Adnan Oktar'ın 14 Ocak 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kaçkar TV, 14 Ocak 2010

  • İsrail'in Mavi Marmara'da şehit olanlar için özür dilemeye niyeti var, ama halkın tepkisinden çekiniyorlar. Halkın tepkisi değil, Hakk'ın tepkisi çok önemlidir. Hak olan bir şey olduğunda yüz kişi bağırırsa, İsrail hemen yapmaktan vazgeçiyor. Darwinizm'le ilgili biz bir konferans yapacaktık. 10-15 kişi bir bağırdı, "aman, aman vazgeçelim" dediler. Bu çok acayip bir hareket. Delikanlı olmaları lazım, "siz kim oluyorsunuz?" demeleri lazım. "Hayır, yapılacak" demeleri lazım.
     
  • Fethullah Hocamız'da coşkun bir Hz. Mehdi (as) sevgisi vardır. Cemaatte de müthiş bir Mehdi sevgisi vardı, ama şu an onu yok etmek için bir faaliyet var. Yeni yetişen gençlere yönelik özellikle, onları uyuşturmaya çalışan bir çalışma yapılıyor. O yüzden en güzeli Fethullah Hocamız'ı alıp buraya getirmek. Fethullah Hocamız burada olsa, asla cesaret edemezler böyle bir şey yapmaya, düşünemezler dahi. Ama uzak olunca, "gözden ırak olan, gönülden de ırak olur" derler, adamların gönlünden kopuyor ve bu anormal hareketleri yapmaya başlıyorlar. Fethullah Hocamız buradayken, yer gök inlerdi. Hz. Mehdi (as)'ı ima ettiğinde dahi, müthiş cezbe tutuyordu talebelerini, yeri göğü inletiyorlardı. Muazzam bir Mehdiyet heyecanı vardı. Onu silmeye çalışıyorlar var güçleriyle. Binbir türlü adam ortaya çıkarıyorlar. Üniversite profesörleri çıkarıyorlar, bir başkasını çıkarıyorlar. Biri yüz sene sonra gelecek diyor, biri beş yüz sene sonra gelecek, biri bin sene sonra gelecek diyorlar. Gelmesin de ne olursa olsun diyorlar. Biri de çıkıyor, "Mehdi gelmesin" diyor.
     
  • Şeyh Nazım Hazretleri dünya tatlısıdır. Nezaketi, sevgisi, hürmeti, şefkati halle çok mükemmel veren bir insan. Bir münafık yobaz hocalara bakın, sahtekarlara bakın, bütün milletin gözünün içine baka baka yalan söyleyen, elinden yüzünden basitlik akan haysiyetsiz, şerefsizlere, bir kısım azılı yobaz münafıklara bakın, bir de bu mübareğin elinden yüzünden akan nura bakın. Boyut farkı var. Benim samimi kanaatim, Kutbu'l Aktab tecellisi çok şiddetli üzerinde. Böyle muhterem ve büyük insanlara bütün dünyanın ihtiyacı var. Taa dünyanın neresinden geldi o madenciler. "Bir gördük, tecelli olarak yanımıza geldi" diyorlar. Yüzlerce kilometre uzaktan ziyaretine geldiler. Hakikaten olacak iş değil, direk çöker normalde. Matkapla yol açıyorlar, normalde dağ, taş yıkılır tamamen altında kalırlar. Çok rahatlıkla oldu. Bunlar duayla olur. Allah'ın yardımıyla olur, Allah yaratır. Çökmeyi de Allah yaratır, kurtarmayı da Allah yaratır. Velileri de Allah vesile eder. Şeyh Nazım Hazretleri'nin veli olduğu çok açık belli oluyor. Şeyh Nazım Hocamız'a dua çok önemlidir. Bütün Müslümanlar, mutlaka her gün sağlığı, sıhhati, dinçliği için dua etsinler. Toplu dua insanların bilmediği özel bir güçtür. Mesela ben diyorum ki, "Türk İslam Birliği için dua edin, olacak", bak tüm dünyanın üzerini Allah'ın gücü kaplamış durumda. Toplu duada Allah ona nazar ediyor. Toplu dua çok önemlidir Allah Katında. Mesela toplu yağmur duasına çıkıyorlar, onu da kabul ediyor Cenab-ı Allah. Topluca yapılan dua muazzam etki yapar, ferdi duadan çok ayrıdır toplu dua. Etkisi çok şiddetlidir, çok büyüktür inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamız'ın Hz. Mehdi (as)'a biatı görmesi çok önemli. Hz. İsa Mesih (as)'ı görmesi çok önemli. Görmüştür de, bizim kast ettiğimiz biatı da görmesi. Yoksa görmemiştir diye bir konu yok. Onun için Hocamız'a canı gönülden, aşkla dua etsinler. Sağlığı, sıhhati için inşaAllah. Hem çok sevap olur, çünkü dua ibadet kastıyla yapılır. Hem de güzel tecellisi görülür. Her gün, tanımıyorsa dahi, "Ya Rabbi bu mübarek insana sağlık, sıhhat ver. Güzellik ver, ömrünü uzun et." Bir nevi Hz. Yakub gibi, ahir zamanda inşaAllah.

Fazl b. Şazan: Abdullah b. Sinan rivayet ediyor, İmam Cafer Sadık buyurdu:

"Yataklarından (evlerinden) kaybolanlar üçyüzonüç kişidir, Bedir ehlinin (Bedir savaşına katılan Müslümanların) sayısı kadardır... onlar Kaim Mehdi'nin sahabeleridirler."

"Yataklarından kaybolanlar"; Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin sürekli hareket halinde olduğu anlaşılıyor. Sürekli dışarıdalar. Birbirlerinin evinde kalıyorlar, o onun evinde kalıyor, o onun evinde kalıyor. Buna Peygamberimiz (sav) özellikle dikkat çekmiş. Sabit evleri yok, sürekli hareket halinde olduğu için bir gün orada, bir gün burada.
Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Evvelkiler, yani Hz. Mehdi (as) talebelerinden evvel gelip geçmiş kim varsa, ama insanlar, peygamberler değil, kim olursa olsun onları geçemez diyor.  Sonraki kıyamete kadar gelecek kişiler de onlara yetişemez diyor. O kadar kıymetlidir Hz. Mehdi (as)'ın talebeleri.

Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57-68)

"Onlar her zalime galip gelirler"; mutlaka galip gelirler diyor. Yani Hz. Mehdi (as)'ın yenilmesi diye bir konu yoktur, mutlaka yener. Kalpleri demir gibidir demek, korkak değiller, ürkek değiller, yılmıyorlar, metinler. Demir gibi dayanıklı. Ahir zamanda insanlarda korkaklık var. Havf var, yılıyor, bıkıyor bir şekilde dağılıyor. Gündüz aslanlar, gündüzleri faaliyet yapıyorlar. Gece de abiddirler, yani çok takva, dinini yaşayan çalışma içindeler. Gece faaliyetleri de devam ediyor. Demek ki Hz. Mehdi (as) talebelerinin gece ve gündüzleri yok. Gece da sabahlara kadar faaliyet halindeler. Gündüz de faaliyet halindeler, arı kovanı gibi. Ne evvelkiler ne de sonrakiler, diyor; yani bütün dünya tarihinde ne kadar insan varsa onlara yetişemez diyor Peygamberimiz (sav). Dünyanın ilk kuruluşundan itibaren, peygamberler hariç, kim olursa olsun yetişemez diyor. Ve ehli sünnet alimlerinin en muteber eserlerinde bu hadisler ve hiçbir alim bugüne kadar itiraz etmemiştir, bu yanlış dememiştir. Çünkü bu kitaplar bin yıllık, bin iki yüz yıllık kitaplar. Binlerce alim okumuş, mükemmel demiştir. Binlerce alimin tasdikiyle sabit. 

Bedir savaşındaki askerler gibi 313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacak. Çünkü bu 313 kişi gece abid (çok ibadet eden kimse) gündüz kahraman niteliğini taşımaktadırlar. (Kıyamet Alametleri, s. 169)

Bedir Savaşında da Peygamberimiz (sav)'in talebeleri 313 kişiydi. Hz. Mehdi (as) etrafa meydan okuyacak, yani, "en kralınız gelsin tartışalım" diyor. Mutlaka (ilmen) eziyor Hz. Mehdi (as). Meydan okumanın anlamı bu, "gel", diyor "insanların karşısına çıkalım, tartışalım." Adamlar, "ben korkuyorum, gelmem" diyecekler Hz. Mehdi (as)'a. Çünkü ilmen mutlaka ezer ve mağlup eder. Hz. Mehdi (as)'ın ezme gücünü Allah yaratıyor. Allah kaderde onları mağlup yaratmış, mutlaka mağlup oluyorlar.

Abdullah bin Ebu Yâfûr der ki, İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Yaklaşan fitneden dolayı Arapların isyankârlarına eyvahlar olsun." ARZETTİM Kİ: "SANA FEDÂ OLAYIM, ARAPLARDAN KÂİM ALEYHİSSELAM (HZ. MEHDİ (AS)) İLE BİRLİKTE KAÇ KİŞİ OLACAKTIR? "ÇOK AZ" diye buyurunca şöyle arzettim: "Allah'a andolsun ki onlardan Hz. Mehdi (as)'a yardım edeceğini iddia eden çok adam vardır." Buyurdu ki: "Halk mutlaka tasfiye olunacaktır. Temizlenecek ve elekten geçirileceklerdir. Elekte birçok halk elenecektir." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 239-240)

"Yaklaşan fitneden dolayı Arapların isyankârlarına eyvahlar olsun." Yani, Darwinist, materyalist, komünist takımından kim varsa onlara eyvahlar olsun.

Hz. Mehdi (as) talebeleri arasında Arap asıllı olan çok az olacak, belki bir kaç kişi. Genellikle hep Türklerdendir Hz. Mehdi (as)'ın talebeleri. Çünkü Hz. Mehdi (as)'ın ordusunun Türklerden olacağına dair çok fazla rivayet var. En has, en iyi talebeler Hz. Mehdi (as)'ın etrafında toplanıyorlar.

Ebu Basîr der ki: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: "... TEMİZLENECEK VE AYIKLANACAK, ÖYLE Kİ İÇLERİNDE FİTNELERİN ASLA ZARAR VERMEDİĞİ BİR TOPLULUK KALACAKTIR." (Gaybet-i Numani, s. 245)
 
Fitneler Hz. Mehdi (as) talebelerine asla zarar veremeyecek. Hapsedilecek, hakaret edilecek, saldırılar olacak, sahtekar, sapık hocalar saldıracak, öyle hale gelecek ki muazzam bir atağa geçecekler ama hiç etkili olmayacak.

Hasan b. Salih-i Bezzaz'dan: Hasan b. Ali Askeri aleyhi's-selâm şöyle buyurdu:

"DOĞRUSU BENİM OĞLUM, BENDEN SONRAKİ KAİM (HZ. MEHDİ (AS)'DIR)) DİR. UZUN ÖMÜRLÜLÜKTE VE GAYBETTE PEYGAMBERLERİN SÜNNETİ ONDA (HZ. MEHDİ (AS)'DA) VUKU BULACAKTIR. BU SÜRE ÇOK UZADI DİYE BAZI KALPLER TAŞ GİBİ SERTLEŞECEKTİR. ALLAH'IN KALBİNE İMAN YAZDIĞI VE RAHMETİYLE DESTEKLEDİĞİ KİMSELER DIŞINDA ONA (HZ. MEHDİ (AS)'A) İNANAN KALMAYACAKTIR."  (Kemal-ud Din, s. 526 ve Bihar-ul Envar, c. 51, s. 224)

  • Hz. Mehdi (as)'ın ömrü uzun olacak ve gaybeti olacak. Kaybolacak. Ya kendi gizlenecek, ya hapse koyacaklar ya da başka türlü  gasp olunacak. Hz. Mehdi (as)'ı son zamanlarda biz açık açık görmeye başlayacağız. İlk başlangıçta Hz. Mehdi (as)'ı görmek pek mümkün olmayacak. Ya kendi gizlenecek ya cebren gizletilecek. Yani hapse sokularak. Ama bir süre sonra alenen görülmeye başlıyor. İnsanlar yattıkları yerlerden görecekler, belli ki televizyondan. Yattığı yerden onu dinler diyor, Hz. Mehdi (as)'ın huzurunda bir insan yatamaz. Yattığına göre, televizyondan izliyor. Bir insanın şahsına saygı gösterilir, ama görüntüsünün karşısında yağa kalkmasına gerek yok. Hadis o kadar mükemmel açıklıyor ki televizyonu. Her Müslüman evinde görecek diyor ve yattığı yerden görecek diyor. Her Müslümanın evinde girecek Hz. Mehdi (as), bu nasıl olacak? Net televizyon çok açık. Yattığı yerden duyar diyor, bu nedir? Radyolardan, internetten duyacak.
     
  • Hz. Mehdi (as) bütün peygamberlerin özetidir. Özetlenmiştir adeta. Hz. İbrahim (as) gibi uzun ömürlü, Hz. Yusuf (as) gibi gaybette. Soruyorlar Peygamberimiz (sav)'e, "Hz. Yusuf'a nereden benzer?" diyorlar. "Gaybet yönünden benzer" diyor.
     
  • Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının süresinin uzamasından dolayı bazı kalpler sertleşecek diyor. "Otuz yıl geçti, Hz. Mehdi (as) çıkmadı, demek ki çıkmaz bundan sonra" diyecekler. Kalpleri sertleşiyor. Peygamberimiz (sav), bu mantığa, bu kafaya 1431 sene öncesinden dikkat çekmiş.
     
  • Allah'ın kalbine iman yazdığı, kalbinde çok güçlü iman yazdığı, kaderinde ve rahmetiyle desteklediği, özel olarak desteklediği kişiler hariç. Yani ta Kalu Bela'da Allah'tan emir almış kimseler dışında, Hz. Mehdi (as)'a inanan kalmayacak. Kimi diyecek ki, "gelmez", kimi diyecek ki "istemiyoruz", kimi diyecek ki "bin yıl sonra, beş yüz yıl sonra", kimi "hayaldir, görüntüdür", kimi "şahsı manevidir" diyecek. Var güçleriyle mücadele edecekler. Peygamberimiz (sav) buna dikkat çekmiş. Var güçleriyle radyolardan, televizyonlardan, Hz. Mehdi gelmeyecek, Hz. Mehdi yok diye bir propaganda ve çalışma yapılacak. Hadis bunu gösteriyor. Bu çok büyük harikadır, dünyanın hiçbir devrinde, 1431 seneden beri Hz. Mehdi (as) gelmeyecek tarzında yayın, özellikle son iki yıldır olduğu gibi hiç olmamıştır. İlk defa İslam tarihinde bu kadar yoğun oluyor. Hep Hz. Mehdi (as) gelecek diye bilinir. Ama bu kadar yoğun, hatta bir kısım Nur talebelerinden, başka cemaatlerden, internet sitelerinden, kitaplardan bu kadar yoğun karşı propaganda yapılmamıştır.
     
  • İnsanların bir kısmı dünya çıkarı yüzünden Hz. Mehdi (as)'ı istemeyecekler. "Gelmesin" diyorlar, çünkü keyifleri yerinde. Birçok yerde görev de veriyorlar,  mesela bir okulun mütevelli heyetinde oluyor, biri bir vakıfta oluyor, çayını içiyor, altlarında da bir station araba oluyor, çolul çocuk doluşuyorlar geziyorlar. Ağzının tadı kaçsın istemiyor. Bir de onun üstünde biri olmuş olacak. Hz. Mehdi (as) enaniyet yapılabilecek birisi değil. Birinin emrine girmek çok ağrına gidiyor bunların. Bunlar çünkü müceddidleri, müçtehitleri de beğenmiyorlar. Ehli Sünnet alimlerini beğenmiyorlar. Kendilerinin üstünde birisi olmuş olacak, asla kabul edebilecekleri gibi bir şey değil. İnsanların enaniyetinin en ağırına gidecek konulardan birisi de itaattir. Şeytan ne yaptı,  Allah "secde et Adem'e" dedi. Acayip ağrına gitti. Hemen orada sahtekarlık yaptı. "Onu topraktan beni ateşten yarattın" dedi. Üslup klasik ahmak üslubu, haşa Allah'a öğretmeye kalktı. "Ben secde etmem" dedi. Ağırına gitti itaat etmek. İnsanların en ağırına giden şeydir, birine itaat etmek, saygı göstermek. Münafıkların da en ağrına giden şeydir itaat etmek. Onun için yeni namaza başlayan birçok kişide görülür, secdeye kapanmak müthiş ağırına gider. Eğilmeyi, rükuyu kabul eder ama secdeyi hiç kabul etmek istemz. Ayakta durmayı kabul eder, rükuyu belki, ama secde çok ağırına gider. Şeytanın çok ağrına gitmiştir. Şeytan ondan sonra bana süre ver demiştir. İşte deccaliyeti ve şeytanlığı şu an Hz. Mehdi (as) altına aldı boğuyor. Bunlar boğulmanın getirdiği bağırtılar, böğürtülerdir etraftan gelen sesle, bu panik ondan. Şeytan bağırıyor, "Mehdi beni öldürüyor, beni kurtarın" diyor. "Hiç olmazsa bir nefes alayım" diyor. "Hiç olmazsa bir yüz sene ertelesin, bir beş yüz sene ertelesin, nefes alayım" diyor. Ama bırakmayacak, ara vermeyecek Hz. Mehdi (as). Ayağının dibinde ölecek, bundan kurtulamaz. Hadiste de var, Hz. Mehdi (as)'ın ayağının dibine ceset olarak serilir şeytan, diyor. Kader böyle, Allah böyle yazmış.

İmam Muhammed Bâkır (as) ve İmam Cafer Sadık (as) Hz. Mehdi (as)'ın yardımcıları hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar dünyanın doğusunu ve batısını ele geçireceklerdir. ONLARDAN HER BİRİSİNİN KIRK İNSAN KADAR GÜCÜ VARDIR. KALPLERİ DEMİR GİBİDİR. ÖYLE Kİ, LA İLAHE İLLALLAH VE ENNE MUHAMMEDEN RESULULLAH" HER YERDE YANKILANACAK VE DUYULACAKTIR." (Bihar-ul Envar, c. 52, s. 340)

 “Onlar dünyanın doğrusunu ve batısını ele geçireceklerdir“ Fransa'sını da, Almanya'sını da, Amerika'sını da, Çin'ini de hepsini manen ele geçirecekler, manen fethedecekler. Peygamberimiz (sav) söylüyor, torunları naklediyor. Hem Hz. Mehdi (as) bizzat gitmiyor, talebeleri gidiyor, ilmen boğmaya. Nereye gidiyorlar, dünyanın doğusunu ve batısını ele geçirecekler diyor. Gidip İngiltere'yi, Amerika'yı, Fransa'yı, İsrail'i ilmen vuruyorlar. Nerede dinsiz, imansız, materyalist, Darwinist varsa ilmen boğacaklar.

"LailaheilaAllah Muhammeden Resulullah her yerde yankılanacak"; Yankılanmak nasıl olur? Televizyon ve radyo ile olur. Hz. Mehdi (as) bir yerde, "lailahe illallah" deyince milyonlarca evde birden aynı anda duyulacaktır. Bu yankıdır, çünkü her yerde gider. Dünyanın her yerine internetle, radyoyla, televizyonla yayılacak ve duyulacaktır.

Buyurdu ki: "Onları yeryüzünün kenarlarında ara. ONLARIN YAŞANTILARI SADEDİR, EVLERİ SIRTLARINDADIR, EĞER HAZIR OLSALAR TANINMAZLAR, EĞER KAYBOLSALAR ARANMAZLAR, HASTA OLSALAR KİMSE ONLARIN ZİYARETİNE GELMEZ, EĞER EVLENMEK İSTESELER KİMSE ONLARA GELMEZ. EĞER ÖLSELER CENAZELERİNE KİMSE KATILMAZ. ONLAR MALLARINI ARALARINDA EŞİT OLARAK PAYLAŞIRLAR VE BİRBİRLERİNİ KABİRLERİNDE ZİYARET EDERLER, AYRI ŞEHİRLERDE OLSALAR DAHİ İSTEKLERİ HEP AYNIDIR." (Gaybet-i Numani, s.238)


"Onların evleri sırtlarındadır"; bugün orada ertesi gün başka bir yerde. Sabit durmuyorlar. Dünyanın her yerine gidiyorlar. Bir gün bu arkadaşının evine, öbür gün diğer arkadaşının evine.

Kim bunlar diyorlar, tanımıyorlar. Bilmiyorlar.

Değer vermedikleri için aramıyorlar, daha iyi diyorlar.

Hasta olduklarında insanlar muhatap dahi olmuyorlar.

Evlenmek istese, "aman" diyorlar, "delirdin mi başını belaya mı sokacaksın, aman ha kendinizi yakmayın" diyorlar. Kim söylüyor Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin evlenmeyeceğini, Peygamberimiz (sav) söylüyor. Hz. Mehdi (as)'ın talebeleri ile kimse evlenmeye yanaşmayacak. Tehlikeli gördükleri için. Çünkü nefsani çıkarlarına ters düşer, gelecek düşüncesiyle yaklaşmayacaklar.

Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz, "aman kardeşim", diyorlar, "şimdi tanınırız falan, ismimiz onlarla anılmasın" diyorlar.

“Onlar mallarını eşit olarak paylaşırlar”;  Evi mi var satıyor, arabası mı var satıyor, yahut varsa arabayı hep beraber kullanalım diyor, evi mi var kullanalım diyor. Benim değil, Allah'ın diyor. Allah için veriyorum arabamı, kullanın, ev de Allah'ın evi diyor, alın istediğiniz gibi kullanın. mal hırsı yok. Ahir zamanda deccaliyetin en körükleyeceği şey mal ve dünya hırsıdır. Hz. Mehdi (as) talebelerinde bu yok.

“Ve birbirlerinin kabirlerinden ziyaret ederler”; demek ki aralarında vefat edenler olacak, ziyaret edecekler.

 "Ayrı şehirlerde olsalar bile istekleri aynıdır”; sanki hiç ayrı değillermiş gibi olur. Biri Bağdat'ta olur, biri başka yerde oluyor hiç ayrı gibi olmazlar.

… Bilin ki oğlumun (HZ. MEHDİ (AS)'IN) GAYBETİ ÇOK UZUN SÜRECEKTİR. ÖYLE Kİ İMANLARINI ALLAH'IN KORUDUĞU KİMSELER DIŞINDA TÜM İNSANLAR BU HUSUSTA ŞÜPHEYE DÜŞECEKTİR.  (Bihar-ül Envar, c.51, s.160; Isbat-ül Hüdat, c.6, s.427)

Peygamberimiz (sav) oğlum diyor Hz. Mehdi (as) için. "Peygamber (sav) dünyaya hakim olamadı da, Hz. Mehdi (as) mı olacak?" diyorlar. Oğlu oluyor hakim. Peygamber (sav)'in parçası, Peygamber (sav) hakim olmuş oluyor. Bir baba var, bir de oğlu var. Peygamberimiz (sav)'in oğlu.

Uzun süre görünmeyecek, halk tanımayacak.

Öyle ki imanlarını Allah'ın koruduğu kimseler dışında, özel olarak Allah'ın iman verdiği ve özel olarak koruduğu kimseler dışında. Tüm insanlar bu hususta şüpheye düşecekler. "Ya bu deli midir, nedir bunlar, acayip adamlar, bir şey var burada" diyorlar. "Acaba çıkar peşinde mi?" diyecekler. Talebeleri dışında herkes şüphe edecek diyor.

Ey Ebu Hüreyre! Bu topluluk (HZ.MEHDİ (AS) CEMAATİ) zor ve güç bir yola girerek peygamberlerin derecesine kavuşurlar. ALLAH KENDİLERİNİ DOYURDUKTAN SONRA AÇLIĞI, GİYDİRDİKTEN SONRA ÇIPLAKLIĞI, İÇİRDİKTEN SONRA SUSUZLUĞU TERCİH EDERLER; ALLAH'IN KATINDAKİNE ÜMİTLERİNİ BAĞLAYIP BUNLARI TERK EDERLER. HESABINDAN KORKU DUYARAK HELALİ DAHİ BIRAKIRLAR. DÜNYAYA SADECE BEDENLERİ İLE İLGİ GÖSTERİRLER, ONUN HERHANGİ BİR ŞEYİYLE İŞTİGAL DE ETMEZLER.

Onların Rablerine olan itaatleri karşısında, melekler ve peygamberler dahi hayrete düşer. Ne mutlu onlara, ne mutlu onlara! Allah'ın, onlarla benim aramı birleştirmesini ne kadar çok isterdim! ... (el-Vesaya li-İbnü'l-Arabi, Halet Ef. no.: 198/2, 486a yaprağı)


Deccal zamanında, hem zor hem güç bir yola giriyorlar, çok güç. Aileleri saldıracak, sokak saldıracak, sahte ihbarlar yapılacak, mahkemeye verilecekler, eziyet görecekler, hapse girecek, suikast yapacaklar, basın radyo televizyon herkes saldıracak Hz. Mehdi (as) ve cemaatine. Peygamberlerin derecesine kavuşurlar diyor.
“Allah kendilerini doyurduktan sonra açlığı giydirdikten sonra çıplaklığı içirdikten sonra susuzluğu tercih ederler, Allah'ın Katındaki ümitlerini bağlayıp dünyayı terk ederler”; demek ki daha önceden zengin çocuklar. Hadis çok açık. Zengin olan anasının babasının yanından ayrılıyor, fakir hayat yaşıyor. Şık giyinirken, sade bir elbiseye razı oluyor. Ailesinin yanında olsa, işinin gücünün peşinde olsa, malının mülkünün peşinde olsa muhteşem giyinecek, muhteşem yiyecek Allah yoluna gitsin para diyor. Ben istemiyorum diyor. Sade oluyor. Tabi süs olarak, Allah rızası için silah olarak da şık giyinebilir, çünkü Peygamberimiz (sav) de sahabe de şık giyiniyordu. Ama çok daha fazla imkanları varken, o imkanları keyfi kullanmıyor. Allah'ın rızasına tabi olup, tüm dünyayı terk ediyorlar. Giyiniyorsa da Allah için giyiniyor, yiyorsa da Allah için yiyor, dünyevi hırsı yok.

 “Hesabından korku duyarak helali dahi bırakırlar”; helalden bile vazgeçiyorlar. Mesela Talut kıssasında nehir suyu içmek helalken, Talut bir avuç içeceksiniz diyor. Helali sınırlandırıyor. Komutan olarak, bir bildiği var.

“Dünyaya sadece bedenleri ile ilgi gösterirler”; yani zahiren, mecbur oldukları için.

“Onun her hangi bir şeyle de iştigal etmezler” yani dünyaya bağlanmazlar diyor.

“Onların Rablerine olan itaatleri karşısında, melekler ve peygamberlerin ruhaniyeti bile hayrete düşerler”, bu takvaları, bu güzel ahlakları karşısında melekler dahi onların karalılıklarına, deccali ilmen boğmadaki azimlerine hayret ediyorlar. Çünkü alışmamışlar, ilk defa karşılaşıyorlar, hayretler içinde kalıyorlar. Dünya tarihini bildikleri için ilk defa böyle bir şey görüyorlar. Peygamberlerin ruhaniyeti de şaşırıyor. Onlar da görmemişler, hayret ediyorlar. “Ne mutlu onlarai ne mutlu onlara, Allah'ın onlarla benim aramı birleştirmesini ne kadar çok isterdim”; onları görmeyi, onlarla birlikte olmayı ne kadar çok istedim diyor.

ONLAR ALLAH YOLUNDA MÜCADELE EDERLER VE BÜYÜKLENENLER ONLARI KÜÇÜK GÖRÜR. ONLARIN KIYMETİ DÜNYADA BİLİNMEZ FAKAT AHİRETTE İYİ TANINIRLAR. (Muntakab el Ezhar, s. 474)

“Büyüklenenler”, yani o devrin zenginleri, köşe başındaki bazı kişiler, küfrün dalaletin bazı adamları, radyolarda televizyonlarda orada burada veya bazı Müslüman cemaatler içine gizli münafıklar sahtekarlar, “onları küçük görür.” "Onları bırak kardeşim, malum" diyorlar. “Onların kıymeti dünyada bilinmez”; adamda kafa kemik gibi, kıymet bilecek durumda değil. “Fakat ahirette iyi tanınırlar” diyor.

Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin ruhları lamba gibi aydınlıktır, onların kalpleri de aydınlanmıştır. (Mikyal el-Mekarim, Cilt:1, sayfa: 65)

Bir ışık, bir nur saçıyorlar. İnsanlar aydınlanıyor onların sohbetine katılınca. Kuran'ın ışığıyla, Kuran'ın nuruyla aydınlatıyorlar.

Hz. Mehdi (as)'ın yardımcıları asil ve eğitimli olacaklar. (El-Melahim ve el Fitan, sayfa: 205)

Kaliteli ve seçkin olacaklar. Yani dinsiz, imansız, akılsız ayak takımı değiller. Hem de eğitimliler, o devrin eğitimi neyse, kolej, üniversite okumuş gençler olacaklar diyor. İyi eğitimli gençler olacak diyor Peygamberimiz (sav). 1431 sene önce söylüyor. Vahiyle söylüyor. Cibril bildiriyor. Cibril'e Allah bildiriyor. Aynısıyla çıktığını göreceğiz inşaAllah.

HZ. MEHDİ (AS)'IN YARDIMCILARI ARAP OLMAYACAK. Diğer milletlerden olacak. FAKAT ARAPÇA KONUŞACAKLAR. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 187)

Arapça'yı bilenler olacak. Çünkü Hz. Mehdi (as)'ın tefsirde, Kuran çalışmalarında onlara ihtiyacı var. Hz. Mehdi (as) onlara soracak, kolaylık sağlayacaklar. Hz. Mehdi (as) da böylece hadisleri de Kuran'ı da şerh edecek. Hz. Mehdi (as) Arapça bilmez, ama talebeleri bilir diyor. Tamamı bilir anlamında değil, ama içlerinde bilen olacaktır, eğitimliler diyor çünkü. Hz. Mehdi (as) Ledüni ve Vehbi ilmine sahiptir. Nasıl Peygamberimiz (sav) ümmiyse Hz. Mehdi (as) da ümmidir inşaAllah.

Hz. Mehdi (as)'ın yardımcılarının, Allah hakkında zerre kadar şüpheleri olmayacak ve Allah'ı nasıl tanımak gerekirse, o şekilde tanıyacaklar. (El-Beyan Fi-Akbarı Hz. Mehdi (a.s.) Ahir Zaman (a.s.), bölüm: 5; Mikyal el-Mekarim, cilt:1, sayfa: 65)

Yani %100, kendilerinden emin oldukları gibi, emin olarak iman ederler diyor. Allah'ın en makbul bulduğu, hakkul yakin iman inşaAllah. Demek ki ilmel yakinle başlayacaklar, ilimle bir yakinleri oluşacak, sonra aynel yakine gelecekler sonra hakkul yakin olacakalar, yani en yüksek iman mertebesinde olacaklar. Hakkıyla Allah'ı tanıyacaklardır.

Hz. Mehdi (as) elini yardımcılarının omzu ile göğsü arasına sürecek, böylece onlar haklarında alınacak hiç bir hükümden çekinmeyecekler, hiç bir karar onlara zor gelmeyecek. (Bihar-ül-Envar, cilt: 52, sayfa:345, El Melahim va el Fitan, sayfa: 205; Mikyaal el-Mekarim, cilt.1, sayfa:144/235)

Hz. Mehdi (as)'ın gölgesine girdikleri için, zıl ve gölgesine girdikleri için müthiş bir iman ve kararlılığa sahip olacaklar. Hiçbir şeyden çekinmeyecekler, ister hapset, ister döv, ister şehit etmeye kalk, hakaret et küfret, ne yaparsan yap etkilenmeyecekler diyor. Ne istersen yap, o kadar cesur ve kararlılar.

Hz. Mehdi (as)'ın talebeleri, Hz. Mehdi (as)'ı mücadelelerinde de destekleyecekler, isteklerini yerine getirecekler ve Hz. Mehdi (as)'a karşı bir kölenin efendisine karşı olduğundan daha itaatli ve boyun eğici olacaklar. (Mikyal el-Mekarim, Cilt:1, sayfa: 65)

Muazzam bir itaatleri olacak Hz. Mehdi (as)'a karşı. Üç kağıtçı bazı sahtekar yobaz takımının, kötü kokanların ağırına gidecek Hz. Mehdi (as)'dan emir almak o yüzden tavır koyacaklar. İsmi geçen kişileri tenzih ederim, ama bu tarz insanlar olacak. Enesi kavi, imanı zayıf bir kısım böyle insanların ağırına gidecek.

Çok fazla hadis var. Sahabeler çok fazla sormuş. Yüzlerce hadis var. Çok fazla anlatmış peygamberimiz.  Dünya hakimiyeti ile bir kısım ayetlerin nüzul sebebi mehdi için. Mehdi dönemini anlatıyor. Bunu ehli beyt imamları bildiriyor.

2011-01-16 18:27:29
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top