Adnan Oktar'ın 4 Ağustos 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 4 Ağustos 2011

(Suriye’deki olaylar hakkında)

Yobaz kafanın, komünist kafanın, iddia edilen Ergenekon terör örgütü kafasının nasıl psikopat olduğunu görüyorsunuz. Nasıl acımasız ve ne kadar deli olduklarını görüyorsunuz. Onun için, bu sistemin ortadan kaldırılması için gayret etmek Müslümanlar için farz-ı ayndr. En önemli görevlerden bir tanesi.  Suriye’yi Amerika’ya, İngiltere’ye işgal ettirmek istiyorlar gördüğüm kadarıyla. Orayı da üs haline getirecekler Irak’tan sonra, Türkiye için de böyle bir planları var.  Halbuki Türk İslam Birliği olmuş olsa ne işgal olur, ne kan dökülür, ne aşağılanırlar. Bilakis zengin, bolluk içinde yaşayan insanlar olurlar. Ama şu an enaniyetli ve azgın vaziyetteler. Çok kötü bir kişiliğe sahip oluyorlar. Bunların kafası ezildiğinde ferahlıyor. Yabancı güçler Suriye'yi işgal edecek olsa bu sefer de onlara sigara satmaya çalışılar. Başka basitlikler yapmaya kalkarlar. Şu aşamada bütün ulemanın ittifakla Türkiye ile Suriye’nin birleşmesini istemesi lazım. Türkiye’nin demokrat tavrı, sevecen tavrı, insancıl tavrı, akılcı tavrı bölgeye hakim olduğunda, yani Mehdiyet’in ruhu hakim olduğunda konu kökünden hakim olur. Ne işgal olur, ne şu olur ne bu olur. Beşir Esad ve kardeşi  başını çok büyük belaya sokacak. Sürekli uyarıyor, bir türlü aklı almıyor.  Bu rezaleti hiçbir ülke, hiç kimse unutmaz ve eninde sonunda da onları da devirler ve asarlar,  göreceksiniz. Devlete hakim olmayı bir üstünlük, bir yıkılmazlık olarak görüyorlar. Saddam da aynı kafadaydı, rezil rüsva oldu, perişan oldu, asıldı. Mısır’daki firavun da aynı kafadaydı kafesin içine kondu, o da asılmayı bekliyor. Şimdi bunlar da aynı şekilde, bu da asılmaya doğru gidiyor ve Suriye’yi de mahvedecek gördüğüm kadar. Laf söz de dinlemiyor. Onun için kamuoyunda Türkiye ile Suriye’nin birleşmesi için halkın motive edilmesi lazım. Özellikle Suriye halkının. Bir kere Suriye’deki hükümetin mutlaka çekilmesi gerekiyor. Türkiye ile birleşmeyi isteyen bir hükümetin göreve gelmesi gerekiyor. Ve Türkiye ile de birleşip konuyu halletmeleri gerekiyor.

Ama bunların hesabı da hukukla sorulur ayrıca. Çok büyük hata yaptılar. Bütün bu cinayetlerden sorumlular şu an. O karga da, firavun, o da hesap verecek. Muhtemelen onu da asarlar, bir ihtimal.

Mehdiyet’in hızla ilerlediği bir devirde, geliştiği bir devirde bu tarz olayların peşi peşine olması herkesi uyandırması lazım. Anlaşılmayacak gibi değil.  İnternette, facebookta, şurada burada adeta beyinleri uyuşuyor insanların. Bu gerçekleri göremiyorlar. Birbirlerini olumsuz yönde etkiledikleri için gerçekleri göremeyecek hale geliyorlar. Gerçekleri görmeleri gerekiyor. Sıradan gidiyor ülkeler, teker teker. Mısır, Mısır’ın arkasından Suriye, Suriye’nin arkasından başka ülkeler. İran’ın da bu konuda Türkiye ile işbirliği yapması gerekiyor. Türkiye ile Suriye’nin birleşmesi için İran’ın aracı olması lazım. Ve Türkiye’nin liderliğini de teşvik etmesi gerekiyor. Mehdiyet’i daha çok gündeme getirmesi gerekir. Gerçi İran Devlet Başkanı ve diğer zevat söylüyor Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur ettiğini, Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyorlar, ama daha coşkuyla, daha kararlı bahsederlerse dünyanın daha çok dikkatini çeker, daha çabuk netice meydana gelir.

Ne kadar zorlu olursa o kadar iyi olur. İnsan ne kadar acı çekerse, ne kadar zorluk çekerse sevgiyi o kadar güzel yaşar. O kadar akıllı olur, o kadar derinliği olur. Mesela Kim Kardashian bir röportajda konuşuyor, “hiçbir şekilde sevgiyi tatmadım” diyor. Sıkıntıdan sedef olmuş, üstünde başında yaralar çıkmış. Çünkü sevgi yok, tutku yok, derinlik yok, akıl yok, fikir yok, aşk yok, muhabbet yok, daral geliyor tabii. Gayrimeşru bir hayat ortamı oluyor, o da onu çökertir tabii. Halbuki Kuran ruhuyla hareket etmiş olsa, gerçek tutkuyu, sevgiyi yaşamış olsa, gayet sağlıklı olur. O sedef hastalığın tek nedeni şiddetli strestir. Pür neşe görünüyor ama bakıyoruz ki neşeli falan değilmiş, gerçek hayat öyle değilmiş. Izdıraptan oluyor. Mesela benim bir arkadaşım vardı, ayağından ensesine kadar sedef hastalığı vardı. Yeni tanıştım, konuştum. Dedim ki; senin ki psikolojik. Sevgisizlikten sen böyle olmuşsun dedim. Eğer sevgiyi, muhabbeti yaşarsan, Allah’a tam teslim olursan, dürüst, iyi, güzel Müslüman olursan, Allah bu derdi senden alır. Baştan başa geçti hastalığı, tamamen geçti. Hiçbir şeyi kalmadı. Sebebi budur, açıktır bu. Şiddetli acıda vücudun savunma sistemi bozuluyor, vücut kendine saldırıyor. Sonucunda da o oluyor işte. Sevgisizlikten kadınlar mahvoluyorlar, o güzelim varlıklar çöküp gidiyor. Halbuki kadının en acil ihtiyacı sevgidir. Havadan, sudan daha çok ihtiyacı vardır.

(Musevi inancında Kral Mesih’in (Hz. Mehdi (as)'ın) acı çekmesi ile ilgili bölüm)

 “Allah dünyayı yarattığında onun yüce arşından, Kral Mesihi bir varlık olarak var etti ona şöyle söyledi; ‘benim kullarımı 6000 yıl sonra iyileştirip, kurtaracak mısın?’ O da cevap verdi, evet yapacağım.”

Bu da Peygamber (s.a.v)’in hadisiyle tam mutabık. Peygamberimiz (s.a.v) “6000 yılı geçmiştir” diyor. 7. bin yılın içinde Hz Mehdi (a.s) çıkıyor zaten. 6000 yıldan sonra geliyor.  7. bin yıl, tam mutabık.

“Sonra Allah ona dedi ki; ‘sonra onların günahlarını ortadan kaldırmak için, eziyetlere sabredecek misin?’ Çünkü şöyle yazılmıştır, ‘acılarımızı o yüklendi, Mesih Allah’a cevap verdi, ‘onlara sevinçle sabredeceğim.’”

Bu yanlış olarak Hz. İsa Mesih (a.s) için söyleniyor, halbuki Kral Mesih, yani Hz. Mehdi (as) içindir bu. Hz. Mehdi (a.s) çok acı çekecektir. Onlar da İsa Mesih çarmıhta acı çekti zannediyorlar. Çarmıha gerilen, İsa Mesih (a.s)’ı ihbar eden münafıktır. Bağıra bağıra o azap içerisindeyken Allah canını almıştır. İsa Mesih değildir o.

“Çileye, hakarete, iftiraya, baskıya, işkenceye sevinçle sabredeceğim” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın özelliğidir. Hz. Mehdi (a.s) insanların çektiği sıkıntının milyonlarca mislini çekecektir.  Ama bu, Allah’a olan sevgisini artırıyor. Sevinçle sabredeceğim diyor.

“Haham Moses Handershan der ki; ‘Mesih de yani Hz.Mehdi (a.s.) de aşkından dolayı tüm bu acıları ve sıkıntıları üzerine aldı.’ Çünkü Yeşeya 53 te şöyle yazılmıştır. ‘ O baskı görüp eziyet çekti.’”

Allah rızası için her türlü acıyı, her türlü ızdırabı Hz. Mehdi (a.s) seve seve yaşayacaktır ve Allah’a olan aşkını, muhabbetini daha artıran bir gerçek olacaktır. Tevrat’ta 3000 yıl öncesinden Hz. Mehdi (a.s)’ın çekeceği acı belirtiliyor. “Bu sebeple de makamı yükseltilecek” diyor Allah. “O yüzden de dünyadaki en yüksek derecedeki veli olacak” diyor. Hadiste de Peygamberimiz aynısını söylüyor. Süre açısından da tam mutabıktır. 6000 yıl sonra diyor. Hz. Mehdi (a.s) da 6000 yıl sonra, 7. bin yılda gelecektir.

Eskiden beri propaganda yaparlar. Anne baba her ne yaparsa yapsın onlara ses çıkarılmaz, tam tabi olunur, aile kutsaldır diye. Adam ensest ilişki yapıyor, babası kızına tecavüz ediyor. Oğlu annesine tecavüz ediyor. Olmadık kepazelik ve rezillik dünyayı sarmış durumda. Annenin babanın kutsal olması için Kuran’a göre hareket etmesi lazım. Mümin, muttaki, temiz insan olması lazım. Çocuğunu hırsızlığa teşvik eden, ensest ilişkiye zorlayan, zulüm yapan, karısına bıçakla saldıran, çocuğunu kesmeye çalışan böyle tipler psikopattır. Kayıtsız şartsız anne babaya saygı diye bir şey yoktur. Çocuğunu PKK’ya üye olmak için teşvik ediyor. Annenin sözü kutsaldır, sözünü dinle diyor. Adam sapıtmış çocuğunu dinsiz, imansız olması için teşvik ediyor. Öyle anneye ittiba olunmaz. Kızını gayri ahlaki yaşamaya teşvik ediyor. Onlara saygıda duyulmaz. Dürüst anneye babaya, iyi insana ittiba etmek lazım. Onlara saygı gösterilir. Mesela çocuğunu dinsizliğe teşvik ediyor, Müslümanlarla görüşmeyeceksin diyor, o zaman itaat edilmez. Kuran’da “Allah’a isyan konusunda sizi teşvik ederlerse onlara itaat etmeyin” diyor Allah. Onun dışında saygı, sevgi farzdır.

 

Münafığın en azgınları, müşriklerin en azgınları, dinsizin, imansızın en azgınları bu devirdedir. Her türlü insanın en azgını bu devirdedir. En iyi veliler, en yüksek evliyalar da bu devirdedir. En yüksek karakterli insanlar da bu devirdedir. Peygamberimiz (sav) söylüyor. Hatta sahabeden bile üstündür diyor Resulullah (sav). O yüzden kardeşlerimiz sanki böyle düğün evindeymiş gibi rahat bir ortam bekliyorlar. Tabi ki adam anlamayacak anlattıklarını. Allah anlamaz hale getiriyor. Senin anlattığını herkes anında anlayacak diye bir şey yok. Müslümanlar aciz insan olmazlar, Müslüman delikanlıdır. Kudret ehlidir. Bütün gücün Allah’tan olduğunu bilir. Gayet sakindir. Mesela ben 1979’da ilmi faaliyete başladım. İslam ahlakının dünyaya hakim olacağını biliyordum. Daha 10 yıl daha var, ama gayet sakin anlatıyorum.

Masonlarda A ve O harfleri kutsaldır. A harfi pergeli, O harfi de pergelin çizdiği sonsuzluğu simgeliyor. İncil’de de var, Alfa ve Omega harfleri. Hz. İsa Alfa ve Omega benim diyor. Sonsuzluğu ifade ediyor. Allah sonsuzdur, ama Müslümanlar da sonsuzluğu yaşarlar. O harflerin açıklamaları o şekilde yapılıyor. İncil’deki işaretler tevil edip makul açıklama yapılırsa Hristiyanlara bayağı etkili olur. Ama tabi üçleme inancı yoktur. Allah’ın birliği çok açıktır çocuk olsa anlar.

2011-08-04 13:37:47
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top