|
ANKEBUT SURESİ,
31- Bizim elçilerimiz İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek şu ki, biz bu ülkenin halkını yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı zalim oldular.”
32- “Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu Biz daha iyi biliriz….”
Çünkü Allah’ın emriyle gelmiş melekler, tabii ki çok iyi bilirler. Bir yeri helak edeceği vakit kimin olduğunu kimin olmadığını meleklerin bileceği aşikar. Ona göre geliyorlar.
“…Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır."”
Peygamber karısı olduğu halde sapık, anormal. Kadının tavrı normal değil. Ama bir şehirde demek ki hak olan biri varsa, büyük bir veli varsa, Hz. Mehdi (as) varsa oraya helak inmiyor. Kuran’ın bir başka ayeti de budur. Allah diyor Peygamberimiz (sav)’e; “sen içinde olduğun müddetçe Allah oraya helak edecek değildir” diyor. Bu başka bir ayettir, aynı konuya işaret ediyor. Mehdi (as)’ın bulunduğu bir yerde toplu helak olmaz. Deprem gibi büyük, yıkıcı felaketler oluyor. Peygamber de olsa bazen eşleri anormal olabiliyor. Nuh (as)’da da öyle; hasta kadın, normal değil.
33- “Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı.”
Muhtemelen taşikardi oluşmuş, tansiyonu çıkmış olabilir. Dolayısıyla “kötüleşti ve içi daraldı.” Muhtemelen taşikardi oluşmuş, tansiyonu çıkmış olabilir; bunalmış mübarek Peygamber. İçi daraldı dediği o, kalbinde sıkıntı. Kalpte kan basınç yükseldiği için bir daralma, sıkıntı meydana geliyor. Kötüleşti dediği de o, tansiyon yükselmesine bağlı bunalma meydana geliyor Allahualem.
“Dediler ki: "Korkuya düşme ve üzülme.”
Farzdır. Korkmayacak, bir; üzülmeyecek, iki. Tansiyon yükselmesi korkma ve üzüntüden kaynaklanıyor. Bir insan aşırı korktuğunda tansiyonu birden acayip yükselir. Üzüldüğünde de tansiyon yükselir ve kolesterol de çok çıkar. Birçok vefat olayı ani korkma ve ani üzüntüden olur, bilinir. Şiddetli üzüntüde kolesterol normalin çok çok üstüne çıkıyor, bir anda yükselir kan kolesterolü. Kan basıncı da inanılmaz artıyor. Çok tehlikeli bir durum. Alla onun için “korkma ve üzülme” diyor, bu haramdır. Müslüman ne korkacak, ne üzülecek.
“Karın dışında, seni ve aileni muhakak kurtaracağız.”
Hiçbir şey olmaz. Ahir zamanda da Mehdi (as)’a olmadık suikast, oyun yapacaklardır, hiçbir şey olmaz. Seni ve aileni muhakkak kurtaracağız. Yani Mehdi (as)’a ve has talebelerine hiçbir şey olmaz. Ona işaret ediyor, ailesinden kasıt odur işari manada; Mehdi (as) ve talebeleri.
“O ise, arkada kalacaktır.”
Sizden ayrı kalacak diyor Allah, Allah belasını veriyor sonra.
34- "Şüphesiz Biz, fasıklık yapmalarından dolayı,
Yani günaha girmelerinden dolayı, harama girmelerinden dolayı,
“bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz.”
Yani sonuçta iğrenç ve korkunç bir görünüm olacak. Kan revan içinde kalacak. Tiksinti verici bir ortam meydana gelecek. Allah o şekilde mahvedeceğim diyor.
35- Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.
Bu nedir? Arkeoloji. Çünkü delil kaldı diyor Allah. Kime hitap ediyor? Bizlere de hitap ediyor. Ne yapıyoruz; Sodom ve Gomore’u incelediğimizde kalan bütün delilleri görebiliyoruz. İnsanlar yanmış, perişan olmuşlar. Taşlaşmışlar, binalar yanmış. Binalara bakıyoruz olayın şekli anlaşılıyor. Bütün yapılan haramların resimlerini evlerinin duvarına işlemişler, olduğu gibi kalmış resimler. Altta da insanlar yanmış ve taşlaşmışlar. O resimlerle yanmış adamları bir araya getirdiğimizde olay çözülüyor, anlaşılıyor. Ayet ne diyor; “Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada,” olay yerinde, “apaçık bir ayet bırakmışızdır.” Apaçık ne demek? Net anlayacağınız gibi bir ayet, delil bıraktık diyor Allah. Gidin bakın. Bakarsanız, anlarsınız, baktığımızda görüyoruz. Resimler son derece net. Evin duvarlarını doldurmuşlar. Her türlü ahlaksızlık. Adamlara bakıyoruz, yerde; yanmış, taşlaşmışlar. İkisi birleştirince ayetin anlamı çıkıyor.
36- Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik).”
Şuayb, kelime anlamı olarak şubecik demektir; küçük bir topluluk. Mehdi (as) için de denir, şuayb. Küçük topluluğu olan, 313 kişi, ufak bir topluluk. Şubecik, küçük şube. Mehdi (as)’ın lakaplarından biridir Şuayb, şubecik.
“Böylece dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin."”
Allah’a bağlanın, birliğini kabul edin. Allah’ı sevin, Allah’a şükredin.
“ve ahiret gününü umud edin.”
Yani dirileceğinizi, cennete gidebileceğinizi ümit edin.
“ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”
Fitne çıkartmayın. Darwinist, materyalist, ateist, böyle sapkın düşüncelere kapılmayın. Hakkı savunun, dürüst olun, iyi olun.
37- “Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakaladı,”
Muazzam bir deprem.
“böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.”
Yani ayaktayken yere düştüler diyor Allah. Öldürdüm diyor.
38- Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır.
Gidin bakın diyor Allah anlarsınız diyor. Orada da baktığımızda, arkeolojik kazılarda adamları bulduk. Ayetin hükmü çıktı mı? Çıktı. Gidip bakın diyor Allah.
“Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı,”
Anormallik yapıyor ama şeytan süslediği için güzel görünüyor gözüne.
“böylece onları yoldan alıkoydu.”
Birçok insanı İttihad-ı İslam’dan alıkoyuyorlar şu an. Türk-İslam Birliği’nden alıkoyuyorlar, Mehdi (as) sevgisinden alıkoyuyorlar. Mehdi (as)’ı beklemekten alıkoyuyorlar. 570 yıl sonra dersen adam İttihad-ı İslam için, Türk-İslam Birliği için gayret eder mi? Etmiyor.
“ Oysa onlar görebilen kimselerdi.”
Gayet güzel biliyorlardı diyor Allah. Çok iyi biliyorlardı hakkı, hakikati, güzelliği ama anlamazdan geliyorlardı.
MERYEM SURESİ,
65- “Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol.”
Adam ibadet ediyor ama ibadette kararlı olmuyor; bir süreye kadar, bir yere kadar. Çok insan var bilirsiniz; namaz kılar, birden vazgeçer. İbadet eder, birden vazgeçer. 40 yaşına gelir, sapıtır; 45 yaşına gelir, sapıtır. Allah “O’na ibadette kararlı ol” diyor. Son nefesine kadar kararlı olacak.
“Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?”
Başka hiçbir İlah yok anlamına geliyor.
66- “İnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?"”
67- “İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten Bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu?”
Dünya tarihi boyunca insanlarda imtihanda ana şüphe budur. Zaten bunu demezse imtihan olamaz, imtihanın en ince noktası budur. Dirilmeyeceğini zannettikleri için her türlü kepazeliği birçok insan yapıyor. Bir de bakıyor; “eyvah, vadedilen doğruymuş. Hakikaten dirilme doğruymuş” diyor. Ne zannettin? Daha önce var mıydın sen? Daha önce yoktun. Oldun. Buna şaşırmıyorsun da yeniden dirilmeye niye şaşıyorsun? Bir kere yapan bir daha yapar, bir daha yapar. Niye yapmasın? Bütün mesele bir kere yapmakta. Bir kalemi bir fabrika bir kere imal ediyorsa yüz kere de imal eder. Dünyayı bir kere yaratan bir daha yaratamaz diyor. Bir kere yarattığını görmedin mi? Gördün. Bir daha niye yaratamasın?
|