Adnan Oktar'ın 25 Temmuz 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 25 Temmuz 2011 

  • (DTK'nın bölgesel seçim yapmasıyla ilgili haber hakkında)

İlkokulda temsiller olur. Kimi fabrika müdürü olur, kimi doktor olur, onlara benziyor. Nerede yaşadıklarını unutuyorlar. Bir de bunu yaparlarken hukuki yönden bu konu inceleniyor mu onu bilmiyorum. Fakat ben yaptım oldu olmaz. O zaman çıksın başkası da mesela, Musevi cemaati var, Hıristiyanlar var, yahut çeşitli kavimlere mensup kardeşlerimiz var. Arap olanlar var, Gürcü olanlar var. Biz özerklik için seçim yaptık, meclisi de topladık hadi hayırlı uğurlu olsun, desinler. Dünyanın hiç bir yerinde hiçbir devlet bunu kabul etmez.

  • Müslümanların en ufak bir şeyinde ortalığı birbirine katan zihniyet,  burada bu tavırlara karşı eğer lakayıt iseler, böyle destekler bir üslup gösterirseler o zaman bu çok ters bir mantık olmuş olur. Anormal bir hareket olmuş olur. Yakışıksız olmuş olur. Dindar olan bir insanın yaptığı en ufak bir şeyde yeri yerinden oynatmaktan çekinmeyen, alenen hakkı olan bir şeyi "ne derler bize hakkını verirsek, doğru haklı ama hakkını savunursak ne olur bize şimdi? Daha yeni göreve geldik, çevremiz var, bizim hakkımızda kim ne derler?" diye düşünüp de alenen böyle acayip tavırlara karşı da suskun kalan bir zihniyet hata yapmış olur. Yanlışlık yapmış olur. Böyle şeyler uğursuzluk getirir. Yakışıksız hareketler olur bunların düzeltilmesi lazım.
     
  • (Ali Taran'ın hasta olan eşiyle ilgili haber hakkında)

Biz burada olayın vicdani yönüne bakıyoruz. Mazlum bir kadın, ömrünü bir insana adamış, onun yanında hastalanıyor, yaşlanıyor. İnsan eşine hem acıma, hem şefkat, merhamet, sevgi her gözle bakar. Dolayısıyla onun en iyi olmasını ister. Yani her an insana bir şey olabilir. Kendine de olabilir. Eşine de olabilir. İki taraf da ölünceye kadar birbirlerine sadık olup, birbirlerini koruyup kollamakla mükelleftirler. Aksi acayip olur. Tabii her şeyde bir hikmet vardır. Biz hayır gözüyle bakıyoruz.   

  • Tapınak şövalyeleri Müslümanlığa sempati duymaya başlayınca, Müslümanlığın hak din olduğunu anlamaya başladıklarında, gösterildiği gibi İslam’ın bir vahşet dini değil de sevgi dini olduğunu etrafa anlattıklarını hissettiklerinde, deccaliyet hemen adamlarını görevlendirmeye başladı. Hemen bir deccal kurusuna çık ortaya bir katliam yap, Tapınak Şövalyeleri nasılmış, masonluk nasılmış millete bir göster gibi bir mantıkla gelişmeleri kendilerince kapatacaklarını düşünüyorlar. Yani masonların Müslüman olmasını durduracaklarını, Tapınak Şövalyelerinin Müslüman olmalarını durduracaklarını,  İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini durduracaklarını düşünerek, kendilerince bir atak geliştirdiler. Bu boş bir ataktır. Tapınak şövalyeleri geldiler buraya gördünüz, Müslümanlara karşı bayağı sevgi dolular, camiye gidiyorlar, ibadet yapıyorlar, Kuran’ı okuyorlar, İslam’ı öğrenmeye çalışıyorlar. Barıştan ve kardeşlikten yanalar. Dolayısıyla yani olur olmaz, bilir bilmez işte bütün Tapınak Şövalyeleri böyle kan dökücüdür, zalimdir, bunlar sizin düşmanınızdır gibi yayınlar yapmak Müslümana yakışmaz. O zaman, karşı taraf da ne yapıyor? Müslümanlar kan dökücü ve çok zalimdirler, diyor. Onlar da bunun propagandasını yapıyorlar. Nasıl kan döken anarşi çıkaran, terör yapan ve Müslümanım diyen kişi Müslümanlara örnek olamayacaksa, kan döken, terör yapan bir Tapınak Şövalyesi de bir mason da tüm Tapınak Şövalyelerine tüm masonlara örnek olmaz. Hepsini külliyen reddetmemize sebep olmaz. Tapınak Şövalyelerinin ve masonların tabii ki dinsizleri, ateistleri var. Tabii ki Müslüman düşmanı olanlar var. Müslümanları birbirine düşürmek isteyenler var. Ama iyi olanları da var. Nasıl Müslümanların iyisi var, kötüsü varsa onların da iyisi ve kötüsü var. Birbirinden ayırt etmek lazım. Dolayısıyla birleştirici, barıştırıcı, İslam’ı sevdirici, düşmanı ortadan kaldıran, barışı getiren bir politikanın esas olması lazım. Körüklemek çok yanlış olur. Koskoca bir camiayı, mason camiasını koskoca bir Tapınakçı camiasını külliyen Müslüman düşmanı ilan ettin mi, bu deccalin işine gelir. Böyle bir oyuna gelmeyelim, onlara İslam’ı sevdirelim, Kuran’ı sevdirelim, Müslümanlara yaklaşmalarını sağlayalım. Ki onlar da böylece Kuran’ı anlasınlar, Kuran’ın barışı getirdiğini, İslam dininin kaynağı olduğunu görsünler.
     
  • Bu taraftan yobazlar Türk İslam Birliği’ni durdurmaya çalışırken, oradaki yobazlar da yine Türk İslam Birliği’ni durdurmak için el ele çaba sarfediyorlar. Dolayısıyla biz samimi tapınakçıları tenzih ediyoruz, samimi masonları tenzih ediyoruz.  Onların Müslümanlığa karşı duydukları sevgiyi takdir ediyoruz, teşvik ediyoruz, Allah’tan onlara hidayet diliyoruz. Ama aralarına giren pislikleri de temizleyeceklerini umuyoruz. Nitekim de temizliyorlar. Bu bütün masonları, bütün tapınakçıları bağlayan bir olay değildir. Masonlar ve tapınakçılar hepsi Hz. İsa’nın talebeleri olacaklar. Mehdi’nin talebeleri olacaklar, İslam ahlakı dünyaya güler yüzle, sevgiyle, barışla, kardeşlikle hakim olacak. Damla kan akmayacak, bütün silahlar kaldırılacak, bütün silah sanayi kaldırılacak, dünyaya huzur, güvenlik ve barış hakim olacak. Silm –İslam barış demektir. Dünya huzur ülkesi olacak, her yer huzura, berekete, bolluğa kavuşacak.
     
  • Ekonomik krizi deccal yeniden ateşledi. Baktılar Türkiye’de kalkınma hızlı, Mehdiyet’in bereketi her yeri sarmış, büyüme hızı dünyadaki en yüksek oranlardan birine ulaşmış deccal kuzeyden bağırıyor. Ortalığı karıştırın diye birden doları fırlattılar. Euro’nun değeri  bir anda fırladı ve ekonomik kriz geliyor, dediler. Yani bunu kundakladılar, arkasından terör hareketi. Türkiye’nin Türk-İslam Birliği’ne doğru gittiğini gördükleri için, deccaliyet bütün imkanlarıyla, bütün adamıyla, elemanıyla karşı atağa geçiyor. Kendince durduracağını zannediyor. Onlar bir plan yaptıysa, Allah’ın da bir planı var. Onlar bir tuzak kuruyorsa Allah’ın da kurduğu bir tuzak var. Allah’ın kurduğu tuzak daha çetindir. İnşaAllah. 
     
  • (Habertürkdeki Hızır (as) ile ilgili program hakkında)

Muhterem kardeşimiz tabii samimi, ama yanlış anlatıyor. Bir kere atmosferi o derece kaplayacak derecede bir petrol ve kızgın demir bulunması çok zor. Yani belirli bir bölgeye hadi diyelim 1 kilometrekareye demir yığıldığını düşünün. Nin tanker petrol getirildiğini düşünelim. Dünya atmosferine hiçbir şey olmaz. Ve yanar zaten kızgın demirin üzerine petrol dökersen de. Çünkü kor haline getirildiğinden bahsediyor burada ateşten bahsediliyor. Cayır cayır yanar, petrolü buharlaştırmak için yapılabilecek en ilkel yöntem o anlattığı yöntem, öyle bir şey olmaz. Her yönden mantıksız, bir de uçan daire ile gelen adam, gaz bulutunun içinden geçemeyecek teknolojiye sahipse zaten uçan daire yapmaz adam. Uçan daire teknolojisi çok daha ileri bir teknoloji olacağına göre gaz bulutu değil, ona göre her şeyin içinden geçecek bir yönde olması lazım. Ve gaz bulutu da varsa, adam onu yakmayı bilir. Ya da en azından yakar onu okside eder, ondan sonra onun içinden geçer. Yani bu kadar ilkel bir teknolojiyi bu kadar yüksek bir teknolojiyle karşılık verememesi düşünülemez. Anlattığı kardeşimizin yanlış, burada sembolik olarak Mehdi anlatılıyor, Zülkarneyn kısssasında zaten kendi de söylüyor başında. Son dönemde dünyaya hakim olacak kişi, diyor. Mehdi desene açıkça. Son dönemde dünyaya hakim olacak kişi, herkesin bildiği bir kişidir bu ve Mehdi’dir. Burada ayette de “gerçekten biz ona sapasağlam bir iktidar verdik” denilen kısmın ebcedi 2017 tarihini veriyor. Dünyaya  fikren hakim olacak Mehdi. Burada eritilen demir kitleleri tankları, topları, uçaksavar bataryalarını, silahları hepsini Mehdi’nin eriteceğine ve Yecüc Mecüc’ü ve saldırganlığı ortadan kaldıracağına işaret eden bir Kuran ayetidir. Çünkü silah kalktı mı, savaş da olmaz. Silahsız adam nasıl savaşsın? Silahlardan kaynaklanıyor o savaşlar, savaşlardan kaynaklanıyor silahlar. Bir tarafı kaldırırsan olay durur. Silahsız olunca rahat durur adamlar. Mesela, neden ateşli silahlar yasak, insanlar birbirini öldürmesin diye, serbest olsa çok daha fazla olur cinayetler, Mehdi devrinde de silahlar tamamen yok edileceği için, ahlak da çok mükemmel olacağı için, kan akmayacaktır ve Yecüc Mecüc, anarşi duracaktır. Tanklar, toplar düşünün dünya çapında bu demirlerin eritildiğini düşünün, sanayide kullanıldığını düşünün. Dünyaya 100 yıl yetecek demir ihtiyacı karşılanır neredeyse ve dolayısıyla da anarşi durmuş olur. Buna işaret etmiş oluyor. Tamamen Hz. Mehdi (as)'ye işaret ediyor ayet. Çünkü Allah olmayacak hayali olaylardan bahsetmez. Cenab-ı Allah var olan ve insanların göreceği olayları anlatır. Mesela Yusuf kıssası varsa ona benzer bir olay olacak demektir. Sülyeman kıssası varsa ona benzer bir olay olacak demektir. Zülkarneyn varsa orada anlatılan olayların hemen hemen aynısına yakın sembolik anlamda, ama sembolik yönleriyle benzeyen veya direk doğrudan benzeyen yönleriyle olaylar olacak demektir anlamı budur. “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı”  86 – 1986’da Mehdiyete bir saldırı olacağı anlaşılıyor. Benim anladığım ve “onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu”; kara çamurlu yani kötü insanların bulunduğu azap olan bir yere, insanlara işkence yapılan bir yere Hz. Mehdi (as)'ın konacağına işaret edilmiş oluyor 1986’da. Güneş Mehdiyeti ifade ediyor. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı. Hz. Mehdi (as) onların içinde kayboluyor. Kara çamurlu bir gözede küçük bir hücrede yani kötü bir yer anlamına geliyor inşaAllah bir yönüyle işaretidir ayetin. "Yanında bir kavim gördü ya azaba uğratırsın ya da içlerinde güzelliği ilke edinirsin." Yani o insanlara tebliğ de yapabilirsin ters de davranabilirsin. Demek ki orada bulunduğu yerde yine tebliğ yapacak. Gittiği yerde de yine tebliğ yapıyor Hz. Mehdi (as). Mehdi’nin kayıplı dönemine işaret eden bir ayet olduğu anlaşılıyor. Mehdi’nin gaybeti çok önemlidir ve Zülkarneyn kıssasının doğrudan Mehdi’ye baktığını Peygamberimiz (sav) kendisi söylüyor. Biz bunu tahminle bulmuyoruz. Yani varsayımla da ortaya çıkarmıyoruz. Diyor ki Peygamberimiz, dünyaya 5 kişi hakim olmuştur. İki kafir Nemrud ve Buhtunasır, iki Müslüman Hazreti Süleyman ile Hazreti Zülkarneyn beşinci olarak kim diyor Mehdi diyor evlatlarımdan Mehdi... Niye Peygamberimiz bunları belirtiyor? Süleyman ve Zülkarneyn gibi hakim olacak diyor Peygamberimiz (sav). Hadislerde bütün Peygamberlere benzer, peygamberlerin bir özetidir diyor Mehdi için. Bütün peygamberlere benzerliklerini tek tek sayıyor Hazreti Süleyman’a hangi yönüyle benzer, Hazreti Yusuf’a hangi yönden benzer? Ve Zülkarneyne de benzer. Zülkarneyn gerçi Peygamber olup olmadığı şüphelidir. Fakat oradaki kıssada zaten doğrudan anlatılmış oluyor. Deccal zamanında zaten Kehf Suresi’ni okuyun diyor Peygamberimiz (sav), yani çözümün bütün detaylarının orada olduğunu söylüyor. Kehf Suresi baştan sona Mehdiyeti anlatır zaten. Gençlerin oluşması, gençlerin kendilerini önce gizlemeleri sonra gençlerin ortaya çıkması, halkın başta gençlere düşman olması, aralarında Hızır’ın bulunması gençlerin ve iki gruptan bahsediliyor biri Hz. İsa’nın talebelerine bakar, biri Mehdi’nin talebelerine bakar. Biri Ashab-ı Rakim biri de szhab-ı Kehf ... Ashab-ı Rakim Hz. İsa (as) talebelerine bakıyor inşaAllah. Tabii bunlar ayetin işari yönleri, ayetin bir asıl anlamları vardır, bir de işari yönleri vardır, tabakaları vardır. Ben işari yönlerinden bir tanesini anlatıyorum. 

  • Geçmiş devirde şimdiki teknolojiden çok daha iyi netice alınan sistemler  kurulmuş, mesela televizyon kullanılmış ama çok çok daha kolay bir teknikle, yani bu kadar karmaşık bir teknikle değil. Atom bombası yapılmış ama çok kolay bir teknikle. Mesela Hızır da kullanmış atom bombasını, Allah meleklere de kullandırmış. Basit bir sistemi var. Bir madde ile bir madde tepkimeye girdiğinde aynı atom bombasının etkisini meydana getirdiğini anlıyoruz. Mesela o Lut kavmine elçiler geldiklerinde de kimse geriye dönmesin diyorlar. Orada kolay bir sistem ile Allah bir şeyi vesile ediyor. Tam anlamıyla atom bombası etkisi yapan bir patlama meydana geliyor. Yani insanlar bilimsel buluşlarda bulunuyorlar. Ama karmaşık sistemle buluyorlar. Bir de çok kolay sistemler var. Mesela Hz. Süleyman zamanında televizyon var, ama çok kolay bir sistem ile kurulmuş. Mesela atom bombası çok fazla kullanılmış, Kuran’da bunu görüyoruz. Şehirlerin halinden de bunu anlıyoruz, ama çok kolay bir sistemle kuruluyor. Uçak yapılıyor ama çok kolay sade ve kolay bir sistemle yapılıyor. Mesela maddenin ağırlığı azaltılabiliyor. Çok kolay bir sistemle yapılıyor. Fakat daha bunlar bulunamadı. Yani bir kısmı tahmin ediliyor, bir kısmı araştırılıyor, bir kısmını da biz görüyoruz. 
     
  • Mason ve Tapınak şövalyesi Müslüman olmaz diye bir şey yok, olur. Komünist de Müslüman olabilir, Hristiyan da Müslüman olabilir. Musevi de Müslüman olabilir. Müslümanlığa geçmenin önünde bir engel, perde yoktur. Bu perdeleri biz kaldırıyoruz işte. Ama mühim olan zor kullanılmaz, baskı olmaz. Müslümanlıkta baskı yoktur. Biz İslam alakının dünyaya hakim olacağına inanıyoruz. Mesela bir Musevi de der ki Musevilik dünyaya hakim olacak der, onun inancıdır, saygı duyarız. Hıristiyan da der ki Hıristiyanlık hakim olacak der, biz ona da saygı duyarız. Masonlar da masonluk hakim olacak der. Ama biz inancımıza göre İslam ahlakı hakim olacak diyoruz ve zaten de görüyorsunuz İslam ahlakı dünyaya hakim oluyor. Zor var mı, yok. Zor kullanmak isteyenler var mı, var. Deccal ordusu zor kullanmak ister. Zorla milleti Müslüman etmeye kalkar. Mehdi ordusu, Mehdi cemaati, Mehdi talebeleri ki bizim Türkiye'miz bir Mehdi ülkesidir asla zordan yana değildir. Hep sevgiyle, şefkatle, ilimle, bilimle, akılla, ikna ve telkinledir. İsteyen kabul eder, isteyen etmez. Ama bütün masonların, bütün Musevilerin, bütün Hıristiyanların, bütün Tapınak Şövalyelerinin Müslüman olacağına biz inanıyoruz. Fakat tekrar söylüyorum asla zor kullanmadan.
     
  • Bir topluluğu olduğu gibi tekfir etmek, bunlar ahlaksızdır, dinsizdir bir daha bunlar Müslüman olmaz, bunlara hiçbir şekilde yanaşılmaz demek doğru olmaz. Her insan için Müslümanlık imkanı vardır. Tevbe imkanı vardır, kapılar açıktır, yollar açıktır. Hidayet yolu açıktır, Allah’a dua edecek. Zor kullanmadan, sevgiyle, şefkatle, ilimle, bilimle, sanatla İslam ahlakını dünyaya hakim edeceğiz. Zaten Müslümanlığın dışında da dünya ayakta duramaz. Kıyamet kopar, illa ki dünya Müslüman olacak Allah’ın istediği bu. Onun dışında acı yaşanıyor zaten görüyorsunuz. Tek sebebi nedir? İttihad-ı İslam’ın olmaması, Türk İslam Birliği’nin olmamasıdır. Nefret politikası insanları bu hale getiriyor. Bak adamda da nefret politikası var o deccalde. Ne diyor işte 90 tane genci öldürüyor. O kendi kafasına göre haklıyım ben diyor. Faşistler biz haklıyız diyor, komünistler biz de haklıyız diyor. Yobaz ben haklıyım diyor ve hepsinde kan dökme arzusu var dikkat ederseniz. Hepsine kan ve irin isteği var. Yobaza bakıyorsun kancı, deccal takımına bakıyorsun kancı, Mehdilik Mehdiyüldem kan durduran Mehdi, kanı durduruyor işte biz de Mehdi talebesi olduğumuz için, kanı durduran Mehdiyüldem bir ekibiz inşaAllah.
     
  • Yarın bir gün inşaAllah İslam alemi, tüm Müslümanlar ittifak eder, falanca kişi Müslümanların lideridir derse, Mehdidir derse inşaAllah Mehdi olduğuna kanaatimiz var derse, hürmetle ayaklarını öpeceğim. Hürmetle ellerini öpeceğim. Söz bir Allah bir peşinden giderim. Ben de öyle enaniyet, kibir, gurur falan olmaz. Yani büyüklük de istemiyorum, bana bir kapıcılık versinler yeter. Vermeseler de biz kapıcılık yaparız ayrı mesele inşaAllah. Ben ahirette Allah’ın rızasını kazanırsam o bana yeter, başka bir şey istediğim yok. Sadece Allah’ın rızasını ve sevgisini bunu istiyorum inşallah, cennetini de verirse o da Cenab-ı Allah’ın lütfu olur. 
     
  • Deccal ölümünden önce bir kuduruyor, sapıtıyor. Dünyanın her yerinde deccalin vahşiyane ve delice çığlıklarını görüyoruz. Mehdiyete karşı çırpınmanın verdiği, Mehdiyete karşı can havliyle  gösterdiği vahşi tepkiler bunlar. Ne yaparsa yapsın istediği kadar debelensin, çıldırsın Mehdiyet dünyaya hakim olacak inşaAllah İttihad-ı İslam hakim olacak bunu göreceğiz inşaAllah.
2011-07-29 17:35:29
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top