Adnan Oktar'ın 05 Mayıs 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV, 5 Mayıs 2011

  • İttihad-ı İslam çok zor olan, önünde engeller olan bir sistem değil. Barış çok kolaydır, sevgi çok kolaydır. Şeytan çok zormuş gibi gösteriyor. Dostluk istiyorsak çok kolaydır dost olmamız. Ama zor gösterilirse şeytan o yönde ikna ederse zor görür, en kolay şeyi en zor hale getirebilir. Dünyanın en kolay birleşmesidir Türk İslam Birliği. Sanki çok çok uzaklarda bir hedefmiş gibi gösteriyorlar. "Nasıl olacak?" diyorlar. Bölünmeye hayret et sen. Müslümanların birbirine düşmesi hayret vericidir. Çocukların hapishanelere girmesi anormaldir. Afganistan’ın işgali anormaldir. Irak’ın işgali anormaldir.
     
  • Akılla, bilgiyle, ilimle ortaya çıkmak gerekiyor, bilimle, felsefeyle, sanatla karşı konulması lazım. Bu yapılmadı mı, tüfekle gelen tüfekle gidiyor. Kabadayılık yapan başka bir kabadayı tarafından yerinden ediliyor. Peygamberimiz (sav) sevgiyle dini anlatıyordu. Dinin özü sevgidir. 
     
  • La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah diyen Müslüman'dır. Fakat akılsız Müslüman vardır, sapkın Müslüman vardır, ateistlere dinsizlere eğilim gösteren, dürüst olmayan Müslüman tipi vardır. Dolayısıyla anormal tipler vardır. Din anlatılırken akılla anlatılır, sanatla, bilimle anlatılır. Bunlar anlatılmıyorsa elinde tüfekle gel seni Müslüman edeceğim dersen olmaz. Münafık çoğalır o zaman. Allah kaderinde Müslüman olarak yarattıysa kabul eder. Kaderinde yoksa kabul etmez.
     
  • Amerika milyarlarca dolar silaha para ayırıyor. Bu israf değil mi? İngiltere milyarlarca dolar silaha para ayırıyor. Müslümanların başına tonlarca bomba yağdırıyorlar.  Türk İslam Birliği olduğunda silahlar yok edilecek. Silaha ayrılan parayla dünyada tek bir tane fakir kalmaz. Türk İslam Birliği'ni oluşturmadın mı bu felaket devam eder. Her ülkenin hemen hemen silahlanmaya ayırdığı para en yüksek harcamadır. Bazı ülkelerde %60-%50 genel bütçeden ayrılıyor.  Katrilyon hesabıyla para harcanıyor. O paralar Afrika’da, İslam ülkelerinde müthiş zenginliğe vesile olur. Hz. Mehdi (as) tankları topları eritip hayırlı işlere harcayacak. Bütün her yerde fakir fukara kimse kalmaz para onlara harcansa. Önce barış. Şu savaş ruhu kalkacak. Adam öldürüyorlar şak şak alkışlıyorlar. Kanın, acının neresini alkışlıyorsun? Adama acı vermek alkışlanır mı? Dehşet verici bir şeydir savaş. Bunu güzel bir şey olarak görüyorlar. Hadi savaşa dedin mi gözleri fırlıyor. Daha da olmazsa polise saldırıyorlar. Kardeşim polise yumruk gibi taşla saldırılır mı? Çok tehlikeli bir şey yapıyorsun. Barışı sonuna kadar savunmak için azmetmek gerekiyor. Yani birçok insan böyledir, hastadır. Sonuna kadar barışı götüren insan çok nadirdir dünyada. Hz. Mehdi (as) 30 milyonluk dünyanın en büyük ordusunun başkumandanı olduğu halde damla kan akıtmayacak.
     
  • İttihad-ı İslam sevginin diğer adıdır, huzurun diğer adıdır, kardeşliğin diğer adıdır. Bağnazlığın bitişidir, yobazlığın bitişidir. Bilimin, sanatın, demokrasinin, güzelliğinin hakimiyeti demektir. Bu çağda üstümüze çöken zincirler paramparça olacak. Müthiş bir ferahlık olacak. Korku kalkacak. İnsanların korkması kalkacak. Tek korku olacak, sadece Allah korkusu. Ne silah korkusu, ne mafya korkusu, ne haksızlık ne acı çekme, ne şu ne bu hiçbir şey kalmayacak o zaman.

NUR SURESİ,

11- Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur;…”

Müslümanlar kendi içinde yalandan, dedikodudan şiddetle kaçınacaklar.

“…siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.”

İftirayı asıl organize eden günaha giriyor. Ama iftiraya uğrayanın aleyhine olmaz, lehine olur diyor Allah. İftira atan kişinin sevapları da onun üzerine geçer. Çünkü sevap kazanmış olur. Dolayısıyla çok lehine bir durum olmuş olur. Allah onu söylüyor.

12- Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

Mesela Müslümanlar hakkında birisi bir gazetede bir iftira atıyor. Bakıyorsun, sakallı-cüppeli adam inanıyor. Halbuki mutlaka araştırılması lazım. Samimi bir Müslüman, doğru mu yanlış mı diye araştıracak, inşaAllah. Allah diyor ki;

13- Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi?

Dört tane salih şahit.

“Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridir.”

Demek ki Müslüman’a iftira atmaktan şiddetle kaçınmak lazım. İspat edilemiyorsa özellikle çok vahim bir durum olur. Allah diyor; “onlar yalancıların ta kendileridir.” Allah onları yalancı ilan ediyor.

14- Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azap dokunurdu.

Bazı kimseler vardır, işi gücü yoktur, oturur Müslümanların dedikodusunu yaparlar. Akşama kadar dedikoduyla vakit geçirirler. Yaygındır, Müslümanlar bilirler. Allah bunu yasaklıyor. “Daldınız” diyor. Dalıyor, çünkü kendini kaybediyor. Sürekli dedikoduyla vakit geçiriyor. Allah onu çirkin bir eylem olarak yasaklıyor.

16- Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen Yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

Bu gibi durumda “bu bir iftira diyecek” Müslüman, inanmayacak. Ya dört şahit getirecek salih ya da onun sözünü etmeyecek.

  • Dinde ırk üstünlüğüne dayalı bir anlayış yok. Üstünlük takvayla. Peygamberimiz (sav) de söylüyor; “Üstünlük ancak takvayladır” diyor. “Acem’in Arap’a, Arap’ın Acem’e üstünlüğü yoktur” diyor. Peygamberimiz (sav) bunu açıklamış, konu bitmiş. Bu konuda tedirgin olmaya gerek yok. Türk ırkının genetik olarak üstünlüğü olduğunu söylemiyoruz biz, hizmet olarak üstün tavrı var. Bir insan alimse alim diyoruz. İslam ülkeleri içerisinde de Türkiye dindar ve seviliyor. Bütün İslam alemi seviyor. Ve Türkiye’nin lider olmasını istiyor. Bu genetik üstünlük anlamına gelmiyor. Liderlik güzelliği var, üstünlüğü var; liderlik cazibesi var, lider oluyorlar. Bir ülkenin, bir kavmin, bir topluluğun lider olması gerekiyor. Lider olunca diğerleri daha aşağıdır anlamına gelmez.
  • Sıkıntı, insan çok düşündüğünden oluyor. Her şeyi kendine dert ediniyor. İnsan zayıf, hassas bir varlıktır. Ufku geniştir, acayip akıcı düşünür. Şüpheye de açıktır; şu niye baktı, şu niye şöyle düşündü, bakarken biraz ilgisizdi yahut kızgın gibi baktı yahut niye kapıyı sert kapattı, camı niye açtı, sokağa niye çıktı falan. En güzeli her şeyi hayra yormak, hayır gözüyle bakmak. Her şey olacağına varıyor zaten, kaderde olan şekle gelir. Allah’ın dediği olur, Allah’ın dediği dışında bir şey olmaz. Gönlümüz rahat olacak. Allah’a kendimizi bırakacağız. Kendini sıkmak akılcı bir hareket değil. Vücudu yıpratır. Allah’a karşı bir isyan gibi olur. Biz Allah’a kendimizi bırakacağız, Allah bizi konuşturacak, Allah bize hatırlatacak. Allah bize güzel hitap ettirecek. “Ne yapsam daha iyi olur, nasıl yapsam daha iyi olur?” her şeyden şüphe etmek, her şeyden kuşku, insan böyle imtihan oluyor. Cennette bu yok, cennette kafa rahattır. Alabildiğine rahat. Hep huzur, hep neşe, hep iyilik. Ama Mehdiyet bir nebze insanları cennet ortamına yaklaştıracak. Korkular izale olacaktır, gerginlikler izale olacaktır, güven ortamı olacaktır.
2011-05-06 14:27:29
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top