Adnan Oktar'ın 08 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV, 8 Şubat 2011

  • İman zafiyeti olduğu zaman insanın insana saygısı, sevgisi kalmaz. Bir büyüğü olsun istemez, birisinin lider olmasını istemez, başında birisi olsun istemez, söz dinlemek istemez, asi olmak ister, her şeye isyan etmek ister. Anarşist ruh gelir ve anarşist ruh gelince de ne yapıyor? Başbakan Kıbrıs’a misafir olarak gidiyor. Başbakan geldiyse bir örf anane, adap edep vardır ve gece gündüz de Başbakan Kıbrıs’ın iyiliği için gayret ediyor. Çok edepsiz ve saygısızca bir pankart, münasebetsiz ve küstahça bir üslup, bu darwinist materyalist ruhtan kaynaklanıyor. Sevgisizlikten, saygısızlıktan, şefkatsizlikten. Ne kadar terbiyesizce bir şey misafire böyle söylenir mi? Üstelik Başbakan. Muhalif bile olsa misafire böyle yapılmaz.
     
  • Şu anda ahir zamanda Mehdiyet dolu dolu yaşanıyor. İnsanların büyük bölümü farklında değil. Belki Hz. Mehdi (as) da farkında değil. İmtihandaki Allah’ın sanatını, mükemmelliğini görüyor musunuz? İmtihan olmasa, güzellikler diye bir şey olmaz bütün güzellik ortadan kalkar. Cennetin de bir anlamı kalmaz cehennemin de bir anlamı kalmaz, hayatın da bir anlamı kalmaz, dümdüz olur her şey. Biz adeta robot gibi oluruz o zaman. En mükemmeli yaratmış Allah. Bunun dışında bir yöntem olamaz. Acıların olmadığı bir imtihan da imtihan değildir. Acı olmadan imtihan olur mu? Her türlü acının yaşandığı bir imtihan olması lazım.

“Ama onlar nerdeler ve sayıları ne kadardır? Onlar sayıca çok az da olsalar zikri yüce olan Allah katında değerleri çok büyüktür. Onlar dinin kılavuzları olan hidayet imamlarına tabi olurlar...Başkalarına zor hadisleri kabul ederler.” (el-Kafi c. 1, s. 270)

Hz. Mehdi ile ilgili hadisleri bazı kişiler anlamazlıktan geliyorlar, ama Mehdi talebeleri onu kolaylıkla kabul ederler diyor.

Bu işin sahibi Mehdi (as)’ın kaybolması kaçınılmazdır. Kayboluşu sırasında bir köşeye çekilmesi kaçınılmazdır. Köşesine çekildiği menzil ne güzel bir yerdir. Otuz kişinin arasında olmak yalnızlık değildir. (Usul-u Kafi, Hüccet Kitabı, 16-(899))

Mutlaka kaybolacak ya hapsedilecek ya kendi iradesi ile gizlenecek. 30 talebesi ile faaliyet yapacak diyor. Kitap çalışmaları belki CD çalışmaları yapacak. 30 kişilik bir ilim heyeti olacağı ve bir “menzil”, bir evde, bir yerde böyle bir çalışma yapacağı ve halka pek görünmeyeceği, ilk başlangıçta görünmeyeceğini hadiste belirtiyor. “Köşesine çekildiği menzil ne güzel bir yerdir.” Güzel bir ev, güzel bir yer, hoş bir ev, belki çok beğenilen güzel bir evde, güzel 30 kişilik arkadaş grubu var, ilim grubu onlar arasında olmak yalnızlık değildir diyor hadiste.

İmam Caferi Sadık (as) Mufassal’a söylüyor; Muhakkak hangisinin hangisinden olduğu belli olmayan ve birbirlerine benzeyen 12 bayrak yükselecektir. Mufassal bu sözleri işitince tedirgin oluyor. Neden böyle tedirgin olduğu sorulunca, “Çünkü siz şöyle buyurursunuz Bir birine benzeyen 12 bayrak yükselecek ve hangisinin hangisinden olduğu belli olmayacak. İmam Caferi Sadık (as) Bulutlarına arasından geçmekte olan güneşe bakarak şöyle buyurdu.

“Şu güneşi görüyor musun? Allaha andolsun ki bizim ışığımız (Mehdi) güneşten daha aydınlık olacaktır” (Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi Cilt 3 Sayfa:429   Gaybet-i Tusi s.338 ve Usul-i Kafi Cilt 1 Sayfa:377)

Avrupa Birliğinin bayraklarını hadis belirtiyor. Yıldızların hepsi birbirine benzemiyor mu? 12 bayrak ama hiç biri de birbirinden değil, ayrı ayrı ülkeler bunlar. 12 tane devletin bir araya gelmesi hiç bir şeydir diyor. Bazı korkaklar var çıkıyor küresel güç, sosyolojik olaylar falan hiçbirinin etkisi yoktur diyor. Hz. Mehdi (as) güneşten daha parlak olacaktır diyor. Allah’ın gücünün karşısında bu devletlerin birleşmesi hiçtir diyor.

Onu Hz. Mehdi (as) sadece zer aleminde Allah’ın ahit aldığı müminler kabullenecektir.

Biz daha dünyaya gelmeden önce zer aleminde Allah’a ahit verdik. Ruhlar daha dünyaya sunulmadan. Bilmiyor, içgüdüyle, Allah’ın emriyle Hz. Mehdi (as)’a talebe oluyor. Şu anda Hz. Mehdi (as)’ı bir çok insan hissediyordur, ama talebeleri zer aleminden Allah’ın ahit aldıkları hemen gidip bulup, mutlaka tabi oluyorlar, ayrılmıyorlar da. Yemin vermiş Allah’ın Katında.

  • Her insan ölüyor. Hayat çok kısa. Yüzyıl önceki fotoğraflara bakın, nasıl neşeli insanlar. Çocuklar sokakta oynuyorlar, kadınlar pür neşeler, kimi kırda eğleniyorlar, böyle fasıl yapanlar var. Akıllarının ucundan geçmez ki oradaki, o fotoğraftaki binlerce insan görünüyor fotoğrafta. Tamamı yok olmuş, bir tanesi yok şimdi, tamamı ölmüş. Kucaktaki çocuklardan tut, oradan geçen atlar, diğer hayvanlar da dahil, hiçbir şey kalmamış, tamamı ölmüş. O anda onlara söylesen bırak şimdi ne alakası var diyecekler.  Ama kısa sürede zaman geçiyor ve bitiyor. Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. Cenab-ı Allah’ın yöntemi olarak ahir zamanda, gençlerin beklenmedik ölümleriyle bu tarz uyarılar yapıyor Allah. İstedikleri kadar unutmaya çalışsınlar, Allah sürekli unutmalarını engelliyor. Mesela hastalıkları da öyle yapıyor Allah. Ufacık bir hastalık meydana getiriyor, hemen ölüm korkusu sarıyor. Vücudunda bir ben gelişiyor, hemen kanser korkusu sarıyor. Bunlar da olmasa insanın ne kadar şımarmaya açık olduğunu, ne kadar dünyaya açık olduğunu, ne kadar kendini beğenmeye açık olduğunu hepimiz görüyoruz. Enaniyete, kibire, öfkeye ne kadar açık olduğunu, kine, dünyaya bağlanmaya ne kadar açık olduğunu herkes görüyor. Bunu önlemek için Allah olayları yaratıyor. Ve ancak ucu ucuna yetiyor bunlar. Allah tam ayarında meydana getiriyor. Hastalıklar, dertler, belalar ve ölümler ancak Allah tarafından istenen neticeyi veriyor. İnsanlar kısmen düşünebilecek hale geliyorlar. Başka türlü de imtihan olmaz. Ya hayat dümdüz olur anlamsız olur, ya imtihan olacak dünya çok çok güzel olacak, çok renkli, alabildiğine güzel Cennet hayatı olacak veyahut dünya anlamsız olacak. Onun için Allah imtihanı yaratmıştır. İmtihanda bizim ne yapacağımızı Allah bilir. Biz bilmeyiz ne yapacağımızı. Bize bizim ne olduğumuzu gösteriyor Allah.
     
  • “İşte diri ve faal imam, o velidir, ister Ömer soyundan olsun, ister Ali soyundan! Ey yol arayan, Mehdi de odur, Hadi de o. Hem gizlidir hem senin karşında oturmakta. O, nura benzer; akıl onun Cebrail’idir. Ondan aşağı olan veli de onun kandilidir.”(Mevlana)

    “Ben Mehdi (as)’ı çıkaramıyorum, tanıyamıyorum” diyor. “Hem gizlidir, hem de senin karşında oturuyor” diyor. “Ama aynı zamanda gizlidir” diyor Mevlana.


 

Kaçkar TV, 8 Şubat 2011

Mü’minun Suresi

21- Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır;

Bütün hayvanları incelemek durumundayız bu ayete göre ve hayvanların hayatındaki davranış biçimleri ve yaratılıştaki harikalıkları, hepsini incelemek durumundayız. Nasıl bileceğiz hayvanları göremezsek? Hayvanları tek tek incelemek çok zor. Tek çözüm kitap olması, film olması, araştırma yapmak yahut sözlü derstir.

21- “… karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz

Süt oluyor genellikle ki süt beslenmede çok önemli. Peynir, yoğurt yapımında kullanılıyor. Vücudun en hayati ihtiyaçları olan kalsiyum ihtiyacı, magnezyum ihtiyacı, protein ihtiyacı geniş çapta yoğurt, süt ve peynirden elde ediliyor. Temel beslenmede kullanılan önemli gıda maddeleri.

21- “… onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.”

Et olarak da yeniyor. Protein olmadığında vücut yıkıma uğruyor zaten.

23- “Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?"”

Gayet kısa hayat. Allah var, Allah bir, O’na kulluk edin, bir de “sakının” diyor, sakınmayacak mısınız diyor.

24- “Bunun üzerine, kavminden inkara sapmış önde gelenler…”

İnkara sapıyor, bir de önde gelen

“…dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir.”

Genellikle ne zaman bir Mehdi gelse, ne zaman bir peygamber gelse illaki beğenmemişlerdir. Beşere benziyor, bir şey yok diyorlar, kıyafeti, tavrı aynı sizin gibi bir insan diyor. Yiyor, içiyor, geziyor, konuşuyor, espriler yapıyor. Ne fevkaladeliği var ki diyorlar.

“Size karşı üstünlük elde etmek istiyor.”

Hakim olmak, Mehdilik talebi, saltanat talebi, güç talebi, amacı bu diyorlar.

“Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi.”

Allah öyle bir şey yapmak isteseydi melek indirirdi, niye bir insan göndersin diyorlar. Bir insan niye peygamber olsun, meleğin kendi gelir o peygamber olurdu  diyorlar.

“…Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz."

En büyük tehlike işte budur, batıl gelenek. Ben hocamdan, alimimden, bunu işitmedim diyor, böyle bir şey yok diyor.  Peygamberler hep yanlış gelenekleri yıkmaya gelirler. Hz. Mehdi (as) da öyledir, geleneklerdeki yanlış düşünceleri yıkmaya geliyor. Hemen her devirde yapılan savunma metoduna geçiyorlar.

25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir,”

Bu kişi deli diyorlar. Savunma metodu olarak. Baş edemeyince, ikna edemeyince; onun dürüstlüğüne, kalitesine, güzelliğine söz bulamayınca ne diyor? Hemen deli olduğunu iddia ediyor. 

“…onu belli bir süre gözetleyin."

Takip edin. Demek ki Mehdiler, mürşidler hep takip altında kalıyorlar. Hadiste de var. Hz. Mehdi (as)’ı deccalin silahlı adamları gözler diyor. O devrin gayrı meşru ve meşru unsurları, resmi ya da gayrı resmi insanlar onu izliyorlar.

  • Biz dünyaya gelmeden önce, daha kainatı Allah oluşturmadan önce biz ruh olarak vardık. Bütün insanlık ruh olarak vardı. Bütün insanlığı Allah manevi olarak karşısına aldı, hepsini. Tamamı toplandılar. Allah sordu; “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dedi. “Ne diyorsunuz?” dedi. Hepsi topluca; “evet, Rabbimizsin” dediler. Zer alemindeyken yine Allah bir çok sözler aldı. Peygamberlerden de söz aldı. Hz. Mehdi (as) için de söz aldı. Hz. Mehdi (as)’ın talebelerine Cenab-ı Allah sordu,  “Mehdi (as)’a talebelik edecek misiniz?” dedi. “Edeceğiz Ya Rabbi” dediler. “Mehdi (as)’ın emrinde olacak mısınız?” “Olacağız Ya Rabbi” dediler. “Yanından ayrılacak mısın?” “Ayrılamayacağız” dediler. Buna benzer bir konuşma oldu Allah ile aralarında. Zer aleminde verdikleri söz onlarda şu an içgüdü olarak devam ediyor. Ayrılamaz bir Mehdi talebesi Hz. Mehdi (as)’ın yanından. Allah’ın yarattığı bir güç onu tutuyor. Ama münafık ve hastaysa duramaz. Ama söz verenler vazgeçemiyorlar. Allah öyle yaratmış, inşaAllah. Mesela Peygamberlere de soruyor Allah; “Ben bir elçi göndereceğim ve o gönderdiğim elçiye yardım edeceksiniz” diyor.  “Bir Mehdi göndereceğim, yardım edeceksiniz” diyor. Bütün Peygamberlere soruyor Allah. Peygamberimiz (sav), Hz. Nuh (as), Hz. İsa (as), Hz. İbrahim (as), Hz. Musa (as). “Hepsinden söz aldık” diyor Allah. “Bir elçi gelecek,” yani bir mürşit, bir Mehdi gelecek, “ona yardım edeceğiz” diye söz veriyorlar. Bu da zer aleminde verilmiş bir söz, inşaAllah. Ayetin açıklaması Peygamberimiz (sav)’e bakmakla beraber, bütün Peygamberlere bakmakla beraber; ikinci anlam olarak, Hz. İsa (as)'ın Hz. Mehdi (as)'a yardım edeceğine bakıyor. Hz. İsa (as) geldiği vakit, Hz. İsa (as)’ın sözü var,  söz veriyor Allah’a; “Ya Rabbi!  Bir elçi, bir Mehdi geldiği vakit ben yardım edeceğim ona” diyor. Şimdi ahir zamanda Hz. İsa (as) geldi. Verdiği söz de var, kim bu yardım edeceği kişi? Hz. Mehdi (as). Söz vermiş Allah’a. Bu ayetin birinci kısmının ebcedi 1956 tarihini veriyor. “Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı ve nemrudane sistemin, deccaliyet sisteminin yıkılışının başlangıcıdır” diyor Bediüzzaman. İkinci kısmı da 1980 tarihini veriyor,  Hz. Mehdi (as)’ın çıkış tarihini veriyor. Çok şaşırtıcı ve hayret vericidir.
     
  • Cennet, sevgililerin buluştuğu yer. Herkes birbirini sever cennette, herkes. Eşler de Allah’ın hikmeti cinsellik yönünden sadece helalini seveceği şekilde yaratılıyor. Sadece ondan hoşlanıyor. İradesini Allah ona göre yaratmış. “Gözlerini sadece eşlerine dikmiş” diyor Allah ayette. Halbuki dolu orada gılmanlar var, huriler var, diğer Müslümanlar var, hepsi birbirinden güzel insanlar ama o sadece helalinden hoşlanıyor. Allah iradesini öyle yaratmış. Sadece ondan hoşlanacağı şekilde yaratmış. İnsan fıtratında var o, sevdiğinin kendine ait olmasını istiyor, inşaAllah. Onun dışında fıtraten zevk alamıyor. Mesela gayri meşru bir şeyden insan zevk almayacak şekilde yaratılıyor. Helal olandan zevk alacağı şekilde yaratılıyor, mümin. “Güzel gözlü, iri gözlü güzel bakan kadınlar ve tutkuyla” diyor Allah. Asıl güzellik olarak onu belirtiyor Allah.
     
  • Benim kanaatim Hz. Mehdi (as) ileride Hz. İsa (as) gibi olacaktır, görünüşü. Saçı da sakalı da Hz. İsa (as)’a benzeyecektir, benim kanaatim. Çünkü çok sevdiği için ona benzer. Muhtemelen benzeyecektir, göreceksiniz, inşaAllah. Hadislerde Hz. Mehdi (as)’ın saçları ve sakalı siyahtır. Peygamberimiz (sav) de ketem ve kına karışımıyla saçlarını boyuyordu, hadislerde var. Daha koyu görünüm veriyordu saçlarına. Bitkisel bir boyayla boyuyordu saçlarını Peygamberimiz (sav). Yağ sürüyordu Peygamberimiz (sav), bitkisel bir yağ. Gül kokulu bitkisel bir yağ sürüyordu, saçlarına. Pırıl pırıl parlıyordu saçları, mis gibi de kokuyordu. O yağı sürmediği vakit saçındaki beyazlıklar belli oluyordu. Yağı sürdüğünde beyazlıklar belli olmuyordu. Yer yer kızıllıklar görülüyordu. Bazen de daha kızıl hakimiyeti oluyordu. Hz. İsa (as) benziyordu o yönüyle, saçları. Hadiste de Hz. Mehdi (as) çok benzer diyor Hz. İsa (as)’a. Simaen benziyor. Görünüm olarak benzeyecektir, Hz. İsa (as)’a.
2011-02-09 06:24:19
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top