Adnan Oktar'ın 27 Şubat 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kanal Avrupa, Çay TV; 27 Şubat 2011

  • (Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkında)

Böyle büyük dava adamı, şu an benim gördüklerim arasında yok dünyada. Hocamız'ın güzel hizmetini kaldığı yerden dava arkadaşları devam ettirecek, inşaAllah. Özellikle Fatih’ten çok şeyler bekliyoruz. Çünkü babası bayağı iyi yetiştirdi Fatih’i. Görgüsü, terbiyesi, ahlakı mükemmel, kişiliği de çok güzel. Eğitimi de iyi.
Erbakan hocamızın anlattıkları (Türk İslam Birliği’ne yönelik konuşmaları) Mehdiyetin temel unsurlarıdır. Hadislere bakın, hadislerle aynıdır. Mehdiyette geçen bütün detayları olduğu gibi aktarmış. Barış, kardeşlik, adalet, İttihad-ı İslam,  bütün İslam aleminin birleşmesi, savaşlara karşı gelmek.
Ben hep Türkiye sanayisi yavaş yavaş gelişir, dışa bağımlıdır, montaj sanayi vardır. Öyle bilirdim çocukluğumda, öyle sanıyordum. Erbakan Hocam çıktı, ağır sanayi hamlesi yapacağız dedi. Benim çok hoşuma gitti. Hakikaten de yapıyor, dediğini yapıyor.

Mekanı cennet olsun. Benim kanaatim Resulullah (sav) ile beraber cennet sofrasında yemeğe oturmuşlardır, inşaAllah. Çok tatlı, çok güzel bir insandı, çok sevdiğimiz bir insandı. Biz onu severdik, o bizleri severdi, maşaAllah. Benim kitaplarımı hep tavsiye ederdi bütün toplantılarında. Meşhurdur Erbakan Hocamızın Harun Yahya kitaplarını tavsiye etmesi. Ben hiçbir liderde kitap tavsiyesi görmedim. Şu kitabı okuyun, böyle aydınlanın dediğini görmedim. Anadolu da bir yere gitse, mutlaka elinde Harun Yahya kitapları okuyun, alın, dağıtın, anlatın herkese, derdi. Bütün camia bilir, maşaAllah.
Şimdi Fatih'in inşaAllah, Sultan Muhammed Fatih gibi ortaya çıkmasını bekliyoruz. O da kendine dikkat etsin, korusun, kollasın. Çünkü değerli bizim için, çok önemli. O, Erbakan Hocamız'dan emanet.

  • Bu büyüklerimiz başımızdayken İttihad-ı İslam’ı gerçekleştirelim diyorum. 10, 20 yıllık bu dönem çok kritik diyorum. Demek ki bir bildiğim var ki söylüyorum. Onlar bizim başımızdayken, elimizde fırsat varken, kolayca İttihad-ı İslam’ı oluşturabiliriz. Herkes istiyor çünkü. Bütün İslam alemi istiyor. Bir tek karar verilecek o kadar.
     
  • Kaddafi’yi alıp Türkiye’ye getirsinler. Türkler bayağı şefkatli, merhametli insanlar. Ortalık bir durulsun, oğlu da o üslubu bir kaldırsın, yeni bir hükümet kursunlar, ama biraz Türkiye’nin kontrolünde olacak gibi. Kaddafi’yi tamamen devreden çıkaran gibi değil. Bir ara hükümet, geçici bir hükümet kursunlar. Türkiye bu adamın malını mülkünü falan netleştirtsin. Alsın Libya halkı kendi malını kendi kullansın. Bütün parası pulu gidecek, yağma edecekler. Halim, selim, sakince paralarını İngiltere’den, Amerika’dan, İsviçre’den çeksin. Libya’ya göndersin paraları. Sakinleşsin ortalık. Türkiye’nin sözünü dinlesin, deliliği bıraksın, sakince manevi bir lider olarak geride kalsın. Evinde otursun, hiç olmazsa Libya halkının malını mülkünü kurtaralım, milletin parasını kurtaralım. Onlara da el koyacaklar. Manevi liderlik ona yeter. Ortalığın sakinleşmesi için Türkiye’nin devreye girmesi lazım. Türkiye garantör ülke olarak gitsin. Yoksa hem kan akacak hem çok büyük olay çıkacak gibi görünüyor. Türkiye’nin hakemliği oldu mu iş biter, inşaAllah.

Kaddafi çok gururlu. Aşağılamak çok tehlikeli olur. Ezmek değil de gururunu muhafaza ederek, çözüm oluşturmak lazım. Yani çok aşağılayarak olursa delirir. Kendini de öldürür, her şeyi yapabilir. İntihara kadar gider. Gururunu koruyarak, biraz aklıselime davet ederek, makul bir çizgiye getirip, Türkiye’ye getirmek çok önemli. Buraya gelirse sakinleşir. Halim selim olur. Bir de manevi liderliğinin devam edeceğini söylemek çok önemli. Aksini çok aşağılayıcı bulur, yabancı bir ülkeye gitmeyi, kovulmuş gibi düşünür. Çok ürkütür onu. Bir kere can güvenliği garantisi verilmesi lazım. Hem ailesine hem kendisine can güvenliği verilsin. Bir de onurunun korunacağı garantisi de verilmesi lazım. Onurunun aşağılanacağına dair bir bilgi alırsa, onu hissederse panik olur. Panik oldu mu da delirir, delirdi mi de zaten görüyorsunuz yaptıklarını. İyice aklı gidiyor. Özellikle kalıcı manevi lider olacağı söylenirse, ona benzer bir şey yapılırsa. Türkiye’de çok rahat olabilir. Bir sevenini bulmak lazım, bir aracı. Ona lafı sözü geçecek birisi olması lazım. Şu an çünkü biraz delilikten kaynaklanan küstahlığa da çok yatkın. Zırvalayıp abuk sabuk da konuşabilir. Ama bir aracı olur da sakinleştirilirse makul konuşabilecek hale gelebilir.

  • Mesela Allah vermesin bir kardeşimiz, ben de olabilirdim, sen de olabilirdin, bir başkası da olabilirdi. Yahudi bir ailede yetişsek Yahudi olacaktık. Kimse bize sahip çıkmasa ne olacak durumumuz? Bütün millet nefret edecek, aşağılayacak. Bu hayat mı? Allah bizi korudu. Müslüman bir aile içinde yetiştirdi. Allah hidayet verdi, kendim namaza başladım. Hıristiyan insana şefkat duymak, ona İslam’ın güzelliğini göstermek, ona ancak dost olmakla olur, yakın olmakla olur. Sen ona nefretini, öfkeni gösterirsen, adama saygısız davranırsan, bre kafir dersen, taşlar, kayalar seni öldürmemi söyledi bana dersen, lanetlisiniz siz dersen, ne olur? Adamın Müslüman olmasını sen imkansız hale getiriyorsun o zaman. Tamam, lanetlenenler var. Ahlaksızlık yapan kimse, onlar lanetleniyor. Mazlum adamın ne lanetlenecek durumu olsun? Sen güzel örnek olacaksın, İslam’ı, Kuran’ı anlatacaksın. Sahabe döneminde Peygamberimiz (sav) öyle yaptı. Binlerce Musevi Müslüman oldu. Binlerce Hıristiyan Müslüman oldu. Ama Peygamberimiz (sav)’in sevgisini, şefkatini gördüler, muhabbetini gördüler. Cübbesini çıkarıyordu, onların altlarına seriyordu. Saygı, hürmet gösteriyordu. Şefkat sözleri söylüyordu. Yiyecek ikram ediyordu. Sahabeyi onların yanına hicrete gönderdi, Hıristiyanların yanına. Bunlar diyor ki, asalım, keselim. Allah’tan korkun. Kuran ayetleri açık açık bu konuları anlatmıyor mu? Peygamberimiz (sav)’in hayatı bunları açık açık anlatmıyor mu? Tek bir ayete takılıp kalıyorlar. Mesela “Yahudileri, Hıristiyanları veliler edinmeyin” diyor Allah. Doğru var ayet. Peki, öbür ayetleri niye incelemiyorsunuz? Öbür ayetlerde Allah onu şerh ediyor. Ayet ayeti açıklar. Diğer ayetleri onlar açıklıyor. Mesela “Hıristiyanız diyenleri size yakın bulursunuz” diyor Allah. Peki, bu ayet ne olacak? Mesela onları “la ilaheillAllah’a davet edin. “Ve onlara sert söz söylemeyin, güzel söz söyleyin” diyor. Bu ayet ne olacak? Dost edinmeyin demek adama küfretmek, hakaret etmek, aşağılamak, adam yerine koymamak anlamında değil. İdareci yapmayacaksın başına. Onun dinine uymayacaksın. Onun şeriatına göre hüküm etmeyeceksin. Kast edilen bu. 

İmam Cafer'den:

"Diğer amellere kıyaslandığında,  İMAM-I ZAMAN (HZ. MEHDİ (AS)) İÇİN BİR DİRHEM HARCAMAK (BAŞKA SEBEPLERDEN) İKİ MİLYON DİRHEM HARCAMAYA EŞİTTİR.  O'nun gelişi için dua edin. Şüphesiz bu bizim selametimiz içindir.  Bir kişi Allah'ın elçisinin hayatını kendisininkinden evla saymadıkça gerçek iman ehli değildir ve Peygamber (sav)'in neslini kendi ailesinden daha çok sevgili saymadıkça ve son olarak Peygamber (sav)'in önemli saydığı şeyleri kendisi de çok değerli saymadıkça."
(Şeyh Sadık, El Amal, sf. 274; Meclisi 54; el Hak, cilt 9; sf 392-393)

Mehdi (as) davasına hizmet etmek, kitaplar dağıtmak, başka şeyler. 2 milyon misli fazladır diyor. Bu kurtuluşa erişmemiz içindir.

Kaim (Hz. Mehdi (as)) çıktığında, insanların imamlarıyla aralarında bir postacı olmayacak.   O (HZ. MEHDİ (AS)) ONLARA (DÜNYAYA) KENDİ MEKANINDAN SESLENECEK, ONLAR DA  KONUŞMASINI DİNLEYECEK, HATTA ONU GÖRECEKLER.  (Müntekab-ül Ezhar, s. 483)

Bağlantı kurmada arada kimse olmayacak. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında mutlaka elçiler gidiyordu. Ona gerek kalmayacak diyor ahir zamanda. Yani haber götüren elçiler veyahut yürüyerek giderek Mehdi (as) şunu söyledi, bunu söyledi demelerine gerek kalmayacak diyor. Kendi evinden seslenecek bütün dünyaya. Benim zamanım gibi değil diyor. Kendi zamanında ulaklar var. Elçiler var, postacılar var. İnsanlar atlarla gidip, Peygamber (sav)'in dediğini yayıyorlar. Mehdi (as) zamanında öyle olmayacak. Mehdi (as)  evinden konuşacak. İnsanlar konuşmasını duyacak. Hatta görecekler diyor. Bu ne? Televizyon. Asrımızda bu teknoloji var, inşaAllah.

Erbakan Hocamız bir nevi de Mehdi’dir. Yani milyonlarca insanın imanına vesile olmuştur. Kuran’ı, İslam’ı sevmelerine vesile olmuştur. Dünya çapında bütün Müslümanların manevi lideri olarak biliniyordu. Bunu herkes de kabul ediyordu.
Erbakan Hocamızın doğumunda nasıl hayır varsa, hizmetinde nasıl hayır varsa, Allah’ın onu yanına almasında da hayır vardır. Bu bize teessür meydana getirmez. Bu anormal bir inanç olur. Allah en güzeliyle, en hayırlısıyla yapıyor, inşaAllah.  Allah hiçbir şeyi kötü yapmaz. Zaten iki günlük dünya. Zaten kıyamet çok yakın. Biz kalacak mıyız? Biz de gideceğiz. Bediüzzaman “1545 gibi kıyamet kopacak” diyor.  Mühim olan İttihadı İslam’ı bir an önce tahakkuk ettirip inşaAllah, İsa Mesih (as)’ı kucaklayacak ortamı hazırlamak, Mehdi (as) ile sofrada beraber yemek yemek, onun sohbetini dinlemek, onun sevgisini içmek, bunlar çok güzel. Ne güzel Peygamber Efendimiz (sav)’in dünya hakimiyeti olacak. İttihad-ı İslam olacak. Resulullah (sav)’ın şanına yakışan oluyor şimdi. Hz. İsa da Resulullah (sav)’ın ümmeti bütün dünyaya hakim olacak, inşaAllah.

 

 


Nur Suresi;

11- “Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur;…”

Demek ki Müslümanların içerisinde de iftiracı, yalan söyleyen, üç kağıtçı tipler oluyor, olacak. Kuran ona işaret ediyor. Hatta birlikte davranan bir topluluk diyor, kendi içinizden de olabilir diyor.

“…siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır.”
Dedikodusu yapılan adam üzülüyor,  beni rezil etti, benim aleyhime oldu diyor. Halbuki Allah öyle değil diyor. “siz onu kendiniz için bir şer saymayın” diyor Allah.

“Aksine o sizin için bir hayırdır.” Hem sevap kazanmanıza hem yücelmenize hem karşı tarafın ezilmesi yönünde bir durum olduğu için de oradan da bir berekete vesile olduğu için “hayır oluyor”  diyor Allah. Ahirette de Allah’ın rızasını kazanmış oluyor o kişi, bundan dolayı, sabrettiği için.


12- “Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?”

Özellikle Müslümanlar birbirleri aleyhinde bir haber durdular mı bir kısmı meraklılar, hemen vay neler yapmış, bak gibisinden. Halbuki Cenab-ı Allah diyor; bir iftira duyduğun vakit, size bir fasık haber getirirse ona inanmayın diyor Allah. Araştırın, tahkik edin, doğruysa inanın.

“hayırlı bir zanda bulunup:” Demek ki bir hayırsız zan var bir de hayırlı zan var.
“Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?” Güzelce de vurgulayın diyor Allah. Allah açıkça, alenen, net olarak vurgulayın  diyor Allah iftira olduğunu.


13- Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi? Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridir.

Dört tane şahit istiyor Allah; salih, samimi, açık şahit. Bu kadınlar için de, erkekler için de, Müslümanlar içinde yaşayan insanlar için de hayat garantisidir. Bir kadının en korktuğu şey kendisine cinsel iftira atılmasıdır. Çünkü bütün onurunu kıracak bir şey oluyor, çok çekinir kadınlar bu konudan. Erkekler için de zor bir şey ama kadınlar için daha da zordur. Allah ne kadar mükemmel sistem kurmuş. Dört şahit gerekiyor, yoksa hiçbir şekilde aleyhinde konuşamıyor şahıs. Suç oluyor. “Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridir.” Bir de bunlara bir daha inanılmıyor. Bir daha şahitlik yapamıyorlar. Çünkü Allah Katı’nda yalancı oldukları için hep yalancı olarak biliniyorlar.


14- “Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azap dokunurdu.”

Allah müthiş bir bela verirdim ama yapmadım diyor.


15- "O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız."

Dedikodu yapıyordunuz diyor. O ona söylüyor, o ona söylüyor. “ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz .” Halbuki çok iyi, net bilgiye sahip olması lazım. Şahitli, ispatlı bilgiye sahip olması lazım. “ve bunu kolay sandınız;” Ne var bunda, dedikodu yaparız, alışmışız, herkes yapar.  “oysa o Allah Katında çok büyük (bir suç)tür.” Zannettiğiniz gibi değil diyor Allah.


 16- Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen Yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

En baştan bir kere ne haddimize diyorlar. Biz böyle bir şeyi ağzımıza dahi alamayız. Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. Vurgu çok önemlidir konuşmalarda. İftira atıyorsun dersin ama öyle değil. Sen ne yaptın diyeceksin, sen çok büyük bir iftira atıyorsun, aklını başına al, çok büyük bir rezillik yapıyorsun, çok büyük bir acımasızlık yapıyorsun, yaptığın olay çok büyük denilmesi gerekiyor. Kuran’da vurgu önemlidir. Cenab-ı Allah vurguya çok önem veriyor. Çünkü insanın beyni vurguda açılır.


17- Eğer iman edenlerden iseniz, bunun gibisine bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt vermektedir.

Dinsizse yapar zaten dinsiz. Ama iman ehliyseniz; “bunun gibisine bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt vermektedir.” Bunun ikinci tekrarda kabul etmiyor Allah. Bir daha hiçbir şekilde yapmayacaksınız diyor. Toplum düzeninde ne kadar rahatlık bu. Dedikodu yok, çok rahat edersiniz. Bir genç kıza iftira atılamıyor, ne kadar güzel. İnsanın kafası son derce salim olur.


22- “Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara…”

Yakın demek her türlü yakın, gördükleri, akrabaları, arkadaşları; yoksul da hemen anlaşılır.

“ve Allah yolunda hicret edenlere ihsan etmekte,” yiyecek, para, pul vermekte, “eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.”

“ve Allah yolunda hicret edenler…”
Adamın annesi babası it kopuk, ahlaksız, çocuk mecbur olmuş arkadaşının yanına gitmiş. Başka da bir çözümü yok, mesela ensest ilişkiye zorluyorlar, yahut dinsiz, imansız yapmaya çalışıyorlar, ahlakını bozmaya çalışıyor. Zor durumda kalıyor başka arkadaşlarının yanına hicret ediyor, Müslümanların yanına.

“ihsan etmekte eksiltme yapmasınlar.” İçinden çok fazla dağıtmak geliyor ama az veriyor. Öyle yapmayın diyor Allah.

“affetsinler ve hoş görsünler.” Anormal bir söz söylediyse affetsinler.  Kin ve nefret duymayın. İntikam alma içerisinde olmayın. Çünkü intikam insanı çökertir, neşesini, şevkini, heyecanını kırar. Ruh halini berbat eder. Olabilir, abuk subuk konuşabilir, hatalı bir şey yapabilir, her şeye laf etmemek lazım. Galiz bir harama girmedikten sonra öyle her şeye takıntılı hale gelmek, o niye böyle yaptı, bu niye böyle yaptı, onunla baş olmaz. Allah hoş görsünler diyor.

“Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?” Ben o zaman sizi bağışlarım diyor, sen adamı bağışlamıyorsan Allah Ben de seni bağışlamam diyor o zaman. Sen bağışlamak istemiyorsun ama kendinin de bağışlanmasını istiyorsun, olmaz. Müslüman affedici olacak. “Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.”


26- Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır).

İt kopuk takımındaki kadınlar, it kopuk takımından adamlarla rahat anlaşabiliyorlar. Temiz, kaliteli kadınlar da, akıllı, asil; Kuran’a İslam’a sevgi dolu kadınlar da imanlı, Müslüman erkekle anlaşabiliyor. Allah fıtratlarını öyle yaratmış. Öbür türlü bir tiksinme meydana geliyor, yapamıyorlar, olmuyor. Allah zaten haram kılmış.

  • Erbakan Hocamız mübarek, muhterem bir insandı. Ben bütün İslam aleminin lideri olarak biliyorum. Üzüntü, Allah doğru bir şey yapmadı anlamına gelir haşa. Allah her şeyi hayırla ve güzellikle yapar. Ben Resulullah (sav)’in yanına gittiği için sevinç duyuyorum, cennet sofralarına gittiği için sevinç duyuyorum. Şehit olduğu için de sevinç duyuyorum, çünkü şehit oldu Erbakan Hocamız. Cihat halinde vefat eden herkes şehittir. Cihat halinde vefat etti mi etmedi mi? Vefat etti. Şehide üzülmek şehitliği anlamamak demektir. Çok acayip bir şey olur, çok çok yanlış olur. Cihat halindeyken Allah yanına aldıysa şehit denir. Şehit olana üzüldüm diyorsa bir adam dini anlamıyor demektir.

    Mehdi (as)’a ortam hazırlamak Erbakan Hocamız’ın en büyük ideallerinden biriydi. Yakınları bilir. Özel bir halidir onun.
2011-02-28 02:03:46
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top