Adnan Oktar'ın 05 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kocaeli TV, 5 Şubat 2011

  • 30 yıldır hiç tatile çıkmadım, geceli gündüzlü faaliyet yapıyoruz. Bu nedir? Sabırdır. Kitap dağıtmaya, basmaya devam ediyoruz.  Yazmaya devam ediyoruz. Mehdiyet’i anlatmaya devam ediyoruz. İttihad-ı İslam’ı anlatmaya devam ediyoruz. Bu nedir? Sabırdır. "Ben kitapları dağıttım, Darwinizmle ilgili görevim bitti. İttihad-ı İslam’ı da anlattım. O da bitti. Mehdiyet’i de anlattım, kaç defa anlatacağım. 2 kere anlatım, 5 kere anlattım, 10 kere anlattım, bitti. Ben çekilip işime gücüme bakayım" diyebilirim. Demem. Çünkü bu konuda sabır ve istikrar gerekir. Sürekli devam edilmesi lazım, neticeleninceye kadar.
     
  • (Hıncal Uluç’un Defne Joy Foster'ın ölümü hakkındaki köşe yazısı)

    Hıncal Uluç “Su testisi suyolunda kırılır”  demiş, nasıl bir üslup bu? Vefat etmiş birinin arkasından böyle konuşulur mu? Öyle bir konumda bu kadar onur kırıcı, bu kadar rencide edici bir üslup kullanılır mı? “Allah rahmet etsin geride kalanlara başsağlığı versin” dersin. Hayat dolu neşeli bir insandı, sosyete içinde de tanınan bir insandı, onun vefatı tabi insanları çok sarstı, eğlenceci kesimi de çok sarstı. Onun ölmesine Hıncal Uluç kızmış olabilir. Milletin neşesini kaçırdın, şevkimizi kaçırdın, tam eğlenirken, birden bütün herkesin ağzının tadını kaçırdın ve ölümü hatırlattın herkese, diye kızmış olabilir. Eğer Hıncal Uluç ona sahip çıkarsa, gençler üzerindeki acı ve etki yüksek olacak. Çünkü sevilen bir insanın vefatı sarsar toplumu çok etkiler, ama “su testisi su yolunda kırılır” bırakın onu, ölmüş gitmiş iyi olmuş (haşa) gibi bir üslup kullanılırsa o acı bir kısım kalplerde, ruhlarda ortadan kalkar. Çünkü sıradan bir insan hak etmiş, belasını bulmuş der gibi bir üslup kullanırsa, ibret alma, acıma ve şefkat duyguları kalkar o şahısta. Artık o ona önem vermez, değersiz görür. Neşesini kaçırdığı için ve kendi topluluğu içinde olduğu için bu olay, onun (haşa) böyle  münasebetsizlik yaptığını düşünüyor. Bütün sorun onun neşesini kaçırması. Aslında ona karşı olduğundan değil yaşamış olsaydı ona saygı gösterirdi. Vefat ettiği için, gençliği sarstığı için, bir çok insanın neşesini kaçırıp ölümü hatırlattığı için ona öfkelenmiştir. Çünkü nereye gitse bu konu açılacağı için bu konudan kurtulmak ve keyfinin kaçmasını istemediği için bu tip üslup kullanıyor.
     
  • İslam alemindeki Müslümanların ondan biri dahi İttihad-ı İslam’ı istese Türk İslam Birliği olur. Sadece bir kısmının keyfini kaçıracağı için kabul etmiyorlar. Çünkü alışmış adam, bir imparatorluk kurmuş, küçük olsun benim olsun kafasında. Öyle olunca bir kişiye bağlanmış olacak. Enaniyetlerine ağır geliyor. Şu an İttihad-ı İslam’ın olması için her türlü şart mevcut. Son derece kolay. Sadece bir evet demeleri yeter. Hatta onda birinin evet demeleri yeterli, başka bir şeye gerek yok.
     
  • Allah dünyada nimetleri çok güzel yaratıyor. Cennette çok daha alaları olacak. Bunlar onları kavramamız için küçük numuneler. Cennetteki bardakların kıyası kabil değil. İnce işli, Allah çok ince işli diyor. İnsanlar buna bakınca İtalyanlar İtalya’da yapmış, buraya göndermiş zannediyor. Böyle bir şey yok. Allah beynimizde yaratıyor. İtalyanlar bu rengi veremez. İtalyan’ı yaratan da Allah. Renk yok dışarıda. Beni televizyonda seyreden kardeşlerimiz evdeki televizyonlarına baksınlar televizyon onlardan 1-2 metre uzakta görünüyor. Yahut bilgisayarı 50-60 cm uzakta. Halbuki herkesin bilgisayarı beyninin içindedir. Hiç kimsenin dışarıdaki bilgisayarı görmez. Dışarıdaki bilgisayarı okuyamaz zaten. Dışarıdaki bilgisayar hem saydam hem ışık yok. Simsiyah karanlık, hiçbir işine yaramaz dışarıdaki bilgisayar. Dolayısıyla bütün bu gördüğümüz cihazların hepsi insanın beyninde yaratılır. Bütün cihazları Allah insanın beyninde yaratır. İnsanlar da onu fabrikada oldu zannediyorlar. Size giyimlikler yarattık diyor Allah. Kıyafetleri de Allah yaratır. Falanca butikten şu giysiyi aldım diyor,  hiçbir şeyi hiçbir yerden almıyorsun. Bütün kıyafetleri Allah giydirir. Şu Fransa’dan geldi, şu buradan geldi, öyle bir şey yok. Dışarıda gördüğün elbisede zaten renk yok, saydamdır. Onu renkli, gölgeli ve ışıklı olarak yaratan Allah’tır. Gölge ayrı yaratılıyor, ışık ayrı yaratılıyor. Gölge olmasa yine çok anormal bir görüntü meydana gelir. Çok garip şekiller meydana gelir. Derinlik algısı kalkar, bambaşka bir dünyaya girer insanlar. Gölge çok büyük bir nimettir. Işık bir nimettir ama gölge de en az o kadar bir nimettir.  Tek başına ışık bütün güzelliği bozar, sırf ışık olursa. Gölgeye çok büyük ihtiyaç var. onun için Allah Kuran’da gölgeyi ayrıca yarattığını söylüyor. Çok büyük bir sanattır. Allah’ın özel sanatıdır. 
     
  • İman gözüyle, akıl gözüyle bakmadıkları için dünyanın da metafizik olduğunu göremiyorlar. Dünya net olarak metafizik. Bir kavrasalar feci şekilde korkarlar. Allah korkusu üzerlerini kaplar. Kalakalırlar, oturdukları yerde kalırlar. Müthiş bir korku kaplar. Onun için Allah üzerlerine gaflet veriyor. Gafletten dolayı rahat ediyorlar. Gaflet ve ülfet. Onunla rahatlıyorlar. Gaflet ve ülfet bir kalksa netlikten dolayı boğulacak gibi olurlar. Allah’ın heybeti, Allah korkusu ve haşyet kaplar üzerlerini. Zangır zangır titrerler oturdukları yerde.
     
  • Altına karşı kalbimizde bir muhabbet var. Nereden geliyor? Cennetten geliyor. Cennette Allah bize sevdirmiş, kalbimizde var. Mesela inciye karşı sevgi vardır. Kadına çok yakışır inci. Cennet kadınlarının takısıdır inci, kalbimizde sevgi vardır inciye karşı. Müziğe karşı içimizde sevgi vardır. Aslı cennettedir müziğin. Buradaki müzikler itici gelir, cennetteki müzikle karşılaştığımızda. Uzaktan yakından ilgisi yoktur. Cennet müziğinden herhangi bir parçayı insan dinlese nefesi kesilir. Hiç bitmesin ister, o kadar hoşuna gider. Cennette ağaçlar da dans eder. Onların yaptığı dansı hiçbir dansçı yapamaz. Hiçbir dansçının yaptığı danstan o zevki alamazsın. Aynı şekilde cennet hurileri de öyle. Çok güzel şarkı söylerler. Onların da öyle dans etme kabiliyetleri var, güzellikleri var. Vildanlar da küçük çocuk. Ufaklıklar, onlar da ortalıklarda koşuşturuyorlar. Çocuk sevgisi için özel olarak yaratılmıştır.
     
  • İblis anlaşılmaz. Çok zordur anlaşılması. Peygamberler fark ediyorlar. Hz. İsa (as)’a da iblis yaklaşmıştır, anlamıştır hemen. Müslümanlar bazen anlayamıyor iblisi. Kıyafetinden, görünümünden dolayı anlayamaz. Üslubundan dolayı anlayamaz. Ayette Allah “sizi Allah ile aldatmasın aldatıcılar” diyor.  Müslümanları aldatabiliyorlar, ama büyük alimleri aldatamazlar inşaAllah.

Kahramanmaraş Aksu TV; Gaziantep Olay TV, 5 Şubat 2011

  • Kardeşlerimden istirhamım;

Harun Yahya kitaplarından mutlaka bir kütüphane oluşturun. Bir tane Ali Bulaç’tan Kuran-ı Kerim. Bir tane Risale Nur Külliyatı, İmam Rabbaninin Mektubat-ı ve benim kitaplarımdan güzel bir kütüphane. Nereye? Ev, kahvehane, kütüphane, kuaför, lokanta, butikler, aklınıza gelen her yer. Orada müşterilerin oturması için bulunan bir yere kitaplar konulabilir. Gelenler oturup dinlenirken üç sayfa bile okumuş olsa faydalı olur. Birçok insan hayatında ilk defa karşılaşıyor o tarz bilgilerle. Bir tek hatırlatma muazzam etki yapar insanda.

Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Ahzab Suresi, 1)

Yani helale harama dikkat et. Kuran’ın hükümlerine titiz ol. Darwinist Materyalist ateist, faşist komünist hiçbirinin düşüncelerine itaat etme. Onlara entel karakteri ile itaate kalkma. Kuran'dan aldığın feyzle Kuran’ın ruhuyla hareket et.

Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 3)

Hiç tedirgin olmana gerek yok. Kendini tedirgin edecek bir ruh hali içinde olma, Allah her şeyi en güzel şekilde yerine getirecektir.

 

2011-02-06 03:30:47
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top