Adnan Oktar'ın12 Nisan 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV; A9 TV 12 Nisan 2011

  • Müslümanlar dünya genelinde esir konumundalar. Nüfusun artması, sayının artması bir şey değiştirmez. Kalite çok önemlidir, inanç önemlidir, ülkü-ideal önemlidir, kararlılık önemlidir, dava adamı olmak önemlidir. Mehdiyet’e önem vermek, Mehdi (as)’a önem vermek esastır. Hz. İsa Mesih (as)’a derin sevgi duymak esastır. Bunlar olursa başarılı olunur. Bir buçuk milyar Müslüman alemi var, hemen hemen yüzde 90’ı esir konumda, hatta yüzde 95’i esir konumda. Gelen tokatlıyor, giden tokatlıyor. Parça parça ayırmışlar. Mehdiyet’ten hemen hemen hiç bahsetmiyorlar, Allah da o zaman esir konumuna getiriyor. Hastalığı veren Allah şifayı da verir. Hastalık deccaliyettir, şifa Mehdiyet’tir. Hastalığı alıyor adam, şifayı almıyor. Mehdiyet’e yaklaşmıyor; ilacı almak istemiyor, kabul etmiyor.
     
  • A9 TV’nin girdiği her ev bir okuldur, bir üniversitedir. Bir tane küfür ifade yok, bir tane gereksiz söz yok. Bir tane mantıksız, akla uygun olmayan söz yok. Her şey ispatlı, her şey delilli, her şey mükemmel, gayet güzel anlatılıyor ve çok derin imana sebep olabilecek mükemmellikte. Böyle bir fırsat varken boş muhabbetle, boş sohbetler eden bazı kanallarla oturup vakit geçirmek çok yanlış olur. O yüzden bu kanalı açıp akşama kadar izlesinler, A9 üniversitedir.

ANKEBUT SURESİ,

10-“İnsanlardan öylesi vardır ki,…”

İnsan karakterlerinden bir örnek veriyor Allah,

“"…Allah'a iman ettik" der;…”

İmanlı olduğunu, normal iman içinde olduğunu, iddia eder

“… fakat Allah uğruna eziyet gördüğü zaman, insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi sayar;…”

Ama Allah uğruna yola çıkmışken, Allah’ın dinini anlatırken, İslam’ı anlatırken ya tutuklanıyor, hapsediliyor, hakarete uğruyor. “insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi sayar;”

İmtihanın sırrı bu. Allah imtihanın sırrını belirtiyor. Halbuki tebliğ yapana tabii ki zorluklar gelecek, acılar gelecek. Eğitim için, ruh derinliği için, cennet ahlakı için başka hiçbir yolu yoktur. Başka hiçbir eğitim modeli olmaz bunun dışında.
“…ama Rabbinden 'bir yardım ve zafer' gelirse,…”

 Para geliyor, imkan geliyor veyahut hapisteyken hemen tahliye ediyorlar veyahut çok başarılı oluyor, bir anda gücü etrafa yayılıyor, maddi kazanca giriyor.
“…andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik” demektedirler.”

Bunu münafıkların tavrı olarak belirtiyor Allah. Biz zaten Müslümandık, bak size destek oluyorduk, her zaman yanınızdaydık diyorlar. Müslümanlardan menfaat temin etmek için bir anda Müslümanlardan yanaymış gibi gösteriyorlar.
 “Oysa Allah, alemlerin sinelerinde olanı daha iyi bilen değil midir?”

Ben zaten biliyorum kişiliğinizi diyor Allah. Neyi, niçin yaptığınızı biliyorum diyor Allah.

11- Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.

Münafıkların yüzünden İslam ahlakı dünyaya hakim olmuyor. Münafıklar çok büyük beladır. Çok büyük bir zorluktur. Asıl imtihanın temel noktalarından biri münafıklardır.

12- İnkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim.”

Çok duyarsınız; “sen yap günahı bana” derler. “Sen dediğimi yap” diyor, “karışma, günahı bana” diyor.

“Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar, elbette yalancıdırlar.”

Allah onların günahlarını üzerlerine alamazlar diyor. Günah yapanın üzerine yüklenir. Tabii alır, fakat o da yine günahkar olmuş olur. Günahı yapan asıl alır, fakat teşvik eden de ayrıca alır.

13- Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yüklenecekler ve kıyamet günü, düzüp uydurduklarına karşı sorguya çekileceklerdir.

Uydurdukları hurafeler, hurafe izahlar, hurafe anlatımlar, dinde olmayan uydurma izahlara karşı sorguya çekileceklerdir diyor Allah.

  • Kuran’da karmaşık bir anlatım yoktur. Dışarıdaki ayetler çok fazladır. Allah’ın yeryüzünde yarattığı ayetler çok fazladır. Kuran çok sadedir. Kuran’da cennet var, cehennem var, güzel ahlaklı olmamız isteniyor, peygamberler var, kadere iman var, hayır ve şerrin Allah’ın olduğuna iman etmek var; melekler, cinler, şeytanların varlığından bahseder Kuran’da. Helaller, haramlar anlatılır. Azdır haramlar ile ilgili ayetler.  Haramlar çok azdır, helaller çok fazladır. Ama dışarıdaki ayetler çok fazladır. Dışarıda çok düşünülecek şeyler var.
     
  • İsa Mesih (as) müthiş akıllı, vahyin müthiş bir derinliği vardır, müthiş bir büyüklüğü vardır. Vahiyle hareket ettiği için müthiş gizler kendini. Mehdi (as) gibi değildir. Mehdi (as) ilhamla hareket eder. Daha rahattır Mehdi (as). İsa Mesih (as) öyle değil, ona bir iddia var; ben İsa Mesih (as)’ım diyor çünkü. Onun gizlenmesi çok hayatidir. Küfür duysa çok büyük olay çıkar. Ama şu an dünya siyasetini geniş çapta yönlendiriyor, inşaAllah.
     
  • Yayına özellikle bizim çocukların en yakışıklılarını çıkarmamın özel bir amacı var. Diyorlar ki “Bu çocuklar eğer yakışıklı olurlarsa, zengin olursa, paralı olursa, tahsilli olursa, genel kültürlü olursa, bunlar Müslümanlığı dini imanı anlatmaz." "Bunlar ne yapar? Gider kadınla kızla eğlenir, keyfine, zevkine bakar, köşe dönmeye bakar, kızsa iyi, zengin bir koca bulmaya çalışır, delikanlıysa zengin, güzel bir kız bulup evlenip işine gücüne bakmak ister. Dolayısıyla dine imana yaklaşmaz” diyorlar. "Dine imana kim yaklaşır?" diyoruz.  “Hasta, hayattan ümidini kesmiş, yaşlı, parası pulu olmayan, bitmiş olarak kendini gören veya tipini beğenmeyen, evlenme ya da kadınlarla beraber olma imkanı olmayan yani artık o ümidini kaybetmiş, bir çok yönden ümitsizliğe düşmüş insanların ümit kapısıdır. Yani bir nevi kendilerini tatmin ederler öyle dinle, o yüzden dine yönelirler” diyor. Ben de ne diyorum? Bakın aslan gibi yakışıklı delikanlı, maddi durumları da iyi, olağan üstü yakışıklılar. Zenginlik tamam, genel kültür tamam, konuşkanlık tamam her türlü imkanları var. Neyi tercih ediyorlar? Ahireti, Allah’ın rızasını, İslam’ı, Kuran’ı. Biz sözlerini böylece geçersiz kılmış oluyoruz.
     
  • Unutturan da Allah’tır. Hatırlatan da Allah’tır. Unutturursa hiçbir şekilde hatırlayamazsın, istediğin kadar uğraş. Unutmaya Kuran’da çok dikkat çekilmiştir. “Unuttuğunda Allah’ı an” diyor Allah.
     
  • Melekleri insanlar o kadar çok düşünmezler. Halbuki meleklerle biz iç içe yaşıyoruz. Çok yoğun bağlantıdalar. Mesela bizi dinliyorlar, şu an burada melekler var. Her yönden bizi dinliyorlar. Sağımda solumda da şu an varlar, sizin de etrafınızda var melekler. Hepsine selam ediyoruz. Fakat insanlar meleklerle görsel bağlantı içinde olmadıkları için o kadar üstünde durmazlar. Halbuki melekler çok pozitif, Allah’ı çok seven, o şekilde yaratılmış varlıklar. Meleklerin sevilmesi çok hayati bir konudur. Çok üstünde durulması gereken bir konudur. Mesela eskiden Peygamberler olsun, Hz. Meryem olsun diğer büyük insanlar sık sık meleklerle bağlantıya geçmişlerdir. Bazen ilham vermişlerdir. Bazen de direkt insan olarak görmüşlerdir. Ama aklın ihtiyarını almayacak şekilde. Yani fark edemezler insan mı? Melek mi? Karar veremeyecekler. Cinler de öyle. İnsanlar pek cinlerle ilgilenmezler. Halbuki yani çok yoğun olarak cinlerle iç içe yaşanıyor. Her evde vardır aşağı yukarı cin. Evlerin üst köşe katlarında falan genellikle ailece yaşarlar. İnsanlar onlarla ilgilenmezler. Bağlantıya da çok kolay geçilen varlıklardır. Melekler gibi değildir. Melekler öyle istenmeyenle bağlantıya geçmezler. Cinlerle bağlantı kolaydır. Mesela doğru bilgi vermeleri mevzu bahistir. Kuran geçen bir konu cinler, bunu fiilen dünyada görmek mümkün oluyor. Ama bir çok insan cinlerle bağlantıya girmemiştir. Bilmezler de. Merak etmezler. "Nasıl acaba? Nasıl bağlantıya geçiliyor?" demezler. Allah da bizim bunu düşünmemize, istememize bırakıyor. Mesela biz istersek, talep edersek cinlerle bağlantı olabiliyor. Ehemmiyetli konularda hemen geliyorlar. Soru sorduğumuzda da çok doğru cevap veriyorlar. Ama laf olsun sohbet için dense, çok nazlı geliyorlar. Gelseler bile pek konuya girmek istemiyorlar. Çok yorgun olduklarını, bağlantı kuramadıklarını söylüyorlar. Allah izin vermiyor. İllaki böyle samimi, şevkli ihtiyaç olması gerekiyor.
     
  • Mesela Mehdiyet de öyle. Mehdiyet çok hayati bir konu, çok şaşırtıcı. Binlerce yıldan beri, dünya tarihinden beri bütün insanlığın beklediği bir insan şu an dünyada. Mesele 2000 yıldan beri Hristiyanlar İsa Mesih’i bekliyorlar, o da dünyada. Hızır da dünyada. Ama bağlantıya geçmek için ciddi konsantre olmak gerekiyor. Ciddi konsantrasyon olduğunda Allah bağlantıya geçmeyi sağlıyor. Yani ısrarlı, kararlı, talep durumunda oluşuyor. Yoksa olmuyor. Israrlı kararlı talep durumunda Mehdiyle bağlantı olur. Israrlı, kararlı talep konumunda Hz. İsa ile bağlantı da olur. Çok çok ısrarlı olunursa meleklerle de bağlantı olur. Israrlı, karalı talep durumunda Hz. Hızır’la da bağlantı olur. Hz. Meryem’de olduğu gibi, Hz. İbrahim’de olduğu gibi, Allah’ın dilemesiyle. Cinlerle bağlantı çok çok rahat olur talep edildiğinde. Mesela Kuran’da Allah’ın neyi kast ettiği samimi olarak talep ettiğinde, Kuran insana açılır. Yani aklın bu yönde samimi işletilmesi çok önemlidir. Allah bizim araştırarak iman etmemizi istiyor. Aklı olduğu halde bir insanın derin düşünmemesi, tefekkür etmemesi haramdır.
     
  • Hz. Mehdi (as) vahiyle hareket etmediği için, Peygamber olmadığı için rahat alır insanlar, rahat bağırlarına basarlar severler. İsa Mesih’de şöyle bir elektrik çarpmış gibi olur insanlar. O Peygamber heybeti, Peygamber nuru şiddetlidir. Öyle her bünye kaldırmaz onu. Bayılanlar, dili tutulanlar olur. Ani bir göz göze gelirse şahıs,  çoğu insan bünyesi kaldırmaz. Dil tutulması mesela çok fazla olur, felç olur insan. Konuşuyorsa konuşamaz. Peygamberimiz (sav) mesela öyleydi. Peygamberlere mahsus. Mesela ani  karşılaşıyor Peygamber nazarıyla, Peygamberin gözünden bir özel bir ışık yayılır, Allah özel bir etki meydana getirir. Felç oluyor böyle adeta. Yani nutku tutuluyor. Resulullah (sav) mesh ediyor ağzını, dua ediyor ondan sonra açılıyor ağzı. Yani hiçbir şey konuşamıyor. Peygamberimiz (sav)'i görünce bayılan çok fazla insan vardı. Hemen anlaşılır Peygamber olduğu. İman edenlerin çok büyük bölümü yüzüne bakarak iman etmişlerdi. Alışılmışın çok dışında. Öyle bir nazar beynine etki ediyor adamların, sarsılıyor. Çok acayip bir hal meydana geliyor. Bütün vücudunda hissediyor. Böyle elektrik çarpmış gibi oluyor.
2011-04-13 20:17:23
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top