Adnan Oktar'ın 04 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kocaeli TV, 4 Ocak 2011 

  • Din baştan sona metafiziktir. Dini sosyolojik gibi sözlerle yorumlamaya kalkmak çok çok yanlış olur. O zaman materyalist bir bakış açısı devreye girer. Materyalist kafayla bakıldığında komünist düşünce en doğrusu olur. Dünyaya iki türlü bakılır. Ya metafizik bakarsın ya materyalist bakarsın. Metafizik baktın mı olayları materyalist yorumlayamazsın artık. Çünkü cinler vardır, melekler vardır, ölümden sonra yeniden dirilme vardır, cennet, cehennem var, hepsi metafizik bunların. Bunları sosyolojik imgeler diye değerlendirmeye kalktın mı din Amerikan modeline, Çin modeline girer, bambaşka bir model olur ve din olmaktan çıkar. Mesela Peygamberimiz (sav) gelecekle ilgili olaylar bildiriyor. Materyalist gözle baktın mı hiç birine inanmazsın, ama mana gözüyle, metafizik gözle baktığında hepsinin doğru olduğunu görürsün. Mesela maddeye madde gözüyle bakarsan fincanı uzakta görürüz, ama metafizik baktığımızda fincanın beynimizde olduğunu görürüz. Hangisi doğru? Metafizik olan doğru, beynimizin içinde bir gören var. Elektrik akımını görüntü olarak gören var. Bunu materyalist nasıl açıklayacak? Tamamen metafizik bir konudur. Birisi görüyor ve o birisine de ulaşmak mümkün değil. Dokunmak, bağlantı kurmak mümkün değil. Ruhla bağlantı mümkün değil. O zaman metafizik her yeri kaplamış. Çıkıp sosyolojik dediğin zaman dini yok edersin, özenti nesiller oluşur ve hasta nesiller meydana gelir. Bediüzzaman’ın ilk manevi elektriğini verdiği gençlik şu ana kadar götürdü, ama bundan sonra o gençliği sürekli materyalist bir kafaya çekmeye kalkarsan adamın bambaşka bir şey olduğunu görürsün. Karşına entel özentisi bir insan çıkar ve kontrol edemezsin. Teker teker Müslümanların etkili olduğu neresi varsa bir de bakarsın ki baronlaşmış.
     
  • Şimdi son zamanlarda bir kısım Müslüman kardeşlerimizde modernliğin muazzam netice meydana getireceğine dair bir inanç var. Materyalist düşünce ile yaklaşırsan Müslüman olmaz. Materyalist olacaksa komünizm var, faşizm var bir çok düşünce var herhangi birini seçer, niye Müslüman olsun? Müslüman olması için materyalist değil, metafizik düşünmesi gerekiyor.
     
  • İslam gerçek olduğu için, hakikaten, gerçekten din olduğu için Müslümanlar inanıyor. Allah gerçekten var olduğu için Allah’a inanıyoruz biz. Biz ihtiyaç olduğu için Allah’a inanmıyoruz, gerçekten var olduğu için inanıyoruz. Din gerçekten doğru olduğu için dine inanıyoruz. Ahir zaman da gerçekten var olduğu için anlatıyoruz. Ahir zaman olayları, Hz. Mehdi (as), deccal, Hz. İsa (as)’nın nüzulu, yecüc ve mecüc hepsi doğru olduğu için inanıyoruz.
     
  • Müslümanlıkta canını verme var, canını vermesi gerekiyor Müslümanın Allah için. Bu kadar şiddetli coşkuyla Allah’a bağlanması lazım. Metafizik düşünmeyen bir insanın, derinlik almayan bir insanın böyle bir fedakarlık yapması mümkün mü? Can insanlar için azizdir, önemlidir. Müslüman gözünü kırpmadan Allah için canını verecek hale geliyorsa metafizik düşünüyor demektir.  Sevgi kalbini sarmış demektir. Sevgi de metafizik bir duygudur. Sevgiyi biz açıklayamıyoruz ki. Bir his. Mesela bakıyoruz kediden acayip zevk alıyoruz. İmanımız ve vicdanımızla orantılı olarak bunun gücü daha da şiddetleniyor. Herkeste sevgi gücü aynı değildir. Bazı insanlarda çok şiddetlidir sevgi gücü. Yani beğenme gücü, sanat gücü, sevgiden etkilenme gücü çok çok yüksektir. Bazı insanlarda da fludur. Onlar da özenti olarak sevgiyi konuşurlar. Yani yaşamaz kalbinde, uydum kalabalığa der.
     
  • Mesela Bediüzzaman, Allah'ın dilemesiyle, hadislerde Peygamberimiz (sav)'in verdiği bilgilere dayanarak gelecekten haber veriyor. Şimdi bunu materyalist, sosyolojik yönden değerlendirirlerse, "yaşlı bir alim, gönlünden geçen, bilinç altında olan samimi arzularını, isteklerini sanki gelecekte olacakmış gibi söylemiş" diye yorumlayabilirler. Ama metafizik yönden bakarsan; tek bir noktaya bakıp gözünü ayırmadan sabaha kadar bilgi aktaran bir insan var ve ne diyor? “Ben gözümle görmediğim bir şeyi size anlatmadım” diyor. Şimdi materyalist düşünceyle yorumlayabilir miyiz bunu? Metafizik.
     
  • Bizim milletimiz özellikle Türkiye çok aydınlıktır, çok zarif yaşanır İslamiyet ve temiz yaşanır. Mesela bakın ne Mısır'daki Müslümanlığa benziyor, Ne Suudi Arabistan’daki Müslümanlığa benzer, burada çok zarif ve temizdir. Mesela bizim Topkapı Sarayına bakın gıcır gıcırdır. Dolmabahçe’ye gidersin gıcır gıcırdır. Mekke’de Kabe’ye ben zannettim ki çok güzel bakıyorlar. Sevr mağarasını, Peygamber Efendimiz (sav)’ın çile çektiği o mağarayı,  gezindiği yerleri, mağaraları, her yeri pis yağlı boyayla, konserve kutularıyla, çer çöple bir acayip hale getirmişler. Bir kere kutsal topraklarda çok küçük bir parçanın bile oraya atılması ciddi bir suçtur. Oraların nur gibi tertemiz olması lazım. Peygamberimiz (sav)’in el izleri var oralarda, mağaranın içinde. Bir kere oraya girmek için birçok şart konması lazım, bedenen de çok temiz olacak, akli dengesinin de yerinde olması gerekiyor. Nezaketine çok dikkat edecek. Parmak ucu kadar oraya çöp bırakamaz. Tarihi olan binaları yıkıyorlar, her yere oteller dikiyorlar. Bir resim getirdiler. Dev böyle koskoca gökdelen gibi oteller, binalar var. Kabe orada küçücük görünüyor. Bütün binalarla Kabe’nin etrafı sarılmış. Bu ne cesaret? Osmanlı döneminde çok temiz ve bakımlıydı. Osmanlı çok özen gösteriyordu, çok titizdiler. Şimdi Hz. Mehdi (as)’ın kontrolüne girecek orası. Mekke Medine Hicaz hepsi. Bakın o zamanki düzene, temizliğe, güzelliğe, bakın o  gökdelenlerin konumuna, bir tane gökdelen kalacak mı orada. Orayı bağlık bahçelik yapsana, genişletsene. Elli kilometre öteye yap, hızlı tren sistemi kur. Al şehri kaydır, eski haline getir. Yemyeşil geniş, çimenlikler yap, bağlık bahçelik yap. Peygamberimiz (sav)'in gezdiği, geçtiği yerleri çok titiz koruma atına al. Biz Peygamberimiz (sav)’in nefesini orada hissedeceğiz, nefesi sinmiş o mağaralara, oralara. Böyle bir yapı var. Altan alta sezdirmeden dejenere etme politikası izliyorlar anladığım kadarıyla. O yüzden Hz. Mehdi (as)'ın her yönden önemli ve ihtiyaç olduğu hissediliyor.

Eğer sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha önce Allah'a da ihanet etmişlerdi; böylece O da, "bozguna uğramaları (için) sana imkan vermişti.' Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal Suresi 71)

Demek ki küfrün bozguna uğraması için Allah’ın imkan vermesi ve Allah’ın özel ortam hazırlaması gerekiyor ve güç vermesi gerekiyor. Demek ki sosyolojik güçlerle olmuyormuş, Allah’ın güç vermesi ve zemin hazırlaması ile oluyormuş

… Allah, yaptıklarınızı görendir. (Enfal Suresi 72)

Demek ki Allah bizi şu an seyrediyor. Öyle bir konuşuyorlar ki haşa Allah’ın hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi. Her şey sosyolojik, psikolojik, morfolojik gelişiyor gibi. Öyle bir şey olmaz. Sosyolojiyi yaratan da Allah’tır. Küresel gücü de Allah yaratır.

Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa,….. (Zümer Suresi 22)

Demek ki Allah’ın göğsünü İslam’a açması gerekiyor. Gidip tebliğ yapmayla, modern takılmayla din yayılmıyor. Allah’ın göğsünü İslam’a açması gerekiyor önce.

….. De ki: "Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler." (Zümer Suresi 38)

Küresel güçlere değil Allah’a tevekkül ediyorlar, inşaAllah.


Kaçkar TV, 4 Ocak 2011

  • İslam alemi başsızlıktan dolayı netice alamıyor. Yoksa karmaşık olan hiç bir şey yok. Bir de ifrattan dolayı netice alamıyorlar. Çünkü İslam’ın dünyaya hakimiyetine insanlar sevgiyle bakarlar, ama yobazlığın dünyaya hakimiyeti dehşet vericidir. Yobazlar da tetikte olduğu için bu müşkülü ancak Hz. Mehdi (as) çözebiliyor. Yoksa çok büyük bir tehlike kapıda beklemiş oluyor. Ya dinsizlik, ya yobazlık. Yobazlık ayrı bir felaket, dinsizlik ayrı bir felaket, o iki felaketin arasında Hz. Mehdi (as) var işte. Ne dinsizliğe ne yobazlığa müsaade ediyor. Dengeyi o koruyor. O yüzden Hz. Mehdi (as)’ın zuhuru çok önemli, inşaAllah. Hz. Mehdi (as)'ın eksikliği her yerde hastalık meydana getiriyor.

Eğer gerçekten Biz, onlara: "Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu. (Nisa suresi 66)

Eğer gerçekten Biz, onlara: "Kendinizi öldürün

Yani durduk yere kendinizi öldürün.

ya da yurtlarınızdan çıkın

Bırakın işinizi gücünüzü o yurttan çıkın, başka yere gidin

diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı.

Az bir bölüm yapıyor, yani Hz. Mehdi (as) talebeleri gibi üstün karakterleri olanlar yapıyor. Peygamberler de kendi devirlerinin Mehdisidir. Dolayısıyla o dönemdeki müminler de bir nevi Mehdi talebesi oluyor. İnsanlar bu karakterde olmadığı için Allah güzellik nasip etmiyor. Sorunu yani neden böyle bir durum olduğunu Allah açıklıyor.

Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın dediğinde uzak duruyor. Ama ne diyor? Namaz kılarım diyor. Oruç, “iyi geliyor zayıflıyorum” diyor. Daha pratik geliyor ona oruç tutmak. Namaz da hoşuna gidiyor, çünkü bir şey kaybettirmiyor ona haşa. Sadaka, az bir para verdiği zaman psikolojik olarak rahatlıyor onu da yaparım diyor. “Uykum gelinceye kadar zikir çekerim” diyor. Ama bak “kendinizi öldürün ve yurtlarınızdan çıkın” bu ne demektir? Bu Mehdiyet’tir. Kendinizi öldürün ne demek? Gençliğini ver. Bütün hayatını ver. Hayatın bütün sosyal yönlerinden çekil. Tam anlamıyla teslim ol anlamına geliyor aynı zamanda. “Ve yurtlarınızdan çıkın”  ananı babanı bırak, aileni bırak, gerekirse işini bırak, mesleğini bırak, Allah yolunda mücadele et denildiğinde az bir bölümü kabul eder diyor. Az bir bölüm, 313 kişilik Mehdi cemaatidir. Dünyada hep azınlıktır canı gönülden, aşkla, ölümüne bağlı olanlar, Allah’a bağlananlar.

Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu.

Dünya hakimiyeti verirdim diyor Allah. Öbür türlü nasıl oluyor? Bereketli olmuyor ve sağlam olmuyor. Şu anki sistem gibi çöküyor her yer. Muazzam bir çürüklük oluyor. Devletler çürüyor, milletler çürüyor, sistemler çürüyor. Acılar ızdıraplar gökyüzüne çıkıyor.

Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik.

Cennetle müjdeliyor Allah. Ayrıca dünyada da bereket, bolluk, hakimiyet ve güzellik.
 

Ve onları mutlaka dosdoğru yola yöneltip-iletirdik.

Dosdoğru bir yolda giderlerdi, hiçbir engelle karşılaşmazlardı. Mükemmel ve güzel bir hayata sahip olurlardı diyor Allah.

Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın. (Nisa Suresi, 71)

Bu İttihad-ı İslam’dır. Allah bir tane Müslüman grubuna hitap ediyor. Ey iman edenler diyor. Ey Hanefiler, Ey Şafiler, Ey Aleviler, Bektaşiler, Şiiler, Caferiler demiyor Allah. Bir tane topluluk kabul ediyor Allah. Nasıl tedbir alırsın? Kitap okursun, ilmi araştırma yaparsın, sanatta bilimde ilerlersin ama iman ve Kuran’a hizmet amaçlı. Müthiş bir güce dönüşürsün. Televizyon kurarsın, radyo kurarsın imkanlarını geliştirirsin. Bunların hepsi tedbirdir.

... tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.

Biri kitaplarla ilgili çalışma yapar, biri radyo ile ilgili çalışma yapar. Bir kısmı orada para kazanırken bir kısmı tebliğ yapıyor, bir kısmı ilmi araştırma yapıyor. Bazen de “topluca çıkın” diyor Allah. Ey iman edenler topluca mücadeleye çıkın. Bu nedir? İttihad-ı İslam’dır. Kuran’da nerede var Mehdiyet, nerede İslam birliği var diyorlar, burada var, buradan alacaksın.
 

  • Hz. Mehdi (as) konusunun sürekli gündemde tutulup, Allah’ın dediğinin yapılması gerekiyor. Allah’ın gösterdiği plan, Allah’ın gösterdiği kurtuluş yolunun uygulanması gerekiyor. Çünkü Peygamberimiz (sav) kıyamete kadar olacak bütün olayları anlatmış, nasıl olacağını da anlatıyor. Açık, sarih. Dediklerinin tamamı doğru çıkmış, Muhbir-i Sadık. Peygamberimiz (sav)’in gösterdiği mucizelerin İslam aleminde büyük bir heyecanla anlatılması lazım. Mesela Fırat’ın suyu kesilmiş, Kabe’ye baskın yapılmış, Ramazan ayında 15  gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş, kuyruklu yıldızlar çıkmış.  İslam alemine bir bakın, bu konular konuşuluyor mu? Onlar zannediyorlar ki sadece namazı kılarlarsa, orucu tutarlarsa, evlenirlerse, bir de çoluk çocuğa karışır da iş güç sahibi de olursa kurtuluruz zannediyor. Halbuki İttihad-ı İslam, cehd etmek farzdır. Kuran’da hakim konudur. Kuran baştan sona cehd etmeyi anlatır, baştan sona İttihad-ı İslam’ı anlatır.
     
  • Allah’ın delisi olmak zor olan kolaylıktır, zor gibi görünen kolaylıktır. Kolaydır, zevklidir. Nefse zor gelir, ruha kolay gelir. Çok zevklidir.
2011-02-05 03:19:29
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top