Adnan Oktar'ın 03 Mayıs 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
A9 TV, 3 Mayıs 2011
(11 Eylül Olayları hakkında)
Teknik olarak o bina o şekilde yıkılamaz. Çok binaya uçak çarpar, uçak girer, o katta yangın olur. Bina öyle kum gibi dağılmaz, öyle bir olay olmaz. Öbür bina da, çok güçlü betonarme yapı. Teknik olarak bir uçak çarpmasıyla çökmesi mümkün değil. Binalarda o kadar çok yangın oluyor ki, uçak da çarpar; o katlar yanar, o kadar. Bina çökmez. İşin doğrusuna bakacak olursak, CIA yaptı, bütün binaya bomba, dinamit yerleştirdi diyorlar, tonlarca dinamite ihtiyaç var onun olması için diyorlar. Dinamit falan yerleştirilmedi. Olay Hz. Hızır (a.s)’ın yıkışı, başka bir olay yok. Tonlarca dinamit binaya sokulamaz. Uçak çarpmasından sonra, bina yıkılmadan önce altta çok büyük patlamalar başlıyor. Dinamit sokulsa halk görmez mi, insanlar görmez mi? kamyon hesabıyla dinamit gerekiyor. Doğrudan Hz. Hızır (a.s)’ın yıkmasıdır. Kaderde belirli günü var, belirli saati vardır. Olayın tamamı metafiziktir. Uçağın yolcuları, öyle adamlar da yok. Pentagon’a çarpan uçak diyorlar, oraya uçak falan da çarpmamış. Büyük bir patlama oldu, büyük bir yıkım oldu, ne çarptığını bilemiyorlar şu an. Uçağın hiçbir şekilde enkazı yok, bakın fotoğraflara hiçbir şey göremezsiniz. Diğer çarpan uçak da yolcu uçağı değil. Değişik başka bir şey. Olacak iş değil. Her iki teori de olacak iş değil. Ne teröristlerin yapması olayı doğru, öyle adamlar yok çünkü, ne de CIA’in katlara dinamit yerleştirme olayı değil. Bu kastedilen tarihi bir olaydır. Vakti gelmiştir, olmuştur. Hz Hızır (a.s)’ın organizasyonudur. Doğrudan Hz. Hızır (a.s)’ın bir operasyonu. Olay tamamen metafiziktir. Hz. Hızır (a.s)’ın operasyonudur. Hz. Hızır (a.s) yaptı mı öyle yapar. Kim yaptı anlaşılamaz. Allah ona öyle bir imkan vermiş. Kimse çözemez. Hz. Hızır (a.s)’ın planının bir gereğidir.
Peygamberimiz (s.a.v)’in mucizelerinin ortaya çıkması iman hakikatidir, Kuran’ın mucizelerinin ortaya çıkması iman hakikatidir. Kuran mucizelerini anlatıyoruz, bunlar hep iman hakikati. Peygamberimiz (s.a.v)’in yüzlerce hadisi aynısıyla çıkmıştır, iman hakikatidir. Sağlıkla ilgili hadisleri vardır, doğru çıkmıştır, bunlar iman hakikatidir. Bilimle ilgili izahlarının hepsi çıkmıştır, iman hakikatidir. Bunların adına iman hakikati denir. Ama ayrıca böceklerdeki, kuşlardaki sanatı da anlatırsın. Ki o Mehdiyet’in bir yönüdür zaten. Fakat bazıları bir kısmını alıp, bir kısmını almak istemiyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in mucizelerini örtbas etmek istiyor, sadece canlılardaki harikaları alıyor. Çünkü o bir rahatsızlık vermiyor. Mehdi (as)’dan bahsedildiğinde malını-mülkünü harcaması gerekiyor, gerekirse evlenmeyecek, gerekirse çileye girecek, riske girecek recek İslam’ı anlatırken. Birçok şeyini kaybedebilecek, geceli gündüzlü çalışması gerekebilecek. Dolayısıyla ağzının tadını bozacağını bildiği için Mehdiyet konusuna, İttihad-ı İslam’a girmek istemiyor.
Mehdi cemaati başlangıçta 313 kişi, o belirli bir dönem. Mehdi (a.s)’ın bir koza dönemi vardır, bir de kozadan çıkma dönemi vardır. Orada 313 kişi kalmaz tabii. Milyonlarca seyyidlerin iltihaklarıyla diyor Bediüzzaman. Hep böyledir. Beton blokların dayanıklılığı için test yapılır. Beton blok getirilir, üzerine 5 ton basınç uygulanır. 6 ton, 7 ton, 10 ton. 30. tonda beton ayrılır, parçalanır. Betonun dayanma gücü tespit edilmiş olur. Mehdiyet de böyledir. 10 yıl, 20 yıl 30 yıl, 35, 37, küt diye kırılma noktası vardır. Acayip ses getirir, ondan sonra oluk oluk akar o, birdenbire. Ondan sonra durdurmanın mümkünü olmaz. O son noktaya kadar, o dayanma noktasına kadar, en önemli şey de o. Hatta “peygamberler zafer ne zaman dediler” diyor, ayette Allah. Mehdiyet’te de öyle, son ana kadar, insanların daha da ümitsiz olacağı döneme kadar, Mehdiyet sürekli sürekli basıncı uygulayacaktır; ilmi, bilimsel basıncı. Ama bir noktadan sonra müthiş bir gürültüyle küfrün fikren parçalandığını göreceksiniz, inşaAllah.
Mehdiyeti Allah’ın şuan böyle örtmesinde fayda var. O örtünün içinde gelişecek o zaten. Ama normal kafada olan bir insan bu kadar açık delilleri anlaması lazım. Anlaşılmayacak bir yönü yok, çok nettir. Ama o sürenin, 40 yılın Allah illaki dolmasını istiyor. 30 yılını doldurduk, bir on yılı daha var.
Mehdiyet’i savunan arkadaşlarımız bir birlerini koruyup kollasınlar. Kalabalık olmanın peşinde olmasınlar. Şu an kalabalık olmazsınız. İsteseniz de kalabalık olmazsınız. İleriki yıllarda milyonların iltihaklarıyla çok büyük kalabalık olacak. O devri bekleyin. Şu an bilginizi arttırın. Kütüphaneler kurun. Konferanslar yapın. Anlatın. Mesela 1979'da ben ilmi faaliyete başladım. Desem ki ben beş yıl içinde İslam ahlakı hakim olsun. Olmaz. Katrilyonlar harcasam yine olmaz. İlla ki o süre geçecek. Olaylar olacak.
Mehdi konusunu ört bas etmek isteyecekler. Mehdi konusunu bambaşka şekle sokmaya çalışacaklar. İki sınıf insan olacak. Bir deccal taraftarı, bir de Mehdi taraftarı olacak demek ki. Bir kısmı bilmeden deccale tabi olacak. Bir kısmı bilerek tabi olacak. Biz bilmeyerek tabi olanları uyarmaya çalışıyoruz. İman hakikatleri anlatıyoruz diye çok samimiyetsiz, uyuşmuş bir üslup geliştirmişler. Ne şevk var, ne heyecan var. Kendi aralarında da bölünüyorlar. Birbirlerine karşı sevgileri de yok. Çünkü İtthiad-ı İslam’ı istemediler mi Allah bereketi kaldırıyor. Allah o gücü alıyor. Allah içlerinde ki o enerjiyi yok ediyor. Basiretlerini, ferasetlerini Allah kapatıyor. Bir insan Mehdiyet'e tabii oldu mu, beyni açılır. Özel bir güç kazanır. Onun için Peygamberimiz “Mehdi varken onu tanımadan, ona tabi olmadan ölen cahiliye ölümü gibi ölür.” diyor. Hayati bir konu olduğu için biz sürekli gündemde tutmaya çalışıyoruz. Deccaliyet de sürekli örtmeye çalışıyor. Deccaliyetin gücünün yanında bizim gücümüz milyonda bir. Ama ona ilmen, fikirle katrilyon kere takla attırıyoruz.
A9 TV; Gaziantep Olay TV, 3 Mayıs 2011
Bizim milletimizde vicdan esastır. Mantıkla konuşmaz bizim milletimiz. Vicdanla konuşur. Güçlüden yana olmazlar haklıdan yana olurlar. Bu çok yüksek bir ahlak. Ama Avrupa’da, Amerika’da falan genelde güçlüden yana oluyorlar. Hak’tan hakikatten yana pek olmuyorlar. Onun için güzel örneğiz biz. Onun için siz geleceğin güzel, sevgi öğretmenlerisiniz. Kardeşliği, dostluğu, barışı anlatacak insanlarsınız. Bağnazlığa karşı da kalesiniz inşaAllah.
İlim ehli hocalar var ama ruhsuz adamlar. Din deyince sevgi vardır. Oturup Müslümanları haşlamak, biçmek bu din değildir. Mesela alim bir hoca oluyor, tüm işi Müslümanları aşağılamak, onları ezmek, onların yanlış yolda olduğunu söylemek. "Namazı gösteriş için kılıyorlar, şunu gösteriş için yapıyorlar. Şöyle kötüler, böyle kötüler..." Bu kadar abartmaya ne gerek var? Sen bir yönünü anlatıyorsun, tamam doğru anlat. Ama bu kadar abartmaya ne gerek var? Bütün Müslümanlara karşı öfke getirebilirsin. Sen onu yapacağına Allah’ı sevdir, Peygamberi sevdir, çocuklara karşı, insanlara karşı sevgi geliştir, çiçeklere karşı sevgi geliştir. Kuran mucizelerini anlat, İttihad-ı İslam’ı anlat, Müslümanların birliğini anlat. Ben de yobazları uyarıyorum ama yıkıcı değil. Faydalı yönlerden istifade etmek lazım. Faydalı yönlerini iyice geliştirip hatalı yönlerini belirtmek lazım. Yıkıcı bir üslup Müslümana yakışmaz.
Dünya uçsuz bucaksız herkese yeter. Karmaşa yapacak bir şey de yok. İnançlara saygılı olmak lazım. Tabi ki biz Müslüman’ız kendi inancımızı savunuruz. Ama Hıristiyan’ın da inancına saygılı olacağız. O da öyle inanıyor. Öbürü dinsiz. Ona da saygılı olacağız. Zorla mı adamı Müslüman yapacaksın.? Zor kullanırsan münafık olur adam. Dolayısıyla sevgi çok kolay, barış çok kolay fakat insanlar azmedemiyorlar. Yani sevgiyi sonuna kadar getirmek azim ister, kararlılık ister. Barışı da sabrederek götürmek, o da sabır ve kararlılık ister. Bir noktaya kadar götürüyorlar. Mesela ahbap oluyor, bir ay sonra bakıyorsun düşman olmuş. Halbuki irade kullanılarak dostluk devam ettirilir. Mesela onun kusuru vardır. Kusuru nezaketiyle giderirsin. Gönlünü alırsın, sabredersin. Yine hata yapar yine sabredersin. Dostluk sevgi öyle gider. Öbür türlü kısa ömürlü olur. Barış da öyledir. Peki tamam barıştık ne güzel. 2 yıl sonra yeter artık diyor. Birbirlerini kırıp geçiriyorlar. Yine sabır göstereceksin, yine sabır göstereceksin. Onun için dünyada barışı savunan insanlar bir avuçtur. Bir noktadan sonra kan tepesine çıkıyor öfke hakim oluyor savaş istiyor. Allah’ın en beğendiği şey barış, sevgi, adalet, huzur ve güven. İnsanlar kendi elleriyle bozuyorlar bu sistemi. Karma karışık hale getiriyorlar.
Türkiye’yi böldürmeyiz. Boşa uğraşmasın hiç kimse. Türkiye büyüyecek çok büyüyecek inşaAllah. Dünyanın en büyük gücü olacak inşaAllah. Hiç boş yere çırpınmasınlar.
(Hilal Cebeci: 2012 güzel evre demek mi? Yeni bir şeylerin başlangıcı mı?)
Güzellik dönemi olacak, sevginin, barışın kardeşliğin, barışın hakim olduğu, tutarlı insanların, sevgi insanlarının hakim olduğu, bağnazlığın, yobazlığın kalktığı bir dönem olacak. Dürüstlük hakim olacak, iyi niyet hakim olacak, aklı selim hakim olacak, makul düşünce hakim olacak. Güvenlik olacak, insanlar güvenlik içinde yaşayacak. Güvenlik yok dünyada şu an. Yobazlık, bağnazlık boğuyor insanları, sevincini, neşesini boğuyor. Komünist bağnazlık da vardır, güya dindar gibi görünen bağnazlık da vardır, Hristiyan bağnazlığı da vardır, Müslümanlar da bağnazlık yapabiliyorlar. Bunlar ortadan kalkacak, çocuklar sevinç içinde yaşayacak, genç kızlar, delikanlılar sevinç içinde yaşayacak.
Bir adam can çekişirken bırakıyorsan cinayet hükmündedir bu. Hükümete bu konuda dilekçe vermek lazım, kanun çıkarmak lazım, çünkü cinayet hükmünde. Ağır ceza da yargılanmaları lazım. Adama “seni bu durumda bırakıp gitseler ister misin?" desek, Allah esirgesin, "kesinlikle istemem” der. Sen niye yapıyorsun o zaman? Çok çok ağır bir suçtur bu. Onun için net kanun çıkarılması lazım. Mesela bazen adamlar bayanları dövüyor sokakta, seyrediyorlar kenarda. Bu kadar mı canın tatlı? Git elinden al, kadıncağızı götür. Polis çağır, sonuna kadar da ilgilen. Kendi evladı olduğunda, kendi kızını dövseler nasıl şamata yapar? O da senin evladın yazık, günah değil mi? Ağzı var dili yok, kız çocuğu bu, kendini koruyamaz kız çocuğu. Bu gibi şeylerde müdahale ahlakın gereğidir, vicdanın gereğidir. Bu da kanun kapsamına alınması lazım. Alır adamı koyarsın kenara. O kadar uzatacak bir şey yok.