Adnan Oktar'ın 27 Nisan 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
A9 TV; Kaçkar TV, 27 Nisan 2011
(Askerde vurulan Ermeni vatandaşımız hakkında)
Bizim de askerimiz olarak şehidimizdir. Bağrımıza basarız. Fakat olay biraz acayip görünüyor, daha içi rahatlatıcı bir açıklama yapılırsa daha rahat ederiz. Ermenilere çok şefkat duyuyorum, mazlum insanlar. Onlara karşı sanki bir muhalefet varmış gibi bir kafa gelişti bazı kimselerde, biz çok seviyoruz Ermenileri, çok şefkat duyuyoruz. Onlar bizim canımız, milleti sadıkadır. Bizim Osmanlı döneminde Ermenilere karşı muhabbetimiz müthişti. Hep paşa yapardık, kilit görevlere gelirlerdi, devletin müsteşarı olurlardı, general olurlardı, rahat, huzurlu, güzel yaşıyorduk. Sonra aramıza fitne soktular. Bizden ayırdılar. Rumları da öyle. İstanbul'un süsüydü onlar. Türkiye'nin süsüydüler. Musevi kardeşlerimiz de, mazlum, tertemiz kendi halinde, onların kendine has şiveleri vardır, renklendirirlerdi. Biz eski günlere yeniden dönmek istiyoruz. Koskoca, uçsuz bucaksız bir Türk İslam Birliği. Ermenistan'la sınırlar kalkacak, onları bağrımıza basacağız. Yunanistan'la sınırlar kalkacak, onları bağrımıza basacağız. Çok güçlü, büyük bir birlik, bütün Türk alemi birleşmiş, bütün İslam alemi birleşmiş, huzur ve refah içinde güzel bir dünya. Mehdiyetin sıcak sevgisi içerisinde huzurlu bir dünya. O güzellik içerisinde, Allah'ın vaadi var Kuran'da açıkça, tüm dünya Müslüman olacak. Ama o arada Ermenilere şefkat, Musevilere şefkat, her dinden olan insanlara karşı şefkat esastır. Azarlamak, aşağılamak, siz bizim kardeşimiz değilsiniz, siz haşa insan değilsiniz, kafirsiniz, sizi ezeceğiz gibi sözler, bunlar çok büyük vicdansızlık olur, zulüm olur, böyle olmaz. Kuran'da Allah onlara çok şefkatli, merhametli, güzel davranmamızı söylüyor.
Ağaçlar toprağın içinden sadece 13 iyonu alıyor, diğerlerini almıyorlar. "Şu atomlar bana yarar" diye küçük hücre karar alıp bunu yapabiliyorsa, insan aklından milyonlarca kez daha üstün demektir. Ot gibi diyorlar, otun aklı insan aklından milyonlarca kez daha güçlü. İnsana denilse, bunun içindeki demiri ayır, fakat civayı alma, magnezyumu al ama kurşunu alma, bilemez insan. Atomlar tek tek seçiyorlar, birer birer. Bu demir atomu bu olur diyor. Bu kurşun, bu yaramaz, bu zehirli ben bunu almayayım diyor. Bu civa bunu da almayayım diyor. Şu potasyum, tamam bundan alayım çokça alayım ihtiyaç var diyor. Mesela muzda potasyum çok yüksek. Genetik olarak bütün muzlarda böyledir. Günlük potasyum ihtiyacı için muz tavsiye edilir. Patateste de çok yüksek potasyum. Hücre emir veriyor, diyor ki, çok fazla potasyuma ihtiyaç var, bizim genetik yapımız böyle diyor. Öyle mi, diyor, o zaman ben bolca alayım potasyum diyor. Aldıktan sonra yeterli miktara ulaştık, artık bundan sonra alma diyor. Ondan sonra da almıyor, tam o kararı olan, belirli bir kararı var, o kadar potasyumu aldıktan sonra artık almıyor. Magnezyumda da, şu oranda magnezyum bulunuyor muzda, belirli. Onu aldıktan sonra tamam diyor. Onu taşırtmıyor, eksik de tutmuyor, tam ayarında alıyor. Kitaplara baktığınızda muzda şu kadar potasyum, şu kadar magnezyum, şu kadar şu bulunur diye yazar, hiç şaşmaz. Vitamini şu kadar yazar, tam o miktarda olur. Eksik de çıkmaz fazla da çıkmaz. Vitamini tam ihtiyaç kadar yapıyor. B vitamini çok kompleks bir vitamin, adam kusursuz yapıyor, mükemmel. C vitaminine ihtiyaç var, insan bunu elde etmek için acayip uğraşıyor. O, C vitaminini tam ayarında yapıyor ve yeteri kadar, onun dışında müsaade etmiyor. Proteinler, hangi proteinleri yapacağı belli, o kadar yapıyor. Farz edelim arpa. Arpada olan protein diğerlerinde yok bir tek arpada var. Mesela mısırda olan bir protein çeşidi var, diğerlerinde yok. Bir tek o yapıyor, dünyanın neresine giderseniz gidin, sadece o biliyor onu.
Müslümanlar deccallere karşı ilmen mücadele edecekler. Kendi aralarında sevgi dolu olacaklar. Deccallere karşı da bilimsel mücadele verilir. Akılla, ilimle, sevgiyle, gerçekleri ortaya koyarak, delillendirerek, hüccetle. Hz. Mehdi (as)'ın da bir ismidir zaten. Öyle bir delil getiriyor ki Hz. Mehdi (as), adamlar felç oluyor. Darwinizme, materyalizme karşı öyle deliller getirecek ki insanlar felç olacaklar. Yani söyleyecekleri hiçbir cevap kalmayacak. Küfrün, delaletin, Darwinistlerin, materyalistlerin, ateistlerin, Marksistlerin yapacağı hiçbir şey kalmayacak. Allah ona o gücü vermiş, onun için ona Hüccet deniyor, çok güçlü delil vermesi açısından.