Adnan Oktar'ın 7 Ağustos 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (7 Ağustos 2011; 13:00)

Ahir zamanda Allah Müslümanların kalbine ferahlık, güç, basiret, feraset veriyor. Yeni Asya'daki kardeşlerimiz hep şahsı manevi gibi izahlarla durumu idare eder tavırdaydılar. Ama bizim ısrarla İttihadı İslam'ı sürekli gündemde tutmamız vesile oldu, şimdi göğüslerini gere gere İttihad-ı İslam'ı anlatıyorlar, ümitvarlar. Daha önce ümitvar değillerdi.

(Şahin Alpay'ın Öcalan'ın taleplerinin dinlenmesi gerektiğini ifade eden yazısı hakkında)

Şahin Alpay, büyük tehlikenin farkında ya da değil, onu da tam anlayamadım. Bir kere Abdullah Öcalan hapiste. Hapiste sıkılıyor adam. Özgür olmak istiyor. Kendi aklınca çözüm sunuyor, " ben anarşiyi durdururum bir de kürtlerin kuracağı cumhuriyette bana başkanlık verin, yeter ki beni rahat bırakın" kavgasında. Bir kere komünizm Öcalan'ı takmaz. Komünizm bir ideoloji ve dindir. Adamlar dağlardaki mağaralarda aç, susuz, sefil yaşayan ölmeyi ve öldürmeyi tutkuyla isteyerek yaşayan adamlar, perişan halde. Bunların Öcalan'ın hapisten çıkmasıyla "biz yanlış yaptık, dağlarda ne işimiz var, milletle kaynaşırız, Öcalan'ı bırakmazsanız da dağlarda sürünürüz" dedikleri falan yok. Terörist ekip komünizmi getirmede kararlı. Gerçek anlamda Marksist Leninist olan bir insan inancından kolay kolay vazgeçmez. Ancak Müslüman olur, materyalist Darwinist sistemin geçersizliğini anlarsa vazgeçer. Onun dışında ölmeyi ve öldürmeyi ister. Dağlarda en vahşi hayat şartlarında yaşıyorlar ve bunların tek istedikleri şey komünizmin hakim olması. Komünist için milliyet diye bir konu yoktur, halklar vardır. Yani adamlar Kürtlerin haklarını düşündükleri için değil, onu bir kılıf olarak kullanıyorlar. Zaten kendileri de diyorlar, halklar için mücadele ediyoruz iddiasındalar. Halklar diyorlar bakın Kürtler demiyorlar. Komünistlerde bir din bütünlüğü vardır, bir komünist ümmet inancı vardır. Komünistler kendi batıl inançlarına göre bir ümmetler. Kendi mensuplarını çok iyi korurlar. Medyadaki bazı eski tüfek komünistler PKK'yı var güçleriyle destekliyorlar.  Adamların ilk planda istediği federasyon ve göstermelik özerk bir yapı. Ankara da bir devlet olsun diyorlar ama hükmü olmayan bir devlet, kaale alınmayan bir devlet istiyorlar. Türk bayrağını da asabilirsiniz, ama parasını verirsiniz diyor, gerekirse yırtar atar adam. Şu an bunu Türkiye'ye tatlı tatlı yedirmeye çalışan bir zihniyet var. Dolayısıyla Türk İslam birliği, İttihad-ı İslam ve Mehdiyetin dışında bir çözüm olmadığını Allah bize gösteriyor.

İttihad-ı İslam Rahmani bir güçtür. Allah’ın gücüdür, Allah hizbinin gücüdür ve kimse yenemez onu. Ve dolayısyla Mehdiyet temsil eder bunu. Mehdiyet karşısında bunlar hipnotize olur, büyülenirler. Asla güç yetiremeyecekleri bir güç.

Bazıları, “Suriye’de zamanı mı kardeşim, Ramazan ayında adam mı kesilir?” diyorlar. Hangi ayda kesilir adam peki? Hangi ayda adamın kafası parçalanır? Bu laf mı? Adamın kafasını obüs mermisiyle, top mermisiyle koparmışlar.  “Ramazan ayında yapılmaz bu” diyorlar. Ne zaman yapılır? Aralık ayına sarkıtsalardı gibiye getiriyorlar. Olmaz öyle şey. Hiçbir şekilde kan akıtılamaz. Kanın hiçbir açıklaması yoktur. Kan vahşettir. Hayvana mahsus bir şeydir. İnsanlar ikna edilerek anlatılır, düzeltilir. Allah vermesin, nefsi savunmada silah vardır. Onun dışında silah kullanılmaz. Kandan şiddetle kaçınılması gerekir. Kan şeytanın istediği bir neticedir. Şeytan hep kan ister. Güzel insanlar, sevgi insanları kandan kaçınırlar. Mehdiyet de asla kan dökmez o yüzden.

Akıl almaz bir azgınlık, akıl almaz bir kudurganlık yayılacaktır komünistlerin içerisinde. Bunu ısrarla anlatıyoruz, anlamazlıktan geliyorlar. Herkes biliyor benim bu anlattıklarımın doğru olduğunu. Fakat anlamazlıktan gelip bazı kişiler oldu-bittiye getirmeye çalışıyorlar. Bize böyle çaktırmadan kenardan, köşeden bölünmeyi getirmeye kalkarlarsa (fikren) gök kubbeyi tepelerine geçiririz. İlimle, fenle, akılla, bilgiyle, yeri yerinden oynatıyoruz ve oynatırız.

Apar topar Kemal Burkay'ı getirdiler. Büyük bir sevinçle karşıladılar. Kemal Burkay ne istiyor, federasyon. Onlar ne istiyor, federasyon. Bu diyor ki ben kansız istiyorum. Onlar diyor ki biz kanlı istiyoruz. Kemal Burkay da Marksist Leninist bir insandır. Federasyon demek, bölünmek demektir. Özerklik demek, bölünmek demektir. Arkasından oraya komünist, büyük bir devlet kurulması demektir. Rus malı, Çin malı ağır silahlarla donanmış büyük bir komünist devlet demektir. Kemal Burkay da bir çözüm değildir. Federasyon görüşü, sonunda bölünmenin birinci adımıdır. Kemal Burkay yaşlı kendi halinde bir insandır. Öcalan'ı istemiyorsanız, Kemal Burkay'ı alın demek olmaz. Biz bu oyuna gelmeyiz. Kemal Burkay'ın Allah muhafaza Kürt kardeşlerimizin başına geçmesi durumunda neler olacağını bilirler. Bir de PKK buna asla müsaade etmez.

Komünist bir işgal var Güneydoğu'da. Buna karşı millet olarak topyekün ilmi çalışma yapmamız ve oradaki kardeşlerimize şefkatle yaklaşmamız lazım. Soğuk devlet adamı profili komünizmin besleyicisidir. Komünistler birbirlerini çok iyi koruyup kolluyorlar, buna karşı devlet adamı soğuk olursa bu, komünizmin gelişmesine katkı olur. Bazı şahıslar görüyorum buz gibiler, bunu bırakmaları lazım. Böyle devlet adamı olmaz. Buz gibi konuşma stili olmaz. Devlet ciddiyeti diyorlar, öyle devlet ciddiyeti olmaz, devlet şefkatiyle bakacaklar. Oradaki insanlara buz gibi yaklaşırsanız oradaki insanların nefretine sebep olur. Oradaki annelerin ellerini öpmesi lazım, dedelerin elini öpmesi lazım, gerekirse onlarla yemek yemesi lazım, ancak böyle olur. Ama böyle buz gibi tepeden bir yaklaşım çok zarar verir.

Şiddet eşittir komünizm, komünizm eşittir şiddet. Bölgede binlerce, on binlerce eğitim almış, siyasi yönde bilinçlendirilmiş Marksizm'i din olarak kabul etmiş insan var. Ve bu koyu bir taassubbla uygulanıyor Güneydoğu'da. Bunu ısrarla anlatıyoruz anlamazdan geliyorlar.

Biz Güneydoğu'daki kardeşlerimize şefkat duyuyoruz, hatta onların daha çok şeyi hak ettiğini düşünüyoruz. Çünkü orada hayat şartları kolay değil. Türkiye'de toplanan paralar, vergiler falan öncelikle Güneydoğu'daki kardeşlerimizin kalkınması, huzur için olması lazım. Biz de öfke olmuyor, helal olsun. Oralar cennet gibi olsun, çok daha fazlasını hak ediyorlar. Yesin içsin kardeşlerimiz, huzurlu olsunlar. Geçenlerde yaşlı dedeye soruyorlar, ne istersiniz diyorlar. "Pesküvit fabrikası olsa, yesek" diyor. Onu mutlu edecek şey o, küçük şeylerle mutlu oluyorlar. Böyle insanlara yapılan hizmet, bizlere mutluluk verir. Müslüman paylaşımcıdır Müslüman dağıtır cömerttir. Onların mutlu olması bize bayram sevinci verir.

Politik tartışmalarla, komünizmin sırtı yere gelmez. Hiç kaale almazlar. Hiçbir etkisi olmaz. Darwinizm’e karşı devletin bütün imkanlarını seferber edip faaliyete başlaması lazım. Anti-komünist faaliyet her yerde, üniversitelerde, liselerde  devam etmeli. Ve Güneydoğu’daki kardeşlerimize soğuk, buz gibi bir yüz değil, buz gibi suratlı bazı devler adamları gibi değil, sevgi dolu, neşeli, sevecen, onlara sarılan, onları seven, onları koruyup-kollayan, onlarla oturup yemek yiyen devlet adamlarının olması gerekiyor. Benim kastettiğim birkaç kişi böyle devlet adamı olmaz. Onu göre adam gider komünizmin yanına. Adamla muhattap olmak mümkün değil, konuşamıyorsun bile. Müslüman asıl sevgi gösterendir. Çünkü Allah için seviyor.

Komünistler bile kendi aralarında suni olmakla beraber bir şefkat, arkadaşlık, ahbaplık gösteriyorlar. Sarılıyorlar, alkışlarla karşılıyorlar. Her türlü sevgi gösterisinde bulunuyorlar usülen. Sen ne yapıyorsun? Buz gibi bir suratla, iki kelime bile konuşmuyor. Yüzünde tek kelime gülme ifadesi yok. Böyle tipler de var. Bunlardan kaçınmak lazım. Sıcak, sevecen devlet adamlığı ruhunun hakim olması lazım. Ama bunu tam anlamıyla yapmak lazım.

Birde orada burada yazarlar var. Adamlar eski komünist ve aynı zamanda bir şekilde yer edinmiş Türkiye’de. O da PKK sempatizanı, o da PKK’nın hakim olmasını istiyor, çoğu insanların haberleri yok. Çaktırmadan, el altından PKK’yı destekliyor. Eski tüfek komünist bunlar ve Türkiye’nin komünist olması için bütün ömrünü vermişler. Zamanı gelince karga gibi ötmeye başlıyorlar. Burada akıllı, samimi bakmak lazım. Demagojiyle, lafazanlıkla hiçbir yere varılmaz. Politik manevralarla, politik laf sokmalarla bir yere varılmaz. Komünizme bu çözüm değil. Bediüzzaman açıkça söylüyor; “Ancak Kuran’ın hakiketleriyle karşı konabilir” diyor.

"İttihad-ı İslam’ı niye bu kadar gündemde tutuyorsun?” diyorlar. Şu an niye sürünüyorsun? İttihad-ı İslam olmadığından sürünüyorsun. İslam alemi niye böyle paramparça? Niye bu ızdırap? Niye PKK sorunu var, niye Suriye sorunu var? Niye Suriye’de insanlar paramparça ediliyor? Niye Mısır’da Müslümanlar kitleler halinde şehit ediliyorlar? Afganistan niye esir? Irak niye esir? Doğu Türkistan niye böyle perişan halde? Her gün yüzlerce, binlerce insan katlediliyor. İttihad-ı İslam olmadığından oluyor. Kuran’ın bu hükmü olmadığından oluyor. O yüzden çok önemli İttihad-ı İslam.

Mehdiyet’ten çok bahsedilmesi hayırlı. Dünyada hiçbir yerde Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedilmiyor. Tek burada bahsediliyor. Burada da çok bahsedilsin ki o eksiklikler giderilsin. İslam aleminde hiçbir yerde Hz. Mehdi (a.s) gündem değil. Sırf bu yüzyıla mahsus. Sahabe devrinde günde beş vakit Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyorlardı. Deccal’den bahsediliyorlardı. Ve sürekli Peygamberimiz (s.a.v)’e soruyorlardı. Ve sürekli gündem Mehdiyet. İlk defa ahir zamanda bu yüzyılda Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedilmiyor. Biz o eksiği gidermek için yoğun olarak gayret ediyoruz. Bir tek biz bahsediyoruz. Bir hayır vardır, bir güzellik vardır. Biz ve bizi sevenler bahsediyorlar, inşaAllah.

Allah herkesten ve her şey den büyüktür. İnsan zavallı bir varlıktır. Beynin içinde, mercimek kadar bir yerde devlet adamlığı yapabilir bir insan. Toplu iğne başı kadar bir yerde Allah onu görüntü olarak gösterir. Azamete, kibre gerek yok, sonra toprağın altında paramparça oluyor insan. Bağırsak muhtevası ağzından çıkıyor. Şefkatli, merhametli, güzel huylu olmak lazım. Halk azamet beklemiyor, büyüklük beklemiyor. İnsanlar mütevazi, sevgi dolu insanları severler. Azametli insandan rahatsız olurlar. Nihayetinde herkes toprak oluyor, bitiyor. Kemikleri bile kalmıyor ve herkes Allah’ın huzurunda toplanacak. Mezarın altında hiçbir makam geçerli olmaz. Mazlum ve mütevazi olmak lazım. Görüntü olarak Allah bize gösteriyor, dışarıdaki varlığımız simsiyahtır. Işıklandırılsa simsiyah bir görüntü görülür. Sessiz, renksiz bir dünya vardır, Allah beynimizde renkli olarak yaratıyor. Bütün konuşmalar kaderimizde olan konuşmalardır. Devlet adamlığı makamlığına geliyorsa Allah onu getiriyor. Daha onun annesinin, babasının varlığı ortada yokken o kaderde o görevde olmuş oluyor. Enaniyet, azamet yapılacak bir durum olmaması lazım aklı başında bir insanda. 

2011-08-07 17:38:18
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top