Adnan Oktar'ın 21 Ocak 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
Kocaeli TV, 21 Ocak 2010
Çok büyük bir zulüm yapmış gibi, sanki yüzlerce insanı katletmiş bir caniye bile yapılmayacak bir tavrı göstererek Fethullah Hocamızı yurtdışında kalmaya mecbur etmek tarihin en büyük zulümlerinden birisidir. Deccalin zuhur ettiğinin en büyük alametlerinden biridir. Ahir zamanda emin olan kişi hain bilinir, hain olan da emin bilinir diyor. Türkiye’de birçok hain var. Başta Abdullah Öcalan başta olmak üzere ve onun avenesi. Adamlar cirit atıyorlar ama Fethullah Gülen Hocamız gibi mübarek, muhterem bir insan da yurtdışında kalmaya mecbur oluyor. Bu da hayret verici.
Bir de her ne olursa Türkiye’de Fethullah Hocacılar yapmıştır diyorlar. Bir yere mesela bir operasyon yapılıyor, tamam diyorlar, Fethullah Hocacı polisler bu operasyonu yapıyor diyorlar. Birisi tutuklanıyor, Fethullahçılar yaptırdı. Birine bir söz söyleniyor, Fethullahçılar. Bir de bu moda çıktı. Bu tip oyunlara hiçbir kardeşimiz gelmez. Böyle bir yapılanma, böyle bir çalışma yok. Fethullah Hocamızın talebeleri tertemiz nur gibi çocuklar. Utangaç kendi halinde insanlar. Polis ve savcılık operasyon yaptığında bir delile dayalı oluyor, bir şey oluyor ondan dolayı yapar. Yoksa Fethullah Hocamızın sözüyle veyahut herhangi birinin sözüyle hareket yapmaz. Bu tip sözlerden, bu tip dedikodulardan Müslümanları beri tutmak lazım.
Fethullah Hocamıza karşı bütün Müslüman cemaatleri soğutmak, nefret etmek, onlara karşı öfke duymak, şüphe duymak, Müslümanlık dışı görmek, İslam’a düşman gibi görmek yahut haşa Allah vermesin daha da kötüsü, hıyanet içinde görmek modası başlattılar. Bir ksım cahil cühela da hakikaten hedeflerine ulaştılar, biz bu oyuna gelmeyiz. Hiç kimse bizi böyle bir oyunun içine çekmeye kalkmasın. Dolayısıyla Müslümanların birbirine hüsnü zan etmesi esastır. Fethullah Hocamız bu yaşında, bunca hastalığına rağmen küfrün safında olmaz, Müslümanların da aleyhinde olmaz. Bütün ömrünü İslam’a vakfetmiş bir insandır. Mehmet Kırkıncı Hocamız'ın talebelerindendir ve Mehmet Kırkıncı Hocamız'ın terbiyesini almış bir insandır. Bediüzzaman’a hayran bir insandır. Şefkatli, dikkatli, duygulu, güzel düşünen, barışçıl, sevecen bir insandır. Kendi milletini de aşkla, muhabbetle sever. Hiç kimsenin aleyhinde ne bir oyuna girer, ne bir tuzak peşindedir ne de öyle bir faaliyeti olmuştur. Bıraksınlar bunları. Biz çok seviyoruz, Fethullah Hocamız'ı ve talebelerini çok seviyorum. Bütün Müslümanları çok seviyorum. Mahmut Hocamı çok seviyorum, Esad Coşan Hocamızı ve talebelerini çok seviyorum. Bütün Nur talebelerini seviyoruz, Nakşibendi kardeşlerimizi seviyoruz. Kadiri kardeşlerimizi seviyoruz. Ama anormal insanlar olduğunda tabii onlara karşı fikirle, ilimle tavrımızı koyarız.
"Hadislerde ki Hz. Mehdi (as)'a saldıran yobaz hakkında bilgi verir misiniz? Bu yobaz aklını başına alacak mı yoksa düştüğü çukurda debelenecek mi?"
Bu kişinin etkisiz hale geleceğine dair hadiste ifadeler var. Ama çok azgın, şeytan gibi mahluk olduğu anlaşılıyor. Peygamberimiz (sav) ehemmiyetsiz konuları anlatmaz. Olağanüstülük varsa anlatıyor. Demek ki insan şeklinde bir şeytan. Sakalı ile sarığıyla cübbesiyle Müslüman gibi görünerek hareket edecek. İnsanlar onu Müslüman zannedecek, fark edemeyecek. Allah adı ile kandıracak. Deccali de insanlar fark edemezler. Süfyan da fark edilmez. Halk, alametleri aleni görünmesine rağmen fark edemeyecek. Ve Hz. Mehdi (as)'a karşı mücadele veren müthiş bir güç haline gelecek. Şeytani zekasıyla böyle tavır içinde olacak. Bediüzzaman da münafıklarda şeytani bir akıl var diyor. Dindarlık zırhını çok iyi kullanırlar diyor. Deccal için de zeka ve fenniyle bir çok hocaları etkisiz hale getirir diyor. Bu yobaz da zekavetiyle ve fenniyle bir çoklarını etkisiz hale getirecek. Nuru imanla bakmadıkları için göremiyorlar. Görememeleri de ayrı bir mucizedir. Allah o kadar aleni hale getirmiş ki 5 yaşlındaki çocuk anlar. Ama anlayamıyorlar. Bu mucizedir. İleride kendilerine hayıflanacaklar nasıl tanımadık diye.
Süfyan ve deccal de böyledir. Hazfız Esad'ı da Saddam ı da baş tacı ettiler. Anlayamadılar. Saddam takkeyi takıp namaz kılıyordu. Halk adeta hipnotize oluyordu. Ama tam züppeydi. Böyle tipler şirret oluyor. Bu sebeple de üstlerine pek gitmezler insanlar. İyi geçinelim derler. İyi geçinme yoluna gidilirse İslam'a çok büyük tahribat verilir. Bunu düşünmüyorlar. Bediüzzaman, süfyan için çevresi olmadığı halde zekası ve fenniyle büyük kuvvet sanılır diyor. İstanbul'da olacak bu mahluk da aynı şekilde. Gittikçe köşeye sıkışmakla beraber ve bunu destekleyen şeytani çevre ile çalışmalarına devam ediyor. Bu durumda ne yapılır? Bizim yapacağımız sadece uyarmaktır. Müslümanlar alenen bir şeyi gördüklerinde anlamazdan gelirlerse ahirette bunu şaşkınlıkla karşılarlar. Şeytanı, deccali, iblisi, süfyanı fark edememek ahir zamanın mucizesidir. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın olmaz. Hiç tahmin etmediğin bir olay haline dönüşür. Bir bakarsın ki İslam'a, Müslümanlara çok büyük zarar gelebilir. Ben bunu anlamazlıktan gelirim dersen, biz anlarız ve anlatırız inşaAllah. Anlamazdan gelenler, destekleyenler aynı onun hükmündedir. Ben buna rağmen destekliyorum derse de kendisi bilir. Türkiye'deki alimlerin alınları aktır. Aşağılık mahlukları da zaten herkes biliyor. Benim kardeşlerim nur gibi. Benim söylediklerim yurt dışında yapıyorlar ve sayıları da 3-5 kişi. Bir elin parmağını geçmez. Ama zehir saçıyorlar.