Kocaeli TV; Aba TV, 22 Ocak 2011
|
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64) Rahipleri, din adamlarını böyle hüküm koyucular olarak Allah yerine koymayın diyor Cenab-ı Allah, Allah gibi görmeyin diyor. Hüküm koyucu Allah’tır diyor. Bazı cahil Müslümanlar da kendi şeyhlerini hüküm koyucu olarak görüyorlar. Kuran’ın üzerinde bir güç olarak görüyorlar, onlar da rahiplerini ve din adamlarını hüküm koyucu, Allah adına hüküm getiren insan olarak görüyorlar. Bunun yanlış olduğunu söylüyor Allah. Hüküm koyucu Allah’tır, inşaAllah. |
|
Abdullah Bin Mu'tim radıyallahu anh hadisinde varid oldu ki; "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu; "Deccal... Şüphesiz o doğu tarafından gelir VE BENİM YOLUMA DAVET EDER. İnsanların kendisine tabi olması ve kendisine mensup olmaları için onlarla harp eder ve galip gelir." (Buhari Tarihu Kebir (3/515) Buhari Tarihu Sağir (2/280)) Ahir zamanda bir kısım deccaller türeyecek. Deccallerin vasfı aynıdır. Peygamber (sav)'in sünnetine davet edecek. Ehl-i Sünnet itikatinde olduğunu söyleyecek. Hakiki dindar olduğunu, çok takva olduğunu iddia edecek. Fakat deccallik yapacak. İslam dışı, İslam’a zıt bir ruh halinde olacak. Saldırgan ve Müslümanlara düşman, barışı, kardeşliği, İttihad-ı İslam’ı istemeyen, Türk İslam Birliğini istemeyen, fitneyi arayan, kargaşayı arayan, zulmü arayan ve kökeninde de İslam’ı yaşamayan gizli deccaller olacağına Peygamberimiz (sav) işaret etmiş oluyor. Peygamberimiz (sav) benim yoluma, benim sünnetime davet edecek diyor. Demek ki koyu Ehl-i Sünnet inancında kendini göstererek deccaller ortaya çıkacak. Buna karşı da Peygamberimiz (sav) uyarıyor ümmeti. Hatta onların kıyafetlerinden de, tavırlarından da, sayılarından da bahsediyor. Mesela “Başları tıraşlı, sarıklı yetmiş bin kişi, deccal avanesi zuhur eder” diyor ve Hz. Mehdi (as)’a karşı atak yaparlar diyor. Zaten deccalin ana vasfı Mehdi (as) zıttı olmasıdır. Mehdi (as) zıttı olan her hareket deccal hareketidir. Peygamberimiz (sav)’in hadislerine göre bu böyledir. Çünkü iki cereyan var. Biri Mehdi (as), biri deccal. Hz. Mehdi (as) deccalin, deccal de Hz. Mehdi (as)’ın karşıtıdır. Ahir zamanda bu iki hizbin mücadelesi vardır. Çeşitli, irili ufaklı deccallerden bahsediyor Peygamberimiz (sav). O deccallerden bahsederken ortak özellikleri olduğunu görüyoruz. Koyu Ehl-i Sünnet itikatında olduğunu ileri sürecek çıkan bir deccal, fakat anti Mehdi (as). Hz. Mehdi karşıtı, Hz. Mehdi (as)'ı durdurmak için şeytan tarafından görevlendirilmiş bir mahluk. Bir iblis ama insan görünümünde, bazı Müslümanlar onun koyu Ehl-i Sünnet görünümdeki tavrına bakıp onun gerçek mahiyetini göremeyecekler. Bu anlatılmış oluyor inşaAllah. ÇÜNKÜ ONLAR KALPLERİ CANAVARLAŞMIŞ KUZU KILIĞINA GİRERLER... (Ebu Nüaym Ma’kal b. Yasar (ra)'dan...) Görünüşte masum gibi görünen fakat aslında da tam bir gaflet ehli, tam bir iblis taraftarı ve deccaliyetin bütün vasıflarını toplamış bir anti Mehdi şeklinde zuhur edeceğini anlatıyor Peygamberimiz (sav). “Ruhu canavar ruhlu insanlar kuzu kılığına girecekler” diyor. Baktığında anlayamıyor insanlar demek ki. Sarığından cübbesinden, şalvarından veya başka kıyafetlerinden, üslubundan, koyu Ehl-i Sünnet inancında olduğunu iddia etmesinden Müslümanların büyük kısmı fark edemiyorlar. Peygamberimiz (sav) oradaki ifadesi çok manidar. Benim yoluma davet eder diyor, fakat deccal. Yedinci Mes'ele: Rivayette var ki: "Süfyan büyük bir âlim olacak, ilim ile dalalete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi' olacaklar." Vel'ilmu indAllah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, ZEKÂVETİYLE VE FENNİYLE VE SİYASÎ İLMİYLE O MEVKİİ KAZANIR VE AKLIYLA ÇOK ÂLİMLERİN AKILLARINI TESHİR EDER, ETRAFINDA FETVACI YAPAR. VE ÇOK MUALLİMLERİ KENDİNE TARAFDAR EDER. Demek ki deccallerin ortak özellikleri zeki olmaları, ilmi olması, aklı ile çok alimlerin akıllarına tesir etmesi. Fetvacı olması. Çok alimler, muallimleri kendine taraftar eder. “Bazı insanlar onu gerçek bir mürşit sanıp peşine düşecek” diyor Peygamberimiz (sav). Hakiki bir mürşit, bir tarikat ehli, değerli bir insan zannederek, gerçek bir mürşit sanıp peşine düşeceklerdir. “Deccal çıktığı zaman insanlar ilk defa iman ve doğruluğa davet edecek. Herkes onu sahici bir mürşit sanıp peşine takılacak. Bunu gören akıl sahibi kişiler de ondan ayrılacak” diyor. Akıl sahibi kişileri uyandıran Hz. Mehdi (as) olacaktır. İki güç sürekli mücadele halinde olacaktır. Bir deccal ordusu bir de Mehdi (as) taraftarları. Deccal tek başına olmuyor. İrili ufaklı otuza yakın deccal var. Ama vasıfları aynı, aynı karakteri gösteriyorlar. Yöntemleri, üç aşağı beş yukarı aynı oluyor. |
,
Kahramanmaraş Aksu TV; Gaziantep Olay TV, 22 Ocak 2011
|
O, karanın ve denizin karanlıklarından yolunuzu bulmanız için size yıldızları var edendir. Bilebilen bir topluluk için Biz ayetleri birer birer (bölüm bölüm) açıkladık. (En’am Suresi, 97) Navigasyon cihazında gideceğimiz yer görünüyor, arabanın gitmesi de görünüyor üzerinde. Birkaç uydu kanalıyla yapılıyor. Araba nereye gitse gösteriyor. Gideceğimiz nokta da belli. Elimizle koymuş gibi aradığımız adresleri bulduk. Yolunuzu bulmanız için yıldızları var ettim diyor Allah. Bu da uydulardan gelen bilgi sayesinde oluyor. Gökyüzüne baktığımızda uyduyu da parlayan bir yıldız gibi görüyoruz. Yıldız, gökyüzünde parlayan cisimlerdir. Havada duran uydu da baktığımızda pırıl pırıl parlıyor. Hatta yıldızlardan daha fazla parlıyor. Parıl parıl parlıyor. Kuran’ın bir işareti bu işte. Çünkü net yol bulmayı sağlayan bir sistem. O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (En’am Suresi, 96)
O, gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Yeşillik, klorofilin rengi yeşil. Klorofil kanalıyla bitkiye gıda sağlanıyor, o gıdaları da insanlar yiyorlar. Ve tanelerin oluşmasında da yine klorofil kullanılıyor. Buna işaret var. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. Biz zaman zaman meyveleri gösteriyoruz. Allah bunlarda ibret vardır, dikkatlice bakın, inceleyin diyor. Her birinin kokusu, tadı, rengi, biçimi göze de hoş geliyor, kokusu da çok güzel, tadı da çok güzel. Mineral ve vitamin yönünden çok zengin. Protein de var içinde. Allah meyveleri düşünün diyor. Allah onu düşünmemizi istiyor, O'na şükretmemizi, Allah’ın yarattığı o güzelliği tefekkür etmemizi istiyor. Kabuğu vernikli gibi pırıl pırıl parlıyor, içi çok güzel, kokusu çok güzel, asitliği çok güzel, şeker oranı çok mükemmel. İçinde yağ oluyor, protein de var, karbonhidrat da var, hemen hemen bütün vitamin çeşitleri var, bütün mineral çeşitleri var ve içindeki su da nefis, tertemiz. Ve müthiş güzel bir kıvamı var. Aroması şahane zaten. Allah bunları insanlara sunuyor. Adamlar diyor ki tesadüfen oluyor diyor. Bu işte vicdansızlık olur. O zaman Allah o nimetleri alacak onlardan ahirette. Madem tesadüf olduğuna inanıyor, tesadüfe benzediğine kanaat getirdiği meyveler yiyecek. Onlardan da hiç hoşlanmayacaklar inşaAllah. |