Adnan Oktar'ın 19 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
Kocaeli TV; Aba TV, 19 Şubat 2011
Müslümanın nuru vardır. Sürekli gülümsemek nur değildir, cildinin beyaz olması da bir nur değildir. Bir çok kafir vardır cildi beyaz ve gülümseyen. Bu nur mu olmuş oluyor? Nur imandır. İmanın verdiği sıcaklıktır. İmandan kaynaklanan sevgidir, muhabbettir. İmanın nuru dedin mi biz Kuran’ın ruhunu anlarız yoksa yüzündeki belirli insanların fark edebildiği bir şey değil. Ama tabii ki müminin yüzünde Müslüman izi olur. Müslüman alameti olur. Ama zencide de nur vardır. Eli yüzü doğranmış, yanmış insanda da nur vardır. Mesela sahabeden savaşta elleri yüzleri yananlar oluyordu, yaralananlar oluyordu. Şimdi onların nurları yok mu? Var, şahane nuru var hem de. Nur apayrı bir şeydir imanın verdiği o sıcaklık, o sıcak elektriktir.
(Libya ve Yemen’deki Protestolar Sırasında Çıkan Olaylar ile ilgili Haber)
Deccal çıktı diyoruz. “Nereden çıkarıyorsun?” diyorlar. İslam alemini deccal teslim almış, kan kusturuyorlar, nefes aldırmıyorlar Müslümanlara. Müslümanlar en ufak başını kaldırdığında kan revan içinde bırakıyorlar. Hep genellikle ya diktatörlük, ya sıkıyönetim, hep eli sopalı takımı, Hz. Mehdi (as)’ın zuhur etmemesi bu olayları daha da geliştiriyor. Allah Hz. Mehdi (as)’a olan ihtiyacı inanlara gösteriyor. Hz. Mehdi (as)’sız yaşayamayacaklarını gösteriyor. Hz. Mehdi (as)’ın ekmek, su gibi bir ihtiyaç olduğunu Allah gösteriyor.
Başı olmayan İslam Birliği birlik değildir. Hz. Mehdi (as) yoksa zaten İttihad-ı İslam da yoktur. İttihad-ı İslam varsa mutlaka Hz. Mehdi (as) vardır, ikisi birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
Müslüman sadece Allah'ın rızasını ister. Müslüman, sadece Seni seviyorum ya Rabbi diyecek, sadece Senin rızanı istiyorum. Tabii ki cennetin evleri bağları bahçeleri, güzelleri güzeldir. Ama hepsinin üstünde Allah sevgisi vardır. Bir insanı, imanından, akıllı olmasından, şefkatinden, cesaretinden, vefasından, Allah için yaşıyor olmasından dolayı severiz. O yüzden sevilir bir insan. Cennette de o yüzden seveceğiz. Etin kemiğin sevilmesi için deli olmamız gerekiyor. Eti kemiği nasıl seveceğiz? Allah insanda tecelli etiği için insanı bu kadar çok seviyoruz. Dolayısıyla en zevkli şey Allah’ın rızasıdır. En yüksek zevktir. Her şeyden Allah’ın rızasından dolayı zevk alırız. Yani onu umduğumuz için zevk alırız.
Biz cehennemin konumunu bilmiyoruz. Oraya gittiğimizde göreceğiz. Tabii ki vicdanı kabul ettiği halde, Peygamberimiz (sav)’in samimiyetini gördüğü halde kasten ve isteyerek vicdanıyla mücadele ederek, Muhammedi olmazsa bir insan cehenneme gider. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Peygamberimiz (sav)’ın bunca masumluğunu, efendiliğini, terbiyesini görecek, güzel ahlakını görecek, nefis kişiliğini görecek, muhterem kişiliğini görecek, yiğitliğini görecek, mucizelerini görecek, Kuran’ın nefis üslubunu görecek, baştan sona kadar saf vahiy olduğunu görecek, “Yok tamamı yalan” diyecek (haşa) hangi samimi vicdan bunu kabul eder? Ben samimi bir Musevi ile karşılaştığımda Kuran’ı açıyorum beraber bakıyoruz. “Allah kelamı belli” diyor. Peygamberimiz içinde “Peygamber belli” diyor.
Hristiyanları, Musevileri cehenneme oturtmaya çalışmak değil de, onları cehennemden kurtarmaya çalışmak esastır. Sevgiyle şefkatle, merhametle, arkadaşlıkla, dünya dostluğuyla, dünya kardeşliğiyle onları sevmek lazım, İslami anlamda, imani anlamda, iman kardeşliği anlamında iman dostluğu tabii ki ancak Müslüman ile mümkündür. İman kardeşliği ancak Müslümanlıkla mümkündür ama dünya kardeşi olursun. Dünya düşmanı olursan İslam’ı anlatamazsın. “Gel ey kafir seni hizaya getireceğim” diyemezsin. Şefkatle ve mutlaka kurtulmalarını isteyerek anlatacaksın. Zaten fevkalede bir anormalliği yoksa İslam’ı kabul eder. Korkuları, dinine ihanet edeceklerini zannediyorlar. Halbuki bir Musevi Hz. Musa (as)’ın ahirette alnından öpeceği gerçek Musevi olmuş olur. Öbür türlü Hz. Musa (as) yakasına yapışır ahirette “Sen niye Muhammedi olmadın” diye. Müthiş öfkesine sebep olur ahirette. Hz. Musa (as)’a sevgisi varsa Muhammedi olması şarttır. Muhammedi olduğunda gerçek Musevi olacaklarını biliyor Hz. Musa (as). ıristiyanlar da Muhammedi olduğunda gerçek İsevi olabilir. Hz İsa (as) da yakalarına yapışır, nefret eder Allah esirgesin. Ahirete gidecek Hz. İsa (as), Hristiyanlar da gelecekler. Hz. İsa (as)’a sen Allah’sın diyecek haşa ahirette. “Allah sizi kahretsin. Allah sizi cehennem odunu yapsın” der o zaman Hz. İsa (as). “Ben size ne zaman dedim böyle bir şey?” der. “Ben Allah birdir, Allah’a dua edelim demedim mi?” der. İncil'in her yerinde Allah’ın birliğinden, Allah’a ibadetten Allah’a kul olmaktan bahsediliyor. Hiçbir yerde haşa “Ben Allah’ım” demiyor. “Nereden çıkardınız bu zulüm dolu ifadeleri?” derse, hiç şaşırmasınlar. O yüzden gerçek Muhammedi olduğunda, tam mutlu olacağı bir şey yapmış olacaklar. Hem Allah’ın rızasını kazanmış olurlar, hem de Hz. İsa (as)’ın hoşnutluğunu kazanmış olurlar, Allah rızası için.
İran’la Türkiye’nin birleşmesi ne kadar makul bir şey. Çok hayret verici bir şey gibi görüyorlar. İran’ın yarısı Türk zaten. Azeriler de bizim kardeşlerimizdir. İranlılar da bizim kardeşlerimizdir. Sınırlar açılmış olsa şaşılacak bir şey yok. Niye düşman olalım birbirimize? Şiiler, Caferiler nur gibi insanlar, tertemiz. Sünni kardeşlerimiz de öyle tertemizler. Bakın yine olay dönüp dolaşıp Mehdiyet’e geliyor. Mehdiyet’tir o bedene o ruhu verecek olan, heyecanı verecek olan. O olmadıktan sonra mümkün değil. Manevi heyecan olmayan hiçbir hareket başarılı olmamıştır dünyada. Mesela Peygamber Efendimiz (sav) zamanında sahabelerin heyecanı devrin Mehdi’sinin vesilesiyle oluyordu. Devrin Mehdi’si Peygamber Efendimiz (sav). Gelmiş geçmiş en büyük Mehdidır. Nübüvvet Mehdi’si. Peygamberimiz (sav)'in vefatından sonra heyecan hemen düştü. Hz. Ebubekir (ra), Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra)’ın vefatlarından sonra gittikçe azaldı. Sonunda İslam alemi bu hale geldi. Hz. Mehdi (as)'ın eksikliğinin neye mal olduğunu, ne olduğunu Allah bize göstermiş oluyor.
Başsız hürriyet çok tehlikelidir. Adama hürriyet veriyorsun ama baş yok. Kafası kopmuş bir varlığı düşünün debelenir, oraya, buraya saldırır. Olmaz. Bir başı oldu mu, hürriyeti verdin mi muazzam olur. Ama başsız olduğunda hürriyetten korkuyorlar, bütün devlet yönetimleri, hepsi korkuyor. Çok büyük katliam olacak, olay çıkacak diye çekiniyorlar. O yüzden de baskı üzerine baskı, şiddet üzerine şiddet uyguluyorlar, Allah esirgesin.
Savunma sanayi küfre, dalalete, mesela Allah’sız, Kitap’sız, Mehmetçiğe karşı mücadele veren kahpe ve kalleşlere karşı silah üretiyorsa tabii ki sevap olur. Ama silahın nerede kullanılacağı bilinmiyorsa, yani mazluma karşı da kullanılacaksa o zaman dehşet verici, Allah vermesin. Mesela benim yabancı bir ülkede silah sanayinde çalışan kardeşim olsa, böyle bir iş teklifi gelse, iğrenerek reddederiz. Küfre karşı, Allah düşmanlarına karşı, vatan düşmanlarına karşı milleti parçalamayı isteyenlere karşı, kahraman Mehmetçik mücadele ediyorsa, eliyle mücadele edemez. Silahla mücadele edecek tabii ki. Gönlümüz ister ki hiç kan akmasın. Mehdi (as)’ın yöntemleriyle olsun. Gönlümüz bunu ister. Ben kandan nefret ederim. Kanı hiç istemem. Benim gönlüm Mehdiyet’ten yanadır. Kansız, irinsiz, bağırtısız, çağırtısız olsun isterim. Nitekim de öyle olacaktır, göreceksiniz.
Allah’ın güzel tecellisi olan her varlığa aşık olurum ben. Aksi zaten çok anormal bir hareket olur. Hepsine aşkla bağlıyım. Aşkta koruma, kollama vardır, acıma vardır, iyi olmasını isteme vardır. Aman ona zarar gelmesin vardır. Acaba ne yer, ne içer, huzur yerinde mi vardır. Bir kısım aşık gibi görünen aşk taklidi yapanlar da vardır. Karşısındakinin ne huzuru onun için önemlidir, ne güvenliği, ne sağlığı, ne rahatı, ne yer ne içer, onu ilgilendirmez. Spor yapabiliyor mu, uyuyabiliyor mu, giyinebiliyor mu, üşüyor mu, ısınıyor mu, bunları düşünmen lazım. Kuru kuruya aşk olur mu? Aşıksan koruyacaksın da onu düşünmek durumundasın. Her türlü iyiliğini düşüneceksin. Tabii ki Allah’ın görünümü olarak, Allah senin beyninde tecelli ediyor. Tabii ki aşkla bakacaksın. Neyle bakacaksın? Zaten öyle küt kafa demektir insan aşık değilsen. Ben deli aşığım. Çok şiddetli zevk alıyorum güzelden. Ben şaşıyorum insanların az zevk almasına. Mesela bende çok sökücü etki yapıyor. Çok şiddetli etki yapıyor güzellik. Ruhumda fırtına meydana getiriyor. Çok derin heyecan duyuyorum. Kadın güzelliği de böyledir, çocuk güzelliği de böyledir, hayvan güzelliği de öyle, bitki güzelliği de böyledir, hepsi böyledir, inşaAllah. Hepsinde Allah tecelli eder. Güzle bir tablo, güzel bir manzara. Deniz de benim çok hoşuma gidiyor. İki saat baksam doymam. Acayip hoşuma gidiyor, Allah’ın hikmeti. İnsan en güzel, “ahseni takvim” diyor Allah. Dünyanın en güzel varlığı Allah’tır. Kadındaki Allah’ın tecellisi tabii ki en şiddetli heyecanı meydana getiren odur. Ama kadın efendi, dürüst, iffetli, nezaketli, akıllı, Allah’tan çok korkan, vefalı, güzel huylu, derin, tutku doluysa çok etkilidir, helalin olarak. Yoksa et olur, kemik olur. Allah o zevki, o etkiyi vermez. Etin kemiğin düz etkisi olmaz. Küfürde düz et, kemik vardır. Et, kemik olduğunda da birbirinden tiksinip, birbirlerine düşman oluyorlar. Halbuki vefa vardır. Derin şefkat vardır. Şefkat nedir? Acımayla karışık sevgi. Sadece seviyorum diyor. O sevgi değildir. Şefkat esastır, acıyacaksın, acıyarak seveceksin. O zaman yoğun bir koruma vardır. Aman üzülmesin, aman kızmasın, aman darılmasın, kalbini kırmayayım, lafına sözüne çok dikkat edersin o zaman. Seçerek konuşursun. Çünkü Allah ayette; “insan zayıf yaratılmıştır” diyor. Ufacık bir kelime bile kırabilir kalbini. Vesveseye düşürebilir, tedirgin edebilir. Acaba sevmiyor mu diyebilir. Acaba rahatsız mı diyebilir. Gözdeki ifade, gözdeki anlam çok önemlidir sevgide. Sesteki ton. Mesela öyle bir tonlamayla konuşur ki o çok tedirgin olabilir. Onun tam güven duyacağı bir ses tonu olması, güven verecek bir bakış olması lazım. Bu da yapmacık olarak olmaz. İçten gelmesi gerekiyor. Ruhunda onu yaşaması lazım ki Allah onu ruhunda yansıtsın.
Kahramanmaraş Aksu TV; Gaziantep Olay TV, 19 Şubat 2011
Darwinistlerin en önemli silahı demagojidir. Onun için en büyük hata evrim konusunda adamların alanına girip onlarla cedelleşmek olur. Eğer Darwinistlerin hayat sahasına girerseniz ağa düşmüş karınca gibi olursunuz. Öyle olmaz. Siz onları kendi mekanınızda ezeceksiniz. Kendi mekanınız nedir? "Arkadaşım gel fosilleri konuşalım, proteinlerin tesadüf olup olamayacağını konuşalım" dersiniz. Ama evrimcilerin ağına düşerse bir insan olmaz. "Tavuk tüyünün ara safhaları ne önce konuşalım" diyorlar. O zaman bitmez. "Bademciklerden başlayalım" diyor. Bu sistem adamı boğar. Darwnist düşünce sana yüz binlerce detay çıkarır. O detaylarda boğulursun. Tek vuruş esastır. Geri çekilip (fikren) tek vuruşla indireceksin. Tek vuruş proteinlerin oluşumudur, ara fosildir. Onun dışında cedelleşmeye kalkarsan aylarca yıllarca uğraşsan sonuç alamazsın. Detayda boğulursun. Bir insanı fikren çökertmenin yolu varken karmaşaya girmek doğru olmaz. Çünkü adamlar demagojinin uzmanı olmuşlar. Hep demagoji. Demagoji ile baş edilmez. Demagojiye demagoji ile karşılık verilmez. İki demagoji boğuştuğunda sonuç olmaz, sadece boğuşur. Ama geriye çekilip tek bir fikri darbe vurunca sırt üstü oturur. Tek darbe proteindir, ara fosildir. Mesela bizim çocuklar da bazen bunu yapıyorlar. Apandisiti açıklıyorlar mesela. Adam baştan göçmüş, apandisiti, kuyruk sokumu konu olur mu? Sanki kuyruk sokumu halledilmezse evrim haklı olacakmış gibi. Temel anlatmak lazım. İslam'ı anlatırken de demagojiden kaçınmak lazım. Yobaz zihniyettte de muazzam detay vardır içine girersen boğulursun.
Türk İslam Birliği çok kolay olduğu halde bazı iradesiz kişiler ümitsiz ve güçsüzler. Bu adamlara çelik gibi iradeyle karşı duracaksınız. Türk İslam Birliği çok kolay. Amerika, Rusya hepsi istiyor. Dünyada hiç kimse karşı değil. O yüzden devlet politikası olarak Türk İslam Birliği daha da güçlendiriliyor. Daha da güzel netice alacağız inşaAllah.
Yusuf el Kardavi Hocamız Hz. Mehdi (as)'ın bu yüzyılda çıkacağını savunan bir alimdir. İhvanı Müslim'in en önemli liderlerinden biridir. İhvanı Müslim daha akılcı, daha sevgi dolu bir model oldu. Eskiden öyle değildi. İhvanı Müslim bu yüzyılda Hz. Mehdi (as)'ı göreceğiz diyorlardı. Onların meşhur bir sözü vardı; "La medrese la tedris inne nezile reis" diye sokaklarda slogan atıyorlardı. Yeri göğü inletiyorlardı. Şimdi sessiz sedasız Mısır'a Mehdiyet hakim oldu. Yusuf el Kardavi Hz. Mehdi (as) aşığıdır. Bütün bu İslam alemindeki ayaklanmada Mehdiyet talebi vardır. Bir süre sonra açıkça da söyleyecekler. "Mehdi" diye, "Allah" diye, "Muhammed" diye inleyecek dünya inşaAllah.
Hz. Mehdi (as) bizim canımız, Hz. Mehdi (as) Allah'ın sevdiği bir insan. Hz. Mehdi (as)'ı mutlaka göreceksiniz. Bakın ben buradayım İstanbul'dayım. On yıl diyorum. On yıl kısa bir zaman. Ben sürekli karşınızdayım ve gittikçe de gücümüz imkanlarımız artacak. Mehdiyeti her yerde duyacaksınız. Mehdiyetten en kaçınan insanları en çok hizmet ettireceğim İslam'a. Mehdiyeti en çok ört bas edenleri Mehdiyete en çok hizmet ettireceğim inşaAllah. Allah'ın yaratmasıyla benim böyle bir yeteneğim var.
Allah'ı sevmek ne kadar güzeldir. Çok büyük nimet. Yoklukken varlık olmuşuz. Varlık olduğumuzda, mutlak yokluk mümkün değil, bunu anladık. Var olunca yok olmak mümkün değil, yaratılan yok olmaz. Ve bize akıl vermiş. Çok detaylı yaratıyor Allah. Kalem yaratıyor, fincan yaratıyor. Allah çok detaylı ve mükemmel yaratıyor.
Yüzde yüz söylüyorum, Hz. Mehdi (as) geldi, Hz. İsa (as) geldi. Net söylüyorum. Gönülleri müsterih olsun. Olaylar sürekli devam edecek. Bakın dikkat edin tüm dünyada küfür gittikçe sessizleşti. Darwinistler bayağı garibanlaştı. (İlmen) vurdukça indiriyoruz. Çanakkale geçilmez bunu bilecekler inşaAllah. Türkiye'de geçit yok. Atatürk komünizm her görüldüğü ezilmeli diyor. Komünizmi ezin demek, deccali ezin demektir. İşte biz bunu da yapıyoruz. Deccali ezin diyor aslında, ama resmi görevli olduğu için açıkça söyleyemiyor. Biz de deccali eziyoruz inşaAllah.