Adıyaman Asu TV, 28 Şubat 2011
Cumhurbaşkanını eğiten o, Başbakanı eğiten o, bizleri eğiten Hocamız. Çok medeni, çok modern, İslam’ı çok güzel, sıcak anlatan, asla taviz vermeyen, son derece kararlı bir mücahitti maşaAllah. Son nefesine kadar cihat. Başkası olsa çoktan bırakır. Ama çok da güzel oldu. Cenab-ı Allah son olarak Saadet Partisi’nin başına getirdi. Ama şerefle, ezici çoğunlukla maşaAllah, sıfır fireyle. Hocamız'ı ne kadar sevdiklerini ve ne kadar sahip olduklarını gösterdiler. Gönlüm müsterih, elhamdülillah çok çok rahatım. Hocamız Cenab-ı Allah’ın yanına gitti. Tam cennetlik bir insan. Allah cennette kardeş etsin inşaAllah.
Erbakan bir anlamda benim şeyhimdir, benim mürşidimdir. Tasavvuf yönü de vardı Erbakan Hocamız'ın. Aynı zamanda mürşitti. Çok derin, güzel ahlakıyla bizleri aydınlattı. O şevki bize veren, anlatan, heyecanlandıran, milli gençliğin heyecanlanmasına, ortaya çıkmasına vesile olan odur. Ortada öyle kimse yoktu. İlk adını koyan odur. İlk sancağı diken odur. Birçok kişinin sustuğu dönemde, o gürül gürül haykırdı maşaAllah.
Kahraman Maraş Aksu TV; 28 Şubat 2011
|
Şuara Suresi; 108- "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin." 109- "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir." Tebliğcinin en önemli vasfıdır bu. Herhangi bir çıkar olmadan Allah rızası için tebliğ yapılması. Sadece Allah rızası için yapıyorum diyor. 154- "Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim." Herhangi bir insansın diyorlar peygambere. 155- Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir." 156- "Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar. 157- "Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular." 158- Böylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler. Cenab-ı Allah bir toplum ahlaksız olduğunda, vicdansız olduğunda bir sebep meydana getiriyor, bela için herhangi bir sebep. Mesela diyor ki Cenab-ı Allah; şunu yapmayın. Ama yapacakları belli, yapmayın diyor, onu yapıyorlar, Allah belalarını veriyor arkasından. O devirde de , "o deveye ellemeyin" diyor, çok sevimli, hoş bir deve. Buna ellemeyin diyor. Ellemeyin denildiği halde zulümle hayvanı kesip parçalıyorlar. Allah’ın intikam alması için gerekçe oluşmuş oluyor. Allah da belalarını veriyor. Allah zaten onların ahlaksız ve zalim olduğunu biliyor. Allah’ın ledün ilminin bir yansımasıdır o, inşaAllah. |
|
Zelzele Suresi; 99.sure, 1999’daki zelzeleye de bakıyor bir yönüyle bu sure. 1- Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı, 2- Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı, 3- Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman; Genellikle deprem anında insanlara bir bakın, hep "ne oluyor" derler. İlk şey odur. Bir sarsıntı var, ama sebebini bilemedikleri için hep "ne oluyor" derler, Allah ona dikkat çekmiş. İlk refleks olarak. 4- O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Bütün gazetelerde, televizyonlarda ve internette o günkü depremin haberleri de anlatılmış oldu. 5- Çünkü Rabbin, ona vahyetmiştir. Her şeyi Allah’ın yarattığını Allah gösteriyor. 6- O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. Kıyamet anında insanlar dışarı fırlıyorlar, ama ayrıca deprem anında da insanlar dışarı fırlıyorlar, koşturuyorlar. 7-Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. 8- Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. Ayette iki kere “artık kim,” “artık kim” iki kere tekrar ediyor; “zerre ağırlığınca,” “zerre ağırlığınca.” Yedinci ayette hayırdan bahsediyor, sekizinci ayette de şerden bahsediyor Allah. 7 ve 8. ayetler. 99'daki deprem 7.8 şiddetinde olmuştu. Ayrıca ayetin ebcedi de depremin tarihini veriyor. 99’daki deprem çok önemli bir deprem. İstanbul’u vurmayıp geçmesi çok olağanüstü bir olaydır. Adalara kadar geldi, İstanbul’u vurmadı, ilerledi ilerledi, Avcılar’dan çıktı. Bu daha hala çözemedikleri bir sır. Anlayamıyorlar. İstanbul’u nasıl vurmadı bilemiyorlar. Ben biliyorum. Sebebi Mehdi (as)’ın bulunması. 1999 çok kilit bir tarihtir. Bir yıl sonra 2000 oluyor. Hz. Ali (ra) da eliyle dokuz işareti yapıyor. Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun, (Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara. Sabah vakti baskın yapanlara. Derken, orada tozu dumana katanlara. Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara (Adiyat 1-5) Sanki böyle soluk solağa koşanlara derken, yani böyle havayı emerek hareket eden bir şeyden bahsediyor ayetin ifadesi. Hava kuvvetlerinin bir baskını oluyor mesela jetlerle tam ona benziyor buradaki üslup. Yani havayı emerek giden, hareket edenlere, ateş saçanlara sabah vakti baskın yapanlara, erkenden, ortalığın tozu dumana katılması zaten bu tarz operasyonlarda oluyor. Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara. Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir. (Adiyat 5-7) İnsanlar genelde nankörler, yani egoist ve bencildirler. Böyle işte şuan deccaliyet bunu sağladı dünyada. Bu ayetin tahakkuku oluşmuş oldu. Nankörler oluştu dünyada, Allah’ a karşı nankör. Egoist ve bencil insanlar oluştu. Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir…kendisi de bu ahlaksızlığına bu vicdansızlığına, egoistliğine, bencilliğine şahit. Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır… Demek ki asıl amacı ne, mal sevgisi. Yani mal sevgisi derken ev, araba, çocuk, eşi onların hepsini mal olarak görür o kafadaki insan. Bakın ev, araba, eşi ve çocuğu orada hayvani bir egoistlik ve hayvani bir azgınlığa dönüşür. Amansız bir katılık ve egoistlik oluşuyor. Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların 'deşilip dışa atıldığı,' İnsanlar öldüğünde kabirlerde zaten parçalanıyor, Allah ölüme dikkat çekiyor. Ama ayrıca mezarlar da parçalanacak diyor Allah. Onlar da dışa atılacaklar diyor. Mezarlar da dağılacak diyor. Göğüslerde olanların derlenip-devşirildiği zamanı Yani gizlediğiniz bütün her şeyi, gizlediğiniz her türlü bilginin toparlandığı zamanı. Şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdardır. Yani ölüm gelecek diyor Allah. Mallarınız, oğullarınız, eşleriniz, çocuklarınız, yarım kalmasından korktuğunuz ticaret, kendinizde çok büyük gördüğünüz, ulu gördüğünüz her şeyi bırakıp geleceksiniz diyor Allah. |
|
Tekasür Suresi; 1- (Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.' İşte kocası, çocukları, malı, arabası, işi onlarla bak övünmek “sizi 'tutkuyla oyalayıp…” böyle delice bir tutkuyla diyor Allah oyalayıp kendinizden geçirdi yani dengesiz oluyor adam, kendinden geçiyor. Artık laf söz dinlemez, dengesiz bir mahluka dönüşüyor. Katı, bencil, egoist saldırgan böyle deli ruhlu bir varlığa dönüşüyor. 2- "Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü." Yani ölümünün son anına kadar, ölme anına kadar da bu azgınlığınıza devam ettiniz diyor Allah. 3- Hayır; ileride bileceksiniz. 4- Yine hayır; ileride bileceksiniz. İki kere Allah tekrarlıyor. 5- Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, 6- And olsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz. Siz diyor kıyametten ve cehennemden haberiniz olmadığı için diyor Allah, yani onu tam görmediğiniz için cehennemi görmediğiniz için … 7- Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne'l Yakîn) görmüş olacaksınız. Cehennemi bütün açıklığıyla göreceksiniz diyor Allah. 8- Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz. Mesela evliliğinde neyi tercih ederek hareket ettin? Arabada neyi amaçladın? Evde neyi amaçladın? Çocuklarda neyi amaçladın? Allah rızası için neler yaptın? Bütün benliğinle, sevginle Allah teslim oldun mu? Yoksa kocanı mı put hale getirdin? Çocuklarını mı put hale getirdin? Evliliğini mi put hale getirdin? Tahsilini ve işini mi put hale getirdin? Yoksa Allah için mi yaşadın? Bunun hesabını vereceksiniz diyor Allah. |
|
Maun Suresi; Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan; Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. Din islam şefkat ve sevgi dinidir diyor, hemen görülüyor değil mi? Bir kere yetimlerin itilip kakılmasını istemiyor Cenab-ı Allah. Yoksulun doyurulmasını istiyor Allah. Yoksulların rahat etmesini istiyor. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar Namaz kılsa da bazı sahtekar, bazı üç kağıtçı yobazlar, bambaşka bir ruh halinde oluyorlar, dünya hırsında oluyorlar ve küfür ile iç içe oluyorlar. Onlar gösteriş yapmaktadırlar… Mesela bakıyorsun adam da sarık, cüppe, şalvar, çarık her şey tamam ama ahlak, sevgi, şefkat, merhamet, dava adamlığı, İttihadı İslam'ın dünya hakimiyeti, Mehdiyet’ in müjdelenmesi gibi konular adamda yok. Onun yerine ne var, ahlaksızlık var, yalancılık var, dolancılık var, yağcılık var, yancılık var her türlü üç kağıtçılık var. Ve ‘ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler… İslam’a yapılacak yardımları engellemek için de Müslümanlara yapılacak yardımları engellemek için de mücadele ederler diyor Allah. |
|
Mesed Suresi;
Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya. Malı ve kazandıkları kendisine bir yarar sağlamadı. Hep Kuran’da Allah insanların dünya hırsından bahsediyor. Parası, malı, mülkü, evi, kocası, dünyası, işi, çıkarları, buna kilitlenme konusunu Allah bir bela olarak açıklıyor ve kendilerine bir yarar sağlamadı diyor Allah. Alevi olan bir ateşe girecektir. Eşi de; odun hamalı (ve). Eşini de Allah özellikle belirtiyor. Çünkü eşlerini ilahlaştırıyorlar, haşa Allah gibi görüyor eşini. Dinin üzerinde görüyor. Eşi Hıristiyan oluyor, o da Hıristiyan oluyor. Eşi Budist oluyor, o da Budist oluyor. Böyle gözü dönmüş bir tavır gösteriyorlar. Boynuna bükülmüş bir ip (bağlanmış) olarak. Bu da aşağılayıcı bir husus olduğu için Allah tarafından belirtiliyor. |