Adnan Oktar'ın 18 Ocak 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
Kaçkar TV, 18 Ocak 2011
Bazıları kıyameti düşünmekle mükellef değiliz, İslam'ın hakimiyeti bizi ilgilendirmez, biz kendi işimize bakarız mantığındaydılar. Bir kısım insanlar küçük olsun benim olsun kafasındalar. Bazıları da nasıl olsa Bediüzzaman vefat etti biz de kendi sistemimizi oluşturduk böyle devam edelim gibi düşünüyorlar. Kıyamete ani yakalanacaklar Allah esirgesin. Akıllarını başlarına alsınlar. Bunu yapanlar sayıca, küçük topluluk, ama bozucu etkisi çok oluyor. Deccal de az ama gücü çoktur. Yani az olması bir şey değiştirmiyor.
Müslümanların birbirine çok sevgi dolu olması lazım. Her mezhepte, her cemaatte, her toplulukta bunun çok teşvik edilmesi lazım. Bazı cemaatlerin üslupları birbirlerine karşı çok soğuk. Görüşmeleri, bağlantıları yok. İttihadı İslam'ı kabul etmiyorlar, ama Müslümanları sevmeyi kabul etmeleri lazım. Ama o da yok. Peki cennette ne yapacaklar? Orada da mı cemaatleşecekler? Cennette cemaat, mezhep yoktur. O zaman Allah'ın beğendiği budur. Orada herkes birbirini sever arkadaş olur. Bunun dünyada da böyle olmaması lazım. Müslümanların birbirlerine çok düşkün olup birbirlerini çok sevmesi lazım. Fas, Tunus, Cezayir, her yerde herkes birbiri ile görüşüp bağlantı halinde olması lazım.
İranlı kardeşlerimiz Hz. Mehdi (as)'ın bir kuyunun içinden çıkacağını söyleyerek yanlış yapıyorlar, yanlış biliyorlar. Hiçbir peygamber kuyunun içinden veya toprağın altından çıkmamıştır. Bu yanlış bir inançtır. Anneden babanda doğma bir mehdi olmasının ne mahsuru var? Neden bir kuyudan çıkması gerekiyor? Ehli sünnetin açıklaması doğru. Şii kaynaklarda da bu yönde çok açıklama var. Böyle bir inanış insanların imanlarına zarar verir. Hz. Mehdi (as) anneden babadan doğmadır ve Peygamberimiz (sav) soyundandır. Bütün alametleri çıktı Hz. Mehdi (as)'ın. Fiziki alametleri ile de görecekler, faaliyetleri ile de görecekler. Hz. Mehdi çok çeşitli perdelerle örtülüyor. Kimi kuyu başında bekliyor, kimi şahsı manevi diyor, kimi ruh halinde diyor, kimi benim bedenime girdi diyor, kimi vefat etti diyor, kimi sahte mehdi olarak ortaya çıkıyor, kimi geldi geçti diyor, kimi hiç inanmıyor. Dolayısıyla Mehdiyet bir çok perde içine gizleniyor.
"Akıllarına güvenen bir kısım ehl-i ilim onların bir kısmına zaîf veya mevzu demişler. İmanı zaîf ve enaniyeti kavî bir kısım da, inkâra kadar gitmişler"
İmanı zayıf olanlar diyor Bediüzzaman. Adam bakıyor kendi mantığına göre İttihadı İslam da, Hz. Mehdi (as) da olacak gibi değil, o zayıf imanıyla kabul edemediği için bir tevil yapıyor. Akıl almaz yakıştırmalar yapıp imanını koruduğunu sanıyor. Allah onu kabul etmez. Mesela ahirete tam iman edemedikleri için tevil yapıp, "insanların acı çekmesine cehennem, mutlu olmasına cennet deriz" derse, bu küfür olur, irtidad olur. Hz. Mehdi (as)'ı da küçültüp bir kalıba sokmaya çalışmak inkar anlamına gelir. Demektir ki hastasın zayıfsın imanını güçlendir. Bediüzzaman, "çok da enaniyetliler" diyor ve "inkara giderler" diyor.
"Netice-i Kelâm: EY İNSAFSIZ VE DİKKATSİZ VE İMANI ZAÎF, FELSEFESİ KAVÎ, HODBİN (BENCİL, KİBİRLİ), MÜNEKKİD (SÜREKLİ ELEŞTİREN) ADAM!"
Din değil de felsefe geliştirmiş. Şahsı manevili bir felsefe. Ve münekkid diyor Bediüzzaman, akşama kadar internet sayfasında eleştiri yapıyor. Sevgiyi ağızlarına bile almıyorlar. Şefkatten bahset, Allah'ın güzelliklerinden bahset, Müslümanların kardeş olmasından bahset, Müslümanlar birbirini sevsin korusun sarılsın de. Bu asırda geleceğine inanmıyorsan bile, o zaman de ki "Ya Rabbi, Hz. İsa (as)'ı, Hz. Mehdi (as)'ı, İttihadı İslam'ı bize nasip et" de. Ağızlarına sanki kızgın demir sokuluyormuş gibi kaçıyorlar. Ama ona buna laf söylemede, enaniyet yapmada üstlerine yok. Eleştiri yapsın, ona buna küfür isnad etsin, mürtedlik isnad etsin. Bunun bir anormallik olduğu çok açık.