Adnan Oktar'ın 30 Ocak 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
Kanal Avrupa; Çay TV, 30 Ocak 2011
(Mısır'daki olaylar hakkında)
Topluluk halinde yürümenin amacı kuvvet bulmaktır, kuvvet arayışıdır, güç arayışıdır. İnsanlar kendini güçlü hissetmek için bir şeyler yapıyorlar. Onlardan bir tanesi de sokağa çıkmak. Ama bu güç için yeterli değildir. Asıl güç Müslümanların sükunet içinde, sevgi ve saygı bağıyla, muhabbet bağıyla, Allah korkusu ve Allah sevgisine dayalı olarak, birbirlerini koruyup kollayacak şekilde ittifakla birbirlerine bağlanmalarıdır ve aklı başında bir liderlerinin bulunmasıdır. En yüksek güce bu şekilde kavuşabilirler. “Devlet bizi eziyor, hükümet bizi eziyor, ayaklanalım” tarzı ayaklanmalar yaklaşık yüz yıldan beri sürekli olmuştur. Kanlı şekilde bastırılmıştır. Müslümanlar hapsedilmiştir, acı çekmişlerdir. Bölünmüşlükleri ve güçsüzlükleri devam etmiştir. Yine hareketleniyorlar, ama yine bölünmüş oldukları için, yine kopuk olduğu için derli toplu bir güç oluşmamış oluyor. Hz. Mehdi (as) çevresinde toplanmadıktan sonra. Hz. İsa Mesih (as)‘a karşı candan bir sevgi olmadıktan sonra, onun etrafında toplanmadıktan sonra bu mümkün değil. Hiçbir şekilde başarılı olma gibi bir konu olmaz.
Hüsnü Mübarek ateist masondur. Dinsiz rejimdir rejim. Darwinist ve materyalisttir. Müslümanlardan şiddetle nefret eden, oradaki dindarlardan adeta nefret eden bir üslupları var. Dolayısıyla Hristiyanlardan da haz etmiyorlar. Daha Türkçesi deccaliyetin etkisi altındalar. Hüsnü Mübarek yılların adamıdır, görmüş geçirmiş biridir. Eli kanlıdır, gözü dönmüştür. (Göstericilerin toplu katliamı haberiyle ilgili olarak) Bu tip bir eylem, onun kan dökmesi için adeta bir imkandır. Yapabilir de. En fazlasıyla da kaçar yurtdışına. Bu olaylara rağmen yine Müslümanlardan İttihad-ı İslam sözünü duymuyoruz. Bu olmadıktan sonra yine aynı sistem devam eder.
Raşit El Gannuşi iyi bir insan güzel huylu bir insan, ama tek başına yapabileceği bir şey yok. Liderler genelde yalnızdırlar. Dünyanın her tarafında taraftarları olsa bile özünde yalnız oluyorlar. Onun için samimi bir lider ortaya çıktığında ona çok iyi sahip çıkılması gerekir. Onun için liderleri devirmek de çok kolay oluyor. Özellikle demokratik ülkelerde parti liderleri çok kolay etkisiz hale getirilebiliyor karşı tarafça. Tek bir iftira ile, tek bir sözle, tek bir konuşmayla bütün gücünü kırabiliyorlar. Onun için samimi sevenleri, samimi destekçileri olması lazım liderlerin. Gannuşi'nin de öyle tek başına yapabileceği pek bir şey yok. Bir süre sonra ona karşı da ayaklanır halk. Böyle geçici çözümlerle hiçbir yere varılmaz. Mutlaka Mehdiyet’tir çözüm. Bunu ağızlarına almadıktan sonra bu kurtuluşa eremezler.
Dünyanın tamamı metafiziktir. Cenab-ı Allah kainatı metafizik yaratmıştır, fizik gibi görünür ama metafiziktir. Bunun doğru olduğunu da 2012, 2013, 2014 de görecek kardeşlerimiz.
İttihad-ı İslam’ın oluşmamasının sebebi Müslümanların genel olarak böyle bir talepte bulunmamasıdır. Aleni talepte bulunmaları lazım, çok ısrarcı olmaları lazım. Israrlı, kararlı duaları Allah kabul eder. Biz bundan sonra bekliyoruz, İttihad-ı İslam’a ait konuşmaları. Fakat Mehdiyetin bir özelliği vardır; sessiz ve derinden yayılır. Mehdiyetin kendine ait özelliğidir. Hz. İsa (as)’ın faaliyetleri de öyle. Derinden, dipten gelişen sistemdir. En son aşamada çıkacak sistemdir. Mehdiyetin etkisini ve lüzumunu ve elektriğini, Allah insanlara ısrarla gösteriyor.
Allah bağnazlık şeklinde bir İslam Birliği’ni istemiyor. Eğer böyle bir şey mümkün olsaydı yüz yıl önce olurdu. Allah onu kabul etmiyor. Allah bağnazlığın yolunu sürekli tıkamıştır, 100 yıldan beri sürekli tıkamıştır, kapatmıştır. Kuran’a dayalı, sahabe tarzı bir Müslümanlık anlayışına müsaade var. Allah böyle bir birliktelik olduğunda imkan sağlayacaktır, yol açacaktır. İşte bu da Hz. Mehdi (as) ile oluyor, inşaAllah.
Bütün harika olaylar hep bu zamanda ve önü arkası kesilmeden devam ediyor. Bu kadar tevafuk olmaz. Bir harikuladelik var, bir olağanüstülük var. Bir şeyler olacak, görülüyor bu. Anlaşılmayacak gibi bir şey değil. Allah’ın varlığını bir kere insanlar net anladılar. Yani flu anlıyorlardı, flu hissediyorlardı, net iman eder hale geldiler, bu çok önemli. Peygamberimiz (sav)’in sözleri de öyle hoş şeylerdir. O çağda kalmış gibi zannediyorlardı. Bir de baktılar ki Peygamberimiz (sav)’in sözleri sıcak takiple, sıcak olaylarla devam ediyor. Daha dün gibi. Ne söylese kelimesi kelimesine doğru çıkıyor.
Allah bizi çok harika dönemde yaratmış. Harikaları gördükçe hem sevincimiz artacak, hem hayretimiz artacak, hem insanların imanı daha pekişecek, daha güçlenecek. Bir de kutsal emanetlerinin çıkışı var. Allah onları daha sonlara bıraktı. Yani Hz. Mehdi (as)’ın çıkış anlarının son alametleridir.
TV Kayseri, 30 Ocak 2011
Amerika Türkiye’nin Türk İslam Birliği’ni kurmasını istiyor. İttihad-ı İslam’ı kurmasını istiyor. Amerika’daki büyük gazeteler devletin politikasını yansıtır. Bütün büyük gazeteler Amerika’da Türk İslam Birliği’ni coşkuyla anlatıyorlar, sevinçle anlatıyorlar. Niçin istemesin Amerika? Terör bitecek, anarşi bitecek, hayat pahalılığı bitecek. İslami terör dedikleri, ki öyle bir şey yok, İslami terör olmaz, Amerika’nın en çekindiği olay ortadan kalkmış oluyor. Niye tedirgin olsun Amerika? Türk İslam Birliği Amerika’nın zenginleşmesi demektir. Güçlenmesi demektir, güven içinde yaşamaları demektir. Ve İsrail’in güvenliği demektir. İsrail 3000 yıldan beri perişan vaziyette. Hep acı çekmişlerdir, hep canları yanmıştır. İlk defa hayatta huzur içinde yaşayacaklar, Hz. Mehdi (as) vesilesiyle. İlk defa güven içinde uyuyacaklar ve ibadetlerini yapacaklardır. Hristiyanlık da ilk defa rahatça ibadetlerini yapacak hale gelecektir. Tevrat’ın ve İncil’in orijinalleri bulunacak; Hz. Mehdi (as) Hristiyanlara İncil’le, Musevilere Tevrat’la tebliğ yapacak. Hadislerde var. Onun arkasından hepsi Müslüman olacak. İslam’dan başka din yoktur. Amerika böyle bir şey için engel olucu bir politika izlemez. Bilakis teşvik eden politikası var. Amerika da istiyor, İsrail de istiyor Türk İslam Birliği’ni. Niye istemesinler? Filistin, paramparça kardeşlerimiz. Anında biter olay. O barikatlar falan toz duman olur. İsrail’de duvarlar var, dev duvarlar, buldozerlerle yerle bir edeceğiz Allah’ın izniyle.
Beden var ama bizim algıladığımız beden algı olan bedendir. Gerçek bedenle bizim bağlantımız olmaz. Biz dokunduğumuzda algı olan bedenle bağlantı kurarız. Hiçbir zaman için fizik bedenimizle asla ve kesinlikle bağlantı kurmayız. Hiç kimse kuramaz. Bir tek Allah bilir fizik bedenleri. Biz daima ruh olarak, onun algı olarak aldığımız kısmıyla bağlantı kurarız.
Her şey insanın beyninin içinde. Uzaklık hissi verilir, uzaktaymış gibi görünür. Fincan uzaktaymış gibi görünüyor, elimi uzatmam gerekiyor. Dokunma hissi verildi, fincanı kaldırdım, fincan gittikçe büyüyor. Bu Allah’ın ayrı bir sanatıdır. Önce küçültüyor Allah, geriye gittiğinde küçültüyor, yaklaştırdıkça gittikçe büyütüyor. Bu apayrı bir sanattır. Allah yaklaştırır fincanı, getirir, içirir ve geri götürür. Allah kolumu vesile eder. Cennette kola ihtiyaç yoktur. Aynı kolun varmış gibi istersin, fincan kalkar böyle kolun görünmeden, hatta konuşur da istersen; gelir, içirir ve döner. İstersen şarkı da söyler. Televizyondaki, radyodaki müziği yaratan Allah’tır. Allah açmak için basılan düğmeleri vesile eder. Oradaki müziği doğrudan yaratan Allah’tır. Allah sizin istediğiniz parçayı biliyor, sizin istediğinizden dolayı o düğmeleri vesile edip müziği orada yaratıyor Allah. Ama mucize olmamış oluyor, siz o sebebe sarıldığınız için. Cennette düğmeye basma yoktur, aklından geçirdiğin parça anında çalar. Aklından geçirdiğin insanı anında görürsün, hemen görürsün. Ama şu an ancak hayal edebiliyorsun, insan hayal ediyor, hayalinde canlanıyor, ama flu canlandırabiliyoruz. Cennette o fluluk yoktur, çok nettir. Perde açılmıştır diyor Allah ayette. Önümüzde elips şeklinde bir perde var, bakan herkes görür. Üç boyutlu derinlikte görünüyor, üç boyuttan dolayı biz hakikaten uzakta zannediyoruz, kesinlikle uzakta değil. Ne Güneş uzakta, ne insanlar uzaktadır, ne arabalar uzaktadır. Hepsi insanın içindedir. Cisim olarak uzaktadırlar. Biz cismiyle asla ve kesinlikle muhatap olamayız. Zaten cismi simsiyah karanlıktır dışarıdaki asıl orijinali ve saydamdır. Bu dindarın da dinsizin de kabul etmesi gereken bir gerçektir. İnsanlar bu gerçeği görmüş olacaklardır. Bunu anlayacaklar. 2012’den itibaren olacak olaylar bunlardır. Beyinlerde bir netleşme olacak.
Bazı insanlardaki Mehdi beklentisi, bağnazlığın ve tutuculuğun çok yoğun olacağı bir dünya şeklinde. Halbuki Hz. Mehdi (as)’a gösterilen reaksiyonun nedeni Hz. Mehdi (as)’ın bağnaz olmamasıdır. Hz. Mehdi (as) bizim anladığımız anlamda bağnaz ve tutucu bir İslam anlayışında değil. Üzerimizdeki zincirleri kaldıran, sıcak, sevgi dolu, özgürlük dolu bir İslam anlayışı getirecektir. O yüzden Medine’deki alimin onu mürtedlikle itham etmesinin nedeni budur. Hz. Ömer (ra)’in şehit edilmesinin nedeni de budur yine. İslam’ın o sıcak, candan, dolu dolu tavrını savunmalarıdır. O devrin azgın yobazları vardı. Şimdiki yobazların aynısı. Eşkali bozuk tipler. Onlar Hz. Ali (ra)’yi, Hz. Ömer (ra)’i, Hz. Osman (ra)’ı ve 12 imamı teker teker şehit ettiler. Ve onlarda bir ehli beyt nefreti vardır ve Hz. Mehdi nefreti vardır. Hz. Mehdi (as)’dan nefret ederler. Ehli beytten nefret ederler. Doğrudan bu nefreti söyleyemeyince dolaylı yoldan anlatıyorlar. Konu bu. Hz. Mehdi (as)’ı istemelerinin nedeni Ehli beytin dünyaya hakim olmasını istememelerinden kaynaklanıyor. Çünkü bunlarda ırkçı, faşist, deli bir kafa oluyor yobaz takımında. Ve asla istemezler o yüzden. Ama Hz. Mehdi (as) söke söke (ilimle, bilgiyle, fikirle) İslam ahlakını dünyaya hakim edecek. Hz. Mehdi (as)’ın bir gücü yok, Allah’ın yaratmasıyla. Allah’ın gücüdür o. Allah vesile edecektir Hz. Mehdi (as)’ı.
Hz. İsa (as)'ı gördüğümüzde, insanlar ilk defa bir peygamber görmüş olacaklar. Bu yüzyılda insanlar peygamber görmemişlerdi. Nasıl yüzünün masum olduğunu, nasıl temiz olduğunu, ne kadar keskin bir akla sahip olduğunu, ne kadar isabetli konuştuğunu, ne kadar cesur olduğunu, ne kadar tevekküllü olduğunu görmüş olacaklar, bizzat gözleriyle görmüş olacaklar. Hz. İsa (as)’ın yaklaşık 400 hanımlardan, 800 de beylerden olacak şekilde seçkin talebeleri var, ama bu seçkin talebelerinden dahası da var. Daha da seçkinleri var.