Adnan Oktar'ın 27 Ocak 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kahramanmaraş Aksu TV; Kaçkar TV, 27 Ocak 2011 

  • Dini anlatırken, insanların ilk başta muhatap oldukları insanı sevmesi lazım. İtici olmaması lazım İslam’ı anlatacak insanın. Çünkü Kuran’da, “Bana itaat edin, size doğru göstereyim” diyor. “Ama önce bana itaat edin” diyor. Önce bağlantı gerekiyor. Mesela Peygamberimiz (sav) çocuklara karşı çok şefkatli, sevgi doluydu. Hepsini sever, gençlerle şakalaşır, onlarla sohbet ederdi. Çocuklarla çocuk olur, gençlerle genç olurdu. Onlara sürekli yasaklayan, sürekli onları köşeye sıkıştıran bir tavır değil, rahatlık, huzur veren ve neşe veren bir üslup içerisindeydi. Müjde veren üslup içerisindeydi. Öncelikle, Müslüman olmanın vereceği huzuru, vereceği psikolojik zevki ve heyecanı kafasında canlandırmak lazım. İnsanların kafasında hemen olan şeyler olumlu etki yapar. İnsanlardan ilk başlarda derin bir iman beklemek biraz zordur. İlk önce onların elde edeceği maddi ve manevi menfaatleri anlatmak lazım. Müslüman olduğunda onun ruhuna ve bedenine getireceği sağlığı ispatla anlatmak gerekir, ama demagojiyle değil. Çok kızdırır bu. Akılsızca, anlamsızca hurafevari üslup özellikle zeki olan gençleri, asrımızın gençlerini, üniversiteli, kolejli gençleri çok kızdırır ve şiddetle kendilerini dinden geri çekmelerine sebep olur.  Çünkü "din buysa", haşa, "asla yaklaşmam" der.
     
  • Dinin bilimle iç içe olan kısımları ve dinin bilimin ispat ettiği yönleri çok olumlu etki yapar. Çünkü önce aklına kabul ettirip sonra kalbine kabul ettiren yapısı vardır insanın. Önce aklının kabul etmesi için Kuran’ın bilimle mutabık olan yönlerini, abartmadan anlatmak gerekir. Abarttın mı bozarsın dengeyi.  Mesela olmayan bir şeyi zorlarsan yani zorlayıcı bir tevil olursa bu olmaz. Net doğru olan, kesin olan kısımları açıkça anlatmak lazım. Ne kadar bol olursa o kadar iyi değil. Ne kadar etkileyici olursa o kadar iyi olur. Ne kadar doğru olursa o kadar iyi olur. Onları anlatmak lazım.
     
  • Atomun yapısında ve hücrenin yapısında insanın aklını durduran çok mükemmel bir sistem var ve çok sanatkarane ve çok detaylı. Bilgisayarın içi nasıl kompleks ve onun gibi kusursuz kompleks ve mükemmel bir yapı var. Ama bunun anlatılması çok kolay değil. Ben dünyada bu konuyu mükemmel anlatan kimse görmedim. Hücreyi de mükemmel anlatan birini görmedim. Bir kısmını anlatabiliyorlar hücrenin, çok küçük bir bölümünü anlatabiliyorlar. O da her halükarda karmaşık oluyor. Bir şehrin anlatılması gibi olması gerekiyor. Bir şehir gibi mükemmel, kusursuz ve organizedir, hücrenin yapısı. Akılcı olarak hücre tam olarak anlatılmış olsa çok mükemmel bir imanı orta kültürdeki bir insan kafasına tam oturtur. Ama iyi, samimi anlatırsa. İman edince de dinin ona her yönden mutluluk, sevinç, zenginlik ve güç getireceğini ona göstermek lazım.
     
  • Dine girmenin ondan bir şey götüreceğini zannediyorlar. Mutluluğunu, sevincini, neşesini, eğlencesini götüreceğini, bir daha müzik dinleyemeyeceğini, bir daha arkadaşlarıyla konuşamayacağını, güzel bir şey giyemeyeceğini falan düşünüyorlar. Bu tehlikeli. Böyle bir şey yok. Çok şık da giyinir, arkadaşlarıyla da görüşür, müzik de dinler. Sevgi dolu, hatta daha da dolu bir hayat, kıyaslanmayacak şekilde dolu bir hayat yaşar ve hakikaten zevk alarak yaşar. Çünkü insanın içi yandıktan sonra müzik çalsa ne olur, çalmasa ne olur. Ne kadar çırpınırsa çırpınsın mutlu olamıyor. Allah’tan yana pozitif düşünmesi lazım. Mesela insan nasıl sevdiği biri olduğunda, insan helali olduğunda hep onun lehinde düşünür, yüzüne baktığında onun güzel yönlerini görmeye çalışır, ruhundaki güzellikleri göremeye çalışır, onda negatif, çirkin bir şey aramaz. hatta kedisinde bile, çiçekte bile hep en güzel yönleri arar. Tabii bu benzetme. Cenab-ı Allah sevilirken Allah’a sadece pozitif bakılır. Tarafsız Allah’a bakılmaz, bu çok büyük bir hata olur. Çünkü tarafsız baksa dahi sonunda olay Allah’ın lehinde biter. Allah’ın dediğinin doğru olduğunu anlarsın. Peki, o tereddüt ne olacak? Ne kadar iç sıkıcı. Asla yapılmaması gereken bir tavır olmuş oluyor. İnsan Allah’ın varlığını net olarak anladıktan sonra tavrını Allah’tan yana koyması bir ahlak güzelliğidir, sevgi güzelliğidir. Çünkü mutlaka Allah’tan yan çıkacaktır, ne çıkarsa çıksın. Ne fikir çıkarsa çıksın hep Allah’ın lehinde çıkar. Fizikte de öyle. Her olasılığa göre düşündüklerinde içinden çıkamıyorlar. Ama Allah’ın varlığı ve mükemmelliği için düşünüldüğünde, fizik kanunlarını incelerken o zaman bir, iki, en fazla üçte buluyorlar. Çok kolay netice alıyorlar. Karmaşaya göre araştırırsa bir türlü bulamıyorlar.
     
  • Darwinistler o kadar biçimsiz sırt üstü yere vuruldu ki akılların ucundan geçmiyordu. Ben ortaokuldayken hatırlıyorum, Darwinizm tepmez, yenilmez bir güç hükmündeydi. Bütün dünyayı kaplamıştı. Acayip enaniyetli, kendilerinden çok emin, üniversiteler, enstitüler,  laboratuvarlar, milyonlarca detay, Darwinizmle ilgili binlerce kitap, her konu ayrı analiz edilmiş falan. Dünyayı feth etmişti, bitmişti. Adamları fikrimizle aldık, beyninin üzerine oturttuk yere. Şimdi ne olduklarını anlamaya çalışıyorlar. Dünya çapında böyle dev bir deccali sistemin avucumuzun içerisinde böyle leblebi tozu gibi dağılmaları hakikaten çok mucizedir. Oyun oynamışlar. En kötü uydurma delillerle. Bütün dünyayı aldatmış koskoca adamlar. Allah hiç ummadıkları yerden onları vurdu.
     
  • Türk İslam birliğinden konuşmayan yok. Bir kısmı “Türk İslam Birliği geliyor” bir kısmı da “gelmiyor” diyor. Gelmiyorsa neden heyecanlanıyorsunuz? Niye gece gündüz gündem yapıyorsunuz? İki konunun çok üzerinde duruyorlar. Mehdiyet ve Türk İslam Birliği, koro halinde bir grup "Hz. Mehdi (as) gelmeyecek Türk İslam Birliği olmayacak” diyor. Bir kısmı da diyor ki; “Türk İslam Birliği olacak, Hz. Mehdi (as) da gelecek”.  Her iki düşünce de Mehdiyet’ten kaynaklanıyor. Gelmeyecek denmesi de gelişi çabuklaştıran bir sistemdir.  Hz. Mehdi (as) gelmeyecek dedin mi, Mehdiyet müthiş gündeme gelir. Türk İslam Birliği olmayacak dedin mi, inadına olur. Öyle bir sistem vardır. Allah öyle bir sistem yaratmıştır, inşaAllah.
     
  • Gençlere anlatmada ek olarak, onların bulunduğu yerlerde bulunma,  onu kendi mekanında yetiştirmek, kendi mekanında onu dindar yapmak çok önemli. Onu bambaşka bir aleme alıp götürmeye çalışırsan çok sarsılabilir.


 Samsun Aks TV, 27 Ocak 2011

Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.(Nisa Suresi, 83)

 

Mesela bir olay oluyor. Adam kardeşini doktora götürüyorlar. Doktor "bu habis tümöre benziyor, bakacağız" diyor. Bütün dayısına, amcasına hepsine haber veriyorlar. Adam kalp hastası, enfaktüs geçiriyor. Komaya giriyor. Bu akıllı bir hareket değil. Onun için bir haber olduğunda onu yaygınlaştırmadan uzman olan, onu iyi değerlendirecek birine nakletmek gerekir. O gerekirse ilgili kişilere yayar veya yaymaz.


Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur. (Nisa Suresi, 84)

Hangi müminleri? Sadece Ehl-i sünnet müminleri değil. Sadece Şiileri değil. Sadece Vahabileri değil. Bütün dünya Müslümanlarını.Bütün dünya Müslümanlarına hitap ediyor, Allah burada. Ehl-i sünnete hitap yok. Şiilere hitap yok. Caferilere hitap yok. Alevilere, Bektaşilere hitap yok. Kime hitap? Bütün Müslümanlara. Ne diyor Cenab-ı Allah? “Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et.” Bütün dünya Müslümanlarını hazırlayıp teşvik etmek,Mehdiyetin bir görevidir. Hem hazırlayacak, ilmi, kültürel yönden, kitaplarla, cdlerle, filmlerle hazırlayacak ve teşvik edecek. Türk İslam Birliği'ne, İttihad-ı İslam’a, güzelliğe, sevgiye, bilime, sanata, demokrasiye teşvik edecek. Darwinistlerin, komünistlerin ağır baskılarını geri püskürtür. Ne görüyoruz şu an? Allah’ın kahredici gücünü görüyoruz. Ayakları kayıyor. Kapıya dayanmışlar, kapıyı açtırmamak istiyorlar. Biz ilimle itiyoruz, ayakları kayıyor ve kapı sonuna kadar açılıyor.


Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Allah'a ve Resûlü’ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah'a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. (Nisa Suresi, 100)

Allah yolunda hicret Hz. Mehdi (as) zamanında nasıl yapıyor Müslüman? Annesi diyor ki; "İslam’ı, dini biz hurafe olarak görüyoruz. Dini anlatmanı istemiyoruz. Ben sana annelik hakkını helal etmem” diyor. “Namaz kılarsan seni evlatlıktan reddederim” diyor. Nur ala nur. “Teşekkür ediyorum, bir an önce yaparsan çok memnun olurum” diyecek. “Seni bu evde istemiyorum” diyor. "Eğer Allah’a, dine yönelirsen, İslam’a yönelirsen Müslümanları dost edinirsen istemiyorum” dior. “EyvAllah, teşekkür ederim” diyecek. "Ver elini öpeyim, bana müsaade” diyecek. Ve Müslümanların yanına hicret edecek.

  • Adam mesela diyor ki, “insan maymundan geldi. Tesadüfen oldu” diyor. Bazıları hemen ona aldanıp, “ben de Allah yarattı zannediyordum” diyor, haşa. Ne oluyorsun? Aklını başına al. Beynin içindeki görüntü sana bunu söylüyor. Ve sen de beynin içinde buna inanıyorsun. Beyninin içindeki görüntüden gelen bir sese inanıyorsun. Beyninin içindeki görüntüyü sana kim yaratıyor? Allah yaratıyor. Senin veya bir başkasının bu görüntüyü yaratmaya gücü var mı? Yok. Bu görüntüyü sana kim gösteriyor? Görüntü oluşur, bir de onu görmek gerekiyor. Birinin onu görmesi gerekiyor. Gözü olmayan bir gözün onu görmesi gerekiyor. Kulak olmayan bir kulağın onu duyması gerekiyor. Sana kim gösteriyor, kim duyuruyor? Sana her şeyi anlatırlar. Neden hemen Allah’ı bırakıyorsun? Konu bu. Allah’ı bırakmayacak. Daima Allah’tan yana olacak, inşaAllah. Hüsn-ü zanla Allah’a sevgi duyacaksın. Allah bir an olsun bırakılmaz. Düşün, tefekkür et ama Allah’a sıkı sıkı sarıl. Allah’ın ipine sıkı sıkı sarıl. Allah bir saniye dahi bırakılmaz. Allah’ı bırakırsan Allah da seni bırakır. Allah vermesin.
2011-01-28 02:11:53
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top