Adnan Oktar'ın 21 Haziran 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV; A9 TV,  21 Haziran 2011

  • Mehdi (as) sevgisi yüzyıllardan beri devam ediyor, herkesin kalbinde. Hiçbir zaman için de silinmemiştir. Ama şu an çok ciddi şekilde gündemde, vakti geldiği için inşaAllah.;
     
  • Allah’ın bir olduğu çok açık aşikar, bu konuda 21. yüzyıl’da tartışma olması inanılır gibi değil. Koskoca insanların hala Allah üç mü (haşa), başka sayılarda mı demesi gariptir, Allah’ın bir olduğu hemen anlaşılan bir şeydir. Öyle karmaşık, kavranması gereken bir konu değil.  
     
  • Konuşanı susturmak çok ayıptır. Çıksın kürsüde konuşsun, televizyona çıksın konuşsun, istediği yazıyı yazsın. Ben fikir özgürlüğüne sonuna kadar taraftarım. Her türlü fikrin ama. Adam dinsizliği de anlatabilir, komünistliği de anlatabilir, faşizmi de anlatabilir, her şeyi anlatabilir. Sadece hakaret ve saygısızlık, bunun olmaması gerekiyor. Nezaket ölçüleri içerisinde fikir özgürlüğü insanı çok rahatlatan bir şeydir. Bilim öyle ortamda gelişir, sanat öyle ortamda gelişir. Baskı korkunç bir şey, insanın özgür olmaması çok korkunç bir şey. İstediği gibi yaşasın, istediği gibi düşünsün, istediği gibi konuşsun, ama insanlara zarar verememek şartıyla.
     
  • Ne güzel olur, Suriye ile birleşsek, Irak ile birleşsek, açalım sınırları kardeş olalım, gençler bağırarak şarkı söylesinler, istedikleri gibi yesinler, içsinler, özgür gezsinler, kimse kimseden korkmasın. Korku insanı hasta eder. Mesela Irak’a git bir gence sor, neden korkuyorsun dersin. Polisten korkar, askerden korkar, sokakta ki bir insanı görür, kendi mezhebinden olmayan bir insandan korkar, hakimden korkar, savcıdan korkar, kardeşim bu nedir? Her şeyden korkuyorlar. İnsan ruhu zayıftır. Allah diyor ayette; “İnsan zayıf yaratıldı”.  Bu kadar baskıyı kaldırmaz insan. Sağa dön yasak, sola dön korku Allah esirgesin insanın basireti bağlanır, feraseti bağlanır, gücü kırılır. Onun için özgürlük esastır, demokrasi esastır. Laik ortamda, sevecen ortamda herkes samimi candan fikirlerini söylemek durumundadır. Ama hakaret ızdırap verir, küfür ızdırap verir, saldırmak ızdırap verir, bunlar ahlaksızlıktır, vicdansızlıktır. Bunların tabi ki durması gerekiyor. Mesela adam komünist olabilir ben ona saygı duyarım, hakaret etmem.  Bilimsel olarak eleştiririm ama küfür etmem. Küfür etmek çok adice bir hareket. Masonluğun faydalı bir yönü varsa överim. Anormal bir yönü varsa eleştiririm ama küfür etmem. Küfür etmek zavallılıktır, basitliktir, akılsız insanların özelliğidir. Ama cahillikle ağzından kaçmıştır, hata yapmıştır o da özür dileyecek. Terbiyesizlikte devam etmeyecek, saygısızlıkta devam etmeyecek, ben yaparım ederim demeyecek. Bunu durduracak o kadar.
     
  •  “Göz ferahlığı”, Peygamberimiz (sav)’in o ifadesi çok önemli bir ifade. Bakışta ki ferahlık, her baktığında ferahlık hissetmen, bir huzur rahatlık hissetmen, göze onun bir sıkıntı vermemesi, ruha bir sıkıntı vermemesi, her baktığının içini açması çok güzel bir duygu. Resulullah (sav)’in bütün dualarına bakıp onun karakterini çok iyi görmek lazım. Ölümden sonra serinlikten bahsediyor Peygamberimiz (sav). Ölümden sonra insan çok rahat etmek ister. Ölüm anında da, ölümden sonra ki safhalarda da bir tedirginlik yaşamaması lazım. Cenab-ı Allah onunla ilgili çok garanti vermiştir. Hiçbir şekilde zorluk görmeyeceksiniz diyor Allah. Üzülmeyeceksiniz, korku da görmeyeceksiniz, Hatta “bir hurmanın çekirdeğinde ki iplikçik kadar zarar görmeyeceksiniz” diyor Allah. Açıklama çok güzel. Ama göz ferahlığı istemesi, ölümden sonra ferahlık istemesi çok şahane bir ifade. Azrail ile beraber serinlik ve ferahlık içinde gitmek ve diğer meleklerle birlikte serinlik içinde gitmek. Çünkü cennete varıncaya kadar ki aşamaları Cenab-ı Allah açıklıyor, ama insanlarda yine bir tedirginlik meydana getirebilir. Onun için Allah Kuran'da o konuda çok garanti vermiştir rahat olmaları için. Zaten cennete girdiklerinde selamla giriyorlar, bir ferahlık var. Selam demek güvenlik, “güvenlik içinde girin” diyor. Cennete girdikten sonra da zaten sonsuzluğa kilitlenmiş oluyor. Ölüm öldürülüyor artık ondan sonra. Ölüm sonsuza kadar öldürülmüş oluyor, kilitlenmiş oluyor. Mesela Peygamberimiz (sav) “damarlarımı nurlandır” diyor. Nurlanan bir damarda hastalık olmaz, tıkanma olmaz. “Etimi nurlandır” diyor. Nurlanan bir ette de hiçbir şekilde ur, kanser falan oluşmaz. Çok güzel ifadeler, maşaAllah.
     
  • Din aslında karmakarışık değil, anlaşılması zor değil. Bizim iyi olarak bildiğimiz her şeyi Allah bizden istiyor. Konu bu. Kuran’da anlatılan budur. Dürüstlük, samimiyet, sıcaklık, candanlık, cömertlik bunları Allah bize ibadet olarak Kuran’da bildirmiştir. Birbirimizi sevmemiz, barış içinde yaşamamız kan dökülmemesi... Bu oldu mu dünya çok güzel. Dünya çok güzel bir şekilde yaratılmıştır. Acı sistemi, ızdırap sistemi, baskı sistemi gibi göstermeye çalışıyorlar.
     
  • Kadınlar şefkat hazinesidir. Şefkati çok iyi bilir, anne oldukları için. Annelik ruhu olduğu için içlerinde. Sevgiyi, tutkuyu en güzel yaşayıp, onu aksettiren bir yapıya sahiptirler. Ama nazenin varlıktır kadın, çabuk üzülürler, çabuk rencide olabiliyorlar. Çabuk kuşkuya kapılabilirler. Çok özenli olunması gerekiyor. Allah onları  çiçeğe benzetiyor Kuran’da. Özenle yetiştirilmiş çiçeğe benzetiyor. Onun için çok akıllı bir Müslüman kadını ancak  güzel denge içerisinde tutabilir. Akılsız bir insan  hassas bir aleti bozmuş olur. Bir insana girift çok hassas bir alet versen, eğer uzman ise onu en güzel şekilde değerlendirir. Ama  kaba ve akılsız ise kırar onu.kaba akılsız insanda bu hassas aleti kırabilir, dağıtabilir, üzebilir, çökertebilir. Onun için Kuran’da Cenabı Allah “iyi erkekler iyi kadınlara” diyor. İyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlar  diye Allah ayırt etmiştir. Onun için müminler  güzel, akıllı, güzel huylu insanlar; güzel huylu, güzel akıllı kadınlar ile birlikte olacaklar. Evlendiklerinde onlarla evlenecekler. Evlendiklerinde helali olarak kabul edecekler o zaman mutlu olurlar. Yoksa aksinde dünyada görülen, geniş çapta görülen  ızdırap başlar. Kadın, erkeğin başını çok ciddi şekilde bela olur. Erkek de kadının başına çok ciddi bela olur. Ve birbirlerini yıpratan makineye dönerler. O onu yıpratır, o da onu yıpratır. Sürekli birbirlerini kızdırırlar. Sürekli  gerilime düşerler ve şiddetli bir nefret oluşur. Eğer mümin muttaki ise iki tarafta akıllı ise birbirlerinin güzel yönlerini çok güzel ortaya çıkartırlar. Ahlakındaki, bedenindeki bütün güzellikleri çok iyi takdir ederler. Ondan haz alırlar. O da karşılıklı birbirlerini çok sevmelerine, birbirlerine muhabbet duymalarına sebep olur.
     
  • Bir kere müminde şefkat var. Allah’a inananda şefkat var. Şefkat bir kere dinmeyen bir duygudur, hiçbir şekilde azalmaz. Kadın hasta iken şefkat doruk noktaya çıkar. Sakatlanırsa Allah esirgesin doruk noktaya çıkar. Yaşlanırsa doruk noktaya çıkar, daha da şiddetlenir. Bir şeye düşse Allah esirgesin şefkat devreye girer. Bir şeye gücü yetmez ise şefkat devreye girer. Şefkat çok zevkli bir duygudur. Yani şehvet gibi, özel bir duygudur. Ruhta şiddetli bir etki yapar, çok güzel bir duygudur. Bitip  tükenmek bilmeyen güzel bir şefkat sürekli ruhta hakim  olur. Şefkat çok büyük bir nimettir. Müminlere Allah tarafından verilmiş özel bir güçtür, özel bir duygudur. O müminlerin iç enerjisidir. Allah bu huyu, bu ahlakı çok beğeniyor.  Rahman, Rahim isminin tecellisidir, şefkat.
2011-06-22 22:51:59
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top