Adnan Oktar'ın 23 Ocak 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

TV Kayseri, 23 Ocak 2011
 

  • Biz herkesi kucaklayan, her insanı kurtarmayı amaçlayan bir çalışma yapıyoruz. Açık hanımları da esas alıyoruz. Çünkü en çok ihmal edilmiş insanlar onlardır. Bağnaz kesim, bir kısım tutucu kişiler onları kafir ilan ediyor, bir kısmı fasık, bir kısmı günahkar, bir kısmı da hiç yüzlerine bakılmayacak insan olarak görüyor, ki %70-80’i Türkiye’nin başı açık hanımlar. Ayrıca onların onuruna yönelik, kişiliğine yönelik de çirkin sözler ediyorlar. Kendileri onlara Hakkı anlatmıyor, anlatana da müsaade etmiyorlar. Aydın kesimle zaten hiç bağlantı kurmuyorlar. Adeta arada bir duvar oluşturmuşlar. Hiç muhatap olmuyorlar. Zaten muhatap olsa da anında ezilirler. Gelenekçi, gerici düşünce derhal ezilir. 10 dakika duramazlar.
     
  • Aydın, aklı başında, hakiki Müslümanlığı savunan bütün dünyayı esas alır. Biz bütün dünyayı esas alıyoruz. Bütün dünyanın üniversitelerini, kadınlarını, çocuklarını, Rusya’yı, Çin’i, Çin komünist partisini, Rus komünist partisini,  masonları, aklına gelen herkesi. Hepsinin Müslüman olması için gayret ediyoruz. toparlayıcı bir bakış açımız var ve herkesi kurtarmanın peşindeyiz. Yobaz zihniyette herkesi kurtarma yoktur. Sadece kendi taraftarına hava atma vardır. "Ey gafiller, ey cahiller" diye çıkıp kürsüden onlara bas bas bağırmak vardır. Cami cemaatini toplayıp onlara olmadık laflar edip onların gururunu kırmak, onları aşağılamak vardır. Benim yöntemimde Mehdiyet esastır. Mehdiyet’in bütün dünyayı  kucaklayıcı ruhu esastır. Kim olursa olsun kurtarma vardır. 
     
  • Bu dünya imtihan dünyası. Eğer hastalıklar, acizlikler, zorluklar  olmasa insanların Allah’a karşı tavırları çok kötü olabilirdi. Allah ayette "refahtan şımaran önde gelenler" diyor, zenginlikle ve refahta bozuluyorsunuz diyor. Refah bazı insanları bozuyor. Dert ve bela olmadan bir kısım insanlar Allah’a dönmüyorlar.
     
  • Aczimizi görmek durumundayız, aczimizi görmezsek çok büyük hata yaparız. İnsanlar genellikle aczini görmüyorlar. Halbuki insanlar tepeden tırnağa acz. Mesela saçını yıkamasa ne hale geldiği görülüyor, gözünü yıkamazsa ne hale geldiği görülüyor. Burnunu yıkaması gerekiyor, kulağını temizlemesi gerekiyor, ağzını temizlemesi gerekiyor, koltukaltını temizlemesi gerekiyor. Bütün vücudunu boydan boya temizlemesi gerekiyor, yoksa nasıl bir acz içerisine girdiği görülüyor. Birçok hastalıklar yaratıyor Allah. Ömrünü kısa yaratıyor. Ama buna rağmen insanların nasıl epey bir kısmının azgınca ve delicesine dünyaya bağlı olduğunu hepimiz gözlerimizle görüyoruz. Tek kelime Allah’tan bahsetmek istemiyorlar. Sadece Allah’ın nimetlerine delicesine yaklaşmış, onlardan istifade eden, gözü dönmüş şekilde o nimetleri kazanmaya çalışan, fakat nimeti verene de hiçbir şekilde  şükretmeyen, bağlanmayan, bağlantı kurmayan, hamd etmeyen bir tavır içerisinde görüyoruz bazı insanları. Allah onun için ayette, "zalim ve cahildir insanlar" diyor. Nankörlük vardır bazı insanların ruhunda, Allah’ın nimetlerine karşı. Onu kırmak için, o ruh azgınlığını kırmak için dertler ve belalar veriyor.
     
  • Deccaliyet öyle kolay kolay bitecek bir şey değildir.  Bediüzzaman onun üç devreyi istibdatından bahseder. Bediüzzaman onun birinci devresindeydi, en şiddetli devresi. İkinci devresi Bediüzzaman ile Mehdi (as) arasındaki devirdir. Son devir de Hz. Mehdi (as)’ın onu tamamen yok edeceği devirdir. Etkisiz hale getireceği devredir. Şu an son safhasındayız, hadislerde belirtilen üçüncü safhadayız. Deccaliyet can çekişiyor, ama ölmedi. Deccaliyet defalarca vuruş yapmadan ölmez. İlmi, bilimsel, akılcı vuruş gerekir. Daha ileride de olacak olaylarla deccaliyet tamamen çökecektir. Birçok harika olay göreceksiniz, inşaAllah. Özellikle 2012’de. Sırf tebliğle değildir Hz. Mehdi (as)’ın başarısı, bunu göreceksiniz. Yani sırf anlatımla Hz. Mehdi (as) başarılı olmaz. Yerde ve gökte olaylar olacak. Çok olağanüstü olaylar olacak.  İnsanlar bir fevkaladelik olduğunu anlayacaklar. Kıyametin gerçekten yakın olduğunu ve birinin geldiğini anlayacaklar. Dünyada birisi var diyecekler, bir şey var diyecekler. Bunu demeye mecbur olacaklar, inşaAllah. O kişiyi aramak mecburiyetinde kalacaklar.
     
  • Biz yobaz zihniyetin girmediği yerlere giriyoruz. Tahayyül edemedikleri yerleri gidip vuruyoruz, bilimle fikirle. Biz onlara Seddi Zülkarneyn olduk, onları kurtardık, haberleri yok. Ateist masonların BOP için hazırladığı büyük felaketi önlemede bizim çok büyük etkimiz oldu. Biz bunu tek tek oturup anlatmıyoruz. Kimlerle görüştük yurtdışında, hangi siyasilerle görüştük, hangi milletvekilleri ile görüştük, hangi din önderleri ile görüştük, tek tek biz liste olarak bunları anlatmıyoruz. Ama çok büyü bir felaketten kurtardık insanları, vesile olduk. Halen de devam ediyor. Mesela Darwinizm Müslümanları kasıp kavuracaktı, perişan edecekti. Bak hala durdurulamıyor, bir kanser gibi. Okulda darwinizimle ilgili ilmi bir açıklamasını koyuyorlar, onun bile derhal çıkartıyorlar, sistem bunun üstüne işliyor. Bu büyük beladan da onları kurtarmaya vesile olan biziz. Çoktan talan edeceklerdi, engel oluyoruz biz ve bizim sevdiklerimiz. Birçok Türk Milliyetçisi olan kardeşlerimiz, dindar kardeşlerimiz, ehli tarik olan kardeşlerimiz var. Bir bütünüz biz, inşaAllah. Bu bütünlük içerisinde onlarla bir şahs-ı manevi dayanışması içinde çok etkili olduk Allah’a çok şükür.
     
  • Hayvanlar da farkında, dünya da farkında. Madde bile farkında. Göktaşları farkında kıyametin. Göktaşları Allah’ın emriyle dünyanın etrafını sardılar. Başı boş değil. Çeker gider, başka yerlere gider. Niye dursun? Niye dünyanın etrafına sarılsın? Herhangi bir yere gider taş. Ama gelip dünyanın etrafını sarıyorlar. Ve bulut gibi sarıyorlar. Onlar da Allah’a boyun eğmişler. Her şey Allah’a boyun eğmiştir. Allah’ın emriyle “o taşların hepsi tek tek işaretlenmiştir” diyor Allah ayette. “Nereye isabet edeceği tek tek işaretlenmiştir” diyor.

Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak (oluşacak). (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)
 

Onun zamanında nice hayret veren haller zuhur edecektir (meydana gelecektir). (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

Havada giden kuşlar birden bakıyorsun, hayvanlar kitle halinde, toptan binlerce kuş sapır sapır dökülüyor. Hiç bir şey yok. Hava normal her şey normal, hayvanlar kontrol ediliyor, hiçbir şey çıkmıyor. Deccalin havadaki kuşlara saldıracağı, onların ölümüne sebep olacağı hadislerde var, deccalin böyle bir eylem yapacağı. Hatta denizdeki balıklara da saldıracağı belirtiliyor, ama deccalin harika cihazlar, harika yöntemler kullanacağı, şaşırtıcı, alışılmışın üstünde, alet ve edevat, cihaz ve silahlara sahip olacağı belirtiliyor. Bu da deccalin bizim bilmediğimiz silahlarından bir tanesi. Hz. Mehdi (as) da bunu önleyecek birisi olarak belirtiliyor. Hz. Mehdi (as) kuşların, hayvanların sağlıklı olması, rahat yaşaması için gayret edecek. Denizdeki balıkların bile Hz. Mehdi (as)’dan memnun olacağını söylüyor Peygamber Efendimiz (sav). Biri öldürüp yok ederken, diğeri onun canlı güzel ve sağlıklı yaşaması için uğraşacak. Allah aradaki farkı göstermek için deccale o imkanı veriyor. Deccalin varlığını göstermek için oluşturuyor Allah. Deccalin bir gücü yok, Allah meydana getiriyor. O kuşları öldürten Allah’tır. Bir alamet olarak meydana getiriyor. Anlatılmak istenen şu, deccal zuhur etti ve deccal vesilesi ile bu olaylar oluyor. Mesela on binlerce, yüz binlerce balık sahile vuruyor. Hiçbir sebep yok, zehirlenme yok. Bu da deccalin zuhur ettiğini göstermek için Allah’ın oluşturduğu bir alamettir, diğer bütün alametler nasıl harikaysa buda deccalin varlığını göstermek için Peygamberimiz (sav)'in hadislerde belirttiği bir harika olaydır.

  • Benim özelliğim, insanların giremediği yerlere girmemdir, insanların korkudan uzak durduğu, imanımızı kaybederiz diye çekindiği fikirlere, düşüncelere akılla fikirle bilimle yaklaşıp onları etkisiz hale getirmek. Yöntemimiz budur inşaAllah. Kaçmak değil kovalamak benim özelliğim. Benden kaçılır ben de kovalarım. Ben kaçıp camilerin içerisine Müslümanlara bilmişlik yapma taraftarı değilim. İslam’ın ulaşmadığı kesimlere, Müslümanlıktan haberi olmayan kesimlere, dünyanın yüzde doksan dokuzuna hitap ediyorum ben. Cami cemaatine anlatmak çok kolaydır zaten. Mazlum milletim ne dersen dinler seni zaten. Zaten Allah rızası için gelmiş. Ben kazanılmış değil kazanılmamış kişilere anlatıyorum. Tebliğ kazanılmamış insana yapılıyor.
2011-01-24 19:40:30
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top