Adnan Oktar'ın 14 Haziran 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar
A9 TV, 14 Haziran 2011
(Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlanan Civic Times gazetesinin Kudüs Temsilcisi Samuel Sogol’un son seçimlerin, İsrail ile ilişkiler sonucunda potansiyel etkisi sorusuna cevap)
Türkiye sıcak kanlı, sevecendir. Hükümet de öyle. Böyle yırtıcı, fanatik bir yönü yok. Son derece sevecen, akılcı yaklaşan, herkese karşı şefkat duyan bir kişilik içerisinde merhameti ve muhabbeti esas alıyorlar. Dolayısıyla İsrail’in aleyhine hiçbir şey olmaz Türkiye’de. Bölgedeki hiçbir ülkenin aleyhine kesinlikle hiçbir şey olmaz. Bir tek İsrail değil. Türkiye kavgacı bir ülke değil. Hükümet de kavgacı bir hükümet değil. İnsancıl Türkiye, hiçbir sorun çıkmaz. Hükmet de insancıl. Dolayısıyla hiçbir sorun çıkmaz. Sorun çıkarsa bana gelsinler. Çıkmaz diyorsam çıkmaz.
Saadet Partisi'nin oylarının yüzde bir olmasına kardeşlerimiz müteessir olmuşlar. AK Parti oyları, Saadet oyları, MHP oyları bunların hepsi birbirinin aynı oylardır. Bizim milletimizin yüzde doksan beşi bu görüştedir. Erbakan Hocamız diyor, milli görüştür. AK Parti'nin aldığı oy da milli görüşün oyudur. Milli görüş demek; sevgi, merhamet, dostluk, yardımseverlik, insancıllık, hakkaniyet, affedicilik, Kuran ahlakı, İttihad-ı İslam, zalimlere, gaddarlara karşı olmak, ekabirlere, büyüklenenlere karşı olmak, mütevazi olmak, mazlumları korumak budur. Bu seferlik böyle. Bir dahaki sefere başka türlü olur, inşaAllah.
(Suriye'de bayanların Müslümanlardan yardım istemeleriyle ilgili haber hakkında)
Bir Hz. Mehdi (as) özlemi. Hz. Mehdi (as)’ın zuhurunu Allah’tan isteme üslubu. Mehdiyet’i Allah’tan isteme. Müslümanlar başsız, amaçsız, kontrolsüz bir yere gidemezler. Mesela, mahallede on kişi toplanıp bu kadınları bırakın derse, adamlar onları sille tokat döver. Müslümanlara neredesiniz diyeceklerine, Hz. Mehdi (as) zuhurunu Ya Rabbi çabuklaştır demeleri daha doğru olur. Başsız bir hareket mağlup olur. Mehdi (as)’sız İttihad-ı İslam da olmaz. Hz. Mehdi (as)’sız bir kurtuluş da olmaz. Hz. Mehdi (as)’ı bir an önce zuhur ettir, duanın bu şekilde olmazı lazım. Aksinde sürekli felaketler devam eder. Hz. Mehdi (a s)’ın varlığı olayı bitirir. Konu kökten kapanır.
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?" (Nisa Suresi, 75) İşte bu Mehdiyet özlemidir. Müslümanların birlik olması gerektiğini Cenab-ı Allah bizlere anlatıyor. Müslümanın özlemi bu şekilde olacak, bu ayete göre olacak, inşaAllah.
Resulullah (sav)’in bildirdiği, Allah’ın bildirdiği Mehdi vardır. Amerika’nın mehdisi, İngiliz mehdisi şu mehdisi, bu mehdisi olmaz. Hadislerde Peygamber (sav)’in belirttiği, Peygamberimiz (sav)’in soyundan, Ehl-i Beyt’inden, Fatma evlatlarından Muhammed Mehdi (as) vardır. Eşgali bildirilmiş, ne zaman geleceği bildirilmiş. Özellikleri bildirilmiş, ne yapacağı bildirilmiş, nerede çıkacağı bildirilmiş. O tabii ki mükemmel bir insan olacaktır. Ama sahte mehdiler her zaman olmuştur, olur da. Onu bir tedirginlik unsuru olarak ele almanın bir alemi yok. Onun bir önemi olmaz. Sahte mehdiler daima yenilirler. Gerçek Mehdi (as) galip olur, kaderi öyledir ve galip olan Mehdi gerçek Mehdi’dir.
Müslümanlar kendi aralarında, birbirlerine karşı çok sevgi dolu olacaklar. Birbirlerini koruyup-kollayacaklar. Ev sohbetlerine Nur talebelerinden çağırabilirler, diğer cemaatlerden çağırabilirler, her cemaatten insan çağırılması lazım. Onlarla müşterek olan konularda ittifak edip sohbet etmeleri lazım. Mesela Peygamberimiz (sav)’in güzel ahlakı anlatılabilir. Her cemaatin kabul edeceği bir şey bu. Ama siyasi görüş ortaya koymamak lazım. Siyasi görüş ortaya koymadan ev sohbetleri çok güzel olur. Bizim zaman zaman gemide yaptığımız yemekli sohbetler, onlar çok güzel. Geçenlerde verdiğimiz ziyafette MHP’li kardeşlerimiz vardı, AK Parti’den vardı, Saadet’ten vardı. Her partiden insan vardı. Milletvekilleri, profesörler herkes vardı. Orada biz siyaset konuşmadık. Ama Türk-İslam Birliği’nden, İttihad-ı İslam’dan, kardeşlikten, muhabbetten bahsettik. Konunun bu şekilde olması lazım. Siyaset yapıldığında gerilim olur, orada siyasetten kaçınmak lazım. Dost sohbetlerinde siyaset olmaz.
Kuran sevginin zeminini bize anlatır. Sırf sevin demez Kuran. Sevmek için sabır gerekir, fedakarlık gerekir, cömertlik gerekir, dikkat gerekir, koruyuculuk gerekir, diyergamlık gerekir. Egoist, bencil olan sevgiyi yaşayamaz. Egoist, bencil olan mutlaka sevgiyi kaybeder. Sabırlı olmayan sevgiyi kaybeder. Affedici olmayan sevgiyi kaybeder. Sevgi durduk yere oluşmaz. Mutlaka emek verilmesi, dikkat verilmesi ve özen gösterilmesi gerekir. Nasıl çiçeği koruyorsun, onu korur gibi sevginin korunması lazım. Durduk yere şak diye sevgi gelmez. Kaşına, gözüne sevgi olmaz. Kaşı, gözü çürüyebilir, bozulabilir; hastalanabilir, yaşlanabilir, her şekle gelebilir. Zenginliği de gidebilir ama imanı ve ahlakı, imanından kaynaklanan ahlakı, bu kalıcıdır. Ruhta bu derin etki yapar. Ondan dolayı biz insanı severiz. Yoksa öbür türlü sırf et-kemikten dolayı bir insan sevilmez. İnsan cildini kaldırsan bir milim altı kıpkırmızı kan. Deri kalktı mı altı kıpkırmızıdır. Kırmızı et çıkar, yağ çıkar, başka bir şey kalmaz. Dolayısıyla beğenilecek bir yönü kalmaz insanın.
Türkiye’deki gelişmelerin her şeyi bir bahar alameti. Eskiden insanlar hep, ben lise yıllarından hatırlıyorum, korku içinde yaşardı, hep tedirgindi. Terör korkusu, anarşi korkusu, oyuna getirilme, evinden alınıp götürülme korkusu bunlar tamamen kaybolmasa bile, eğer 100 ise o bölüm 1’e düştü. O kadar azaldı. Bu bahar alameti. Mehdiyet baharı. Bütün televizyonlara baktım hepsi bunun hikmetini çözmeye çalışıyorlar. Bir türlü de çıkaramıyorlar. Hikmeti, sebebi, hadislerde Peygamberimiz (sav)'in belirttiği zamana geldiğimizden oluyor. Mehdiyet’in bereketiyle oluyor. Anlamıyoruz diyorlar. Biraz daha beklerlerse tam anlayacaklar. Bana güvensinler tam anlayacaklar. Entel şaşkınlığı içerisinde bir birlerine soruyorlar bütün kanallarda bu niye %50 diye? Ak Parti’nin kara kaşına kara gözüne %50 olmuyor. Millet dini istiyor, İttihad-ı İslam’ı istiyor, Kuran’ı istiyor. Olay bu. Adalet istiyor, sevgi, şefkat, merhamet istiyor, kavga istemiyor. İddia Edilen Ergenekon Terör Örgütü’ne karşı tavır alıyor millet. Tavrını gösterdi. Millet nefret ediyor şiddetten. Gizli komünist derin devletten insanlar bizar, komünist derin devletten bizar. Yoksa Ak Parti'nin olağan üstü olduğundan kaynaklı bir şey yok. Bir parça Ak Parti bunu sapladığı için.
Diğer partiler İttihadı İslam’ı savunun siz de iktidar olursunuz dedim. Sözümü dinlemediler. Sözümü dinlemezlerse iktidar olmazlar. Milletin mukaddesatını, ittihad-ı İslam fikrini kim savunursa o iktidar olur. Onlar savunduğu için onlar oldu iktidar. Has parti sıfırlarda alacak dedim. Aynen oldu. Kemal Zeybek’in partisi için de öyle oldu. Kemal Zeybek biraz çocuksu, yüzeysel düşünüyor. Gerçek velileri, aydınları esas almadı. Gitti güce teslim oldu. Güce teslim olursan, güçlüde haklılığı ararsan böyle olur. Güç sahipleri şu an gözleri dolmuş şekilde izliyorlar. Ama sıfır oldular. Güçlüde hakkı ararsa böyle olur. Haklıda gücü arayacak, velilerden yana olacak.
Genel bir kurutuluş özlemini Cenab-ı Allah bizim kalbimize koymuş. Ahir zamanda daha da şiddetlendi. Buna ait alametler özellikle bu aydan itibaren alenen görülmeye başlayacak. Her ay her yıl harikalar peş peşe gelecektir İnşaAllah. Sonunda demiştiniz diyecekler.