Adnan Oktar'ın 05 Nisan 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
A9 TV; harunyahya.tv, 5 Nisan 2011
(Yemenli muhaliflerin Türkiye'yi model aldıkları açıklaması hakkında)
Mehdi terbiyesi bütün dünyaya yayılıyor; Mehdi ahlakı, Mehdiyet ahlakı. Kuran’da anlatılan Mehdiyet ahlakıdır. Yobaz ahlakının yerini Kuran ahlakı ve Mehdiyet ahlakı alıyor. Yemenliler istemez mi Türkiye’ye istediği gibi gelsinler, Türkiye oraya gitsin. Yemen bizimdi eskiden biliyorsunuz, Osmanlı’ya ait bir vilayetti. Gayet güzeldi, gayet rahattı. Bu eski günlerin ihtişamı yine kapıda, inşaAllah. Ama yeter ki Resulullah (sav)’in gösterdiği çizgiye, gösterdiği yola tam uyalım. Herkes kendi kafasına göre modern çözümler bulmaya kalkarsa olmaz. Allah’ın gösterdiği çözümün dışında çözüm yok, inşaAllah.
(Hz. Mehdi (as)) Düşmanlık ve kini de kaldıracaktır... Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık Allah'tan başkasına tapılmayacaktır. Savaş da ağırlıklarını bırakacak. (Sünen-i İbn-i Mace, 10/334)
Silahlanmaya ayrılan katrilyonlarca lira para, fakire fukaraya yiyecek olarak, elbise olarak, hastane ihtiyaçları olarak, bakım ihtiyaçları olarak, eğitim ihtiyaçları olarak geri dönecek; dolayısıyla dünyada fakirlik kalmayacak. Asıl sorun silahlanma yarışının durdurulması, silaha para yatırılmasının durdurulmasında. Ekonomideki canlanmanın ana nedenlerinden birisi o olacaktır. Cömertliğin artması, fakirlere şefkat ve muhabbetin artması, tabii hepsinin üzerinde Kuran ahlakının yaşanması, silahlanmaya da para ayrılmaması.
Gece gündüz gazetelerde yazılan olayların, çekilen acıların tek çözümü insanların birbirini sevmesi, Müslümanların birbirini sevip kollaması, hepsinin Allah’a sığınması, dürüst olmaları, iyi niyetli olmaları, sevecen yaklaşması birbirlerine, Allah'a teslim olup Kuran ahlakını tam yaşamaları.
Ahir zamanın müntesiplerinden olmak bir ayrıcalıktır. Ara yılların insanı olabilirdik. Ama ahir zamanın talebeleri olduk. Şahane bir şey. Hiç kimsenin görmeyeceği şeyleri görüyoruz ve göreceğiz. Hiç kimsenin alamayacağı sevapları alacağız inşaAllah, ahir zaman zor olduğu için. Peygamberimiz (sav) sahabeye, "onlar beni görmediler, sizlerden saha çok sevap alacaklar" diyor. Çünkü o devirde deccaliyetin azgınlığı ve şiddetinin pek büyük olacağını söylüyor Peygamberimiz (sav). Dolayısıyla Müslümanların alacağı sevap da çok yüksek olacak diyor. Biz o devirdeyiz. İslam’ın yavaş yavaş hakimiyetinin nasıl olduğunu Allah bize gösteriyor. Tarih kitaplarında okurduk; İbrahim (as) peygamber geldi, İshak (as) peygamber, Yakup (as) peygamber, şöyle mücadele ettiler diye, biz onları duyardık. Kuran’dan biliriz. Ama şimdi fiilen o günlerin bir başkasını yaşıyoruz. İslam ahlakının güzelliği yavaş yavaş hakim oluyor, yavaş yavaş gelişiyor.
Rumlar, Ermeniler, Museviler hep baş tacı, inşaAllah. Müslüman kardeşlerimiz, Alevisi, Bektaşisi, Caferisi, Şiisi, Sünnisi gönül gönüle kalp kalbe birbirlerine sarılacaklar. Çok şahane güzel bir dünya olacak. Hepsini koruyup kollayacağız. Hiçbirinin kılına zarar getirtmeyiz. Ne Musevilerin ne Hıristiyanların, ne değişik inanç, felsefeye sahip kişilerin kılına zarar getirmeyiz ve dinde zorlama yok, acı yok. Mutlu olmaları esastır insanların ki İslam’ı daha çok sevsinler. Müslümanları daha çok sevsinler, güvensinler. Yobazlığın Allah’ın izniyle fikren kökünü kazıyacağız. Bir daha gelemeyecek yobazlık, mümkün değil bir daha. Öyle bir fikri kazıma yapılacak ki tarih olacaklar, fikren tamamen yok olacak. Yobazlık kalmayacak, inşaAllah. Asr-ı saadet dönemi gibi olacak, inşaAllah. Allah’ın bu güzel sevgi anlayışı, muhabbet anlayışı her yerde.
Bir insan Türk Birliğini savunuyor, İslam Birliğini savunmuyorsa bitti, olmaz. Allah takvayı esas alıyor. Kavmi esas almıyor ki. Din yoksa nerenin Türk Birliği? Sen dinsizsen niye Türkler birleşsin? Türk seni ne yapsın o zaman? Dinsiz Türk ne yapabilir? Hangi sevgiyi göstersin sana? Hangi şefkati? Hangi heyecanı? Hangi dava atağını göstersin? Dinsiz Türklük olmaz bir kere bunu unutacaklar. Din yoksa Türklük biter. İslam ile beraber Türklük vardır. İslam olmadı mı Türklük diye bir şey kalmaz. Çünkü Türklük dediğimizde bizim anladığımız İslam ahlakı terbiyesi. Türklüğü biz ahlakından dolayı beğeniyoruz. Karakterinden dolayı beğeniyoruz. Genetik yapısından dolayı değil. Etinden kemiğinden dolayı değil.
(Türk İslam Birliği'nin ABD projesi olduğu iddiasına cevap)
Amerika’nın projesiymiş. Allah Amerika’yı da kullanır, Rusya’yı da kullanır. Önemli olan Türk İslam Birliği oluyor mu olmuyor mu? Allah fasık kulunu da hizmet ettirebilir, kafiri de hizmet ettirebilir. Allah Firavun'u da, Nemrut’u da hizmet ettirebilir, şeytanı da hizmet ettirebilir. Şeytan Hz. Süleyman’ın emrinde değil miydi? Amerika da hizmet edecek. Türk İslam Birliğine Rusya da hizmet edecek. Ama biz onlara şefkatle bakıyoruz. CAI de yardımcı olacak. FBI da yardım edecek. Rus gizli servisi de yardım edecek. Hepsi Allah’ın kontrolünde, mecburen hizmet edecekler. Hepsi de Allah’a teslim olacak sonunda. İsteyerek ya da istemeyerek hizmet edecekler. Kuran ona işaret etmiş bak. Şeytan Hz. Süleyman’a hizmet ediyor, Müslümanlara hizmet ediyor. O devirde İttihad-ı İslam’ı sağlıyor Hz. Süleyman, ordusunda binlerce, milyonlarca şeytan var. Alenen şeytanı kullanıyor. İslam ahlakını hakim ettiriyor onlara. Ne güzel, biz de ettiririz. Dinsizi dindar hale getiririz hizmet ettiririz. Dindar Musevileri, dindar Hristiyanları yanımıza alacağız. Türk İslam Birliğini kuracağız. Sonra da İsa Mesih geldiğinde de hepsi La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah diyecekler. İlk aşamada zaten Hz. Mehdi (as) Tevrat’ın ve İncil'in gerçeğiyle onlara hükmediyor. Hadis bu, Peygamber Efendimiz (sav) söylüyor. Nefretle olmaz İslam, sevgiyle olur.
A9 TV, harunyahya.tv, II. Yayın, 5 Nisan 2011
Her yere bir kütüphane kursun kardeşlerimiz. Bir insan ömründe bir kütüphane kuracak kadar gücü olamaz mı? Her gün kenara çok az bir para koymuş olsa çok rahat bir kütüphane oluşturabilir. Büyük bir şehirde, büyük bir merkezde evini, dükkanını, herhangi bir yerini kütüphane olarak yapar da herkese kitaplar tavsiye ederse, gösterirse, bir kere okutturursa, yirmi dakika, yirmi beş dakika bile okumuş olsa yeter o kişiye. Resimlerine baksa yeter. Mesela Yaratılış Atlası’nı alsın götürsün. Böyle bir kitap var evrime cevap veriyor dediğinde, adam okumazsa dahi kafasında evrim yıkılır. Nasıl çözüm vardır onun için biliyor musun? O kitabı baştan sona mutlaka okuyacak, yoksa başka türlü bir yol yoktur. Aynı şekilde Müslümanlara da bu yapılmıştı zamanında Abdülhamit döneminde zamanında dediler ki; “Evrim teorisi diye bir teori var. Allah yaratmamış (haşa). Tesadüfen olmuş canlılar” dediler. "Nereden anladınız?" dediler. Adamlar dediler ki; “Darwin diye adam bir kitap yazmış. Türlerin kökeni diye, bilimsel olarak açıklıyor” diyor. Bu yeterli oldu. O kitabı okuyup cevabını vermeyince de imanını muhafaza edemiyor.
Evrime cevap var burada denildiğinde adamın mutlaka bunu okuması gerekiyor. Çünkü çok ciddi bir cevap, yıkıcı bir cevap Yaratılış Atlası. Mesela kitabı gezdirse kardeşimiz bir kaç yere, kasabaya gösterse adam kitabı okuduğunda on, on beş dakika okursa konu biter. Sonra ne diyecek bu adam biliyor musun? "Yahu baştan sona hurafe, inanma bu kitaba” der adam. Bu ne demektir biliyor musun? Dümdüz oldu demektir, konu bitti demektir. Özellikle öyle bir cevap dümdüz olduğunu gösterir. Onun için kitap en etkili yöntemdir. İnterneti açıp, bilgisayarı açıp alın buradan okuyun demek zordur. Ama kitabı böyle tuğla gibi evine getirip bıraktığında konu kökünden hallolur. Kitap fikren en vurucu olaydır.
Temkin insana özellikle de siyasetçiye yakışmaz. Mesela Başbakanımız delikanlı, çok rahat. Gitti Şiilerin camisine helal olsun. Gitti dua etti. Cumhuriyet tarihinde ilk, helal olsun. Temkinli olan, titrek olan tipler bunu yapamıyorlar işte. Bundan kaçınmak lazım. Delikanlılık güzeldir. Allah delikanlının yolunu açar, inşaAllah. Titreklik, korkaklık bunlar yakışık kalmaz.
Hıristiyanların bir kısmı genelde bizim bildiğimiz anlamda dindar olmuyor, inançlarında bir tür holigan gibi oluyor. “Arada sırada kiliseye gideceksin, bir tane papaz var, ona git, senin günahlarını çıkarsın” diyorlar. “Başka bir şey yapacak mısın?” diyor. “Arada sırada kiliseye de uğrarsan, oraya para bırakırsan nur ala nur” diyor, o kadar. Hristiyan’ım diyor ama Darwinizm'e inanıyor. Bu zihniyette olanlar için bütün yollar Roma’ya çıkıyor. Adam Hristiyan oluyor işte o zaman. Haşa, Allah’ın oğlu da der, başka şey de der, hepsini der. Yani bu mantıkta gerçek anlamda iman olmuyor. Zannedildiği gibi olmuyor, başka bir şey oluyor. Gerçek iman ayrı. "Allah için canını ver" de, bakalım veriyor mu? Vermez. Hristiyanlık bir yükümlülük getirmiyor insana. Çok kolay. Musevilikte de mesela çok fazla hüküm vardır. Yani namaz, oruç gibi yaklaşık yetmişe yakın hüküm vardır. Museviler o hükümlerin çok az bir kısmını yapıyorlar şu an. Tevrat’ı inceleyenler bir baksınlar, Tevrat’ın topluma uygulanması mümkün değil. Şu an hiçbir şekilde uygulayamıyorlar. Mesela annesine hakaret eden öldürülüyor Musevilikte. Birçok şeyin karşılığı ölüm. Pratikte olacak bir şey değil bu. Hiç bir Musevi bunu yapmaz. O kadar ibadet şekilleri var ki. Yani bir Musevi’nin buna güç yetirmesi mümkün değil, imkansız. Pratikte yaşanmıyor. Yaşanmadığı için kolay oluyor tabi. Ama Müslümanlıkta tahrifat yok.
Aleviler can tanemizdir bizim, nur tanelerimizdir. Hepsi delikanlıdır, koç yiğittir. Müthiş vatanseverdirler. İzzet-i nefsine çok düşkün, haysiyetine çok düşkün, namusuna çok düşkün, Allah’ı çok seven insanlardır. Türkiye için de güvencedirler bir yönüyle. Bütün Anadolu halkı mükemmeldir, onlar da o yönüyle bir güvencedir. Acayip izzet-i nefsine düşkündür. Bir düşman saldırısı olsa, Allah vermesin, kanının son damlasına kadar tavır koyar.
Müslüman şık giyinecek. Hanımlar güzel, bakımlı olacaklar. Üst baş dökülüyor, ben takvayım, diyor olur mu öyle? Bu zulüm. Müslümanlara çok büyük zulüm yapmışlar. Dünyanın en kaliteli insanıdır Müslüman. Kadınsa en kaliteli kadını, erkekse en kaliteli erkeğidir Müslüman. Öyle olacak, en kaliteli insan olacaklar. Lafı, sözü, konuşması, üslubu, yürüyüşü, oturup-kalkması, sofrası, hitabeti, evi-barkı her şeyi klas olacak. Ve sevinç dolu olacak. Cennet yolcusu; cennet terbiyesi alıyor, cennet kursuna hazırlanıyor. Cennet kursunda eğitim alan bir insandır Müslüman. Cennete gidince de şahane yaşıyor, çok güzel yaşıyor. Uyum sağlıyor zaten, öğrenmiş. Kaliteyi arıyor, güzelliği arıyor zaten. Cennete bir gidiyor her yer tertemiz. Kaliteyse, süper kaliteli cennet. Estetikse, güzellikse süper güzel. Konuşmalar mükemmel. Eğitimini almamış mı dünyada? Almış. İşte tamam, uygulama yerine de gitmiş oluyor, inşaAllah.
Herkes Müslüman olmaz. Bir kısım insanlar şeytanın etkisinde olur, bir kısım küfür-dalalet etkisinde olur. Din böyle zaten. Kafirsiz, münafıksız din olmaz. Gündüz var, gece niye oldu? Allah’ın kanunu bu, olur. Küfür de olacak, Müslüman da olacak. Biz de tebliğ yapacağız, anlatacağız.