazretleri buyuruyor, "evet artık hidayet kalmadı da ondan." Çünkü şeyhlerden mehdilik gücü alındı, diyor. "Bizimki bu zaman da vallahi bir idaredir, aldatmaca gibi bir şey çünkü tam hidayet artık Hz. Mehdi'nin elindedir. Tam manasıyla hidayeti o yapacaktır biz ise çoluk çocuk nasıl aldatılırsa eğlendirilir öyle yapıyoruz" yani bizim etkimiz olmaz diyor. Şimdi ben o cemaatten olduğumu düşünsem Hz. Mehdi (as)'ın faaliyette olduğunu net olarak anlarım. Ayrıca Hz. Mehdi (as)'ın tarikatlarla bağlantısı olmadığının da anlarım. Çünkü cezbe ehli vardı, ama hepsi gevşemiş diyor ve bizimkisi bu zamanda aldatmaca gibi, hidayet artık Hz. Mehdi (as)'ın elinde diyor. Bu demektir ki, "Hz. Mehdi (as) tarikat ehli değildir" diyor. Bunun dışında artık Hz. Mehdi (as)'ın alametlerine bakacak ve Hz. Mehdi (as)'ı bulacak. Bunun üzerine artık "şu mehdi" derse olmaz. Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri, "Hz. Mehdi (as) bu yüzyılda gelecek İstanbul da çıkacak" diyor. Daha ne desin? Mürşitler ancak böyle izah eder. Adres sokak veremezler. Dikkatli talebe ise doğruyu çıkarır. Ama adam her şey hazır olsun istiyor. Yemeğini şeyhi yedirsin banyoya şeyhi götürsün istiyor. O zaman şuuru kapalı hayvan olmuş olursun. Hz. Mehdi (as)'ın zaten hayvana ihtiyacı yok ki. İmanın nuruyla Hz. Mehdi (as) anlaşılır.
     
  • Bediüzzaman herkesin anlayabileceği gibiydi, ama anlamazlıktan geldiler. Çünkü Bediüzzaman'ı anlamak hapishane demekti. Bediüzzaman'ın yanında görseler savcılığa oradan mahkemeye ve hapishane. Adam bunu göze almaz bunu kabul etmez. O zaman anlamamaya ihtiyaç vardı. "Benim mürşidim büyük ben ona inanırım" diyor. Mürşidinin deccaliyete karşı mücadelesi var mı, yok. Küfürle mücadelesi var mı, yok. Bediüzzaman da hepsi var ama anlamazlıktan geliyorlardı. Adamlar keyif ve zevklerini arıyorlardı. Hz. Mehdi (as) ben keyfimi, dünya zevklerimi bıraktım diyecek. Benim için tek Allah diyecek ve Allah'ın rızası diyecek. Hz. Mehdi (as)'a talebe olmak isteyen de şehit olmayı, hapis olmayı, her iftirayı kabul ediyorum, Hz. Mehdi (as)'a atılan her iftirayı da kabul ediyorum diyecek. Böyle derse, Allah Hz. Mehdi (as)'ı gözünde ayna gibi gösterir. Hiçbir şeyden ailesinden çocuğundan vazgeçemiyor. O zaman göremezsin, yolun da kafan da kapalı olur. O zaman göreceği yer şeytanın, nefsinin, deccalin gösterdiği yerler olur. Artık deccali görür, deccaliyet şirin gelir. Hiçbir sorun da çıkmaz. Deccale çok rahat ulaşır. Ama Hz. Mehdi (as)'ı göremez, Allah gözünü kapatır.
2010-12-30 06:48:35
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top