Adnan Oktar'ın 21 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Adıyaman Asu TV, 21 Şubat 2011

  • Şu an Müslüman ülkelerin büyük bölümü deccaliyete ve süfyaniyete teslim olduğu için süfyanın uzantıları ve deccalin uzantıları, psikopatça mafya karakteri ile azgın ve saldırgan bir tavır gösteriyorlar. Sonunda da bunların hayatları berbat şekilde bitiyor, ama o mafya karakterinden vazgeçmiyorlar. Deccaliyetin vasfıdır bu, genel karakteridir. Müslümanlar İttihad-ı İslam, Mehdi kelimelerini kullanmaya başladıklarında bela başlarından yavaş yavaş geri çekilecek ve kurtulacaklar, inşaAllah.
     
  • Bizim Müslümanlık anlayışımızda bardaki insanlar da bizim kardeşimizdir. Sokaktaki insanlar da, plajdakiler de camidekiler de bizim kardeşlerimiz. Hepsi bir bütündür. Hepsini ben çok seviyorum hepsine saygı duyuyorum. Bir kısmını ayırıp bir kısmını bölmesinler. Bu yanlış bir zihniyet. Bu yüzden zaten Osmanlı battı, o yüzden böyle perişan Müslümanlar. Kısa imtihan olduğumuz bu dönemde, akılcı, samimi ve sevecen bakmak lazım. Dar bakmak yanlış olur.
     
  • 1971'lerde, o zamanlar 12 Mart muhtırası verilmişti, anarşi başlamıştı. Birçok okul işgal edilmişti. Öyle bir ortamda Müslümanım demek çok zordu kimse ağzına alamıyordu. Erbakan Hocam çıktı, aslan gibi gürül gürül İslam’ı, Türk İslam Birliği'ni savundu. Bir de profesör, yüksek makine mühendisi, dünya çapında kaliteli bir mühendis ve hocadır. İlk defa ağır sanayi hamlesini ondan duyduk. Mesela benim çok hoşuma gitmişti milli ağır sanayi hamlesi ve coşkuyla anlatıyordu. Bu güç şartlarda bu yiğit insan çıkıyor İslam’ı savunuyor, o zamanlar müthiş bir gençlik de oluşmuştu. Milli gençlik diye bir gençlik topluluğu oluştu. Dindar, namazlarını kılan, hafif sakallı gençler. Çok güçlü bir dinamik oluşturdu bu Türkiye’de. Çok güçlü bir İslam atağı,  Müslümanlık atağı meydana getirdi. O ortamda İslam’ı, Kuran’ı, Milli Görüşü savunabilmek çok büyük yiğitlik istiyordu. Ülkücüler de bu dönemde ortaya çıktı. Bir toplantıda “Namaz kılan gerici değildir, Allah birdir diyen gerici değildir, Allah’ı seven gerici değildir” diyordu genç bir çocuk. Büyük bir topluluğa hitap ediyordu. Acayip hoşuma gitmişti, acayip şaşırmıştım. Cesaretine hayret etmiştim. Emek emek bu insanların sırtında bu dava gelişti. Şimdi ne oluyor, ne diyorlar Erbakan Hoca'ya, Alpaslan Türkeş’e? Mayayı onlar çaldı. İlk mayayı ortaya koyan onlardır. Çok büyük emekleri geçti. Rahmetli Alpaslan Türkeş ve Erbakan Hocamız Türk İslam Birliği ruhunun gelişmesinde iki demir pençedir. Çok büyük nankörlük ve vicdansızlık olur eğer inkar edilirse. Erbakan Hocamız da Alpaslan Türkeş de çok çile çekmiştir. İlmek ilmek dokudular. Muazzam emek verildi.
     
  • Biz Hz. Mehdi (as)'ı imanın nuruyla bakıp bulacağız. İmanın nuruyla bulduğumuz Mehdi (as)’dır. İmanın nuruyla bulan ben Mehdi (as)’ı buldum demez, diyemez. Anlar sadece. Hz. Mehdi (as) anlamaktır. Hüsn-ü zandır. Zannı galiptir. Herhalde bu kişi diyeceğiz.
     
  • Allah her şeyi hayırla yaratır. “Zorda kaldım, Umutsuzum” denmez. Zorda kalmış olabilir insan ama umutsuz olunmaz. Haramdır. Allah’tan ümidi kesmek küfür alametidir. Beni akıl hastanesine koydular, birçok insan ümit kesebilirdi beni buradan çıkartmayacaklar herhalde diye düşünüp. Bilakis bana bayağı iyi geldi. Hapishaneye koydular, o da bana çok iyi geldi. İmanın nuruyla bakmak lazım. Hepsinde hayır oluyor hayır gözüyle bakmak lazım.
     
  • Yusuf Suresi'nde Mehdi (as) anlatılır. Bir kıssa anlatılıyorsa Kuran’da, öyle hikaye olsun diye anlatılmaz. Bir olay anlatılır, bir insan anlatılır. Hz. Yusuf’un özellikleri nedir? Kardeşlerinin onu kıskanması. Hz. Mehdi (as)’ı kıskanacaklar mı? Yobazlar kıskanacaklar. Hadislerde Peygamberimiz (sav) hasetlerini uzun uzun anlatmış. Hz. Mehdi (as) hapsolacak mı? Olacak.  Hz. Yusuf hapsoldu mu? Oldu. Hangi sebeple oldu? O devirdeki bir kadın iftirasıyla. Hz. Mehdi (as) ne ile hapsolacak? Bu da bir işaret. Hz. Mehdi (as) ve Hz. Yusuf ikisi iç içedir. Hz. Yusuf’u kadınlar çok seviyorlardı. Hz. Mehdi (as)’ı da kadınlar çok sevecekler buna işaret vardır. İnsanların hepsi çok sevecektir Hz. Mehdi (as)’ı buna bir işaret vardır. Hz. Yusuf cezaevinde olgunlaşıyor. Hz. Mehdi (as) nerede olgunlaşacak? Cezaevinde veyahut başka. Hz. Yusuf ne yapıyor hapisten çıktıktan bir süre sonra devletin başına geçiyor. Manevi lider oluyor, ona danışıyorlar. Danışman oluyor. Danıştığı adam ona geldiğinde ona verdiği bilgi çok isabetli oluyor, doğru bilgi vermiş oluyor. Hz. Yusuf hukuku çok iyi biliyor. Hukuk tekniklerini çok iyi biliyor. Buradan da anlıyoruz ki adalet mekanizmasında Hz. Mehdi (as)’ın da çok iyi bir hukuk yöntemi ve yeteneği olacak. Bunu anlıyoruz.

"Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi, 87)

Biz ne yapıyoruz? Biz de Hz. Mehdi (as)’dan haber getiriyoruz.

Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir,

Burada bir hitap var. Başkanım güzel bir hitap. Ey vezir, güzel bir hitap, makamıyla hitap etmek, mesela sayın Başbakanım, sayın Cumhurbaşkanım Allah bize hitap öğretiyor. İsmiyle de konuşabilir ama Ey vezir diyorlar.

... bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu;

Ekonomik kriz var. Hz. Mehdi (as) devrinde ne olacak? Ekonomik kriz olacak. Kaç yıl sürüyor. 7 yıl sürüyor. Mehdi (as) devrinde kaç yıl sürecek? 7 yıl sürecek. Yusuf Suresi neye bakıyormuş? Mehdi (as)’a bakıyor. Her devre bakar ama ağırlıklı olarak Mehdi (as)’a bakıyor.

Önemi olmayan bir sermaye ile geldik.

Mehdi (as) devrinde Mehdi (as) çıkmadan önce fakirlik yayılacak demek ki.

Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun.

Mehdi (as) ne yapacak? Malı bol bol dağıtacak ve ilave olarak da dağıtacak. Hadiste de bu şekildedir. Hz. Mehdi cömert olacak Hz. Yusuf nasıl? O da cömert o da bol bol dağıtıyor.

Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir." (Yusuf Suresi, 88)

Sevap alırlar güzellik alırlar bereket bolluk olur

(Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?" (Yusuf Suresi, 89)

Demek ki Hz. Mehdi (as)’a cahiller yobaz  güruhu, bilmez iken Hz. Mehdi (as)’a ve Hz. İsa (as)’a iftira atacaklar, mücadele verecekler susturmaya, durdurmaya çalışacaklar.

"Sen gerçekten Yusuf musun,

Demek ki Mehdi (as)’ın da teşhis edileceği bir dönem olacak. Diyecekler ki sen Mehdi misin?

... sensin öyle mi?" dediler. "Ben Yusuf'um" dedi.

Demek ki Mehdi (as) da  lisanı haliyle kendini hissettirecek.

"Ve bu da kardeşimdir.

Kardeşsiz değil, Hz. İsa (as) onun kardeşi o da onun kardeşi.

Doğrusu Allah bize lütufta bulundu.

Yani kendi yeteneğimizle bunu yapmadık diyor Allah’ın lütfuyla yaptık.

Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz." (Yusuf Suresi, 90)

Nur Suresi 55. ayette dünya hakimiyeti anlatılırken aynı konular anlatılıyor. Mehdi (as) hem sakınacak hem sabırlı olacak. Sabır çok önemli, mutlaka İttihad-ı İslam olur, Türk İslam Birliği olur, sevap kazanırsın hayra vesile olursun.

Dediler ki: "Allah adına, hayret,

Kardeşleri yine de Müslümanlar ama fısk içinde hata yapıyorlar.

Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir

Mehdi (as)’ı da Allah’ın seçmesine hayret edecekler. “Niye bizim hocamız niye bizim şeyhimiz değildi de Allah seni Mehdi olarak seçti? Biz bunu hazmedemiyoruz” diyecekler.

ve biz de gerçekten hataya düşenler idik." (Yusuf Suresi, 91)

Demek ki sonunda Mehdi (as)’a karşı yaptıkları densizliği birçok cahil anlayacak. Halen de biz Mehdi öncüsü olduğumuz halde bize de diyorlar “biz hataya düşmüşüz” yanlış yapmışız. Programa gelen mesajlar o yönde.

Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Allah bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir." (Yusuf Suresi, 92)

Ben şahsım adına intikam almayacağım diyor. Sizi ne sorgulayacağım ne de kınayacağım diyor. Sizi küçük düşürecek bir şey yapmayacağım diyor. Ama Hz. Mehdi (as)'ın affetmesi onları kurtarmaz. 70 kere bağışlanma dilesen Allah onları affetmez diyor. Allah'ın intikamından insanlar çekinecek. Hz. Mehdi (as) bağışlar. Allah’ın bağışlaması nasıl? O ayrı. Allah bağışlamadı mı mahvolursun. Yine de Allah onlara şefkat gösteriyor.

"Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün.

Demek ki mis gibi kokacak Mehdi (as)’ın gömleği de  Demek ki  Peygamber Efendimiz (sav)’ın gömleğini de giyecek. Buna da işaret var.

Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin." (Yusuf Suresi, 96)

Hz. Mehdi (as)'ın sırtında o gömleği gördü mü ümmeti Muhammed’in de gözü görür hale gelecek. O göremedikleri kapanan görüntü onlara açılacak.

  • Alevi demek delikanlı demek,  yiğit demektir, dürüst insan demektir. Sevgi insanı demektir. İffetine, namusuna titiz insan demektir. Vatana, millete, bayrağa titiz insan demektir. Hz. Ali (ra) aşığı demektir. Nur gibi Müslüman demektir.
     
  • Mısır’dan firavun gitti. Ne oldu? Başka birisi gelir. Bir şey değişmez.  Mühim olan onun yerine Mehdiyetin gelmesidir, kurtuluşun tam olmasıdır. Bir gider, iki gelir. İki gider, üç gelir. Üç gider, dört gelir. Böyle olmaz, değişen bir şey olmaz. Dolayısıyla Müslümanların ne istediğini bilmesi lazım. Tamam, firavun gitsin ama Musa (as) gelsin diyecekler. Sürekli bağırıyorlar. Firavun gitsin, firavun gitsin. Musa (as)’ınız nerede? Neden Musa (as)’dan bahsetmiyorsunuz? Neden Mehdi (as)’dan bahsetmiyorsunuz? Neden İsa Mesih (as)’dan bahsetmiyorsunuz? Nerede görülmüş böyle bir şey? Firavun kötü, tamam. Firavun gitsin, tamam. Mehdi (as)? Mehdi (as)’dan bahis yok. Firavundan bahseden, Musa (as)’dan da bahsetmek durumundadır. Bahsetmiyorsa hastalık vardır, bir anormallik vardır.
     
  • Benim bazı sözlerim biraz zahirdir, ama batini yönü de biraz fazladır. Şimdi Kaddafi Mehdiyete hizmet ediyor şu an. Deccallik yaparak da hizmet eder. Çünkü oradaki insanların ruhunu ayağa kaldırmış oluyor, heyecanını şevklendirmiş oluyor. İttihad-ı İslam’a Allah onu hizmet ettirmiş oluyor. Chavez de aksini yapamaz. O da onu yapacaktır. Zaten aksini yapmıyor. Mehdi (as)’dan iki kelime bahsetmiş olsa Mehdi (as)’a zaten hizmettir. İsa (as) gelecek demesi zaten hizmettir. Allah hizmet ettiriyor, ettirir Allah. Firavuna hizmet ettirmedi mi Mısır’da? Mısır halkını, Mısır halkı yapan, böyle coşturan o değil mi? Hamiyeti İslamiye’yi feveran ettiren o değil mi? Allah firavunları vesile eder, deccalleri vesile eder, İslam’ı hakim eder. Deccaller, firavunlar olmasa Mehdi (as) çıkmaz zaten.  Ben diyorsam bir bildiğim vardır.
     

“Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Ahzab Suresi, 1)

Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Ahzab Suresi, 2)

Halk ne yapıyor? Münafığa itaat etmiyor. Allah’ın emrini yerine getiriyor.

Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab Suresi, 3)

Yani “Kuran’a uy” diyor. Kalbin rahat olsun. Mesela ne konuşacağım, ne yapacağım, nasıl hareket edeceğim diye tedirgin olmaya gerek yok. İşte Mehdi (as)’dan bahsedersek ne olur? Şundan bahsedersek ne olur? Öyle bir şey olmaz. Allah’ın koruması altındasın.

 “…Bütün ailenizi de bana getirin." (Yusuf Suresi, 93)

Parçalanan aileler varsa onları da birleştirecek Mehdi (as), buna işaret ayet.

“Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum." (Yusuf Suresi, 94)

Mısır, ahir zaman, firavun çekip gidiyor Mısır’dan. Şimdi bir kısım büyük alimlerin beyninin çöktüğünü iddia eden genç bunaklar var. Allah’ın velilerinde, peygamberlerinde beyinde bir çökme olmaz. Ahmaklarda oluyor o, alimlerde olmaz. Ama şu an son nesil, son Osmanlılar hep yaşlı. 70, 80 yaş arasındalar. Ve Mehdiyetin güzel bayrakları, ışıkları onlar. Onların Allah tarafından özel olarak korunacağı ve beyinlerinde bir çökme olmayacağına Kuran işaret ediyor.

"Allah adına, hayret" dediler. "Sen hala geçmişteki yanlışlığındasın." (Yusuf Suresi, 95)

Yine münasebetsizliği elden bırakmıyorlar. Büyük bir mürşit eleştirilmez. Bir hikmet vardır, hayır vardır. Hızır (as) nasıl eleştirilmiyorsa, mürşit de eleştirilmez. Siz doğru oldu da ne yaptınız? Yanlışlık yaptınız. Babanız o mübarek peygamber doğru yolda. Siz yanlış yoldasınız. Kuran zahire aldanmamanın önemini, batin yönden bakmanın önemini bize gösteriyor, inşaAllah.

“Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın Kendisi'dir." (Yusuf Suresi, 83)

Müslüman hiçbir zaman için ümidini kesmiyor. “Umulur ki Allah onların tümünü bana getirir.” Kim bunlar? Mehdi (as) ve İsa Mesih (as), ikisi de gelecekler inşaAllah.


Ve onlardan yüz(ünü) çevirdi ve: "Ey Yusuf'a karşı (artan dayanılmaz) kahrım" dedi ve gözleri üzüntüsünden (ağardıkça) ağardı. Ki yutkundukça yutkunuyordu." (Yusuf Suresi, 84)

Yanlış olanlardan. Biz de ne yapıyoruz? Yobazlardan yüzümüzü çeviriyoruz,  gerici güruhundan yüzümüzü çeviriyoruz. Şiddetli bir aşkla seviyor oğlunu. Mehdi (as)’a karşı da şiddetli bir aşk olacaktır. İsa Mesih (as)’a da şiddetli bir aşk olacaktır. Derin bir sevgi. Ama sevginin şiddetinden kendini kahrediyor.

Çok üzüldüğünde insanın sağlığına zarar verir. Üzüntünün doğru olmadığını söylüyor Allah. Üzüntüden kaçınacağız. Üzüntü haramdır. Kendine eziyet ediyor. Halbuki bir hayır var. Yusuf (as)’ı da yaratan Allah, onu da yaratan Allah. Yusuf (as)’ı geri getirecek olan da Allah’tır. Ama babasında Mehdi (as) beklentisi hiç kesilmiyor. Benim Mehdi (as)’ımı bekliyorum diyor. Ve sonunda Yusuf (as) zuhur ediyor, geliyor. Ama önce kokusu geliyor. Şimdi bize Mehdi (as)’ın kokusu geldi, önden. Önce gömleğini gördük, sonra kokusunu gördük. İşte Mehdi (as)’ın önce alametlerinin geleceğini, sonra Mehdi (as)’ın ortaya çıkacağının Kuran’daki anlatımıdır bu.  Adamın burnu tıkanmış, koku almıyor. Gözü de görmüyor. Gömleği gözü görmüyor. Gömlek geldiyse, kokusu geldiyse, selamı geldiyse Mehdi (as) gelmiş demektir, inşaAllah.

"Allah adına, hayret" dediler. "Hala Yusuf'u anıp durmaktasın. Sonunda (ya kahrından) hastalanacaksın ya da helake uğrayanlardan olacaksın." (Yusuf Suresi, 85)

Bize de diyorlar ki; “hala Mehdi (as)’ı anıp duruyorsun. Bitmedi mi” diyorlar, gece, gündüz Mehdi (as)’a olan sevgin” diyorlar. Bitmez. Gece gündüz Mehdi (as)’dan bahsedeceğiz, gece gündüz Meryem oğlu İsa Mesih (as)’dan bahsedeceğiz. Aşkla seviyorum Allah’ı ve onun velilerini. Gece gündüz de anıyorum. Evet, anıyorum ve anacağım da.

Dedi ki: "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum. Ben Allah'tan (bir bilgi olarak) sizin bilmediğinizi de biliyorum." (Yusuf Suresi, 86)

1986’ya işaret var. Demek ki bir şey olacak 1986’da. Mükemmel olan budur, Allah’a şikayet eder, insana değil. İnsana söylenmez. Demek ki bir ayrılık var 1986’da. Buna işaret var.

"Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi, 87)

87’de bir kurtuluş var.


Kahramanmaraş Aksu TV, 21 Şubat 2011

  • Bize bu kadar nimet veren Allah’a kul olduğumuzda Allah bize zararlı olan şeyleri yapmamızı istemiyor. Mesela  “şarap içmeyin” diyor. Sağlıklı oluyoruz şarap içmediğimizde. İçki içmediğimizde daha zinde oluyoruz. Karaciğerimiz sağlam oluyor. Beynimiz sağlam oluyor. Sağlıklı, güzel insan oluyoruz. “Domuz eti yemeyin” diyor. Kolesterol almıyoruz. Trişin almıyoruz. Sağlıklı oluyoruz, güzel oluyoruz. İbadetin zevkini alıyoruz, Allah’a kul olmanın zevkini alıyoruz. Zina etmiyoruz. Allah bize sağlık ve güç veriyor, güzellik veriyor. Kadına karşı Allah içimizde derin bir sevgi meydana getiriyor. Zinada olsak, Allah korusun, kadın sevgisini Allah kalbimizden alır. Allah tiksinti verir, Allah esirgesin. Zinadan kaçınıldığına, Allah kadına aşık olma gücünü veriyor o zaman. Tutkuyu veriyor. Sadece iffetli müminlere has bir özelliktir. Helaline karşı derin bir tutku, sevgi veriyor, derin bir aşk veriyor Allah. Mesela yalan söylemiyoruz. Vicdanımız rahat ediyor. Yalan beynimizi uyuşturur, mahveder bizi yalan. Doğru söylemek çok zevkli bir şey. Hiç yalan söylemeyen birisiyle sohbet etmek bayağı güzeldir. Onun ruhuyla doğrudan bağlantıda oluyorsun. Yalancı biriyle konuşurken mahlukla konuşuyormuş gibi hissediyorsun. Kartondan  bir insan yüzü var. Sen de o kartona konuşuyorsun gibi. Adam yok ortada. Yalancı adam, yok hükmündedir. Mesela vefalı olmamızı istiyor Allah. Vefasızlık çok vicdan azabı veren bir şey. Çok acı çektiren bir şeydir. Direk beynimize vuran bir şeydir. Ruhumuzu çökertir. Ama vefa bize sıhhat veriyor, neşe veriyor, sevinç veriyor. Beynimiz rahatlıyor. Kaslarımız gevşiyor vefada. Birini üzecek bir söz ilk bize vuruyor. İlk bizim canımızı yakar. Güzel bir söz söylediğinde açılıyor, mutluluk duyuyor, ona ferahlık veriyor, onun 10 misli sen daha fazla mutluluk duyuyorsun. Bayağı güzel. Mesela insan sevdiğine bir hediye alıyor. Bana alsalar ben o kadar mutlu olmayabilirim. Ama sevdiğime hediye aldığımda seviniyor. O sevinçten ben acayip zevk alıyorum. İslam bizim hep hoşumuza giden şeyleri bizden ister. Mesela affetmek. Ne güzel affettin mi sevgin devam ediyor. Arkadaşlığın devam ediyor. Affetmemek insanın kalbini rahatsız eder. Bedenini de sarsar. Kasılır insan, canı yanar. Affettin mi? Hemen rahatlarsın. Kin, yorucu bir şey. Çok can yakıcıdır. Yani birine kin ve nefret duyarak bir günü geçirmek sağlığını sarsar. Çok zordur kinle yaşamak.  Affettin mi? Ferahlarsın. Kafan dinçleşir. Onun için Allah “sizin için şifa olan ayetleri indiriyor” diyor Kuran’da. Şifa diyor Allah. Ruh bozulunca beden de bozuluyor.
     
  • Bediüzzaman bir şey söylediğinde bileceğiz ki ya Kuran'a ya da hadisi şerife dayandırmıştır. Kendinden bir şey söylememiştir. Nitekim her dediğinin doğru olduğunu da görüyoruz.
     
  • Peygamberimiz (sav)'in saçları uzundu. Hatta 4 bölüm olarak örüyordu. Ve sahabenin büyük bölümü öyleydi. Bazen saçları omuzlarına kadar uzuyordu. Yalnız namaz kılarken saçın yere değmesi için bağlıysa çözün diyor. Saç yere değsin diyor. Uzun saç sünnettir. Peygamberimiz (sav) bazen kına ile boyuyordu. Siyahi kızıl tarzda bitkisel boya ile boyuyordu. Ve saçlarını güzel bir yağla yağlıyordu. Nefis yakışıklıydı Peygamberimiz (sav). Çıktığında ışık gibi parlatıyordu etrafı maşaAllah. Saç uzatmak ve bakım yapmak sünnettir. Ama bağlayanlar namaz kılarken çözecekler inşaAllah.
2011-02-22 19:07:45
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top