A9 TV; 6 Ağustos 2011
(Suriye’deki karışıklıklarla ilgili çıkan haberler hakkında)
Suriye’nin yaptığı kepazeliği herkes biliyor. Burada yapılacak şey normal vicdanla düşünmektir. Açlık, kıtlıkta şu kadar çocuk öldü diyorlar. Onlara yardım topluyorlar. Kimi 1 milyar veriyor, kimi 2 milyar veriyor. Para tamam ver de bir cümle çıkmıyor ağzından. “Türk İslam Birliği olsun istiyorum” de. Para veriyorsun, ama bu cümlenin ağzından çıkmasının ne mahsuru var. Türk İslam Birliği hakim olsun diyeceksin, para toplamayla Mısır’daki, Suriye’deki bu kepazelik son bulmaz. Çin de Doğu Türkistanlı kardeşlerimize büyük bir plan daha hazırlıyor. Türk İslam Birliği olsa her yer süt liman olur. Çin de Doğu Türkistan'lı kardeşlerimize bu zulmü yapamaz. İnsanları boş yere bu konuda yıldırıyorlar. Türk İslam Birliği’nden kasıt insanların huzurlu, mutlu olması, silahların kakması, sevginin kardeşliğin hakim olması. Diyorlar ki Amerika karşı çıkar. Herkes istiyor bu birliği Amerika da, Rusya da istiyor. Faşizan bir birlik değil, dostluğu kardeşliği esas alan bir birliktir. Teröre çözüm arıyorlar, PKK’ya çözüm arıyorlar. 100 tane hastalık varsa tek bir tane çözüm var. Şu anda tüm dünya hasta. Tedavi tek bir ilaçla konu hallolacak. Türk İslam Birliği olduğunda bütün bu 100 tane hastalık ortadan kaybolacak. Hasta yatağından kalkıp koşmaya başlayacak. Zaten her yeri gitmiş hastanın her birine ayrı bir tedavi uygulamaya kalkıyorlar. Türk İslam Birliği'nde hasta olan yapı kalkar, koşarak, gülerek, neşe içerisinde olur ve konu biter. Bizim istediğimiz bu.
(Dünyadaki Doğal Afetlerle İlgili Haberler Hakkında)
Kafa takılacak başka bir konu yok. Karmaşık bir konu yok. Akşama kadar her gün felaket çeşitlerinden bahsediliyor. Mesela bir yangın alanı düşünün. Elinde senin 10 ton su var suyu döktün mü bitecek yangın. Türk İslam Birliği su gibidir. Hem temizler, hem söndürür. Konu biter.
(Mehmet Şevket Eygi'nin yaşadığımız zamanın ahir zaman olduğu anlattığı yazısıyla ilgili)
Hocamız Hz. Mehdi (a.s.) bekliyor, halis, hakiki alim olduğu için. Canlı, dürüst, asil bir Osmanlı çelebisidir. Gayet güzel ifade etmiş. Çözüm budur, Mehdiyettir. Anlamayan tipler var. Biraz zaman alacak ama anlayacaklar.
(Yunanistan’da “Bizim De Bir Erdoğan’ımız Olsaydı” başlıklı habere cevap)
Onlar sadece sayın Tayyip Erdoğan’dan kaynaklanıyor sanıyor. Mehdiyet’ten kaynaklanıyor. Sayın Tayyip Erdoğan normal bir Anadolu delikanlısı. Zaten bunu kendisi de biliyor. Asıl sebep, Mehdiyet’tir. Özel bir inayet Türkiye’nin üzerinde. Allah koruyor. Konu bu. Yoksa dünyanın en zengin ülkeleri bile batma yolundalar. Adamların deha derecesinde bilgili elemanları var buna rağmen çöküyor. İmanlı millet ve Mehdiyet’in bereketiyledir bu.
Bütün sistemler değişecek. İnsanlar zannetti ki böyle gelmiş böyle gider diyorlar. Böyle olmayacak hepsi hoş insanların beğeneceği hale gelecek. Muhammedilik bütün dünyaya hakim olacak inşaAllah.
Dünyada Amerika, Rusya, Çin hepsi silah rekabeti halinde. Türk İslam Birliği olduğunda araya girer. Der ki; ‘Bu silah rekabetini kaldırın. Silahın alası bizde var. Ordunun da alası var. 30 milyonluk bir ordu var. İstesek her şeyi yapabiliriz. Ama yapmayız. Siz de yapmayın biz de yapmayalım. Kan dursun. Bu silah rekabetini kaldıralım. Silah rekabetine vereceğiniz parayı anlaşalım fakire fukaraya bütün dünyadaki açlara dağıtalım. İlaç, yiyecek, barınma, temizlik bütün ihtiyaçlarını bu fondan karşılayalım. Önce yarı yarı ya azaltırız, sonra bir yarı yarıya daha", hadi geçmiş olsun. Bu kadar dünya cennete döner. Bu kepazeliğin duracağı yok aksi durumda. Amerika bak iflas noktasına gelmiş. Kazandığı paranın %60’ını silahlanmaya yatırıyorlar. Adam öldürmeye para yatırılır mı? Adamı yaşatmaya para yatırsana sen. Sevgiye, kardeşliğe, bayrama, mutluluğa, bilime, sanata para yatır. Zulme para yatırılır mı? Öyle bir bomba yapalım ki adamları buhar yapalım. Öbürü de diyor ki buharla iyonize edelim adamları öyle bir bomba yapalım. Yakalamak için öyle yapalım ki binayı delip geçsin içeride patlasın adamların ciğerini söksün. Böyle zulme vakit ayıracağına, insanları yaşatmaya, güzelliğe, sevince, rahatlığa, Allah’ın rızasına uyacak, Allah’ın rızasını kazandıracak sistemi uygulasana sen. Şeytan ne diyorsa onu yapıyorlar. Şeytanın egemenliğine son vermek için İttihad-ı İslam şarttır. Mehdiyet şarttır. İsa Mesih şarttır. Buna direnmesinler. Teslim etsinler kendilerini Mehdiyet’e, İsa Mesih’e konu bitsin. Onların isteğine mi bağlı? Yok, zaten olacak. Ben tarihe not düşmek için söylüyorum. Yoksa onların canı isterse olur canı isterse olmaz diye bir şey yok. Ama tarihe not düşmek önemli, çünkü benim konuşmam kayıt altına alınıyor. Dediklerim çıkıyor görüyorsunuz. Dünyada silah bırakmayacağız. Kan dökecek her türlü malzeme yok olacak. İnsanı öldürecek her türlü sistemi kaldıracağız.
Fethullah Hocamız ve sevenleri çok güzel hizmet yapıyor. Bu şartlar altında o konumdaki bir insan ancak böyle bir faaliyet yapabilir. Gücü buna yeter. Bayağı da güzel bir sistem. Akılcı, ılımlı bir politika izliyor. Mehdi şahs-ı manevidir, bilinmez gibi diyor. O normal, yoksa ona sorarlar sonra ‘Mehdi nerede?’ derler. Ondan kurtulmuş oluyor bunu diyerek. Mesela benim İttihad-ı İslam gibi bir iddiam yok diyor. Onun böyle bir iddiası oldu mu o zaman ‘ne istiyorsun sen İslam Alemini birleştirmek mi istiyorsun?’ derler. Şu an konumu itibariyle buna cevap verebilecek durumda değil. Ama Fethullah Hocamızın kapalı konuşması normal. Türk İslam Birliği’ni can-ı gönülden isteyen, zaten hayatını onda adamış, Allah’ın rızasına adamış bir insandır. Mehdi’nin geldiğini de biliyor Fethullah Hocamız. Mehdi’yi çok detaylı anlatıyor zaten. Bizzat Mehdi’yi gözüyle gören, bilen bir kişi. Öyle tereddüt içinde değil. Ta yüzündeki çizgiye kadar tarif eden bir insan. Çektiği çileyi, nerede faaliyet yapıyor, hepsini biliyor. Hatta Hz. Mehdi (as)'ye nacizane yol göstermek için Risaleden ve Kuran’dan da hatırlatmalar yapan bir insan. Onun için çok rahat olsunlar. Ama içerisine sızmaya çalışan, bela olmak isteyen hatalı adamlar var. Biz onları zaten görüyoruz uyarıyoruz. Fethullah Hocamız’ın konumu zor. Zor olduğu için ancak bu kadar olur. 100 ton taşı niye kaldıramıyorsun diyemeyiz.
(A9 tanıtım afişleri hakkında)
Bunlar yavaş yavaş birikip sonunda çok şahane bir görünüm meydana getirecek inşaAllah; güzel bir güce, güzel bir etkiye dönüşecek. A9’un istediğimiz çizgisi, en büyük, en güçlü televizyonu olması inşaAllah. Kardeşlerimizin gayret etmesi gerekiyor. Oradan, buradan, bunun bütün toplamı çok şahane bir tecelli olarak göz önüne serilecektir. 5-10 yıl sonra bu dediklerimin ne anlama geldiğini, benim tarif etmeme gerek kalmadan, alenen insanlar görecektir.
(Afika’daki açlık hakkında)
Telefonunuzun tuşuna basın, 7 lira para gider diyor. Bunlarla olmaz, bu şekilde olmaz. Bir kere Türk İslam Birliği oluştuğunda bu konu ne kadar zamanda hallolur biliyor musunuz? Tamamı en fazla üç gün sürer. 72 saatte gıdanın, yiyeceğinin ulaşmadığı hiçbir yer kalmaz. Her yer hallolur ve her yer bereket, bolluk içerisinde olur. Oradan para vereceksin, oradan bilmem ne yapacaksın, oradan gemilere yüklenecek; bir kısmı ulaşıyor, bir kısmı ulaşmıyor; baş edilecek gibi değil. Hangi birine ulaşacaksın? Afganistan ayrı perişan, Pakistan ayrı perişan, Türkiye’nin Güneydoğusunda da birçok yerde perişanlık var. Türkiye’nin birçok bölgesinde de perişanlık var.
Bir katyuşa roketi, bir obüs topunun maliyetine bakın, milyar hesabıyla para gidiyor. Mesela güdümlü bir roket, trilyon hesabıyla para gidiyor. O kadar pahalı. Bunlara verilecek para bu fakire fukaraya, bu insanlara verilecek, konu bu kadar. Bir piyade tüfeğine verilecek parayla bir aile doyar. Bir haftalık yiyeceklerini karşılar. Havan mermisine, mayına, uçaksavara, her türlü silaha, bombaya ayrılan parayı bu insanlara ayırmak lazım, olay bu kadar. Adam silahı çok da seviyorsa yarı yarıya azaltalım önce. Halka dağıtalım yarısını. Mesela Amerika farz edelim, bin dolar para ayırmış diye düşünelim; 500 dolarını fakirlere ayrısın, 500 dolarını silah yapsın; illaki silah meraklıysa. Rusya’da öyle yarı yarıya azaltsın, ilk başta yarı yarıya yapsınlar. Sonra çeyreğe düşürelim, sonra da tamamını yok edelim. İnsan öldürmek için silaha ne gerek var, bu ne demek? Açlıkla bir yerden öldüreceksin, silahla bir yerden öldüreceksin. Bol bol yiyecek dağıtalım, onlara güzellik, sevgi dağıtalım. Hatta çocuklara oyuncak dağıtalım, değil mi? Oralara çok güzel evler kurabiliriz, mahalleler kurabiliriz. Afrika’yı cennete çevirelim, Asya’yı cennete çevirelim. Bu sürünmenin alemi ne? Türk-İslam Birliği’ni istiyorum demek bu kadar mı zor, bu kadar mı enerji harcatacak bir şey? Velev ki sana çok çok zor bile gelse insan bunu yapar. Bir cümle bu; bunu ümmetin söylemesi gerekiyor, Türk-İslam aleminin söylemesi gerekiyor. Bu istendiğinde konu biter.
YASİN SURESİ
71- “Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı?”
“HayvanlarıBen yaratıyorum” diyor Allah
“Böylece bunlara malik oluyorlar.”
72- “Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik;…”
“O hayvanları onların emrine biz sunduk” diyor Allah.
“İşte bir kısmı binekleridir,…”
Binmek için kullanıyorlar.
“…bir kısmını(n da etini) yiyorlar.”
İşte sütünü içiyorlar, kullanıyorlar.
73- “Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?”
Allah şükretmelerini istiyor. Şükür nasıl olur? Dağıtarak, hamd ederek, insanları severek, zulmü durdurarak, insanlara acı çektirmeyerek olur.
74- “Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka ilahlar edindiler.”
Nefislerini ilah ediniyorlar, çıkarlarını ilah ediniyorlar.
75- “Onların (o İlahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.”
Mesela Amerika’yı ilah ediniyor. O müsaade etmez diyor. Allah istiyor diyoruz, Amerika müsaade etmez diyor. Sana ne? Sen Allah’ın dediğini yap. Amerika’yı niye kale alıyorsun? Amerika’yı yaratan Allah. “Amerika müsaade eder mi?” Allah istiyor mu istemiyor mu, sen ona bakacaksın. Allah istedikten sonra Amerika’yı niye kale alıyorsun sen? Sen yap gerisine karışma, Amerika’yı da yaratan Allah. Putlaştırmışlar gördüğüm kadarıyla, Allah vermesin.
76-77 “Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten Biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz. İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.”
Müslümanlara saldırıyor, insanlara saldırıyor, zülüm yapıyor, terör yapıyor.
Bediüzzaman’ın normalde şivesi Güneydoğu’daki kardeşlerimizin şivesinde. Ağır konuşuyor, hakikaten tek tek konuşabilen, ifade-i meramını zor anlatan bir insan. Hatta yanında bir insan da yardımcı oluyor. Ama yazdırdığında lehçesi de değişiyor, üslubu da değişiyor, konuşma şekli de değişiyor. Akıcı bir şekilde de yazdırıyor. Perde kalktı dediğinde de yazıyı durduruyor. Sonra kendisi de hayretle okuyor. Bediüzzaman metafizik bir şahıstı, herhangi bir insan değildir.
Müslümanların birbirini sevmesi, birbirlerine muhabbet duyması, birbirleriyle yardımlaşması, ittifak halinde olması ahir zamanın bir güzelliği. Müslümanların birbirine olan sevgisi, birbirini koruyup kollaması, Darwinizme, materyalizme karşı yaptığımız mücadelenin amansız bir güç haline gelmesi, çok etkili olmamız, dünyada Müslümanların bize gösterdiği teveccüh, kardeşlerimize gösterdiği teveccüh; Marksizme, Leninizme, Darwinizme, materyalizme karşı kahredici üstünlüğümüz münafıkları perişan ediyor. Çok acı çektiriyor Allah. Kemikleri çatırdıyor, içten hücreleri yanıyor, o derece azap çekiyorlar. Allah’a hamd olsun, Müslümanlarda da sevinç, ferahlık, iyilik ve güzellik oluşmuş oluyor. İnşaAllah, çok güzel olacak.
2011-08-06 14:49:23