Adnan Oktar'ın 19 Mayıs 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV, Aksu TV, Kaçkar TV, 19 Mayıs 2011

  • Hanımları şehit edilmesi konusunu defalarca söylüyorum. Psikopat adamlar oluyor, sevgili iddiasıyla ortaya çıkıyor. Savcılığa şikayetçi olursun ama savcılığın zannettiğin kadar gücü olmaz, dilekçeni işleme koyar, en fazla polis çağırma hakkı verilir. Ve ya günün belli saatlerinde polis onun yanında olur. Gece yarısı 12'de geliyor. Ne yapacaksın? Mahalleyi ayağa kaldıracaksın. Benim haberim olacak adam kepazelik yapacak, yapamaz, yaptırmayız. Göğsümüzü siper ederiz. Gayet de kolay kalabalıktan çekinir bu insanlar. Hemen polisi çağırırız yer yerinden oynatırız. Sahipsiz zannettikleri için bunu yapıyorlar. Bir kadını öldürtmek ne demek? Sen de ortak olmuş oluyorsun o zaman. Komşuya söylesinler, camideki hocaya söylesinler, esnafa söylesinler hiçbir şey yoksa bana söylesinler. Elin çakalı çıkarıyor takı takır balyozla kapı kırıyor. İşe bak. Çağır polisi. İnternette de resmini koyarsın vatandaşları da uyarırsın. Kadınlar mazlumlar çok şeker varlıklar. Onlar da gidiyor kuzu gibi onlara teslim oluyorlar, söylesene, ağızlarını tutuyorlar bu utanılacak konu mu? Mesela bir yangın olsa komşularına söylemez misin? Böyle şey olmaz. Hemen her gün böyle bir haber var. Her psikopat gelip kadınları öldürecekse biz seyredecek miyiz? Hükümet kanun çıkarsın. Gelsin polis 24 saat beklersin. Kadın polis verilebilir yanına, 3 kadın polis bekleyebilir yahut erkek polis de bekleyebilir. 8’er saat arayla bekleyebilir. Ödenek yok derlerse kardeşim biz parasını veririz. Gölge gibi takip etsin polis. Adam nasıl geziyor elinde balyozla bilmem neyle. Nefes aldırmamak lazım. Cinayete eğilimli bir adam elini kolunu sallayarak gezemez. Öyle elini kolunu sallayarak gezmek yok, psikopatlık yapmak yok. Yani kanunu çok işler hale getirmek hukuku daha işler hale getirmek benim demek istediğim.
     
  • İslam Alemi’ni mahveden sanatı, bilimi, estetiği, sevgiyi, coşkuyu yok eden samimiyeti yok eden bir sistem. Ve Müslümanları mahvediyorlar görüyorsunuz, çünkü Müslümanların ana güçlerini ellerinden aldılar, müziği ellerinden aldılar, bilimi, resmi, sanatı ellerinden aldırlar. Ve Müslümanları köle haline getirip ezdirdiler. Bir gömlek bir pantolonla bıraktılar. Ben açık, dürüst, mert bir adamım. Baş örtülü hanımları görüyorlar, "Niye homurdanıyorsun?" diyorsun. "Çarşaf giymemiş de ondan" diyorlar. Baş örtüsü de kurtarmıyor. Başı açık hanımlara karşı inanılmaz bir nefret var içlerinde. Ben de onları canım gibi seviyorum. Bütün gücümle onları koruyup kollayacağım, onları dinsizlerin, ateistlerin ellerine bırakmayacağım. Olay bu. Dünya tatlısı onlar. Baş örtüsü varsa baş tacı gayet güzel, yoksa da baş tacı hepsi %100 Müslüman, hepsi baş tacı. Peygamberimiz (sav) hanımlarla görüşüyordu. Kendi sözü var “bana üç şey sevdirildi, birincisi namaz, ikincisi kadın, üçüncüsü güzel koku” diyor. Hz. Süleyman niye Sebe Melikesi Belkıs’ı sarayına getirdi? Biz Hz. Süleyman’a benzemeye, Peygamberimiz (sav)'e benzemeye çalışıyoruz. Sebe Melikesi Belkıs gayri müslimdi, Müslüman oldu. Sarayında ağırlıyor ve tek de konuşuyor. Hanımla şakalaşıyor. Hz. Musa için de Peygamber kızları “güçlü ve güvenilir bir insan” diyorlar. Konuşmuşlar, muhabbet etmişler teşhis koymuş sonradan da evlenmek istediklerini anlıyoruz. Bediüzzaman da diyor İstanbul’u hanımlarla manen fethedeceğiz inşaAllah diyor. Manevi fethi hanımlarla olacak diyor. Hanımları %80’nin başı açıktır. Kimsenin homurdanmasına falan müsaade etmem. Size bırakıyoruz sadece homurdanıyorsunuz. Ben de onları canım gibi seviyorum, bağrıma basıyorum, koruyup kollayacağım ve devam da edeceğim. İltifat ne kadar güzel.
     
  • Ben sevgi insanıyım, tutku insanıyım, aşk insanıyım. Benim için çok önemli kadın sevgisi. Kadın güzelliği muhteşem bir şey ve müşfikler, temizler, çok akıllı kadınlar ve çok detay görüyorlar. Erkekler öyle olmuyorlar. Detayları anlat desen kadın yüz tane detay verir. Bir erkeğe sor iki, üç tane detay söyleyebilir. Müthiş detay gücü vardır, müthiş derinlik gücü vardır kadınlarda. İmana çok yatkındır kadınlar, teslimiyete, şefkate, merhamete, sadakate, sabra çok yatkındırlar. Çok mübarek varlıklar. Ben ultra modern düşünceyi esas alıyorum.
     
  • Müslüman dünyanın en akıllı, en kaliteli, en seçkin, en derin düşünen, sanatı ve bilimi en güzel şekilde uygulayan insanıdır. Müslümanları en can alıcı yerden vurmuşlar. Resim yasak, gülmek yasak, konuşmak yasak. Evin içine kapatacaksın konuşmayacaksın, sükut edeceksin, öl de bari de konu kapansın yani konu buraya doğru gidiyor. Müslümanları mahvettiğiniz, tahribatı tamir etmeye çalışıyoruz.


A9 TV, Samsun AKS TV; 19 Mayıs 2011

  • Türkiye'nin gücü manevi yönüdür. Türkiye'de Darwinizm yenilmiştir, bu Türkiye'ye müthiş güç kazandırmıştır. Deccaliyet kene gibi yapışmıştı Türkiye'nin sırtına onu söktük. Müthiş bir manevi güç var, liderlik gücü var. Türkiye'nin gücü budur, başka bir şey değildir. Mesela askerlerimiz Afganistan'a gidiyor adamlarda acayip muhabbet oluyor, nedenini de bilemiyorlar. Başka askerler de var onlara sıcaklık göstermiyorlar, ama Türk askerlerine acayip sıcaklık gösteriyorlar. Mehmetçiğin mübarek bir yönü var, hemen bağırlarına basıyorlar. Bizim milletimiz kalender, hoş sohbet, fedakar, şefkatli, güzel insanlar.
     
  • Dini uzun uzun araştırılması gereken, kavranması güç gibi göstermeye çalışıyorlar. Halbuki çok sade. Renkli, üç boyutlu görüntü ile karşılaşıyoruz, her şey düzgün, ses çok kaliteli ve stereo, tadabiliyoruz, düşünebiliyoruz besbelli ki Allah var, hemen anlıyoruz. Her şey düzgün, her şey matematik düzgünlükte. Allah'ın sonsuz olduğunu hemen anlıyoruz. İmtihan olduğumuzu, imtihanın gerekliliğini anlıyoruz. Ve insanın hakikaten dünyada önemli bir süs olduğunu anlıyoruz. Allah melek yaratmış, ama asıl insanı beğeniyor. Çünkü insan iyiyi kötüyü görecek şekilde yaratılıyor, ama melek sadece iyiyi görüyor mecburen iyi oluyor. O yüzden Allah insanları çok beğeniyor ve onları sonsuza kadar yaşatmaktan, cennette yaşatmaktan hoşnut oluyor. Allah nasip etse biz cennete gitsek, cennet sandalyesinde otursak çok hoşumuza gider. Cennet insanlarını görsek sevmeye doyamayız. Ama bu, burada aldığımız terbiyeden kaynaklanıyor. Orada aldığımız iltifat çok hoşumuza gider. Cennet müziğini, cennet kokularını, cennet yemeklerini çok beğeniriz, hiç bıkmayız. Çünkü sürekli dünya ile kıyaslayacağız. Sürekli dünya ile kıyasladığımız için bıkmak yok. Cehenneme de sürekli bir pencere var. Cehennemi de göreceğimiz için şükrümüz artıyor.
     
  • Var olan bir şeyin sonsuza kadar kaybolması mümkün değil. Bir sesin, bir görüntünün, bir varlığın sonsuza kadar kaybolması mümkün değil. Bilim açısından da bir görüntünün kaybolması imkansızıdır. Allah'ın Katında da sürekli kalır. Sonsuz kısa zaman içinde sonsuz zamanı yaratmıştır Allah, bu nefes kesicidir. Hayatı çok detaylı yaratıyor Allah. Arabalar gidiyor geliyor, adamlar çek senet ödüyor, sokaklar var, vergilerini ödüyorlar mizansen mükemmel. Sineme sahnesindeki gibi. Mükemmel bir mizansen var. İnsanlar o mizansene aldanıyor, mizansenin kusursuzluğundan kaynaklanıyor. Mesela ekmek arası balık satıyor adamlar, rüzgar yüzüne çarpıyor o nedenle gerçek sanıyor. Halbuki onlar görüntü. Dışarıdaki gerçek varlık vardır, ama saydamdır, siyahtır, renksizdir, sessizdir. Sessiz, renksiz ve karanlık, hiçbir şey olmaz onunla. Dokunma duyusu da atomların birbirini işitmesinden kaynaklanır. Koku hissi de öyle. Burunsuz ruhumuz kokluyor, gözsüz görüyor, kulaksız duyuyor, böyle bir sistem var.
     
  • İnsan sayısı belki meleklerin sayısına göre çok çok az. Katrilyonlarca melek var. Ama Allah insanı beğeniyor, bu şaşırtıcıdır. Allah insanın şeytanı yenmesini çok beğeniyor. Şeytan, haşa, Allah'a meydan okuyor, biz de Allah'a meydan okuyan şeytanı yeniyoruz, Allah bunu çok beğeniyor. Tabii biz dünyada Allah'ın bizi sevdiğinden emin olamayız, ancak ahirette oluruz çünkü emin olursak imtihan kalkar.
     
  • Birbirinizi ezmeyin diyor Allah, adamlar bomba yapıyor. Bu çok acayip bir şey. Niye adam öldürülsün, niye silah yapılsın, ne gerek var? Sevmek çok güzel. Mesela tüfek yapıyor, "bir dakikada bilmem kaç mermi atıyor, delik deşik eder" diyor, iftihar ediyor onunla. Kardeşim kimse öldürülmesin, savaş da olmasın, ne gerek var? Normal yaşayalım, Allah'a kul olarak yaşayalım. Adam öldürme yöntemleri öğretiyorlar. Hapishaneler dolu, mahkemeler dolu, her yer avukat büroları ile dolu. Ne gerek var? Kimse kimse ile davalaşmasın, dost olalım. En ufak şeyi mahkemelik yapıyorlar, durduk yere mahkemelik yapıyorlar. Bu sistemi normal görmek acayiptir. Dışarı çıkıyorum, acaba insanlar birbirine bakıyor mu diye bakıyorum, bakmıyorlar birbirlerine. Mesela lokantanın önünden geçiyorum, herkes yemeğe gömülmüş. Olur mu öyle, çevrene sevgi, ilgi göstersene, selamlaşsana, hal hatır sor, masaya davet et. Güzel olan budur, bu olmazsa dışarı çıkmanın alemi ne? Kimse kimseye bakmayacaksa, muhabbet yoksa, ilgi yoksa, dışarı neden çıkalım o zaman? Manzaraya da bakmıyor, çiçeklere de bakmıyor, sevilecek hayvan da yok, kuşlar yok, her yerde ağaçlar olması lazım, kuş olması lazım, beton olmaması lazım. Mesela akşam gidiyoruz yolda gitmekten vazgeçeriz, girer bir yere sohbet ederiz, konuşuruz sohbet ederiz. Hayat böyle güzel olur. Dünyanın her yeri böyle, ama her yeri. Mesela Mısır acayip bakımsız, çok kirli, Hindistan da öyle, yerler toz toprak. İnsanların çoğu özen göstermiyorlar, beğenilsin diye düşünmüyorlar. Halbuki beğenilmek saygı ifadesidir. Onlara saygısından temiz ve bakımlı olur, kendine de saygısından tabi. Aşırı boşluk meydana geldi dünyada, bu ürkütücü bir şey. Kim bağırıyorsa onu takdir ediyorlar, "amma konuştu lafı oturttu" diyorlar. Ne gerek var buna, güzel söz, sevgi takdir edilir. Biz böyle yaratılmadık.
     
  • Mesela birisi çıkıyor diyor ki, resim haramdır. Bu Müslümanları mahvetmektir. Resim olmadığında mücadele edemezsin. Yaratılış Atlası baştan sona resim dolu. Resim niye haram olsun? Buhari'de yazıyor diyorlar, öyle bir şey yok, yanlış yorumluyorlar. Peygamberimiz (sav) zamanında Hz. İsa'nın resmini yapmaya kalkıyorlar, Peygamberimiz (sav)'in resmini yapmaya kalkıp resme tapmaya kalkıyorlardı, Peygamberimiz (sav) yapmayın diyor. Peygamberimiz (sav) zamanında savaşa çıkmak varken, savaşa gelmeyip tef çalıp oynayanlar oluyordu o zaman Peygamberimiz (sav) çalmayın diyor. Onun dışında niye yasak olsun. Kendi kendinize mantık geliştirmeyin.
     
  • Alparslan Türkeş hacıydı, 5 vakit namazındaydı, ehli sünnete titiz muhteşem bir insandı. Onun çizgisini ülkücü gençliğin de takip etmesini istiyoruz inşaAllah. İstanbul'da özel kaldığı yer vardı, özel görüşmeye gitmiştik, sevgi dolu karşıladı, beraber çay içtik. Birisinin masonluğu ile de bilgi verdi, bilmiyordum ben, o konuda da yardımcı olmuştu elhamdülillah. Tok sesli, çok efendi, nezaketli, Osmanlı terbiyesini bilen bir insandı. Allah cennette kardeş etsin. Ülkücü gençliğin yetişmesine sebep oldu. Allah, Peygamberimiz (sav)'in sancağının etrafında, cennette hep birlikte beraber olmayı nasip etsin inşaAllah.
2011-05-21 20:19:25
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top