A9 TV, 29 Nisan 2011
Fethullah Hocamız, Hz. Mehdi (as)'a hitaben söylüyor. Gördüğü, tespit ettiği Hz. Mehdi (as)'ı anlatıyor.
"Binlerce sızlanış, alın teri ve kafa sancısından ve neslin derdinin vicdanlarda derinlemesine iniltilerle ürpertiler meydana getirmesinden sonra perdeler açıldı." Büyük ızdırap, acılardan sonar perdeler açıldı diyor. Allah perdeleri açtı diyor.
"… hailler ortadan kalktı, toprakta gizlenen çekirdekler renk renk çiçek açıp etrafı sardı." Hz. Mehdi (as) devrinde tohumlar sümbüllenecek diyor Bediüzzaman, aynısını söylüyor.
"Çevredeki şu cıvıltıya bak!. Artık en yaşlılar bile kendisini ne kadar dinç ve genç buluyor, istikbali ne kadar aydınlık görüyor!.. Nerede o ümitlerin ferini tutan çileli devirler?" Ümitsiz, biz batmışız, diyenlerin devirleri bitti diyor.
"İsraf edilen bir servet gibi salıverdiğin sesine soluğuna acıyordun baştan ama hak onları hiç boşa çıkarmadı. Nebatatın tohumlarının sonbaharda sağa sola saçılışı ve bir kış boyu kayboluşu, sonra da nevbaharda yeniden rengarenk ortaya çıkışı gibi çamurlara ekilen hakikat çekirdekleri de bir kışı atlattıktan sonra bahar resm-i geçidinde hazır bulunmaktalar!.." Hz. Mehdi (as) 1979'da faaliyete başlıyor, bir yıl sonra alınan neticeyi Fethullah Gülen Hocamız anlatıyor. Çamurlara ekilen hakikat gerçekleri, yani çamurlu bir ortam, demek ki Hz. Mehdi (as) batakların, çamurların bulunduğu bir ortama geldi. Yani küfrün hakim olduğu, delaletin hakim olduğu bir ortama geldi. Bir kışı atlattıktan sonra, bir sene geçti diyor aradan. Artık talebeleri oluşmaya başladı etrafında. Her çalışmada bir metot öğrendin diyor.
"Her gayret bir metot öğretti", her çalışmada bir metot öğrendin diyor. "Hayatın içinde tekniği ve pratiği iyi kavradınız. Önceleri ifadeler, sınıfta hep muallâkta kalıyor bir temel bulamıyordu." Anlatıyordun ama muhatap bulamıyordun, etkili olmuyordu diyor. Sınıfta diyor, bir okulda faaliyet yaptığını söylüyor Hz. Mehdi (as)'ın. Açık konuşmuş, yani bir üniversite olduğu açık. Çünkü yaşı itibariyle lisede olması mümkün değil. Zaten anlatımdan anlaşılıyor, devamından da net, bir üniversitede olduğu anlaşılıyor.
"Dinleyenlere, sanki bilinmez bir âlemden, esrarlı bir hayattan bahsediyor gibi geliyordu." Sanki sen dini anlattığında, onlara hikaye anlatıyormuşsun gibi geliyordu, ilk başta.
"Sonra sözlere muhatap olanlar, anlatılanların pratik hayatta yerini görünce," bizzat kendinde uygulandığında görünce, "yani hakikatleri yaşayan kendi yaşıtları ile karşılaşınca artık hiç birşey anlatmaya lüzum kalmadı." Pratik olarak ekibi görmeye başladılar diyor.
"Yaşayış daha müessirdi. Bilhassa hisli, heyecanlı gençler arasında..." Vicdanı çürümemiş, samimi gençler arasında.
"İyice anladınız ki, ağaç ağaç içinde yetişirmiş." Bu da çok manidar.
"Vazife veriyordun ama eskisi gibi baştan savma değildi artık. Çünkü kaynaklar ve onların kaynadığı bahçeler çok mühimdi. Esas derslerini o vesile ile alıyorlardı. Çünkü böylece hakikatin kristallerini fiil halinde görüyorlardı. Mukaddes prensiplere hayatları ile ayna olanları gözü ile görenlere edebiyat yapmaya lüzum kalmıyordu." Daha önce bir çok Müslüman edebiyat tarzında konuşur. Şiir gibi konuşur. Edebiyat yapmıyordun, çok dürüst ve açık konuşuyordun diyor.
"Sabrın, müsamahan", Hz. Mehdi (as)'ın sabrı ve müsamahası, "ve yüzünü süsleyen hiç eksik etmediğin samimi tebessümlerin.." Demek ki Hz. Mehdi (as) sürekli güler yüzlü geziyormuş o devirde, sabırlı ve müsamahalı. Onların abuk subuk konuşmalarına karşı şefkatli cevaplar veriyor ve sürekli tebessüm ediyor.
"Çok hırçın ve haşinleri esir etti." Yani Marksist, Leninist, terörist olanları mülayim hale getirdi.
"Asrın şefkate muhtaç, merhamet açlığından vicdanları pekleşmiş, hiddet ve şiddet timsalleri en bağnazlara dahi muhabbet aşılamasını bildin." O teröristlerin liderlerine bile, komünistlerin liderlerine bile muhabbet aşılamasını bildin.
"Bildiğinden şaşmaya niyet olmayanlara, teoriler", Darwinizm, "sinsice ve kasıtlı olarak objektif bir ilim gibi kabul ettirilenlere;" Yani Darwinizm objektif bir bilimmiş gibi kabul ettirilenlere, "gül dağıtır gibi gülümsemeler yağdırarak" güler yüzle faaliyet yapmış Hz. Mehdi (as), bu çok önemli bir delil. Onu görenlerden biz bunu soracağız. Fethullah Hocamız'ın bizzat tespiti bu. "İlimle teorinin farkını anlattın." Darwinizme karşı çok etkili bir anlatım yaptın diyor.
"Tecrübe ve tatbikatın birçok nazariyeleri ortadan kaldırdığını hayat âleminde kurulanları, gerçek sebep ve illetlerin başka sağlam neticelere götürdüğünü gayet makul şekilde ifade ederek kafalarına çivi gibi çakılan hatalı anlayışlar hakkında, önce irkilmelerine sonra sarsılmalarına zemin hazırladın. Böylece etrafında haklı bir saygı halesini sıcak ve sevimli bakışlar halinde fark eder oldun." Önce sana öfkeyle bakanlar, belki öldürmeye niyet edenler, seni artık sevmeye ve muhabbetle sana bakmaya başladılar diyor. Her aşamasını Hz. Mehdi (as)'ın anlatıyor.
"Kin, nefret ve art niyet, senin semtine uğramadığı için, artık rahatlıkla içlerindeki herşeyi, hatta yakınlarına ve kitle psikolojisi havasında hareket ettikleri arkadaşlarına söylemedikleri sırları dahi sana emin olarak açabiliyor, kendilerini rahatsız eden düğümleri çözmek üzere önüne serebiliyorlar." O kadar Hz. Mehdi (as)'a güvenmişler, komünisti de dinsizi de imansızı da, o devirde sırlarını, şahsi sırlarını bile söylemişler.
"Ama bu duruma gelebilmek için aylar seneler istedi. Ondan sonra artık acı sabrının tatlı meyvelerini yer gibi arzuladığın pozisyona kavuşmuş oldun. Çoklarının kalbine girdin... Bataklıkta yüzenlerden bazılarına el uzattın... Hatta çamurları misk ü amber gibi yüzüne gözüne süren bazılarını derin gafletten uyarıp kendilerini kontrol etme, tiksinme ve ürperti duyma havasına hazırladın." Ahlaksızlığa, vicdansızlığa karşı onları eğitip o bataklık ve çamurun içerisinden onları kurtardın diyor.
"(Toplum) haleti rûhiyesi içinde dava arkadaşlarından kopamayan pek çokları da," yani, komünist, dinsiz, ateist olup da arkadaşlarının etkisinden dolayı, arkadaşlarını bırakamayanlar da, "ruh ve vicdan yönü ile artık davalarına yabancı olmuşlardı." Yani tamam kopmuyorlardı, sana da gelmiyorlardı, ama artık o komünist, anarşist güçlerini kaybetmişlerdi, Darwinizmi savunma güçlerini kaybetmişlerdi.
"En mütemerridlerinin içinde de söz ve tavırların kendi meselelerine karşı bir burkuntu meydana getirdi." Komünist ve Darwinist düşünceye karşı içlerindeki güven kalmadı diyor.
"Tohum atamadığın çoraklar varsa da çayır söker gibi birinci sürmeyi başardın." İlk birinci seneki faaliyetin tamam, diyor. "Hakkın başka dertlisi ona, istediğini rahatlıkla ekebilir artık..." Ondan sonrası kolay, ilk vuruşu yaptın diyor.
"Fikren mağlup olup fakat grubundan kopmayanlar sana bir şey öğretti. İnsanda akıl ve fikirden ayrı bir his; bir başka irtibat var. O zaman, (toplum)un manasını daha iyi anladın. Ve (toplum) şuurunun da ne demek olduğunu daha iyi kavradın... Evet, onun içindir ki, kendi hislerini aşıp bir damlacık benliklerini derya gibi (toplum)ları içinde eritenler; bir Kevser havzı kazanmış olurlar. Bu öyle bir bağ ki, akıl, mantık hatta vicdan ötesinde seyyareleri birbirine bağlayacak kadar kuvvetli bir zincir…" Ekip halinde çalışmanın önemini gördün diyor. "Fikri ipler kopsa dahi bu (toplum) zincirinin kırılmasına imkân yok..." Bu ekibin dağılmasına imkan yok.
"Tecrübelerin, bakir toprakların daha verimli olduğunu gösterdi..." Yani Müslümana tebliğ yapmana gerek olmadığını gördün. Hz. Mehdi (as) demek ki Müslümanları, cami cemaatini hedeflemiyor, herhangi bir cemaati hedeflemiyor. Demek ki Hz. Mehdi (as) hareketi daha önce eğitilmiş Müslümanlara yönelik değil, Müslümanları hiç bilmeyenlere yönelik. İmanı bilmeyen insanlara yönelik bir hareket.
"Başkasının yazıp çizdiği bir sayfayı silip yazmaktansa," daha önce kişilerin eğittiği anlattığı, veyahut hurafeyle donatılmış insanlara anlatmaktansa... Bir kısım insanlar güzel eğitirler ama bir kısım insanlar hurafeyle anlatırlar, katılaşmıştır kafası. "Kirlenmemiş yapraklarla meşgul olman daha iyi neticeler veriyordu. Bir de sıcak kalplerden çıkan ifadeler daha müessirdi..." Samimi üslup, yapmacık olmayan tavrın daha etkiliydi. "Tavsiyelerinde bu tarz kitapları tercih etmekle isabet ettiğini anladın." Doğrudan özüne ve aslına yönelik eserleri kullanmanın önemini anladın diyor.
"Sonunda; kekre ve iç burkuntusu veren meyvelerin, acı ılgın ve dikenlerin hâkim olduğu çoraklıklar yavaş yavaş değişmeye." Küfür ortamını kast ediyor. "“Belde” artık “Tayyibe” olmaya daha doğrusu", İstanbul için Beldetül Tayyibe deniliyor, yani güzel temiz bir şehir olmaya. İstanbul'da artık materyalizm, Darwinizm kalmamaya başladı diyor. "Molla Cami’in istişmamı ve istihracı gibi. Kostantin İstanbul’a dönmeye başladı." Molla Cami diye bir cami var, bir alim de var bir cami de var, hangisini anlarsanız. Daha önce Darwinist, materyalist Konstantin olarak değerlendirebileceğimiz, İstanbul'un materyalist, Darwinist ruhu ortadan kalkıp Konstantin İstanbul olmaya başladı diyor. Demek ki Hz. Mehdi (as)'ın faaliyet yeri neresiymiş, İstanbul. Ne zaman başlamış? 1979. Bunu kim söylüyor Fethullah Gülen söylüyor. "Hâristan-mâristan, gülistan halinde arz-ı endama yüz tuttu…" Artık güllük gülistanlık olmaya yönelik gidiyor diyor. Kuran'dan da deliller veriyor. 1979-80'de Hz. Mehdi (as) hareketinin başladığını buradan da anlıyoruz.