A9 TV, 7 Mayıs 2011
|
HUD SURESİ 109- Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız. Darwinistler ne yapıyorlar? Aynı ataları gibi tapıyorlar. Sümerler nasıl tapıyorlardı, ne diyorlardı? İnsanlar tesadüfen çamurdan oldu diyorlardı. Eski Mısır ne diyordu? Nil’in çamurlarından tesadüfen oldu diyorlardı. Şimdikiler ne diyor? Çamurdan, tesadüfler sonucu oldu diyorlar.“Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar” diyor Allah. Onlar da aynı kafadalar. 115- Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez. 116- Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı. 117- Halkı, ıslah eden kimseler iken, Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi. Yani Mehdi (as) varken, Mehdi (as) faaliyet yapıyorken “Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildir.” Aynı zamanda bir anlamı da budur ayetin. O yüzden Türkiye hep ferahlık içinde olacaktır. Ne bölünür, ne parçalanır, ne kırılır, ne yıkılır. Hiçbir şey olmaz inşaAllah. Türk İslam Birliği gürül gürül gelecek. Biz bunları tatlı, güzel hatıra olarak anlatıyoruz, izah ediyoruz. 2 yıl sonra yine karşınızdayız, 5 yıl sonra yine karşınızdayız. Ama her seferinde hayretler içinde kalacaksınız. Bediüzzaman doğru söylüyor, Peygamberimiz (sav) doğru söylemiş. Ayetler doğru. Allah var. Peygamber (sav) doğru söylüyor, din doğru. Peygamberimiz (sav)’in hadisleri, anlattıklarımın hepsi doğru. Olaylar doğru. Bediüzzaman’ın dedikleri doğru. Bediüzzaman, "gözümle görmediğimi anlatmadım" diyor. Doğru söylüyor, bütün ömrü doğrulukla geçmiş mübarek biridir. Her dediği doğru. Büyük nimettir Bediüzzaman. Kıymetini bilmeyen bir takım insanlar var, hiç kaale almaya gerek yok. Bediüzzaman çok şaşılacak, metafizik bir varlıktır. Çok şaşılacak bir insandır, çok hayret edilecek bir insandır. O hayret edilecek yönlerini ileriki günlerde yavaş yavaş anlatmaya başlayacağız. Bir çok yönü bilinmiyor, çok hayret edilecek gizli, özel, derin yönleri olan bir insandır. Allah ona özel olarak gaybden bir şekilde bilgi vermiş. Doğru çıkınca anlıyoruz ki doğru söylemiş. Çıkmadan doğru söylediğine iman etmekle mükellef değiliz. Ama çıktıktan sonra doğru söylediğini anlamış oluyoruz. Peygamberler söylediğinde olay daha çıkmadan inanmak mecburiyetindeyiz, farzdır. Şu olacak dedi mi inanacaksın. Ama velilerde olunca tahakkuk edince kanaatimiz gelir, inşaAllah. |
"Evet, her vakit semâvâttan melâikeleri yere gönderen...”Melekler gökten yere geliyor muymuş? Geliyor. Melaike geldiğine göre Hz. İsa da gelir. Adetullah’a aykırı diyor. Nasıl Adetullah’a aykırı olsun?
“…ve bazı vakitte insan suretine vaz’eden (Hazret-i Cibril'in "Dıhye" suretine girmesi gibi)…“Cibril Dıhye suretinde geliyor. Hani olmuyordu? Demek ki oluyormuş. Böyle sahtekarlığa sakın inanmasın kardeşlerimiz.
“…ruhanîleri âlem-i ervahtan (ruhlar aleminden) gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını (ruhlarını) cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelal…” Mesela bazenAbdül Kadir Geylani ruhaniyet olarak tecelli ediyor, ama asıl meleklerin gelmesi.
“…Hazret-i İsa aleyhisselâm'ı, İsa dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi (güzel netice) için…”Şu an netice yok, şu an sapkın teslis inancı var.
“…değil sema-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsa, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden cesed giydirip dünyaya göndermek, o Hakîm'in hikmetinden uzak değil... belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için (gerektiği için) va'detmiş ve va'dettiği için elbette gönderecek.” (Mektubat, 15. Mektup, s. 56-57)
İnsan Hz. İsa’nın inişine inanmıyorsa Cibril’e de inanmaz. Onu da Adetullah’a aykırı görür. Aklın ihtiyarını alır. Olmaz öyle şey diyecektir. Mesela Bakara 259’da; yüz yıl ölü kalıp Allah’ın sonra dirilttiği insan var. Kuran ayeti bu. Aklın ihtiyarını alıyor mu bu? Almıyor. Adetullah’a aykırı mı? Aykırı değil Kuran söylüyor bunu. 100 yıl sonra bir adam yeniden dirilip geliyor, İsa zaten ölmemiş cesediyle duruyor. Sadece Dünya boyutundan alınmış. Dünya boyutuna geri bırakıldı. Ashab-ı Kehf mesela mağarada 300 yıl kalıyor. Hatta daha fazla. Öyle bir din anlayışı getiriyorlar ki aklın almadığı şeyi kaldırıyorlar. O zaman sen meleklere de inanmazsın. Kadere de inanmazsın. Ahirete de. En sonunda Allah’a da inanmayacaksın. Nitekim gidişat öyle. Bakıyoruz adamlara namaz yok, oruç yok, zekat yok. Onun için sahtekarlık yapmayacaklar, samimi olacaklar.
2011-05-09 17:05:25