Adnan Oktar'ın 25 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
Kocaeli TV, 25 Şubat 2011
19 yıl önce, 25-26 Şubat 1992 tarihleri arasında Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde, Ermeni faşistler tarafından çoğu kadın ve çocuk 613 çocuk şehit edildiler, biliyorsunuz. Bunu niye yapıyor adamlar? Faşist düşünce gelişsin, insanlar birbirlerine düşman olsunlar ve asla birbirlerini sevmesinler, Azerilerle Ermeniler arasında kıyamete kadar bir nefret olsun ve asla birbirlerini sevmesinler, koruyup, kollamasınlar. Dolayısıyla İttihad-ı İslam’ın, Türk İslam Birliği’nin oluşmaması için adamlar 19 yıl öncesinden tedbir alıyorlar. Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesi kendilerince imkansız hale gelecek. İran'la da birleşmeye mümkün olmayacak. Şöyle düşünüyorlar; burada bir gedik meydana getirirsek Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesi bir hayli zor olacak. Ermenistan’ın Türk İslam Birliği’ne katılması zor hale gelecek. İşi kendilerince sağlama alacaklar. Aldıkları tedbir en zalimanelerden bir tanesidir. Burada suçu olan kişilerin hepsinin suçlarının karşılığı neyse ona göre tecziye edilmeleri gerekir. Katillerin tamamımın tespit edilip cezaları neyse verilmelidir. Bunun dışında biz oyuna gelmeyiz. Ermeni çocuklar, kadınlar, dedeler, bu olaya katılmayan insanlar, biz oturup onları düşman adleder ve onlara karşı öfke duyarsak bu çok akılsızca olur. Komünistlerin, faşistlerin oyununa gelmiş oluruz. Biz onların oyununu bozacağız. Azerbaycan’ı da, Ermenistan'ı da Türk İslam Birliği’nin sınırları içine koyarak bozacağız.
Her şeyin arkasında Amerika görme olayı çok yanlış. İslam aleminde meydana gelenler Amerika’nın yaptığı bir olay değil. Amerika şaşkın şaşkın izliyor, öyle bir gücü yok. Kendi derdinde Amerika, adamlar yiyecek bulamıyorlar, sokaklarda yatıyorlar. Amerika ekonomik yönden çökmüş bir ülke. Ortadaki olaylar doğrudan Mehdiyetle ilgilidir. Amerika bekleye bekleye tam Hz. Mehdi (as)’ın çıkacağı tarihi mi beklemiş. Yapacaksa niye 10 yıl önce yapmamış? Niye 20 yıl önce yapmamış? Bunlar, Mehdiyetin adım adım gelişmeleridir. Doğrudan Mehdiyetle ilgilidir. Peygamberimizin (sav) hadislerinde bu olaylar çok detaylı belirtilmiştir. Aynen verilen tarihlere uygundur.
Mehdiyet hurcudur şu anki hareketler, kökeninde Müslümanlık yatan hareketlerdir. İslam inancı yatan hareketleridir. Mısır’da halk demokrasi için mi ayaklanıyor? Müslümanın amacı demokrasi midir? Müslümanın amacı Müslümanlıktır. Demokrasi de kökenini hak dinlerden alır, sosyal adalet de olduğu gibi İslam’dan alınan düşüncedir. Dolayısıyla yaşanan olayların kökeni Müslümanlıktır. Amerika’nın müdahalesi değil. İnsanların bir kısmının bilmediği, bilmek istemediği veyahut bilip de bilmek istemedikleri metafizik varlıklar yönetiyor olayları. Başta Hızır (as) olmak üzere. Hızır (as) adamları var binlerce, yüzlerce, onlar yönetiyorlar, olay bu. Arap’ın ışığı aydınlanmaya başladı, diyorlar. Arap güneşi değil, İslam’ın güneşi doğuyor. İslam güneşi vardır. Tüm insanları kaplayacak bir güneştir. Bediüzzaman’ın yıllar önce Şam’da Emevi Camii’de belirttiği güneştir bu. Sıkıyönetimler kalkıyor, demokrasi geliyor. Demokrasi geldikçe, Mehdiyetin kapısı açılacak ve Mehdi (as) zuhur edecek diyor. 30 yıl, 40 yıl ve yarım asır sonra başlayacak diyor. Ve tam söylediği şekilde, tam söylediği tarihte olaylar gelişiyor.
Modern camilerin mimari sitilini beğenmiyorum, hoşlanmıyorum. Osmanlı modeli eski camiler güzel, özelikle Selaaddin camileri, çok güzel. Cami çok güzel bir ortam çok insanın ruhu sükun buluyor. Orada namaz kılmak apayrı bir zevk ve nimettir. Özgürce camide namaz kılacağımız, sokaklarda özgürce gezeceğimiz ortama daha var. Binbir komplonun, oyunun, kahpeliğin içinde zor günler yaşıyor birçok Müslüman. Suikastlar, komplolar, iftiralar gırla gidiyor. Zor bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda tabii ki biraz gaip olmada fayda var.
Ateist masonlar şeytana inanıyorlar. Bir de dindar, Allah’tan korkan, Allah’ı seven, iman eden masonlar da var. Onların ateist masonlarla mücadeleleri var. Biz iman eden masonları destekliyoruz. Allah’ın varlığına, birliğine inanan, Müslümanlığa sevgi duyan masonları destekliyoruz. Ateist masonlara karşı da (ilmi) mücadele boynumuzun borcu inşaAllah.
Depremlerde daha da artış olacak, Mehdi (as)'ın çıkış devrinin özelliğidir. Mehdi (as)’ın zuhurunda birden duruyor depremler, duracak ve bunu da görecek insanlar. Çok büyük bir mucizedir. Yani muazzam bir tırmanışa geçmişken Mehdi (as)‘ın zuhuruyla beraber hemen bir sükunet başlıyor. Tsunamiler duruyor, seller duruyor, depremler duruyor. Bu Mehdi (as) ‘ın bereketiyledir işte. Allah onu vesile ediyor, inşaAllah.
Başa geçecek Mehdi (as)’ın vasıflarını Peygamberimiz belirtmiş. Halk Mehdi (as)’ı baştan sona tanıyor; ne yapar, ne eder, kişiliği nasıl, ahlakı nasıl, insanların kalbinde bu rahatlık meydana getirir. Kendi çocuğunu tanır gibi insanlar Mehdi (as)’ı tanıyorlar.
Din ile bilim iç içedir. Din bilimi emreder. Mesela gökteki Allah’ın yarattığı sanatı incelememizi emrediyor Allah. Ufuklarda ve dış alemde ve kendi nefislerinizde size göstereceğim ayetlerimi, siz de görüp tanıyacaksınız diyor. Bu hükümlerle ilgili çok fazla ayet var. Şimdi bu durumda ne diyoruz biz; din ile bilim iç içe, ayrı değil. Dinin hiçbir şeyle uyum göstermeye ihtiyacı yoktur. Bilimi Allah yaratır, bilim adamını Allah yaratır, bilimsel buluşları Allah yaratır. Fizik kanunlarını Allah yaratır. Bilim adamı Allah’ın yarattığı kanunu bulur. Bilim adamının vasfı budur. Bilim adamı sokakta gezinirken sokakta altın bulan adam gibidir. Altını oraya Allah koyar. Bir oraya, bir oraya, yüzlerce altın koyar. Adamlar gezinirken bulurlar, Allah’ın koyduğu kanunları bulurlar. Adam kanun yaratmaz, kanun icat etmez. Bütün fizik kanunları Allah tarafından gizlenir. Şahıslar günü, tarihi geldiğinde kaderin sevki, Allah’ın emriyle o saklanan yerde onu bulurlar. Bilim dine hizmet eder. Nasıl Allah insanları hizmet ettiriyorsa, Allah bilimi de hizmet ettirir. Teknik aletleri hizmet ettirir.
Hz. Süleyman (as) güzelliği seven bir peygamber ve güzelliğe aşık. “Ya Rabbi, bu cisimlere, senin yarattığın varlıklara düşkünlüğün sebebi Senin rızandır" diyor. Hayvanlar, her çeşit hayvan var sarayında. Yabani hayvanlar, kuşlar, sülünler var sarayında. Çok seviyor. Karıncayı bile seviyor. Çok şefkatli, özen gösteriyor karıncayı incitmemeye, üzerine basmamaya. Çok sevgi dolu bir insan. Özel beşlediği kuşlar var, atlar var. Atlar geldiğinde onların boyunlarını ve bacaklarını okşuyordu diyor Allah. Detay veriyor Cenab-ı Allah. Sevmenin nasıl olacağını Allah gösteriyor. Ruhumuza böyle bir sevgi veriyor. Ruhun yapısı sevmeyi etkileyecek şekilde oluyor. Allah boyun yaratıyor, boyunu okşamayı yaratıyor ve okşamadan zevk almayı yaratıyor. Zevk yaratmasa Allah neden yaratsın, ne haz alacak ondan? Mesela bacaklarını okşuyor diyor Allah. O okşamadan haz alacak şekilde Allah onu yaratmış. İnsanın fıtratında, ruhunda var. İnsanın fıtratında, ruhundaki okşama hissini Allah Kuran’da belirtiyor. Hz. Süleyman (as) "Ya Rabbi bana hiç kimseye nasip etmediğin bir miktar ver, küfre ve dalalete bana verdiğin nimetleri verme" diyor. Hz. Süleyman (as)’a muhteşem bir güzellik Allah nasip ediyor. Hz. Süleyman (as)’ın sarayı ince plaka altın kaplı. Ahşabın üzerine de altın kaplatıyor. Cayır cayır altın her yer. Ve çok fazla akik, amatis gibi yarı değerli taşlardan ve değerli taşlardan tonlar hesabıyla geliyor. Çok miktarda kullanılıyor. Bütün saray onlarla süslü. Kumaş süsü ayrı, ince ketenden çok güzel perdeler, derin atlas perdeler, muhteşem bir saray yapmıştır. Çok zevkli, bayağı güzel bir insan. Allah vahiyle bildiriyor neler yapması gerektiğini, yani sarayı nasıl yapması gerektiğini vahiyle bildiriyor. Çok kapsamlı ve güzel bir saray yapmıştır. Mescit haline getirmiştir orayı, beş vakit namaz kılınıyordu orada, bütün Müslümanlar, kendisi de o zaman namaz kılıyordu. Muazzam bir aşevi kurdurdu, çok büyük. Her gün ızgara kokusu kilometrece yayılıyor. Hz. Süleyman (as)’ın yaptığı sarayın önünde boydan boya ızgara vardı. Akşama kadar mis gibi et kokusu, fakire fukaraya dağıtılıyor. Helaliyle kesiyorlar, Allah adına kesiliyor. Hizmetçilerin özel kıyafetleri var. Bütün hizmetçiler çokşık. Hz. Süleyman (as) da çok şık. Müthiş bir temizlik var. Pırıl pırıl parlıyor ortalık. “Onun emriyle iş gören cinler vardı” diyor Allah. Milyonlarca cin de emrindeydi. Mesela haber almak istiyor, öğrenin gelin diyor, gidiyor cinler; ne var ne yoksa haber veriyorlar. İstiridyelerin içerisindeki incileri çıkaran cinler de var. Denizin altından mercan çıkarıyor, inci çıkarıyor. Alıp Hz. Süleyman (as)’a getiriyorlar, o kadar detaylı bir çalışma var. Yerinden sökülemeyen kazanlar yapıyordu diyor. Büyük havuzlar, kaleler, muhteşem sanat eserleriyle, heykellerle süslüyor. Muazzam bir süsleme yapılmıştır Hz. Süleyman (as)’ın sarayına. Allah’a şükreden bir kul, sürekli Allah’a şükrediyor. Allah’a hamd eden bir insan. 300 hanımı, 700 tane de kendini hibe eden cariyesi vardı. Toplam bin tane hanımı vardı. Mis gibi giyiniyorlardı, tertemiz, doymuyor o güzelliğe Hz. Süleyman (as). Sarayında da yanında duruyorlar. Bir ona bir ona bakıyor, sürekli Allah’a hamd ediyor. Atları var onları seviyor, kuşları var, bin bir çeşit hayvan. Ağaçlar, çiçekler, cennet gibi yaptı. Kudüs şehri boydan boya mis gibi çiçek kokuyor. Peygamber Efendimiz (sav) bu devre benzeyeceği için evlatlarımdan Mehdi (as) Hz. Süleyman (as)’a benzer diyor. Karakteri, kişiliği, zenginliğe olan eğilimi. Allah için isteyecek zenginliği Hz. Mehdi (as) da. Muazzam bir zenginlik mevzubahis. Ve Zülkarneyn’e benzer diyor Peygamberimiz (sav). Kuran’da da Zülkarneyn ve Süleyman Mehdi (as)’ı anlatmak için anlatılmıştır. Hayranım ben Hz. Süleyman (as)’a . Resulullah (sav) tabii hepsinin üzerindedir, gelmiş geçmiş en büyük Peygamberdir. Ama dünya saltanatı vermedi Allah Peygamberimiz (sav)’e. Onun saltanatı ahirette. Ama evladına, onun sülbünden, onun soyundan, onun çocuğuna, onun torununa Allah o saltanatı veriyor. Hz. Süleyman (as)’a verdiğinin çok üstündedir, çünkü, yedi milyarlık dünyaya hakim oluyor Mehdi (as). Dolayısıyla Allah Peygamberimiz (sav)’e yine mülkü armağan etmiş oluyor, evladına vererek.
Buda hak bir peygamber, hak bir dinken bozulmuş zamanla. İncelediğimizde bu görülüyor. Mesela bir Mehdi (as) geleceğinden bahsediyor. Dünyaya tek dinin hakim olacağından bahsediyor, sevgiden, şefkatten bahsediyor. Oruç var, zekat var, namaz var. Hak bir din olduğu ve onun zamanla çok ciddi bir bozulmaya uğradığı incelendiğinde anlaşılıyor. Tabii yapacakları İslam’a girmektir. İslamiyet en arı, en net dindir. Diğerlerinde tahrifat olmuştur. Değişme olmuştur. Tahrifat ve değişme olan yerleri gösteren bir kitap hazırlıyorum. Hıristiyanlıkta tahrifat olan kısımlar neler, Musevilikte tahrifat olan kısımlar neler, inşaAllah. Hak olan kısımları var, ben onları kabul ediyorum. Aşkla şevkle okuyorum. Her gün Tevrat okurum, her gün İncil okurum. Ama Kuran’a mutabık olan kısımları. Allah nur diyor, nurdur diyor ve insanın hidayetine vesile olur. Kalp açıcıdır. Adam değiştirmişse, kendi kafasından bambaşka bir şey yazmışsa o olmaz, o batıl o.
Kaçkar TV, 25 Şubat 2011
Fransız gençler bile mehdiyetin Türkiye de olduğunu anlamışlar. Ama monşerler tamda olayı kavramamışlar. Onlar olaylar hep teknik gelişir sanıyorlardı, metafizik gelişmeyi anlayınca çok şaşırdılar. İslam aleminde olan hareketlenmeyi bir türlü anlayamıyorlar. Herkes Türkiye'nin lider olmasını istiyor buna da mana veremiyorlar. Sebebi Mehdiyettir. Dünya siyasetinin nasıl olması gerektiğin hadislerden göreceklerdir. Onun dışında bir siyaset ortak. İslam alemi Türkiye'yi Mehdiyet sebebiyle lider görmek istiyor.
Eğer Müslüman aklı başında, samimi, candan bakarsa bence olayları çok net görür. Öyle karmaşık bir şey yok. İslam alemi kardeştir. Öncelikle mezhep ayrılıklarının kalması lazım. Nurcu, Nakşibendi, Kadiri, Alevi, Sünni diye ayrılık olmaz. Hepsi sevgi içinde olmalı. Her Müslüman Hz. Mehdi (as)'ı araştırmak durumundadır, Peygamberimiz (sav) bunu bize emrediyor. Peygamberimiz (sav) eşgal de, zaman da, yer de belirtiyor. Bunları boş yere belirtmemiş. Eşgal, yer, zaman aranıp bulunulması için verilir. Peygamberimiz (sav) karda bile olsa yerde sürünerek gidin Hz. Mehdi (as)'a katılın, onu bulun diyor. Müslüman bizim ne hizmetimiz olur ki dememelidir. Ne demek bu? Gider iman hakikatlerini anlatırsın, Darwinizmin, materyalimin geçersizliğini anlatırsın, her mezhebe sevgiyle yaklaşırsın, Kuran mucizelerini anlatırsın. Nur talebeleri de menzil cemaati de Hz. Mehdi (as) talebesidir. Mevcut sistem yok edilmez. Üstüne Mehdiyeti koyarsın. Güzelliğin üstüne güzellik koyarsın. Mehdiyet sistemin üzerine bina edilir.
İnsan kusursuz olmaz hatalı yönleri olur. Ben müslümanlara yönelik, onların aleyhinde faaliyet yapmayı akılsızca bulurum. Akıllı bir insan yapmaz. Dinsizler, materyalistler, münafıklar varken savunma gücü zayıf olan Müslümanları hedeflemek ucuz kahramanlık olur. Yakışmaz. La ilahe illalAllah Muhammeden Resulullah diyen kardeştir. İslam birliği olduktan sonra var olan hatalar da düzelir. Haydar Baş'ı da arkadaşları mehdi biliyor anladığım kadarıyla. Seviyorlardır ondandır. Darwnizm'e, materyalizme tavır alırlarsa, güzel, bir şey yok. Tabi her insanın eksik yanları olur. Ama ben şimdi işi gücü bırakıp bir kaç küçük hatayla, eksikle uğraşırsam Mehdiyetin ruhuna aykırı olur. Biz Hz. Mehdi (as) öncüsüyüz inşaAllah. Öyle tavır içinde olmayız inaşAllah. Bizim (ilmi) düşmanlarımız Darwinizm, materyalizm ve ateizmdir. Bediüzzaman üç düşmanımız var diyor: cahillik, zaruret, ihtilaf. Biz bunlara karşı üç şeyle mücadele edeceğiz diyor sanat, marifet ve ittifak. Bütün insanları birleştirip kardeş yapmak yani. Kısaca bediüzzaman Hz. Mehdi (as)'ın stilini anlatmıştır.