Adnan Oktar'ın 14 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
Adıyaman Asu TV, 14 Şubat 2011
Peygamber Efendimiz (sav)'in Sevdiği Yemekler;
“Çok sıcak yemeği sevmezdi.” Demek ki ılık yemek olur, inşaAllah. “En çok hoşlandığı yiyecek etti. Kabağı çok severdi.” Çok güzel ve hafif bir yemektir. “Avlanan kuş etlerini yerdi.” Bıldırcın, keklik gibi inşaAllah.
“Tatlı ve balı severlerdi.” İnşaAllah Peygamber Efendimiz (sav) ile cennette öyle yemek yeriz. Bütün müminlerle, Müslümanlarla, inşaAllah.
“Hazreti Peygamberin katık olarak yediği yemeklerin bir kısmı şöyle sıralanabilir: Koyunun ön kolu ve sırt eti, pirzola, kebap, tavuk, toy kuşu, et çorbası, tirit, kabak, zeytinyağı, çökelek, kavun, helva, bal, hurma, pazı, anber balığı…”
Hatta bir gün sahabelerden birisiyle yemek yiyor Peygamber Efendimiz (sav). Koyunun ön kolunu ikram ediyorlar. Bir tane daha istiyor, onu da istiyor. Peygamber Efendimiz (sav) onu yiyor. Bir tane daha istiyor. Onu da yiyor. Peygamber Efendimiz (sav) bir tane daha istiyor. “Ya Resulullah (sav)” diyor, bir koyunun kaç tane kolu var” diyor. Öyle dememesi lazım, yani orada bir hata yapmış oluyor. Peygamber Efendimiz (sav) diyor; “Eğer niyet etseydin Allah o üçüncü kolu da verecekti” diyor, inşaAllah.
“Hiçbir zaman bir yemeği yermemiştir. Hoşuna giderse yer gitmezse yemezdi. Hoşlanmadığında da bir başkasına kötülemezdi.”
Bu nasıl yemek, böyle yemek olur mu dememiş inşaAllah. Vardır öyle insanlar, yemekten insanı soğutur. O yenir mi, der. Mühim bir ahlak özelliği bu. Bazı kişiler tiksindirir, olumsuz yönde etkiler. Tiksindirici veya olumsuz yönde etkiler. Hoşlanmadığında sadece yemiyor Peygamber Efendimiz (sav).
“Sirke ne güzel katıktır”
Sirkeyi de sulandırıyor Peygamber Efendimiz (sav). Çünkü sirke saf haldeyken asidik özelliği yüksek olduğu için sulandırarak yenmesini tavsiye ediyor, inşaAllah. Sirkenin güzelliği; sirkenin özelliği vücut ph’ına olumlu etki yapar. Vücuttaki bakteri florasını olumlu yönde etkiler. Yani bozulmuş bakteri florasını düzenleyen bir özelliği var, inşaAllah.
“İçilecek şeylerde en çok sütü severlerdi. Peygamberimiz (sav) süt için şöyle buyurmuşlardır; “Allah bir kimseye yemek yedirdiği zaman o kimse, ‘Allah’ım Bize bu yemeği bereketli kıl ve bize bundan hayırlı rızık ver’ diye dua etsin. Allah bir kimseye bir miktar süt içirdiği zaman da o kimse, ‘Allah’ım bize bu sütü bereketli kıl ve bize daha çok süt ver’ diye dua etsin. Çünkü yiyeceğin ve içeceğin yerini tutan sütten başka bir şeyi bilmiyorum.”
Süt ve süt ürünleri, yiyeceklerle beraber mutlaka alınması lazım. Çünkü kalsiyum ve magnezyum ihtiyacı açısından önemli inşaAllah. En besleyici gıdadır. Bütün vitaminler vardır. Protein cinslerinin tamamı var. Minerallerin tamamı var.
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi)
2. ve 3. ayet, Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et” 2016 tarihini veriyor ebcedi. “İnsanların girdiklerini gördüğünde” ki İstanbul’a girmeyi düşünün, 1453 tarihini veriyor ebcedi, inşaAllah.
Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan; Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar. Onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve ‘ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler. (Maun Suresi, 1-7)
Dünyanın her yerinde görüyoruz dini yalanlayan, dine karşı mücadele edenleri. Vicdansız olan odur, diyor Allah. Namaz kılıyor ama sahtekar. Sadece zevahiri kurtarmış, dış görünüşünü kurtarmış kendi kafasınca. “İnsanların gözünü boyuyor” diyor Allah. Hayrı engellerler. İttihad-ı İslam’ı engeller, Türk İslam Birliği’nin çıkışını engellemeye çalışır, Hz. Mehdi (as)'ın çıkışını engellemeye çalışır, Hz. İsa (as)’ın çıkışını engellemeye çalışır. Neşeyi, sevinci, güler yüzü, sevgiyi, muhabbeti engellemeye çalışır. Kuran'da bu zalim yobaz takımına çok keskin bir üslupla cevap veriyor, Cenab-ı Allah.
“Şüphesiz, Biz sana Kevser'i verdik. Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.” (Kevser Suresi, 1-3)
“Şüphesiz, Biz sana Kevser'i verdik.” Onun ebcedi de 1453’ü veriyor. İstanbul’un maddi ve manevi fethi. Maddi fethi 1453’te. Miladi 1453. Manevi fethi ne zaman? Dünya hakimiyeti ne zaman ona işaret ediyor. Hicri 1453 ona işaret ediyor, inşaAllah. Peygamber Efendimiz (sav)’in soyunun kesildiğini, oğlu vefat ettiğinde münafıklar iddia etmişlerdi, bayağı sevinmişlerdi. Peygamberimiz (sav)’in soyu kesildi diye. Halbuki kızından devam etti soyu Peygamberimiz (sav)’in. Ahir zamandaki dünya hakimiyeti onlara tam cevap inşaAllah. O soyu kesik dedikleri, Peygamberimiz (sav)’in soyundan Hz. Mehdi (as) dünyaya hakim oluyor. Hani soyu kesikti münafıklar? Anlı, şanlı şekilde Hz. Mehdi (as) dünyaya fikren hakim oluyor. Bir de seyitlerle birlikte dünyaya hakim oluyor. Milyonlarca seyitle anlı, şanlı dünyanın sonu. Peygamberimiz (sav)’in soyu kesik denirken, milyonlarca evladı, onun torunun manevi liderliğinde fikren dünya hakimi oluyor. “Milyonlar seyitlerin iltihaklarıyla” diyor Bediüzzaman, “o vazifeyi uzmayı yapmaya çalışır” diyor Hz. Mehdi (as) için.
Mehdi (as)’ın tam zuhuru 2021’i bulur. Ondan önce kanaatler netleşmeye başlar. Kanaatler gittikçe güçlenir. Zannı galip denir. Zannı galip artar, galip zana dönüşür. Ama netleşme 2021’lerde olur. Zannı galibin tam oturması 2021’i bulur. Şu an kuşkular, şüpheler oluşur, şüpheler gittikçe güçlenecektir. “Acaba o mu, olabilir mi, mümkün mü, benziyor” gibi şeyler duyacağız. Bir süre sonra netleşme olacaktır. 2021’lere doğru netleşme olacak, inşaAllah.
Peygamberimiz (sav)'in güzel ahlakı
"Kız ne güzel evlattır. Şefkatli, yardımsever, munis, kutlu ve analık duyguları ile doludur."
“Kız ne güzel evlattır.” Bir yobazların kadına bakış açısına bakın, birde Peygamberimiz (sav)’in üslubuna bakın. Yobazlarda muazzam bir kadın nefreti vardır. Bazı kimseler, münafıklar ve müşrikler, Peygamberimiz (sav)'in çocuklarla oyun oynamasını, onlarla ilgilenmesini anlamıyorlardı. Peygamber Efendimiz (sav) bu anormal zihniyeti vurguluyor ve bunun yanlışlığını anlatıyor.
Bir defasında Akra bin Habis (ra), Peygamberimiz (sav)'i, Hz. Hasan'ı öperken gördü ve şöyle dedi: "Benim on çocuğum var. Şimdiye kadar hiçbirini öpmedim." Bunun üzerine Peygamberimiz, "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" buyurdu."
Çocuk sevmemek acayip bir harekettir. O devirde münafıklar çocuklara karşı çok soğuk ve sevgisizler. Peygamber Efendimiz (sav)’in çocuklara karşı sevgi göstermesi, onlara sıcak ve sevecen davranmasını anormal karşılıyorlardı. Onun peygamberliğine yakıştırmıyorlardı. “Çocuğumuz yanımıza bile gelemez, sevgi göstermeyiz” diyorlardı. Hatta o yanlış gelenek birçok yerde devam etmiştir. Münafık geleneği, çocuğuna sevgi göstermek ağırına gider, sevgi göstermek istemez, küçük düşürücü bir şey olarak görür. Fakat sahabelerde bazen hata oluyor Peygamberimiz (sav) uyarıyor, onlar düzeltiyorlar. Onları tenzih ederim. Fakat bu özellik münafıkların bir vasfı olarak var.
Peygamberimiz (sav)'in mübarek şemaili
"… Mübarek cismi güzel, hep azası mütenasip (uygun, aralarında muntazam bir nisbet bulunan), endamı gayet matbu, alnı ve göğsü ve iki omuzlarının arası ve avuçları geniş, boynu uzun ve mevzun (yakışıklı, her bir vasfı ölçülü) ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları ve baldırları iri ve kalın, bilekleri uzun, parmakları uzunca, elleri ve parmakları kalınca idi. Mubarek cildi ise ipekten yumuşak idi. “
Peygamberimiz (sav) kaslı idi, yapılıydı, pehlivan yapılıydı. Genel vücut yapısı olarak iriydi elleri, ayakları, kemikleri iri Peygamber Efendimiz (sav)’in. Kas yapısı da çok gelişmiş. Pehlivandı Peygamberimiz (sav). Cildi inceydi, çok utangaçtı. Bir şey olduğunda hemen rengi kızarıyor, hemen anlaşılıyor.
Kemal-i itidal üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme burunlu, oval yüzlü idi. Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakın idi.
Peygamberlerin başları genelde büyük olur Peygamberimiz (sav)’in de başı büyüktü. Hz. Mehdi (as)’ın da başı büyük inşaAllah. Burnu küçük ama hafif bombeli. Yüksek kaşları, yani ayrık gözlü değil. Kaş ile göz mesafesi yüksek ama gözleri ve kaşları birbirine yakın. Bazı insanlarda uzak olur öyle değil. Normal yakınlıkta.
Nebiyy-i Mücteba (seçilmiş, kıymetli peygamber), ezherüllevn (rengi nurlu, parlak) idi; yani ne ak, ne de kara esmer, belki ikisi ortası ve gül gibi kırmızıya mail (benzer) beyaz ve, nurani ve berrak olup, mübarek yüzünde nur lemean (parlardı) ederdi. Dişleri, inci gibi abdar (parlak, sağlam vücutlu). Dişleri çok düzgün Peygamber Efendimiz (sav)’in. Sürekli misvakladığı için tertemiz dişleri. Konuştuğunda insanların dikkatini çekiyor. Ve tabdar (ışıklı, parlak, büklümlü, kıvrımlı) olup, söylerken ön dişlerinden nur saçılır; gülerken, fem-i saadeti (saadetli ağzı), bir latif (mülayim, yumuşak, nazik, güzel) şimşek gibi ziyalar (ışıklar) saçarak açılır idi… Alem-i bekaya (geride kalanların dünyasını) rihlet (göçmek, ölmek) buyurduklarında saçı, sakalı henüz ağarmaya başlamış başında biraz ve sakalında yirmi kadar beyaz var idi.
MaşaAllah müthiş sağlıklı.
Havassı (duyular) fevkalade kavi (sağlam, kuvvetli) idi. Pek uzaktan işitir. En ince sesi bile işitiyor. Ve kimsenin göremeyeceği mesafeden görür idi. Gözleri sağlam hem yakından hem uzaktan çok iyi görüyor. Onu ansızın gören kimseyi sevgi alırdı ve Onunla ülfet ve musahabet (sohbetler, konuşup görüşmeler) eyleyen kimse, Ona can ü gönülden aşık ve mühib olurdu.
Biraz konuşan biraz beraberinde olan Peygamberimiz (sav)’e aşık olurdu. Hepsi aşıktı sahabelerin maşaAllah. Ehl-i fazl'a (kerem, ilim sahibi), derecelerine göre ihtiram (hürmet, saygı) eylerdi. Çocuğa çocuğa davranır gibi davranırdı. İlim ehline ilim ehline davranır gibi davranıyor.
Hizmetkarlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyerse, onlara dahi onu yedirir ve onu giydirir idi.
İnsanların hizmetçileri daha fakir yaşıyorlar ya. Hangi kalitede kıyafet giyiyorsa, aynı kalitede giydiriyor. Kendi kebap yiyorsa aynısını hizmetçisi de yiyor arada fark yok.
Sahi (cömert, eliaçık, herkese iyilik etmek isteyen) ve kerim (herşeyin iyisi, faydalısı), şefik (şefkatli, esirgeyen, merhametli) ve rahim (rahmet edici, bağışlayan), şeci (kahraman, yiğit) ve halim (yumuşak huylu, hoş muamele yapan) idi.
Yiğitlerin yiğidiydi, gösterdiği şecaat ve kahramanlıklar herkes tarafından biliniyordu. Lafı uzatmadan en beliğ konuşanı idi.
Lafı uzatmazdı kısa özlü etkili konuşurdu.
Allah Teala ahlakın bütün güzelliklerini, iyi yolları, öncekilerin ve sonrakilerin başlarından geçmiş ve geçecek hadiselerin haberlerini, ahirette kurtuluşa ve saadete erdirecek hususları, dünyada gıpta edilip peşinden gidilecek ve gidilmeyecek herşeyi ona öğretmişti Müthiş bir genel kültüre sahipti.
Peygamberimiz (sav) vahiyle aldığı bilgiye dayalı olarak tıp konusunda da her konuda muazzam genel kültüre sahipti.
Ben masonların Müslüman olmasını sağlayan bir şahısım. Dünya tarihinde hiç hatırlıyor musunuz, masonların Müslüman olmasına sebep olan bir insan. Beş bin yıllık tarihi içerisinde bu konuda tekim, elhamdulillah. Yani masonluk tarihi içerisinde tekim. Masonlara kitlevi olarak, geniş çaplı olarak Müslümanlığı anlatıp, Müslüman olmasına vesile olan tek insanım Allah’ın izniyle, elhamdulillah. (Ateist) Masonluğun açmazlarını da dünyada yine en mükemmel anlatan benim. Bütün masonların kabul ettiği bir şeydir bu. (Ateist masonluğa yönelik) Anti masonik çalışmayı dünyada en etkili yapan benim, anti masonik eserleri en mükemmel yazan yine benim. Belgeler, teknik açıklamalar, teknik donanım yönünden mükemmelliğini hepsi kabul ediyorlar. Yahudilik ve Masonluk isimli eserle başladım. Benim kitabı yazdığım devre kadar, hiçbir kimse masonluğu benim anlattığım tarzda anlatamadı. Genellikle hakaretamiz belgesiz konuştular ama ben ilk defa belgeli delilli sağlam açıklamalara dayalı olarak yaptım. Ve masonluğa en büyük darbeyi dünyada ben indirdim. Ondan sonra (ateist) masonluk dünyada durdu. Türkiye’de de faaliyetini durdurdu. Eskiden çığ gibi gelişiyordu gelişmediler Türkiye’de. Ana darbeyi, fikri öldürücü darbeyi vuran benim masonluğa. Ve masonluğun hidayete kavuşması, doğru yolu bulması içinde en etkili mücadele yapan yine benim. Şuan yüzlerce binlerce mason Kuran’ı ve İslam’ı inceliyor ve Müslüman olanlar var, olmak için can atanlar var. Muazzam bir faaliyet var.
Kahramanmaraş Aksu TV, 14 Şubat 2011
İslam dünyasında bir hareketlenme, canlılık olacak. Tüm İslam aleminde, tüm dünyada Allah'ın kalplerine ilham etmesiyle Türkiye'ye doğru bir yönelme oldu. Allah kalplere Mehdiyeti ilham ediyor. Ama Hz. Mehdi (as) gelmeden, tüm İslam alemi tek bir kişini idaresinden olmadan huzur gelmez, hep kargaşa olur. Mesela bir insanın beş tane beyni olsa, bir beyin der ki kolunu indir, birisi der ki kaldır, birisi sağa döndür, diğeri sola der. Ama tek beyin olsa öyle olmaz. İslam aleminde de tek bir beyin olmalı o da Hz. Mehdi (as) inşaAllah.
Allah imtihan ortamını o kadar özel yaratmış ki. Mesela şahsı manevi denmesinin sebebi, insanların kuşkuya düşmesinin sebebi, imtihan ortamının mükemmelliğinden. İmtihan ortamında adam düşünüyor; başı ağrıyor, başını bir yere çarpıyor, insanlar zorluk içinde oluyor. Ekonomik kriz oluyor, Hz. Mehdi (as) çıkacak deniyor. Bazı kimselere bu hayali gibi bir şey geliyor. Hadislerde öyle gelmiş ki bize tam aklın ihtiyarını kaldırmayacak gibi. Hadislerin anlatımında da o var. Kuran da aklın ihtiyarını kaldırmayacak gibidir. İmtihan ortamı son derece mükemmel. O kadar güzel yaratmış ki Allah. Önümüzdeki yıllarda Hz. Mehdi (as) çıkacak. O kadar tabii, o kadar doğal ortamda olacak ki bu o sistemin hazırlanması o kadar zordur ki. O kadar kompleks ki. Allah hayatın detaylarını muazzam yaratıyor. Mehdiyetin öyle bir macerası var ki, çok kompleks, çok ince detayları var. Muazzam detayları var. Mehdiyetin biz bir parçasıyız. Bizim hayatımızda ne kadar kompleks sistemler var. İlk başlarda 1980’lerde başladığımızda ne internet vardı, ne televizyonlar bu kadar yaygındı. Ne fosiller vardı. Allah interneti yarattı. Bu çok büyük bir sürprizdir. Yavaş yavaş insanların hayatına girdi. Alıştıra alıştıra girdi. Bilgisayarlarda mükemmel gelişme oldu. Bu da yavaş yavaş oldu. Çok makul bir şeymiş gibi gelişti. Mesela uydu yayını. Benim hiç aklıma gelmezdi uydudan dünya çapında yayın yapabileceğimiz.
Peygamberimiz (sav)'in Medine'de çıkacak, Hz. Mehdi (as)'a karşı mücadele edecek bir yobaz alimden bahsediyor. Adam en azılı münafık bile olsa, ne olur ne olmaz diye kuşkuya düşer, ama böyle bir mahluk çıkıyor ve kendisinin farkına varamıyor ve insanlar da farkına varamıyor. Adam azılı münafık bile olsa hadisleri bildiği için daha mantıklı hareket eder, ama öyle olmuyor kendisini bile bilmiyor. Mesela Hz. Mehdi (as) da kendisini bilmiyor. Bu çok hayret vericidir. Bediüzzaman da diyor kendisi bile kendisini bilmez. Belki yakınları imanın nuru ile tanır diyor.
Kaderin ince planı ayrı bir konudur. Mesela Mısır'da adam göreve geldi, 30 yıldan beri görevde. Enver Sedat'ı adamlar çekip vurdular hemen. Mübarek de yanında, yağmur gibi kurşundan biri ona isabet etmiyor. Yüzlerce mermi yağdı, ama adama bir şey olmadı ve 30 yıl görevde kaldı. Ve Allah tipini kargaya benzetmiş. Peygamberimiz (sav) alaca karga diyor, azman bir görünümde olacağını belirtiyor ve Müslümanlara zulmedeceğini anlatıyor. Adam aynısı. Şeyh Nazım Hocamız Müslüman ülkelerinden büyük karmaşa olacak dedi. Baktılar ki söyledikleri aynısı ile çıktı.
Cumhurbaşkanımız İslam ülkelerinde bir güzelleşme olacağını hissetmiş, Allah ona ilham etmiş. Bütün ülkeler durduk yere Türkiye'yi örnek alıyor. Türkiye'de bir şey hissetmeseler, sıcaklık hissetmeseler böyle bir istekte bulunmazlar. Türkiye'yi örnek alıyoruz demek, Mehdiyeti örnek alıyoruz demek. Demokrasi istiyorlar, şimdi birkaç sene sonra alenen hem İttihadı İslam'ı hem de Hz. Mehdi (as)'ı isteyecekler.
Kuran'a baktığımızda ve İslam'a baktığımızda ana konu bu görülüyor. Şeytanla insanın savaşı var, deccalle mehdilerin savaşı var. Allah sistemi bunun üstüne kurmuş. Bütün dünya tarihine bakın bu böyledir. Deccallerle mehdiler savaşır. Şimdi asrımızda da en zor günlerin yaşandığı dönemdeyiz. En azılı deccalerin çıktığı dönemdir ve en güçlü Mehdinin çıktığı dönemdir. Kardeşlerimiz samimiyetle baksınlar Kuran'ın her sayfasında mutlaka mehdiyetle deccaliyetin mücadelesinden bahsedildiğini görecekler.
Bu bize bir heyecan veriyor, anlam güzellik veriyor. Ben deccaliyete karşı ilmen mücadele veriyorum. Böyle olmasa hayatım ne kadar anlamsızlaşır. Namaz kılmasan, oruç tutmasan, haşa Allah'tan dinden haberi olmasa hayat sıfır olur. Ne insanın ne hayvanın ne çiçeğin ne mücadelenin anlamı kalır. Hiçbir şeyin anlamı kalmıyor. İşte bu hiçbir şeyin anlamı kalmadığında da insanlar intihar ediyorlar. Sebebi dinsizliktir. Ya da yüksek dozda uyuşturucu almak zorunda kalıyor. Allah bizi böyle yaratmış. Bu olaylar olunca genişliğimiz, derinliğimiz, düşünce gücümüz ve sevgi gücümüz de artıyor. Allah vermesin ben Allah'a, vaadine inanmasaydım ne sevgi olurdu, ne muhabbet, ne şefkat, ne koruma duygusu olurdu. Deccalle ilmi savaş çok heyecanlı, çok zevkli bir şeydir. Allah ruhumuza koymuş. Hani çocuklar böyle atari oynar ya onun gibidir. Mesela deccal kovalamak çok zevklidir. Küçük deccalleri fikren ezmek ezmek çok çok zevkli oluyor.