Adnan Oktar'ın 25 Nisan 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

25 Nisan 2011 A9 TV, Adıyaman Asu TV

  • (Fethullah Gülen, Sızıntı Dergisi, Şubat 1980)

“Yıllar yılı bizi kurtaracak insanın hasretini çekip durduk.” Kim? Hz. Mehdi (as). “Yaramızı saracak, derdimize derman olacak insanın hasretini.. Hele havanın iyiden iyiye karardığı ve yolların karmaşıklaştığı günümüzde, 0, bizim için hava oldu; ziya oldu; ab-u hayat (1) oldu; Vasfına erme ümidini yitirecek hale gelsek bile,” Yani ona kavuşma ihtimalimizi yitirsek bile. Mesela yaşlanır, hastalanır. Ona kavuşma ihtimalini zor görsek bile. “Yine 0 “mahbub-u muntazar’ı” yani sevgiyle beklenen, “mahbub” sevgili, “muntazar” beklenen. “Mehdi Muntazır” Mehdi’nin lakabıdır. “Mahbub-u muntazar’ı” yine bu da Mehdi’nin lakabıdır. “Yine o mahbub-u muntazar’ı herkese soracak ve her yerde O’nun türküsünü söyleyeceğiz.” Biz ne yapıyoruz? Biz de herkese soruyoruz. Her yerde onun türküsünü söylüyoruz. Ondan bahsediyoruz. Onu anlatıyoruz.  Fetullah Hocamız ta 1980’de söylüyor.

“Gözleri uyurken bile kalbi uyanık Nebi’nin zaman ve mekanlar ötesinden gördüklerini Şam, Kudüs ve İstanbul fetihleri halinde tahakkuk etmiş olduğunu görüyorsun.” Yani bütün alametleri çıkmıştır diyor. “O’nun (SAV) beşiğinde büyümüş, kışta gelen” Peygamber Efendimiz (sav) soyundan olan, beşiğinde derken, onun evlatlarından, onun torunlarından olan. “ Kışta gelen” Deccaliyet zamanında gelen. “Başı ak taçlının rüyası” Hz. Mehdi (as)'ı kast ediyor. “ Rüyası bir taze baharsa niye garip geliyor sana?” Niye şaşırıyorsun İslam’ın hakimiyetine, İttihad-ı İslam’a, diyor. “İlham sanatkarın, tohum toprağın, yaprak tohumun, meyve ağacın rüyası oldu da...” Hepsi bir birbirine bağlı olarak tahakkuk etmedi mi? “Bu cins rüyalardan bir rüya niye hayret veriyor sana?” diyor. Yani o zaman İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği niye hayret veriyor sana? Niye zor görüyorsun? “Yoksa bunca hakikatler yalan mı geliyor aklına?” Yani inanamıyor musun bu kadar gördüğün halde, diyor.

“Dünya yeniden günahsız bir doğum yaptı.” Hz. Mehdi (as) ahkamda masumdur, yani günahsız doğum Mehdi. Çok şahane bir üslubu vardır Fetullah Gülen’in. Bilinmiyor. Sadece hocadır, klasik bir alimdir zannediyorlar. Öyle değil, çok derin sırlara sahip bir insandır. Hz. Hızır’la bağlantısı olan, ruhani varlıklarla bağlantısı olan bir varlıktır. Öyle zannedildiği gibi değildir. Cezbelidir. O ağlamalar da cezbe halindeyken oluyor. “Yeni bir nesil geldi dünyaya.” Yeni nesil, zaten Nesil-i Cedid diyor Mehdi talebelerine Bediüzzaman. “Bembeyaz bir perde, yemyeşil bir zemin, masmavi bir sema” Bunların hepsinde sır var. Özel olarak seçtiği kelimeler bunlar. Yeni nesil insanları sükunete rahatlığa kavuşturacak.

Eğer bir dergahta Mehdiyet’ten Deccaliyetten bahsedilmiyorsa, Hz. Mehdi (as) müjdelenmiyorsa orası mahvolmuş demektir. Bahsetmekten korkuluyorsa orası helak oldu demektir. Ama coşkuyla, Muhammed Raşid Erol Hazretleri gibi sevinçle “Mehdi hayattadır, Hz. Mehdi (as)'ye uyun” deniyorsa, işte o zaman o bereketin sebebi odur o devirde. Muazzam muhabbetin, muazzam coşkunun sebebi Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin Mehdiyet’in zıl ve gölgesine girmesidir. Mehdiyet’e biat etmesidir. Mehdiyet’e biat ettiği için Allah öyle bereket vermiştir. Mehdiyet’e biat etmediğinde kalben orayı bir uğursuzluk, bereketsizlik, sevgisizlik, çölleşme  sarar, misafirperverlik kalkar, kardeş sevgisi kalkar, cemaatlere kaşı hoşgörü kalkar. Egoistlik, bencillik, çıkarcılık, nobran bir ruh hakim olur.

MÜMİNUN SURESİ,

111- "Bugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir."

Sabretmek çok hayatidir. Mesela Mehdiyet çok uzun sürecek daha bayağı bir badirelerden geçeceğiz. Sabır gerekiyor. Bütün ömür sabırla geçecek inşaAllah.

112- Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?"

113- Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor."


Çok az kaldıkları kanaatindeler. Samimi kanaatleri. Bir gün bile olmadı, bir günün bir vakti kadar kaldık diyorlar. Bir ömür kaldıkları halde.

114- Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,"

Çok az zaman kaldınız diyor Allah. Çok, Allah Katında bir saniye gibi hatta daha kısa. Normalde an kalıyor insanlar. An ne kadar? Sonsuz kısa zaman. Ama onu yaşıyor, onu uzun bir ömür gibi görüyor. Bütün kainatın ömrü sonsuz kısa zaman içerisinde bitmiştir. Yani saniyenin trilyonda biri değildir sonsuz kısa zaman. Saniyenin katrilyonda biri de değildir. Daha da küçüktür. Ne kadar küçüktür biliyor musunuz? Sonsuz küçüktür. Sonsuz kısa bir zaman kalır insan Dünya’da.

115- "Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?"

Eğlenin, diskolarda, orada burada zıplayın, çek senet kovalayın, dedikodu edin, facebook’ta onun bunun lafını sözünü edin diye değil. Yani öyle yersin, içersin, bağırırsın, çağırırsın, dalga geçersin, evlenirsin. Çoluk çocuğa karışır, oğlanların okuluyla mektebiyle onlarla ilgilenir. Karısıyla kavga eder, emekli olur. Emekliliğini tam yaşayacakken bir de bakarsın ki Fazıl efendi vefat etmiş.

116- Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir.

117- Kim Allah ile beraber ona ilişkin geçerli kesin bir kanıt (burhan)ı olmaksızın başka bir İlah'a taparsa, artık onun hesabı Rabbinin Katındadır. Şüphesiz inkar edenler kurtuluşa eremezler.

118- Ve de ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."


Hristiyanlara hitap ediyor Allah ayrıca. Ben hayret ediyorum dünyaya. Budistlere, Hristiyanlara ve Musevilere de. Yani Kuran bu kadar net ve açıkken. Peygamber silsilesi olduğu da netken ve 1400 seneden beri bilimle hiçbir yönden çatışma yok ve kendi içinde çok fazla mucizesi olan bir Kitap. Hiçbir çelişkisi yok. Her okuyanın kalbini ferahlatıyor. Ama İncil’i okuyup kalbi bunalan çok insan vardır. Tahrif olmuş. Tevrat’ta da tahrif olmuş yerler var, açık belli inkar edilecek gibi değil. Hele Budistler. Benim aklım hayalim duruyor. Put yapıyor tahtadan, odundan yontuyor putu karşısına mum dikiyor. Profesör bu adam. Tıp profesörü. Yani ben anlayamıyorum hayretler içinde kalıyorum. Kuran o kadar net ve sarih ki. Hepsi vahiy, tertemiz hak Kitap. Hiç birinde kalp sıkıntı duymaz. Her anlatılan doğru. Acaba diyeceğin hiçbir yer yok. Biz saf vahiy istiyoruz. Saf Vahiy Kuran’da var. İncil için soruyoruz saf vahiy mi? “Duyduklarını aktarıyor” diyor. Dört kişi ayrı ayrı aktarıyor. Onun dediği ayrı, onun dediği ayrı. Öyle hak kitap olur mu? Vahiy bir tane olur ve çok net olur. Kuran’da bir tane vahiy var, çok net. Her yeri vahiydir. Baştan sonra kalp ferahlatıcıdır. Biz Tevrat'ın ve İncil'in yanlış yerlerini çıkardık, doğru yerlerini kitap olarak hazırladık. Onun için İncil ve Tevrat okuyanlar mutlaka bizim hazırladığımız kitaplardan okusunlar.

 

  • (Fethullah Gülen, Sızıntı Dergisi, Nevbahar Mesajı Haziran 1980)

”Bir müjde verip geçenler sadece gönüllere su serptiler: Tohum ekenler, toprak altındakilerin nasıl korunacağını, fidanlara nasıl ihtimam gösterileceğini, gül endamlıların nasıl yetiştirileceğini fısıldayıp gittiler.”

Bediüzzaman zaten tohum ektik diyor. Nasıl talebe yetiştirilir, nasıl tebliğ yapılır, fısıldadı diyor Bediüzzaman. Fakat gittiler diyor.
”Kapısında duramadığımız kalelerin içinde nutukhanlarımızın sadasını işitiyoruz. Ayak basamadığımız dikenlikte güllerimiz gülümsemeye başladı.”

Darwinistlerin, materyalistlerin hakim olduğu bir okul düşünelim. Zaten diyor, tebliğ yapanların, Mehdi (as) talebelerinin sedasını işitiyoruz diyor. Hiç giremediğimiz kalelere Hz. Mehdi (as) talebeleri girdiler diyor. Müslümanlar birçok yere giremiyorlar. Oralara Mehdi (as) talebeleri girecek, haberlerini almaya başladık diyor. Mesela sosyetenin uğrak yerleri, mesela bazı okullar bunları kastediyor. Giremedikleri yerler vardı hakikaten.

”Siz hiç kış uykusundan kalkanları gördünüz mü? Bahar müjdesinin dağda, tepede, mağarada kulaklara nasıl fısıldandığına şahid oldunuz mu?

Yalnız biz, baharı müjdeleyen kış sonu günler gibiyiz. Halimize bakıp “Nerde bunlarda bahar nişanı!” diye yanılarak ümitsizliğe düşme.. Ey Yakub misali! Biz sana gömlek getirdik Yusuf’tan, sakın bizi cennet baharlarının kokusunu yüklenmiş Yusuf sanıp aldanma!  Hem de Mısır, Kenan iline gelmez..”

 Yalnız biz baharı müjdeleyen kış sonu bahar gibiyiz. Artık Deccaliyet, Darwinizm, materyalizm bitiyor diyor. Bunlar nerede Mehdi (a.s) talebesi olacak, bunlar nerede kurtuluşu getirecek deme diyor. Bunlar Mehdi (a.s)’a, Mehdi (a.s) talebesine benzemiyor deme diyor. Nerede bahar nişanı diye ümitsizliğe düşme. Mehdi (a.s)’dan haber getirdik. Burada Yusuf Mehdidir. Sakın beni zannetmeyin diyor Fethullah Hocamız. Ben size müjdesini getirdim, kokusunu getirdim diyor. Ben ve talebelerim Mehdi değiliz, ben haber getiriciyim Mehdi (a.s)’dan diyor. Mısır ayrıdır Kenan ili ayrıdır. Yani Mehdi (a.s)’ın olduğu yer ayrıdır diyor.

”Sen o azizin saltanat mülküne sefere hazırlan.. Ve ey bahar bekleyen! Bahçeni sürüp, tohumlarını ekerek hiç ona hazırlık yaptın mı? Bahar gelir geçer de bahçende bir çiçek bile bitmeyebilir!.”

Aziz dediği Mehdi (a.s). Sen ona yardım etmeye hazırlan. Ey İttihat-ı İslam’ı bekleyen, Mehdiye hazırlık yapıyor musun, tohumları hazırlayarak? Bediüzzman diyor ya tohumlar sümbüllenecek diye. Hz. Mehdi (as) gelir gider senin haberin bile olmaz, İttihat-ı İslam olur vakit kaybetme diyor.
 “Biz durmadan fitne ve yangın çıkaralım, sen de söndürmek için üzerine yürü”

Burada Hızıri bir izah var. Deccalliyet sürekli bir yangın ve fitne çıkaracak. Darwinist, materyalist sistem anarşi çıkaracak, azgınlıklar yapacak, fitne zaten adı üstünde, yangın adı üstünde. Hz. Mehdi (as)'ye de, senin görevin, o taraf onu yapacak sen de söndürmek için üzerine yürü, diyor. Konuşmana üslubuna hasret bütün millet, bütün insanlık diyor. Mehmet’im diyor Muhammed Mehdi (a.s)’a.

 “Bülbül gül derdi ile inleyen bir kuştur. Gece demez, gündüz demez daima ah-u zar edip inler. Gecede öten bülbül ne talihsizdir. Seherde öteni ise goncanın açılma vakti uykuya dalar. 0 da bir bakıma talihsizdir. Bu bağrı hun kuşun bir ateş-i suzî düşer diline de onu ömür boyu figan ettirir. Bazen ümitsiz bir fecirde o goncaya sihirli neşidelerini söyler. Fakat fecr-i kazibten sonra fecr-i sadıkın ilk ışıkları gülde ışımaya başlayınca gülde de şafak olur. Artık bülbülün figanesi terennüme döner. Ve inleyişleri nağme-saz bir şarkıya döner. Ah! birde insanlık semasının zalâm zalâm karanlığında ney gibi inleyen bülbüllerin ah-u eninlerine kulak verilebilse.. O, herbir terennümünde ciğerinden kopan bir parçayı alevden bir çerağ gibi insanlığa takdim etmektedir ama âh bir anlaşılabilse.... Haristana düşmüş bir bülbülün sinesindeki acıları kim hissedebilir. Elbette onun gibi acı çeken ruhunda bu eninleri taşıyan anlar onun derdinden.. Lakin yağmur yüklü bulutlar onun derdine aşinadır.  Zira onun ah-u zarı bulut bulut gökte kümeleşmiştir. Ve bir baran ile güller sulanır.. Ve bülbülün yıllarca yandığı özlem ateşine su serper bu rahmet yağmuru.. ira, bu su ile güller açacak.. Dikenlerden güller, goncalar tebessüm edecek. Haristan gülistana dönecek.. Velhasıl bunca kıştan sonra; Esti nesimi nevbahar açıldı güller Subh-dem Açsın bizim de gönlümüz sâki meded sun cam-ı Cem? Nefi dediği gibi şairin, küre-i arza gül devri gelecek ve sûzişi bir nağmeye inkilab edecek bütün figâneler..”

Sürekli İslam’ı anlatır, gece gündüz İslam’ı tebliğ eder, Mehdi (a.s)’ı kastediyor. İslam’ın güneşinin doğması yakın fecir vakti, ama ümitsiz insanlar, yeis içindeler. O açmamış güle, o güzel tebliği anlatır. Bu Mehdiyetle ilgili Bediüzzaman’ın açık konuşmasından alıntı. Gül ışık vermeye, açılmaya başlar diyor. Artık coşkuyla anlatmaya başlar, keşke onu anlayabilseler diyor. İçinden gelen samimi anlatımları, ilhamla anlattıklarını, Nur Suresinde geçiyor “alevden bir çerağ gibi” bütün insanlığa anlatmaktadır. Onun Hz. Mehdi (as) olduğu bir bilinse, anlattıklarını bir kavrayabilseler diyor. Aynı çileyi çekenler onun derdinden anlar diyor. Yüzeysel bakan, sathi bakan onu anlayamaz diyor. “Yağmur yüklü bulutlar” İslam’ın her an zuhur etmesine hazır topluluklar. Onun duaları, onun istekleri İttihat-ı İslam’ın oluşması için, bütün İslam alemi yağmur dolu bulut haline gelmiştir diyor. Yani yağmur yağmak üzere diyor inşaAllah. Muazzam yağmurlar yağmaya başlar diyor. Ki ahir zamanda yağmurların sıklaşmasına da dikkat çekmiş oluyor, Fethullah Hocamız'ın kerametidir bu. Hz. Mehdi (as)'nin özelliğidir, bol yağmurların yağması. Manevi yağmur, iman yağmurunu kastediyor aynı zamanda. İslam’ın gülleri açılacak, İslam yayılmaya başlayacak. Darwinistlerden, materyalistlerden, ateistlerden imana gelenler olacak, güle ve goncaya dönecekler. Bataktan gülistana dönüş olacak diyor. Mahvolmuş bir batak güllük, güzellik bir bahçeye dönüşecek diyor. Gül devri Mehdiyet devri asr-ı saadet gibi olan. Gül Peygamber diyoruz. Muhteşem bir güzellik oluşacak diyor. “Defalarca Mehdi çıkacak Mehdi çıkacak diyenler oldu” diyor. Senin için Allah rızası için anlatmak istedim. Hapsedilecek, azap çekecek,  Hz. Yusuf’a da kardeşleri çok eziyet etmişti ya. Hz. Yusuf bağışlıyor. Sen de bizi bağışla sana çok eziyet edeceğiz diyor. Eziyet çekeceksin diyor. Tabi aynı zamanda Hızıri bir anlatım bu.

2011-04-27 00:27:23
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top