Adnan Oktar'ın 03 Nisan 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; harunyahya.tv, 3 Nisan 2011

  • İnsanlar anlasalar Mehdiyet’in nasıl güzel olduğunu çılgınlar gibi isterler. Saniye dakika geçirmezler, ama anlamadıkları için temkinli oluyorlar. Çünkü bazılarının tarif ettiği tarz çok ürkütücü. Ürkütücü olduğunu bildikleri için de onu bu kadar destekliyorlar. Çünkü öyle bir sistemde İslam’ın hakim olması mümkün değil. Eğer İslamiyet ile mücadele edilmesi gerekiyorsa bu zihniyeti destekleyeceksin. İslam’la, Kuran’la mücadele etmek isteyen bir insan varsa, yani karşıtsa en akılcı, en vurucu, en çabuk netice alınacak yol bu zihniyetin desteklenmesidir. O zaman hiç uğraşmalarına bile gerek yok, otururlar, çaylarını, kahvelerini içsinler, köşelerine çekilsinler, hiçbir şey yapmalarına gerek yok. Onlar zaten gerekli açıklamayı yaparlar onların adına. Kendileri de ilmek ilmek İslamiyet’i ortadan kaldırmak için yoğun bir gayret içinde olurlar, haberi bile olmaz. Kendinin çok muazzam bir şey yaptığını düşünür.
     
  • Allah Erbakan Hocamız’ı yanına aldı, şehit oldu. Dünya tatlısıydı Hocamız. Güzel bir zemin bıraktı, güzel bir topluluk bıraktı. Dinden taviz vermemeyi öğretti, İslam’dan taviz vermemeyi öğretti. Her ne pahasına olursa olsun İslam’ı yaşamayı öğretti, şefkatli olmayı öğretti, delikanlı olmayı öğretti, modern olmayı öğretti, milliyetçi olmayı öğretti, vatan sevgisini öğretti. Büyük bir öğretmendi Hocamız, maşaAllah, elhamdülillah. Ben Hocamız’ı Müslümanların bir lideri olarak, büyük bir mürşit olarak görüyorum. 
     
  • Musevilere şefkatle bakmak lazım, sevgiyle yaklaşmak lazım. Onlar Kuran’a karşı içlerinde bir hayranlık duyuyorlar, sevgi duyuyorlar. Güzellikle onları bağrımıza basarsak onlar zaten Muhammedi olmak için can atarlar. Her insan ister Muhammedi olmayı.  Müslüman olmanın insanlardan götüreceği hiçbir şey yok. Getireceği çok şey var, götüreceği hiçbir şey yok. Ben Müslümanlığı yaşıyorum, bana hep güzellik getirdi Müslümanlık. Neşe getirdi, sağlık getirdi, mutluluk getirdi, hayat getirdi, hayatımı çok kaliteli hale getirdi. Bir insanın Müslümanlığı tam yaşamasıyla hayatı mükemmel bir ülkü, bir ideal üzerine oturuyor. Allah her şeyi değiştiriyor; etrafımda binalar güzelleşti, insanlar güzelleşti, her şey güzel oldu. Hayatım güzel oldu, ruhum güzel oldu, dinçleştim. Çok iyi oldu, Müslümanlık bana müthiş yaradı ve halen devam ediyor.
     
  • Evlenme niye yapılır? Dünya için yapılıyorsa, yirmi yaşında bir kızla evlense, iki on senede 40 yaşında teyze olur. Kırk yaşına gelmiş bir kadının nasıl olduğunu herkes bilir. Kemik yapısı, cildi acayip çöker. İki on sene için evlenilmez. Sonsuz hayatta arkadaş olmak için evlenilir. Bir kere evlenmede şefkat ve merhamet esas olması lazım, bir. Allah’ın tecellisini görmek çok önemli.  Sevgi ve şefkat esastır.  Asıl odur, merhamettir. Akıllı olması çok önemli. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır, hassastır. Güzel sözden etkilenir ama güzel sözün de biçimli söylenilmesi lazım. Her güzel söz de olmaz. Onu çok uygun ve güzel şekilde söylemek lazım. İnsan evlenirken evlendiği insanın imanlı olmasını birinci planda görmesi lazım. Bir kere Allah’ı gerçekten çok seviyor olması lazım. Allah’tan korkması lazım. Allah’a kendini adamış olması lazım. Dava adamı olması lazım. Hakikatine inanıyorsa budur. Samimi Müslüman olup olmadığına bakmak lazım. Yobaz da değil, gerçek Müslüman. Akıllı olmasına dikkat etmek lazım. Akıllıysa zaten samimi olur. Sevgi dolu olur, o zaman Allah aşkın, tutkunun gücünü ortaya koyar. İnsanlarda bir aşk tutku gücü vardır, ruhunda gizlidir. Normalde çıkmaz, durduk yere çıkamaz. Özel bir sistemi vardır,  o sistem birçok sisteme bağlıdır.  Bir kere çok imanlı olması gerekir, bir; samimi olması gerekir, iki; sırdaş olması gerekir, üç;  kendini tam teslim etmiş olması gerekir, dört; Allah’a dua eden insan olması lazım, beş. Böyle bir konumda insanın ruhunda gizli olan, beyninde gizli olan bir tutku gücü vardır. Yavaş yavaş Allah o tutku gücünü ortaya çıkartmaya başlar. Aşk gücü vardır. O çıktığında kadının yüzünde akıl almaz bir etkileyicilik, bir elektrik meydana gelir. Gözünde, sesinde, cildinde her yerinde bu kendini gösterir. Eşi olan kişide, evlendiği erkekte de aynı etki meydana gelir. Bakışlarında güzellik, derinlik, tutku gücü ve temizlik meydana gelir. Bu ikisi karşılaştığında şiddetle birbirini çeker, etkilenme ve zevk meydana gelir. Bu cinselliğin çok üzerinde bir zevktir. Cinsellik onun içerisinde bir vasıtadır, araçtır. Cinsellik amaç değildir. Cinsellik amaç olduğunda çok aşağılayıcı ve tiksindirici bir şeydir. Cinsellik amaç olmaz. Tutku ve aşkla birleştiğinde sevgi ifade aracı olarak olabilir cinsellik. O zaman şiddetli bir haz meydana geleceği için kadında kolay kolay yaşlanma olmaz. Erkekte de kolay kolay yaşlanma olmaz. Yaşlansa bile birbirlerini müthiş severler. Sakat olsa bile birbirlerini müthiş sever. Öldüğü anda da eşi karşılar onu ahirette, hemen. Onların hiç kopması olmayan bir beraberliği oluyor.
     
  • Peygamberimiz (Sav) o kadar güzel insan ki, o kadar ahlaklı güzel ki. İnce düşünen çok duygulu bir insan. Güzelliği muhteşem, temizliği çok muhteşem, aklı çok muhteşem ve son derece şefkatli. Nefes kesecek bir affediciliği var. Yani tam Peygamber, muhteşem bir insan. Sahabenin hepsi aşıktılar ona. Yüzü güzel, huyu güzel, kendi güzel, her şeyi güzel. Yürümesi güzel, sürekli örnek alıyorlardı. Onun dürüstlüğünü gördükleri için coşkuyla seviyorlardı Peygamber Efendimiz (sav)'i, acayip bir sevgiyle seviyorlardı. Ne derse yapıyorlardı Allah rızası için. Hiç tereddüt etmiyorlardı. En zor anlarda bile son derece tevekküllüydü. Polis yok o devirde, savcı yok, hakim yok. İt kopuk etraf dolu müşrikler, münafıklar. Kanunu yok adamın çeker mızrakla vurur öldürür. Yani hukuk diye bir şey yok her yer çete dolu. Peygamberimiz (sav)'in bir avuç sahabesi var. Maddi güçleri de yok, çok zor durumdalar. Ama Allah sürekli yardım etti. Sürekli mucize, bütün hayatı mucize.
     
  • Hz. Mehdi (as)'ı bakın göreceksiniz genç kızlar çok sevecek, delikanlılar çok sevecek, anneler çok sevecek, dedeler çok sevecek. Hz. Mehdi (as)'ın meydana getirdiği hayatı bütün toplum, bütün dünya sevecek. Museviler bayram edecektir, göreceksiniz. Hristiyanlar bayram edecek göreceksiniz. Müslümanlar sevinçten ağlayacak. Çünkü keyif için bütün dünya acı çekiyor, hiçbir şey yok. Niye savaş olsun ya? Niye kavga çıksın? İstemiyoruz diyoruz. Mesela Armageddon istiyorlar şu an. Şimdi biz barışı savunuyoruz, birisine söylesen gayet normal ne var ki, der. Öyle değil dünyanın binde biri barışı savunuyordur. Binde 999’u savaş istiyor dünyanın. Biraz kışkırtın, biraz konuşturun hemen anlarsınız. En az binde 999’u savaş istiyor. Barış isteyenler hakim olacak. Allah barışı seviyor. “Silm” barış, güvenlik, esenlik, bu olacak.  Barışı savunmak o kadar kolay değil, ısrarla savunmak gerekiyor barışı. Barışçı adam bile mesela 10 km gidiyor, 11. km'de evet savaş gerekir diyor. Yani sonuna kadar barış diyemiyor. Mehdiyet işte sonuna kadar barış isteyen bir sistemdir. Barışı hiç bırakmıyor, kan kabul etmiyor Hz. Mehdi (as). Niye çocuklar ölsün? Niye kadınlar, niye genç kızlar ölsün? Niye barajlar bombalansın? Niye fabrikalar bombalansın? Niye insanlar aç, sefil, perişan olsunlar, aşağılansınlar, esir alınsınlar? İşte Hz. Mehdi (as)'ın vasfı burada, iki tarafın savaşını da durdurup buna gerek yok diyecek ve barış olacak.
     
  • Yobazlık acının, ızdırabın kaynağıdır. Milletimizi yobazlığın dehşetinden korumak çok çok önemlidir. Yobazlık çok iğrenç, pis ve kara katran gibi batak bir sistemdir. Pis bir sistemdir. Onun için yobazlığa karşı (fikren) çok net tavır alınması lazım. Onun için dikkat ederseniz en az çalışmalarımın yarısını yobazlıkla (ilmi) mücadeleye ayırıyorum. Çok hayatidir. Hayatın neşesini kaçırır, mutluluğu öldürür, sanatı öldürür, bilimi öldürür, iman heyecanını öldürür, Allah sevgisini öldürür. Yobazlığın bir hedefi de Allah’ı haşa korkunç bir varlık olarak göstertip sevdirmemektir. Allah’ı öyle tanıtırlar ki haşa müthiş zulmeden, sürekli Peygamber Efendimiz (sav)'i haşa Allah’ı yatıştıran bir varlık gibi gösterirler. Allah nurdur, sonsuz nurdur, sonsuz akıldır, sonsuz şefkat ve merhamettir. Olabilecek en isabetli ve en güzel tavrı gösterir Allah. Merhameti bize öğreten Allah, adam haşa Allah’a merhamet öğretmeye kalkıyor. Allah sende merhameti yaratıyor. Merhametin “m” sini bilmezsin Allah sende yaratmasa. Allah yaratıyor. haşa Allah hakkında fikir yürütüyor. Allah’ın yarattığı merhametle merhamet anlatmaya çalışıyor.
     

A9 TV; harunyahya.tv, II. Yayın

Meryem Suresi,

39- “İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.”

Allah onulmaz hasletlere kapılacaklar diyor, samimi olmadıkları için, dürüst olmadıkları için, din hak olduğu halde, her şeyin doğru olduğunu bildikleri halde, anlamazlıktan geldikleri için “onulmaz hasletlere kapılacaklar” diyor Allah.

41- “Kitap'ta İbrahim'i de zikret.” Hz. İbrahim (as)’ı hatırlatıyor Allah. “Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir peygamberdi.”

Daima dürüst. Peygamberler hiç yalan söylemezler. İnsanların çoğu yalan söyler ancak Peygamberler yalan söylemez. Yalan söylememek çok büyük bir nimettir. Bazı insanlar konuşurken yalan söyleyeceğinden emin olarak konuşuyor,  bu çok acı bir şey. Doğru bağlantı kurmak mümkün değil. Nefes almadan doğru olmayan bir sistemde karşılaşıyorlar. Doğruluğun güzelliğini Hz. İbrahim (as)’de Allah hatırlatıyor.

42- “Hani babasına demişti: "Babacığım,…” güzel bir üslupla, “işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun?"”

Biz de Darwinistlere soruyoruz; madde görüyor mu? Yok. İşitiyor mu? Yok.  Herhangi bir şeyden bağımsızlaştırıyor mu seni? Yok. Niye tapıyorsun diyoruz? Kör madde bu kadar şuurlu, bu kadar akıllı çalışma yapamaz. Dünyanın en mükemmel görme sistemini meydana getiremez. En güzel işitme sistemini meydana getiremez. En kaliteli müzik aletinde şu ses tekniği yoktur. İnsanlar beyninde oluşan sese bir baksın; ne hışırtı, ne bir bozukluk var, tam tersine nefis bir netlik var ve üç boyutlu. Mercimek kadar bir et parçası yapıyor bu işi.  Allah mercimek kadar et parçasında onu yapmış. Adam, tesadüfen oldu diyor.

43- “Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi.” Vahiy geldi diyor. “Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım.” Seni kurtarmak istiyorum diyor.

44- “Babacığım, şeytana kulluk etme,…” deccale uyma, “…kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır.” Seni de Allah’a baş kaldırtır, anormal yollara sürükler diyor.

45- “Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum,…” Allah’ın sana bir bela vermesinden korkuyorum diyor. “…o zaman şeytanın velisi olursun.” Şeytanın adamı olursun, erkenden seni uyarıyorum diyor.

46- “(Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun?"” Benim inancımdan, benim düşüncemden arınıyor musun? “Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım;…” Feci şekilde öldürürüm diyor. Taşa tutarak öldürmek en acı ölüm şekillerinden bir tanesi. “…uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git.” Bana yanaşma diyor.  Hz.. İbrahim (as)’in nezaketine, güzelliğine, sevgisine  bak; adamın acımasızlığına, psikopatlığına bak. Kendi evladını taşa tutmak tehdidinde bulunuyor. Taşa tutarak öldürme tehdidinde bulunuyor. Ve uzaklaş diyor. Evlatlar işte bu yüzden babalarından ayrılıyorlar. “uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git.” Aynı inançta değiller artık, hicret etmesi gerekiyor.

47- “(İbrahim:) "Selam üzerine olsun,…"” Yine nezaketli. “"senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi.”

Allah seni bağışlasın diyor, Allah lütufkardır diyor.

48- “Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum…” Bu inancı asla kabul etmiyorum, kopup-ayrılıyorum, bağlantımı kestim sizinle diyor. “…ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım.” Dua ettin mi, duayı Allah kabul ediyor. Çok acayip bir sistem var. Dua çok önemlidir. İnsanlar o kadar farkına varamıyorlar duanın. Dua ettin mi Allah duayı kabul ediyor. Müthiş bir ferahlık ve güzelliktir. Dünya dua üzerine döner.  Bütün sistem dua üzerine dayalıdır.

49- “Böylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca…” Ben Darwinist-materyalist olmak istemiyorum, dinsiz olmak istemiyorum diyor. Bana müsaade, ben bu evde artık sizlerle birlikte oturamam diyor. Ailesinden ayrılıyor, hicret ediyor. Bazıları diyor ki; insan annesini babasını bırakır mı?  Dinsizse ne yapsın, dinsizliğe teşvik ediyorlarsa ne yapsın? Bir yol gösterin ne yapsın? Başka bir yol var mı, ne yapsın? Ashab-ı Kehf gibi. “…ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık.”

  • Türkiye büyüyecek Turan olacak. Bunu göreceğiz. Bütün Türki devletleri, hepsini birleştireceğiz. Bu vatanın evlatlarının ana vasıflarından birisidir bu.  Nasıl Konya, İzmir, Erzurum Türkiye’nin içerisindeyse bütün Türki devletlerle de birleşmemiz şart. Başka ikinci bir yolu olmaz. İslam aleminin birleşmesi de şart, yine Kuran’a göre şarttır. Bunun ikinci bir yolu yok, inşaAllah.
     
  • Mehdiyet; bütün fitneleri, belaları engin bir denize çevirecek. Gayet sakinleşecek. Ortalık düzelecek ama bir süre için, kısa bir süre için. Yine bozulma oluyor. Sonra kıyamet inşaAllah.
     
  • İnsanlar bölük bölük ekipler halinde, topluluklar halinde çok insan Müslüman olacak. Son zamanlara doğru bu ivme kazanacak. Müthiş bir katlamalı olarak artacak, yani dünya çapında müthiş bir heyecan oluşacak. Başbakanlar, bakanlar, sanatçılar peş peşe Müslüman olacak. Bir anda çığ gibi İslamiyet yayılacak. Oraya doğru gidiyoruz, inşaAllah.
     
  • Önyargı olmazsa bizim Mehdi (as) talebesi olduğumuz nasıl anlaşılsın? Mehdi (as) talebesiysen önyargı olacak. Mutlaka bizim deccallerimiz olması lazım. Her Mehdi (as) talebesinin deccalleri vardır. Deccalsiz Mehdi (as) talebesi olmaz. Önyargı olacak, iftira atacak, hakaret edecek, uğraşacak, didinecek, deccallik yapacak ki biz de ona karşı Mehdi (as) talebesi olarak, Mehdilik gölgesini oralara yayalım. O ışığı yayalım. Hz. Mehdi (as)'a akıl almaz işkenceler ve iftiralar olacaktır. Allah mesela İstanbul’da bir yobazı sırf Mehdi (as) ile mücadele etsin diye görevlendiriyor. Cahil bir yobaz, normal işi, gücü olmayan bir yobaz. Ama Allah kaderinde ona başarı ihsan etmiş. Sırf Mehdi (as)’a karşı mücadele edebilsin diye. Hayret edilecek şekilde Allah ona bir başarı verecektir. Mücadele edebilmesi için Mehdi (as)’a karşı. Mesela deccal de çok aciz, zavallı bir adamdır. Mesela Mesih deccal bir gözü kör. Yolda yürümekten aciz bir zavallıdır ama Allah ona güç veriyor.  
     
  • Azerbaycan’da hükümet bir hayli tedirgin oldu. Azerbaycan’da şöyle yapsın kardeşlerimiz; hükümete devletin yıkılmayacağını ve devletin içinde fitne ve kargaşa olmayacağının garantisini versinler, rahatlatsınlar. Devlet o konuda panik oldu. Devlet korkar, çekinir böyle şeyden. Devletin bir savunma refleksi vardır. Mesela başörtülüler, başı açıklar diye bir olay fitne şekline dönüşürse devlet önlem alır. Halkın birbirine düşmesini istemez devlet. O konuda önlem alınırsa, başörtüyle devletin bir alıp vermediği olmaz. Ona bir şey demez devlet. O konuda garanti çok önemlidir. Onu rahatlatmak, oradaki kasılmayı açmak gerekir. Bir de yine devletin Müslüman olanlar, olmayanlar, işte Sünniler, Şiiler, özellikle Sünni, Şii ayrımı gibi böyle zorla biz devlete hakim oluruz gibi bir imaj oluşursa devlet kendini korur. Savunma refleksi vardır. Dünyanın neresinde olursa olsun devlet kendini korur. Devlete şefkatle yaklaşsınlar. Sevgiyle ve akılcı yaklaşsınlar. Çünkü yıkarak, yakarak bir İslam yok. Fitneyle zaten Müslüman’ın işi olmaz. Komünistlere de şefkat duyuyoruz. Dolaysıyla bütünleştirici bir ruh içerisinde yaklaşırlarsa kriz çözülür. Yani sokak mitingleri falan, bunlar kasar. Zaten tedirginler, kasılmış vaziyetteler, daha çok kasılırlar. Çözücü ve sevgi dolu yaklaşmak lazım. Bilimin, sanatın, özellikle demokrasinin, laikliğin garanti altında olduğunun akılcı ve doyurucu olarak hissettirilmesi lazım. Yoksa devletin İslamiyet’le ne alıp veremediği var? İslam, devletlerin lehinedir. Hükümetlerin lehinedir Müslümanlık. Çünkü devletin yapısını ve laikliği koruyan bir sistemdir devlet. Devleti ideolojik olarak din zaten korur. Din olmadan devlet yıkılır, millet yıkılır. Devletin olması için din gerekir zaten. Hiçbir din devletin yıkılmasını istemez. Onun için komünistler din, devlet ve ahlaka karşıdırlar. Dinin özelliği olduğu için devleti, aileyi ve ahlakı korumak dinde esas olduğu için komünistler karşıdır. O yüzden hükümete bu yönde ılımlı mesaj verilmesi önemlidir. Ilımlılığı göstersinler, sevecenliği göstersinler. Din zaten budur. Başka türlü din yok. Demokrasi olmayan bir İslamiyet yok. Laiklik olmayan bir İslamiyet yoktur. Mutlaka İslam dediğinde fikirler ve düşünceler özgürdür. Zorla Müslüman yoktur.
2011-04-03 23:35:37
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top