Adnan Oktar'ın 09 Mart 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

9 Mart 2011 Samsun Aks Tv

  • Bir kısım kardeşlerimiz zannediyor ki, Hz. Mehdi (as) çıkar, zoraki rejimleri değiştirir, sistemleri değiştirir. Bu deccallıktır. Yani zulmetmek, insanları zorla hizaya getirmeye kalkmak, zorla adam etmeye kalmak deccallıktır. Sevgi ve şefkati öğretmek, bu Mehdiyettir. Ve insanların düşüncelerine saygı duymak. Mesela Hz. Mehdi (as) çıktığında, İran’da neyse düşünce o öyle kalır. Türkiye’de nasılsa o şekildedir. Hiçbir rejime, hiçbir düşünceye Hz. Mehdi (as) dokunmaz, karışmaz. Ama sevgiye, dostluğa, merhamete, kardeşliğe üstattır. Güzel ahlaka üstattır. O düşünce içinde dini yaşayan insanlar tabii ki çoğalacaktır. Takva insanlar tabii ki çoğalacaktır. Dinini titizlikle uygulayan insanlar tabii ki çoğalacaktır. İşte Mehdiyet bu şekildedir. Sevgiyle olan Müslümanlıktaki gelişmenin adı Mehdiyettir. 
     
  • Hz. Mehdi (as) talebesi olmak için aşık olacaksın, sevgi insanı olacaksın, muhabbet insanı olacaksın. Zulümden kaçacaksın, yardımsever olacaksın, iyi niyetli olacaksın. Güzel olan her şeyi üzerinde topladın mı Hz. Mehdi (as) talebesi olursun inşaAllah.
     
  • Hz. Mehdi (as) her zaman insanların düşüncelerine saygı gösterecek. Demokratik ruha sahip bir insandır. Zor olduğunda mutluluk kalmaz. Baskı olduğunda mutluluk kalmaz. Nerede olursa olsun. Çocuğa bile sokağa çıkmayacaksın dediğinde çocuk müthiş öfkelenir. Sevgisi gider çocuğun, bir anda acayip tasalanır. Baskı azap getirir, hürriyet sevinç getirir. Hz. Mehdi (as) hürriyetçi olacaktır. Peygamberimiz (sav) açık açık söylüyor; “Mehdi (as) kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz, insanların burnunu dahi kanatmaz” diyor, çok açık. “Karıncayı dahi incitmez” diyor.
     
  • İnsanları en açan şey iman, samimiyet ve sevgidir. Bu eksildiğinde insan hasta olur, dengesi bozulur. Yani ruhen ve bedenen çöker insan. Dünya da çöküyor, insanlar da çöküyor. Dünyadan sevgi alındı mı dünya divane olur artık. Dünya biter. İman gittiğinde, samimiyet gittiğinde, sevgi gittiğinde dünya maddi ve manevi çöküyor. Kıyamet kopuyor ondan sonra Allah esirgesin. Onun için Hz. Mehdi (as) dünyaya samimiyeti, sevgiyi ve imanı getiriyor. İmanın, sevginin, samimiyetin öğretmenidir Mehdi (as). Allah bu sebeplerle kıyameti durduruyor. "Bir gün dahi kalsa Allah o günü uzatacak. Ehli beytimden Mehdi (as)’ı gönderecek ve dünyayı mamur edecek” diyor. Çok açık anlatmış. Kıyametin durmasına vesiledir Mehdi (as). 
     
  • (Peygamberimiz (sav)’ın bayanların yüzüne bakmadığı hakkındaki soruya cevap)

O zaman Peygamberimiz (sav) ümmetinin yarısını görmemiş demektir. Ayette diyor ki Cenab-ı Allah; “güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de artık yeni kadınlarla evlenmek sana yasak” diyor Allah, haram diyor. Şimdi perde arkasından Peygamberimiz (sav)’in gördüğünü söylüyor olabilir kardeşlerimiz. Alenen görüp, beğenip, beğendiği kadınlar için ayet var. Peygamberimiz (sav) kadınların yüzüne bakmazsa nasıl beğenmiş olur? Ümmetiyle muhatap oluyor, bakmaz olur mu? Tabii ki bakar yüzüne. Demek ki güzelliğini de görmüş. Peygamber (sav) ümmetini görmez olur mu? Niye yüzüne bakmasın? Öyle bir şey olmaz. Peygamberimiz (sav) sürekli kadınlarla görüşüyor.

  • Mehdi (as) siyasetin ahlakını güzelleştiriyor. Siyasete girmiyor. Diyanetin Kuran ahlakına uymasını sağlıyor. İsa (as) siyasete girecek olan.
     
  • Uzayda insan bulununca kurtulacaklar zannediyorlar. Allah’ın varlığı daha da pekişmiş olur o zaman. Çünkü Allah uzayda da insan yaratıyor demektir. Allah dünyada da insan yaratıyor, uzayda da aynısıyla yaratıyor. Bu ne demek? Harika değil mi bu? Biz tesadüfen olamaz diyoruz. Siz de diyorsunuz tesadüfen olur. O zaman nasıl yarattı diyoruz? Uzaydan geldi diyorsun. Aynı şey değil mi? Ha sen dünyadan alıp uzaya götürdün, ha uzaydan adam geldi, ne fark eder? Uzaydakinin de ilk proteinin nasıl olduğunı açıklayamazsınız. Fosilleri de teknik olarak açıklayamazsın. Biz nereye baksak yaratılışı görüyoruz bilimsel açıdan.
     
  • Şu an İstanbul manen fethediliyor, devam ediliyor. İstanbul’a sevgi hakim oluyor, şefkat hakim oluyor; dürüstlük, kardeşlik,  koruma hisleri ve insani bütün güzel hasletler yayılıyor. Fetih budur, manevi fetih budur. Dolayısıyla insanların kalbinin şenlenmesi, açılması, kalplere neşe gelmesi, güzel ahlaklı olunması fetihtir. Kastedilen fetih budur; beyinlerin güzel hale gelmesi, ruhların güzel hale gelmesi, insanların pozitif hale gelmesidir.  Öbür türlü kafasını, gözünü yararak adamı hizaya getirmek değildir.  Onda nefret ortaya çıkar. Zor kullanıldığında nefret ortaya çıkar, insanlar münafık olur. Şiddetle bir insanı hizaya getirdin mi o insan  ömrü boyunca senden nefret eder. Kinle yapar ondan sonra. Ama sevgiyle olursa, şefkatle olursa o zaman seni şefkatle hatırlar. Muhabbetle hatırlar. İslam’da, dinde zorlama yoktur. Allah açıkça söylüyor, “dinde zorlama yoktur.”  “Doğruluk sapıklıktan ayrılmıştır” diyor Cenab-ı Allah. “Sizin dininiz size bizim dinimiz bize” diyor Allah. Açık, dinde zorlama yok. Zorla rejim değiştirmek, zorla fikir değiştirmek, zorla siyasi fikir değiştirmek, böyle bir şey Müslümanlıkta olmaz. Müslümanlıkta sadece sevdirme ve güzel ahlak vardır, muhabbet vardır.  O kişi Allah’ı, Kuran’ı çok severse, İslam’a çok bağlanırsa tabii ki inancında, ibadetlerinde bir değişiklik olacaktır. Ama kendi gönlüyle ve severek yaparsa, bu makbuldür. Zorlamayla değil.
     
  • Mehdi (as)’ı  anlatmamak ne demek? Türk İslam Birliği’ni anlatmamak demektir. Çünkü şahs-ı manevi hiçbir zaman lider olmaz, hiçbir zaman için de başarı kazanmamıştır şahs-ı manevi. Bana tarihte bir göstersinler, şahs-ı manevi ile ne kazanılmış.  Mesela Libya’da şu an şahs-ı manevi var, Libya kırıp geçiriyor birbirini. Lider olmadığı için kırıp geçiriyor. İslam aleminde de şahs-ı manevi var, hepsi paramparça, hepsi birbirine düşmüş durumda, perişanlar. Nur talebelerinde de şahs-ı manevi var, paramparça Nur talebeleri. Hiçbiri birbiriyle görüşmüyorlar, konuşmuyorlar. Muhatap dahi olmuyorlar birbirleriyle. Ama yüzde doksan dokuzu samimi dürüst insanlar. Samimiyetsizce yapanlar bizim muhatabımız, onların da sayısı çok az.

Kaçkar TV, 9 Mart 2011

  • Hz. Mehdi (as) sırf Darwinizm'i materyalizmi bitirmiyor, o bir fetihtir. Mutlu olmayan insanları mutlu hale getiriyor. Neşelerine vesile oluyor, kafalarını açıyor. Sevgiyi bilmeyen insana sevgiyi öğretiyor. Bu da bir fetihtir. Ölü bir kalbi diriltiyor. Şeytanın kaptığı kalbi şeytanı yok edip, şeytanı öldürüp yeniden o şahsa iade ediyorsun. Adamın kalbindeki şeytanı öldürüyorsun. Adamı şeytan esir etmiş, üzerine çökmüş, ona mutsuzluk veriyor, neşesizlik veriyor, unutkanlık veriyor, bitkinlik veriyor, karamsarlık veriyor, hayata karşı bıkkın gözle bakıyor. Ona hayatı azap haline getiriyor. Hz. Mehdi (as) ne yapıyor? Şahısların tek tek iblislerini, şeytanlarını öldürür. Bu bir fetihtir. Yüzbinlerce, milyonlarca şeytanı öldürüyor. Çok müthiş bir şeytan katliamı oluyor. İnsanların kalplerindeki şeytanları öldürüyor ve insanları kurtarıyor. Şeytana esir olmuşken, şeytan onun canını yakarken, şeytandan onları kurtarıyor. Hz. Mehdi (as)’ın fethi budur işte. Kullandığı metot şeytanları öldürme üzerinedir. Hz. Mehdi (as) insanların burnunu dahi kanatmaz. “Kan akıtmaz, uyuyan kişiyi uyandırmaz.” Onun mücadele ettiği güruh iblis ordusudur, iblisun ve iblisattır. Onlarla mücadele eder. Şeytan da sopadan anlamaz, fikirden anlar. Fikirle etkisiz hale getirir. Mesela insanların yüzü bir karışsa, mutsuzsa, neşesizse şeytanın etkisine girmiş demektir. Vesveseliyse, karamsarsa, geleceğine korku ile bakıyorsa, acı çekiyorsa, kendi kendine azap ediyorsa şeytanın etkisindedir. O kişinin kalbindeki şeytanın öldürülmesi ve şeytanın yok edilmesi ne demektir? O insanın kalbinin fethedilmesidir. Hz. Mehdi (as) kalpleri fethediyor, kalplerdeki şeytanları yok ederek insanları özgürleştiriyor. Üzerlerindeki zincirleri kaldırıyor, zincirleri çözmüş oluyor.  İstanbul’un ikinci manevi fethi budur.
     
  • Asıl olan Allah’ın varlığı ve birliği konusunda insanların kalbindeki o tutukluğun giderilmesi. Allah’ın varlığı çok açık, çok sarih, alenen görülüyor.  Allah’ın yarattığı bir sanat var, onunla insanlar göremiyorlar. Ama Allah ahir zamanda insanların iman etmesini dilediği için Hz. Mehdi (as) devrinde insanların kalbini çözüyor. Çözdükten sonra da insanlar kitleler halinde iman etmeye başlıyorlar. Daha önce kalplerini kapıyor Allah, iman edemiyorlar. Şimdi kalplerini çözdü, iman edecekler, bunu göreceğiz ve görüyorsunuz da. Şaşılacak olaylar oldu. Son on yıldan beri bunun yansıması açıkça insanlarda tespit edilebiliyor, görülebiliyor.
     
  • İnsanların kendi kendini izlemesi çok önemlidir. Kendi bedenini, kendi ruhunu. Kendi ruhunu içinde hissetmesi, görmesi; beyninin içindeki ruhu hissetmesi, beyninin içinde bu dünyayı bu kadar renkli görmesini bizzat kendinin hissetmesi, çünkü sırf anlatmayla olmaz, kendinin de ayrıca görüp, anlaması, tespit etmesi gerekiyor. Çünkü bir renk cümbüşü var kafamızın içinde Allah muazzam renk kullanıyor kafamızın içinde. Dış alemde renk yok.  Ama beynimizin içi rengarenk, her türlü renk var. Ayrıca derinlik var, üç boyut var, gerçekten uzaktaymış gibi görünüyor eşya. Halbuki hepimizin içinde. Uzakta ayrı, tamam ama o uzakta olan madde zaten siyah, karanlık, görünemiyor; renksiz ve saydam bir cisim. Mesela biz konuşuyoruz ama ikinci bir gözle bakan sadece sessiz bir dünya görecektir. Ruh olmazsa, ruh olmadan bir insan onu seyretmiş olsa, yani algısı olmamış olsa sessiz film gibidir dünya, çıt yoktur. İnsanlar konuşuyor ama ses yok. Sesi duyan da ruhtur.
     

Şüphesiz Biz, ölüleri Biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini Biz yazarız. (Yasin Suresi, 12)

Yani ne yapıyorsa hayatında hepsini rapt ederiz diyor Allah. Yani görüntü olarak, ses olarak içeriğiyle tespit ederiz, muhafaza ederiz diyor Allah. Bilemiyoruz bunu ahirette göreceğiz. Bütün insanların özelliklerini, bütün hayatını içine alan bir kristal parçası olabilir. “Ölüleri Biz diriltiriz...” diyor Allah. Yani ölülerin dirilmesi çok müthiş bir şey. Allah’ın bir lütfu, bir nimeti.  Aslında Allah sürekli insanları yaratıyor. Fakat alıştığımız için makul karşılıyoruz. Her gün uyuduğumuzda ölürüz. Her akşam ölüyoruz. Her gün sabah diriliriz uyandığımızda, muntazam. Ama alıştığımız için makul karşılıyoruz. Halbuki birisine her gün ölüp ölüp dirileceksin desek, acayip şaşırır. Adam yatmak dahi istemeyebilir. Ama öleceğini bile bile yaratıyor. Ama sonra dirilteceğim diyor Allah. Bak orda inanıyor dirileceğine. Halbuki Allah istese ertesi günü uyandırmayabilir onu. Uykusunda kalır öyle, biter.

2011-03-10 11:36:02
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top