Adnan Oktar'ın 15 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV, 15 Şubat 2010

  • Bizim milletimiz maneviyatla yaşıyor. Ekmek, yemek falan öyle bir sorun yok. Yarım ekmek olsun içinde az bir peynir olsun yeter, kimsenin öyle bir derdi yok. Bizim milletimiz bu konuyu anlatıyor ama bir kısım insanlar anlamıyor. Açlıktan, para yokluğundan, iş yokluğundan dolayı iktidarlar değişmiyor. Sadece maneviyattan dolayı iktidarlar değişiyor, başka bir şey yok. Sadece bu olaydır. Milletimiz maneviyata bakar. Kim maneviyatı savunuyorsa onun peşinden giderler. Şiddetli ekonomik kriz oldu. Arjantin’de dükkanlara falan saldırdılar. Bizim milletimiz perişan oldu, çok zor durumda kaldı yine devlete karşı saygısında en ufak bir hata yapmadı. Daha da fazlası olsa yine ses çıkartmazlar. Kimse sokağa dökülmez bizde. Böyle asil bir millettir. Osmanlı’dan gelen derin terbiye almış, devlet terbiyesi bilen, güzel ahlaklı insanlar. Halk, partilerin ağızlarındaki iki kelimeye bakarlar, Allah’tan, dinden bahsediyor mu? Dindar mı? İslam’a Kuran’a karşı güvenilir bir tavır koyuyorlar mı? Birde teröre, faşizme, komünizme karşı mı, ona bakarlar. Tek ilgilenilen konu budur.

Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz; (Müminun Suresi 66)

Kuran ayetleri okunuyordu diyor. Geriye dönmeyi kim yapar? Gericiler yapar. Kuranı kabul etmiyorlar, hurafeyi kabul ediyorlar. Saatlerce hurafe anlatıyorlar, bazıları da ağzı açık dinliyorlar hurafeyi. “Bize Kuran’dan anlat, tam doğruyu anlat, Kütübi sitte’den anlat” deseler ya “Ehli sünnet alimlerinin eserlerinden anlat” demiyorlar, sonuna kadar hurafeleri dinliyorlar.

Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı... (Müminun Suresi 71)

Yani Kuran dışında bir durum olsaydı.

Hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı... (Müminun Suresi 71)

Şimdi ne oldu dünyada bu oldu mu? Oldu. Gökler ozon tabakası bile bozuldu. Gökler,  yer, arazi bozuldu. Yer yüzü arazisi bozuldu. Çoraklaştır topraklar. Erozyon başladı. Bunların içinde olan herkes ve her şey bozulmaya uğradı. İnsanlar bozuldu. Hayvanlar bozuldu, ortam bozuldu.

Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.(Müminun Suresi, 71)

Kurandan yüz çeviriyorlar diyor Allah. Deccaliyet devrini anlatıyor

  • Mehdiyeti örtbas etme çabasının temelinde iman zaafiyeti var. İmanın zayıf olan Allah’a dua edecek. Değiştirmeye kalkmak, sadece komik ve zavallı duruma düşürür. Çünkü çok akılsızca yalan söylüyorlar. Zekice de yalan söylemiyorlar. Zayıf imanın o basitliği, o acizliği hemen hissediliyor. Gürül gürül söylesene sen. Hz. Mehdi (as)’ı getirip, getirmemek Allah’a ait. Sen hakkı söylemekle mükellefsin. Sen Hz. Mehdi (as)’ı ortaya çıkarmakla mükellef değilsin ki. İttihad-ı İslam’ı yapmakla da mükellef değilsin. Sen olacak ve olması için gayret ediyorum demekle mükellefsin. "Ya olmazsa, ya ortaya çıkmazsa" diyorlar. Böyle bir mantık Allah korusun; “ya Allah yoksa” (haşa), ya Peygamber (sav) doğru değilse” demeye götürür insanı. Samimi bir Müslüman dünyanın metafizik olduğunun anlar. Anlaşılmayacak gibi bir şey değil. Mercimek kadar yerde bütün kainatı görüyoruz. Böyle bir durumda insanın, oldu mu, olacak mı diye düşünecek durumu olur mu? Belli ki bütün güç Allah’ın elinde. Ve bütün alametler çıkmış.
     
  • Dünya yepyeni bir medeniyet çağına girecek. Bilimde, sanatta, estetikte, her yönde inşaAllah. Huzur, güven, barış, iyilikler, güzellikler bütün dünyayı kaplayacak. Deccalin rezilliğini dünya bütün açıklığıyla gördü. Şimdi de Mehdiyetin ışığını, temizliğini ve sıcaklığını görecekler. Aradaki kıyası yapacaklar. “Aman Allah’ım” diyecekler, “biz cehennemin içindeymişiz” diyecekler. “Hayat varmış, dünya varmış, elhamdülillah” diyecekler. Arada muazzam fark olduğunu görecekler. O muazzam farkı göstermek için Cenab-ı Allah bu imkanı meydana getiriyor. Yani önce deccalin karanlığını ve kirini gösteriyor Allah. Sonra da Mehdiyetin temizliğini, güzelliğini ve ilmini gösteriyor. Çünkü dünyada her şey kıyasla oluyor. Kıyas olmadan bir şey anlamak mümkün değil. Mesela çirkinle kıyasladığında insanın güzeli anlaşılmış oluyor. Temiz de kirli kıyaslandığında anlaşılıyor. Mesela tertemiz, bakımlı, gıcır gıcır ev, bakımsız, döküntü bir ev olsa. Bakımsız, döküntü bir evden gelen adam tertemiz eve geldiğinde içi açılır. Hayretler içinde kalır, çok hoşuna gider. O zevkin yaşanılacağı tarihe doğru gidiyoruz, inşaAllah. 

Kaçkar TV, 15 Şubat 2011

  • Makedonya ve Arnavutluk'u biz Allah’a emanet verdik. Geçici olarak. Yunanistan da dahil. Roma’ya kadar, Roma da dahil. Allah’a emanet verdik. Hepsini geri alacağız inşaAllah. Sevgiyle, şefkatle, dostlukla, muhabbetle. Toprak gasbı değil. İnsanların üzerine baskı yaparak değil, sevgi fethi yapacağız inşaAllah. Türk İslam Birliği içerisinde hepsi yer alacaklar. Onun için Arnavutluk'taki aslanlar, Makedonya’daki aslanlar Hıristiyanlara sevgiyle yaklaşsınlar. Oradaki ateistlere karşı da şefkatle yaklaşsınlar. EvelAllah Türk-İslam Birliği ruhu her yere hakim olacak. Yunanistan ekonomik yönden çöktü. Avrupa Birliği'ne girince kurtulacağını sanıyordu. Avrupa Birliği'ne girmekle olmuyormuş. Kurtuluş Allah’ı sevmekle oluyor. Papazlar rahipler çıktı dua ettiler, ama kastedilen dua o değil. Muhammedi duadır. Allah’ı severek olan duadır. O dua yapıldığında olacak. Onun için Makedonya’daki ve Arnavutluk’taki koçyiğitlere çok iş düşüyor. Bir kere şu bölünme işini kaldırsınlar. Birbirleriyle uğraşma işini. Yok Vahabiymiş, Selefiymiş, Nakşibendi, Kadiri, Hanbeli, Hanefi, Şafi, Şii, Caferi, çok büyük bir fitneye giderler, Allah esirgesin. Nur gibi Müslüman hepsi. “Laileheillallah Muhammeden Resulullah” diyen herkesi bağırlarına bassınlar. İttihad-ı İslam en büyük farzdır. Hepsi birbirini çok sevecek. Hiç fark etmez Caferi, Şii hatta Hıristiyanlardan “LailaheillAllah” diyen herkesi şefkatle bağırlarına basacaklar. Musevilerden “LailaheillAllah” diyen herkesi şefkatle bağırlarına basacaklar ve ittifak edecekler. Çünkü dünyada bir Allah'sızlık fitnesi var. Dinsizlik var. %99’u insanların Allah'sız kitapsız oldu. Bu varken Müslümanların birbiriyle uğraşması çok büyük hata olur. Hele ırk ayrımına dayalı mücadele, tam kepazelik, rezillik. Hepsi Adem’in evlatları. Üstünlük ancak takva iledir.
     
  • Bulgaristan, Arnavutluk, Makedonya, Avusturya hepsi Türk-İslam Birliği içerisindedir. Ve İtalya inşaAllah. hepsine sahip çıkacağız. Kimsenin diline, dinine vatanına dokunulmaz, sadece onları korumak ve sadece huzur içerisinde olması, o kadar. Hiçbir şeye müdahale etmeyiz.  Ama ekonomik yönden, siyasi yönden, sosyal yönden her yönden destekleriz. Zenginiz inşaAllah. Müslümanlığın gani gönüllülüğünü, dostluğunu, sıcaklığını gördüklerini hepsi Müslüman olacak.
     
  • Hz. Mehdi (as)’ın gelişine muhalefet edilmesinin iki nedeni var, birincisi iman zafiyeti. Çünkü Hz. Mehdi (as) gelecek dersin, Hz. Mehdi (as)  gelmez, adam şok olur. İslam ahlakı hakim olacak dersin, İslam ahlakı da hakim olmaz, adam şok olur. Biz imanımızı kaybettik derler, siz söylemiştiniz, Hz. Mehdi (as)  gelecek demiştiniz, Hz. Mehdi (as)  da gelmedi. Hz. İsa as) da gelmedi, demek ki bizi bir nevi yanlış yönlendirmişsiniz denir diye korkuyorlar, bu bir. İkincisi kendileri inanmıyorlar, kendilerinde iman zafiyeti var. Kendisinin aklı yatmıyor. Üçüncüsü en iyi ihtimal, en asil ihtimal, ki bu da çok zordur.  Hz. Mehdi (as)’ın hareketlerinin rahat olması, Hz. Mehdi (as)’ın üzerinde bir baskı olmaması için, Hz. Mehdi (as)'ın üzerinden dikkati çekmek ve Mehdiyet’ten dikkati çekmek için olabilir. Ama bu çok zor, bu çok yüksek bir iman ve yüksek bir akıl gerektirir. Güçtür bu. Doğru olan, kendi iman edemiyor, kendi inanamıyor. Kendi iman edemediği için başkalarına da anlatamıyor. Yüzde yüz boş ve aldatmaca olarak çıkacak diye düşünüyor.
     
  • Hz. Mehdi cemaatinin özelliği güçlü bir imana sahip olmaları. Hatta diyor ki Peygamberimiz (sav); “İman bütün dünyadan çekilir, yılanın deliğine çekilmesi gibi.” “Sadece Mehdi cemaatinde iman kalır” diyor, gerçek anlamda, güçlü anlamda. Müthiş bir iman zafiyeti olacak diyor Peygamberimiz (sav). Hatta insanlar iman ederler, “iman ateşten bir kor gibi olur” diyor.  “İnsanlar avucuna aldığında avucunu yakar, bıraktığında imansız olur, avucuna aldığında da avucunu yakar iman” diyor.  Yani "imanını zor muhafaza eder” diyor.
     
  • Dünyadaki ilimler o kadar geniş, o kadar büyük ki bir insanın hafızası dünyadaki ilimlerin milyonda birini alacak durumda değildir.  Allah onun için dabbet’ül arzı gönderdi. Yani bilgisayarı. Bilgisayardan istifade etmeyip ezberden ortaya çıkarım dersen 100 yıl, 200 yıl, 300 yıl evvelinin hocası olmuş olursun. Mecburen, o zaman adam yanında kitap taşıyamıyor, yanında başka bir şey taşıyamıyor, kütüphanesi onun hafızası olmuş oluyor.  Köyleri geziyor, tebliğ yapıyor. Ahir zamanda Mehdiyet’in olduğu ortamda deccaliyetle yapılan mücadelede ezberden deccalle baş etmek mümkün olmaz. Mutlaka dabbet’ül arzın desteği gerekir. Bilgisayarla ve kitaptan okuyarak. Okuyarak oldu mu çok etkili olur. Bizim milyonlarca bilgiye ihtiyacımız var. Dikkat ederseniz çok önemli kimsenin duymadığı bilgileri aktarıyoruz. Deccalin dinini bilmeyen deccalle nasıl mücadele etsin? Bizim Darwinizmi, materyalizmi yıkmadaki fikri gücümüz ve kahredici etkimizin sebebi de bilgisayardır ve internettir, dolayısıyla dabbet’ül arzdır. Biz dabbet’ül arzla kol kola hareket ettiğimiz için bu ilmi kahredici üstünlüğü elde ediyoruz.
     
  • Hayır geciktirilmez. Hayırlı bir şey geciktirilmez. Türk- İslam birliği hayırlıdır. Geciktirmek şeytani olur.
2011-02-16 06:36:27
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top