Adnan Oktar'ın 17 Ağustos 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 17 Ağustos 2011

Allah rahmet etsin şehitlerimiz var. Bunların anlayacağı şey güçtür, güç de askeri güç değil; Türk İslam Birliği gücüdür. Büyük bir güç oldu mu PKK’nın ideolojisi biter. Bir anlamı yok artık. Yani o ideolojinin bir mantığı kalmamış oluyor. Çünkü koskoca Türk-İslam Birliği ile PKK’nın baş edemeyeceğini çocuk olsa bilir. Onun için bölgede Türkiye ufak bir birleşme bile yapmış olsa PKK moral olarak tamamen çöker. Mehdiyetin bu ilk kıvılcımıdır, ilk atağıdır. Bu oldu mu çözüm budur. Türkiye’yi yalnız gördüğü müddetçe PKK bu itliklerine, bu çakallıklarına, bu saldırganlıklarına, bu pervasızlıklarına devam eder. Çünkü bunlara Amerikalı uzmanlar da yardım ediyorlar, Alman uzmanlar da yardım ediyorlar. Yani lojistik istihbarat sorunları yok bunların. Ama tabi bunlarla asıl olarak ideolojik mücadele çok önemlidir, fikri mücadele. Komünizme karşı en etkili yöntem fikri mücadeledir. Anti-Darwinist, anti-Marksist eğitim. Onu yaptın mı PKK'da moral şu bu falan hiçbir şey kalmaz. Çünkü düşüncesini, inancını, dinini yok ediyorsun. Çünkü o dinin gereği olarak onlar o mağaralarda yaşıyorlar. O dinin gereği olarak bu azgınlığı yapıyorlar. O zaman bu konu kökünden hallolur. Çözüm İttihad-ı İslam ve Mehdiyet’te ve fikri mücadelede. Başka bir çözüm yok.

Türkiye'nin tek başına dünyanın fitnesini temizlemesi mümkün değil. PKK fitnesini temizlemek bile pek mümkün olmuyor. Ama birlikten kuvvet doğar derler, değil mi? Allah; “Allah’ın dinine sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın” diyor. Birlikte olunduğunda konu kökünden halloluyor. O olmadığında netice malum görüyorsunuz.

(Dünya ekonomik sisteminin Marks’ın tarif ettiği şekilde geliştiği ve Marksist düşüncenin yayılacağı iddiası hakkında)

Yok öyle bir şey. Neden olmaz biliyor musunuz? Bir kere Mehdiyet dünyaya hakim olacak bir, İsa Mesih’in vaktindeyiz. Hz. Mehdi (as)’ın zuhuru gerçekleşti. Dolayısıyla böyle bir olayın olması mümkün değil. Ayrıca insanların %99’unu egoist ve bencil yaptılar. Küçük olsun ama benim olsun kafasında insanların çoğu. Adamın küçük bir evi, küçük arabası oluyor ona deli gibi bağlı oluyor, onu vermek istemez. Dolayısıyla hiçbiri komünist olmaz. Ama Güneydoğu Anadolu gibi coğrafyası müsait, biraz da tecrit edilmiş zeminlerde komünizmin gelişmesi tabii çok kolay oluyor. Mesela cahilliğin yaygın olduğu, tecrit edilmiş ülkelerde de komünizmin yayılması kolay olur. PKK’da din haline geldi komünizm. Komünist düşünceyi din gibi tam özümsemiş durumdalar. O yüzden onlar, ne araba ne ev ne bark ne şu ne bu hiçbir şeyi gözleri görmez. O dinin gereğini yapmak isterler. Komünizm dininin gereğini yapmak isterler. Ona karşı yapılacak şey ilmi mücadele. Bakın her türlü mücadeleyi kabul ediyor devlet, bir tek ilmi mücadeleyi kabul etmiyor. Halbuki ilmi mücadelenin hiçbir mahsuru yok. Mesela 100 ton bomba atılacağına 100 ton kitap atılmış olsa, 100 ton bombanın karşıtı kadar televizyon ve radyolardan anti-Marksist, anti-Leninist, anti-Darwinist yayın yapılmış olsa çoktan netice alınmış olurdu, biterdi. Kuran’ın hakikatleri anlatılsa, sevgi ,şefkat, merhamet, kardeşlik, konu biter. Güneydoğu’daki sorun, PKK’lıların sorunu Bediüzzamantarafından açıklanmıştır. “Fen ve felsefenin tasallutuyla (etkisiyle) ve maddiyun ve tabiiyyun taunu (ateizm ve materyalizm denilen bulaşıcı veba hastalığı), beşer içinde intişar etmesiyle (insanlar arasında yayılmasıyla), herşeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır." Hz. Mehdi (as)’ın birinci vazifesi diyor. Konu bu, hastalık budur. Bu hastalığı görmezden gelirsek, Bediüzzaman ne diyor? ”tevessül eder, gelişir bu veba” diyor, gittikçe artar diyor. Yani bünyeyi ölüme doğru götürür. Çözümü Risale-i Nur, Kuran açık açık belirtmiş. Kuran’da Allah belirtmiş, Risale-i Nur’da Bediüzzaman belirtmiş, Peygamberimiz (sav) de hadislerinde belirtmiş.  Anlamazlıktan gelirsek çok büyük hata yaparız.

Eğer canı gönülden, aşkla, sevgiyle birlik teklif edilirse her İslam ülkesi kabul eder. Ama abus buz gibi suratla, soğuk, resmi açıklamalarla yaklaşılırsa İslam Birliği’ni hiç kimse kabul etmez. İslam Birliği sıcaklık, dostluk, candanlık, kalbi derin muhabbetle olur ve nurla olur. İttihad-ı İslam aşk üzerine oturmuştur. Derin sevgi gerektirir, samimiyet gerektirir. Tutku, Allah sevgisi üzerine oturmuştur. Yoksa buz gibi üsluplarla Türk-İslam Birliği olmaz. Soğuk kendini beğenmiş, büyüklenen bir üslupla İslam Birliği’nin olmayacağını çocuk olsa bilir. Zaten Allah onu nasip etmez. Her yönden bakıyoruz ki Hz. Mehdi (as)’sız Türk-İslam Birliği olmuyor. Çünkü Peygamberimiz (sav) söylediyse vahiyle söylüyor. Cebrail (as) kanalıyla söylüyor. Allah dediğini yapar. Allah’ın dediğine karşı yeni bir fikir geliştirilirse, Allah’ın nasıl karşılık vereceğini herkes bilir. Allah’ın dediğini yapmanın dışında bir yol olmaz. Soğuk yüzle, soğuk üslupla, resmi açıklamalarla Türk-İslam Birliği’ni beklemek olmaz. Mutlaka Mehdiyet’e tevdi edilmesi gerekiyor. Vakit kaybetmek felaket getirir, sürekli acı getirir, başka bir şey getirmez. Hemen Mehdiyet’e geçilmesi lazım, Türk-İslam Birliği’ne geçilmesi lazım. Herkes rahat eder o zaman Müslümanlar, Hristiyanlar, Museviler herkes rahat eder. Allah’ın dediğini yapalım, konuyu fazla uzatmak hata olur. Ben söylüyorum ama dediğim olacak göreceksiniz.

Bir kısmı; yobaz kafalı, aklı zayıf olan tipler kendi görüşünü, kendi düşüncesini esas aldığı için kitap faşisti oluyorlar. Şu kitabı gördün, Yak. Adam Tevrat’ı da okusun, bilsin. Allah Kuran’da Tevrat’tan bahsediyor. İncil’in ne olduğunu bilsin, İncil’i de okusun. Kuran’ı baştan sona okusun, Risale-i Nur’u okusun, İmam-ı Gazali’yi okusun, İhya’yı okusun. Herkesin kitabını okusun. Bir şey olmaz, yani burnunu kaptırmazsın. Komünistler ne diyor, git oku. Lenin ne diyor, Marks ne diyor, Darwin ne diyor, oku. Onun cevaplarını da oku. Genel kültürün olsun. Böyle ürkütülmüş vahşi yapılı gibi homurdanarak kaçmak, kitap gördü gir mağaranın içine dersen, bu olmaz. Kitap yasaklamak çok çirkin hareket. Ama hakaretamiz bir söz varsa içinde o ayrı mesele. Onunla muhatap olunmaz. Ama fikir kitabı, düşünce kitabı yasaklamak çok ayıp çok çirkindir. Her türlü kitap okunsun, insanın aklı var fikri var. Her şeyi bileceğiz, her şeyi araştıracağız. Onu okuma bunu okuma. Genel kültür ne o zaman? Allah müşriklerden bahsediyor, biz müşriğin ne olduğunu bilmezsek olur mu? Sabiilerden bahsediyor, ateşe tapanlardan bahsediyor. Ateşe tapanı bilmiyoruz. “Böyle biri varmış” diyeceğiz, olmaz. Ateşe tapanın ne olduğunu bileceğiz. Allah şeytandan bahsediyor, şeytanın ne olduğunu bileceğiz. Müşrik nedir, mesela müşrikten bahsediyor. Müşriğin ne olduğunu bileceğiz. Açık bir hanım görüyor homurdanıyor. Başka cemaatten birini görüyor homurdanıyor. Sakalsız birini görüyor homurdanıyor. Başörtülü birini görüyor homurdanıyor. Bunlar normal hareketler değil, vahşi hareketler. Fikre, düşünceye çok özgür bakış açımız olması lazım. Masonluğun ne olduğunu da öğrenelim. Siyonizmin ne olduğunu da öğrenelim. Varoluşçuluk nedir, her şeyi bileceksin. Müthiş bir genel kültür olması lazım.

Zuhruf Suresi, 51. ayet:

 “Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı;” Mesela Mısır’da da şu an halka karşı küstahça bağırarak, tepeden bakan bir zihniyet vardı biliyorsunuz, şu an kafeste.  “dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?” Orada bir komünist kafa olduğu için, o devirde de mülkü devlet kendinin olarak kabul ediyor. Halkı da kendine ait olarak görüyor, mülkü de kendine ait olarak görüyor. Halka da ideoloji dayatıyor. Mesela adam diyor ki; “bana iman edeceksiniz, bana inanacaksınız, başka bir şey kabul etmem” diyor.“Yine de görmeyecek misiniz?" "Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim”  Bak “şundan” diye, kendince değer vermiyor Hz. Musa (as)’a. “ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı” Bazı ahmaklar da öyle, Kürt kardeşlerimize değer vermiyorlar veyahut Arap kardeşlerimize değer vermiyorlar, veyahut çeşitli insanlara değer vermiyorlar. “ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir." Yani ifade gücü yok diyor,Hz. Musa (as) biraz heyecanlanıyor konuşurken, onun için zaman zaman dili tutuluyor. Onu onun aleyhine kullanmak istiyor. “"Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı” kafası hemen altına ve paraya gidiyor. Parasına göre ona değer verecek, saygı duyacak. Küfürde öyledir; insanlar parasına, zenginliğine göre değerlendirilir. Ama kaliteli bir Müslüman insanı kişiliğinden, imanından, güzel ahlakından dolayı sever. “ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" Bu da müşriklerin istediği bir şeydir. Müşriklerin hep talebi budur, melekleri görsün. Demek ki bu müşriklerin ve Firavun ruhunun kullanacağı bir üslubu, Müslümanın kullanacağı bir üslup değil. “Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler.” Aşağılayıp onları köşeye sıkıştırmış, onları kendine adeta esir hale getirmiş.  “Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.” “Sonunda Bizi öfkelendirince, Biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk” Allah genellikle toplu felaketler veriyor, anormallik yapan kavimlere. “Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.” “Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar.” Şu anda da mesela bazı avanaklar “Hz. İsa (as) gelecek” dediğimizde benzer bir tavır gösteriyor. Veyahut Hz. İsa (as)’ın babasız dünyaya gelmesine de inanmıyor, O zamanki müşrikler de böyle yapıyorlar. “Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir.” İnternette de var; tartışmacı. O ona laf söylüyor, o ona laf söylüyor. Ana konu ne? Tartışma ve cedel. Sevgi var mı? Yok. Şefkat, merhamet, saygı bunları bırakmışlar. Sadece tartışma. Başbakana hakaret eder, başkasına hakaret eder, ağzı sürekli pisliğe alışmış, ağzından sevgi cümlesi çıkmıyor, alıştırmamış kendini sevgiye. Kalbi düşmanlıkla, nefretle dolu. İki şey istiyor, tartışma ve düşmanlık. Tartışmasına ne hakim? Düşmanlık hakim. Mesela bakıyorsun internete, bir sevgi sözü arıyorsun, çok zor. İllaki hakaret. Genç kızlar bile artık  erkekler gibi küfretmeye başlamışlar. Cinsel içerikli küfür ediyorlar sanki normal bir şeymiş gibi. Ne kadar çirkin. Bir kadının küfür etmesi direk kendisine yönelik bir hakarettir. Çok anormal bir hareket. “O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğulları'na bir örnek kıldık.” Hz. İsa (as) ilah değildir diyor Allah. Eğer takip edecekseniz onu takip edin. O bir örnektir diyor. “Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir.” Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” Biz de kuşkuya kapılmıyoruz. Ebcedi 2026 yılını veriyor ki İslam ahlakının dünya hakimiyeti, inşaAllah. Hz. İsa (as)’ın anlı, şanlı hakimiyetinin başladığı yıllar.”Şeytan sakın sizi (Allah'ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır.”

Mümtehine Suresi,  4. ayet:

“İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır.” Demek ki Müslümanların ruhu, Müslümanların güzelliğini anlamada, Hz. İbrahim (as)’da ve onunla birlikte olanlarda güzel bir örnek var.  “Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: " bir tek İbrahim değil, beraberindekiler de birlikte. “Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız.” Ne Darwinistiz, ne materyalistiz, ne komünist düşünceyi savunuruz. Hakkı savunuruz. “Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik.” Kabul etmiyoruz diyorlar. Anası da olsa babası da olsa kim olursa olsun, kabul etmiyor, ayrılmışlar. “Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar” Allah’a sadık, samimi Müslüman oluncaya kadar,“ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir."  kıyamete kadar bir muhalefet vardır. " Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç.” Allah’tan sana bağışlanma dileyeceğim diyor Hz. İbrahim (as). Allah seni bağışlasın, hidayet versin, iyi olman için, akıllanman için, hidayet bulman için dua edeceğim diyor. “ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." Allah’tan bir intikam gelirse ben ona boyun eğiciyim diyor. "Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik” Tevekkül ne demek? Yani dünyanın en büyük nimetine kavuştuk. Tevekkül ettiğinde insan ne olur? Cennette gibi olur, kafası salim olur. Hastalansa korkmaz, hapsedilse rahatsız olmaz, malı mülkü yansa rahatsız olmaz, tevekkül etmiş çünkü. Malı mülkü kim yakar? Allah yakar. Hapse kim sokar? Allah sokar. Kim çıkarır hapisten? Allah çıkarır. Hastalığı kim verir? Allah verir. Şifayı kim verir? Allah verir. Her şey haktan geldiğine göre,  her şeyde hayır vardır. Her şey güzellikle ve hikmetle yaratılıyor. Hikmet zaten güzeldir, hayır vardır. Hayır demek, Allah’ın uygun gördüğü, Allah için doğru olan şey. Bu Müslüman için doğru olan, güzel olandır. Hayır vardır onda inşaAllah. 'içten Sana yöneldik.' Sana yöneldik değil,  içten, candan, kalben Sana yöneldik.“Dönüş Sanadır." Dönüş Allah’a. Ne güzel! Müslümanlar duruyorlar dünyada bir süre. Sonra Allah’ın yanına, Allah’ın huzuruna. Tabii Allah mekandan münezzeh. Ahireti ifade etmek için söylüyorum. "Rabbimiz, bizi inkar edenler için fitne (deneme konusu) kılma” zor bir imtihan olduğu için. “ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin." Allah’ın güçlü ve üstün olduğunu bilmek çok önemli bir ibadettir. Unutur insanlar. Hüküm Allah’a aittir, bütün hükümler Allah’a ait. “ve hikmet sahibisin “ Bir şey yapıyorsa mutlaka bir hayır vardır yaptığında, onda bir hikmet vardır; bazen biz bilebiliriz Allah bildirirse. Bazen de bilmeyiz, inşaAllah.   

Saf Suresi, 7. ayet:

“İslam'a çağrıldığı halde,” Tebliğ yapıldığı halde, Kuran’a, İslam’a uy dendiği halde.“Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir?” Çamurdan tesadüfen yaratıldı diye yalan uyduruyorsa Allah’a karşı, iftira ediyorsa zalim olmuş olur. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir.” İkinci açıklamasıyla ayetin; hurafeler. Mesela “şunu yaparsanız cehennemden kurtulursunuz” diyor. Neye göre? Kuran’da var mı? Yok. Peygamber (sav)’in öyle bir beyanı var mı? Yok. Hurafe. Veyahut “şu helaldir, şu haramdır” diyor neye göre? Kuran’da var mı? Yok. Peygamberimiz(sav)’de böyle bir haber var mı? Yok. Neye göre? Hurafe. “Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir?” Demek ki münafıklar ve müşrikler en zalim takım. “Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.” Yani onlara hakimiyet vermez, güç vermez, her yerde ezilip, horlanıp, aşağılanırlar. Devleti varsa devleti yıkılır.  Çözüm Kuran’a tam tabi olmak, Kuran ahlakına tam tabi olmak. İlave yapmamak, çıkartma yapmamak Kuran’a. Kuran’ın yeterliliğine iman etmek.

(PKK’nın verdiği materyalist eğitim hakkında)

Mesela PKK’ya genç kızları adam öldürtmek için teşvik ediyorlar. Genç kız, 20-21 yaşında. Stalinist, Leninist, Darwinist eğitimden geçiriyorlar. Gözlerini kırpmadan cinayet işliyorlar. Çözümün tek olduğunu Allah göstertiyor, Mehdiyet, İttihad-ı İslam. Bunun dışında çözüm yok. Olsaydı Allah gösterirdi. Allah burada tek yolun bu olduğunu gösteriyor. Hiçbir başka çözümü yok. Dağı taşı bombalamak falan hiçbir şey olmaz ondan, etkilenmezler. Çünkü 30 yıldan beri bu yapılıyor. Ama İttihad-ı İslam olduğunda, Türk-İslam Birliği olduğunda kesin çözümdür. Çok mükemmel olur. Yani Mehdiyet çözüm. Bunu anlamazdan gelmek mantıksız olur. Çünkü bunu kime söylesek kabul eder. Aklın yolu tektir. Akıllı bir insan baktığında bunu çok açık anlar.

(Müslümanların birlik olması hakkında)

 “Müslüman‘a bir yerde müdahale olduğunda el birlik karşı koyarlar Müslümanlar”, diyor Allah ayette. Müslümanları Allah tek bir millet, tek bir topluluk olarak alıyor Kuran’da. Mesela Eritre’de herhangi bir Müslüman’a bir şey yapıldı. Ayetin hükmüne göre bütün Müslümanlar ittifakla ilmi olarak, sevgiyle, akılla karşı tavır almak durumundalar,hepsi. Farz, muhkem Kuran ayeti. İttihad-ı İslam’ın farziyetinin delillerinden bir ayet bu. Herhangi bir yerde herhangi bir Müslümana herhangi bir kişi zarar verdiğinde, “El birlik (fikri olarak) karşı koyanlardır” diyor Allah ayette. Mesela PKK saldırısı varsa, Eritre’deki, Mısır’daki, Mora’da, Çad’da her yerdeki Müslümanların el birlik karşı koymaları farz. Mesela Suriye’de Müslümanlara zulüm ediyorlarsa bütün Müslümanlar ittifakla ona karşı tavır koymaları farz. Bu uygulandığında yeryüzünde fitne olmuyor işte. Şeytandan Allah’a sığınırım, Kuran ayeti var, “Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar mücadele edin” ayetinin uygulaması bu. Çünkü fitne var. Fitne nerede var? Herhangi bir ülkede var. Bütün Müslümanlar birleşip o fitneyi fikren kaldırmaya mükellefler tamamı. “Bir kısmınız bununla ilgilenin, bir kısmınız ilgilenmeyin” demiyor Allah. Tamamına hitap eden bir ayet. “Namaz kılın” dediğinde Allah, bir kısmınız namaz kılın, bir kısmınız namaz kılmayın, demiyor. Tamamımıza hitap ediyor.  “Oruç tutun” deyince hepimize hitap ediyor. “Haklarına tecavüz edildiği, saldırıldığı vakit el birlik karşı koyarlar”, ayeti de yine bütün Müslümanları içine alan bir hitap. Herkes sorumlu. Ben de sorumluyum, Mahmut Hocam da sorumlu, Fethullah Hocamız da sorumlu, Mısır’daki bir alim de sorumlu, Pakistan’daki, Libya’daki bir insan da sorumludur. Herkes sorumludur. Hatta Ehl-i Kitap’a bir zulüm yapıldığında, mesela bir Hıristiyan ve Musevilere bir zulüm yapıldığında Müslümanlar kendi ülkelerinde olduğunda onları korumakla da mükellefler. Hatta onun üzerinde müşrikleri korumakla da mükellefler. Ayet var; “Müşrikler bir yere giderlerken onları güvenlik içinde oraya geçirin” diyor, Allah. Bu nedir? Bunu kim yapacak? Bütün Müslümanlar yapacak. Belirli bir gruba bu sorumluluk verilmiyor. Tamamına emirdir bu ayet. Herkese emirdir. Kuran’daki ayetler dünyadaki bütün Müslümanlara yönelik emir olmuş oluyor. Adam anlamazlıktan gelirse Allah anlayacak hale getirir tabii. Anlamazlıktan  gelmek yok. Mesela Libya anlamazdan geldi. Libya’nın hali ortada. Suriye anlamazdan geldi. Suriye’nin hali ortada. Anlamazdan gelmek olmaz. Açlığın nedeni de bu. “Haklarına saldırı olduğunda”,  şimdi Müslümanlara orada bir saldırı var. Bir açlık var, bir perişanlık var. Ona el birlik karşı konulması gerekiyor. Kaç kişi ilgileniyor? Az. Türkiye’de SMS’le para topluyor falan. Bazıları çıkıyor, “İftar toplantıları yapmanıza gerek yok, işte hacca gitmeyin parasını oraya gönderin. Cami yapmanıza gerek yok parasını oraya gönderin”. İftar toplantıları çok önemli, senede bir kere imkan oluyor Müslümanlar birbirlerini tanıyorlar, seviyorlar güzel bir şey, faydalı bir şey. Nasıl Cuma namazları faydalı ve güzel, nasıl Kurban veya Ramazan bayramında toplanıyorlar. Topluca namaz kılıyorlar. Mesela akşamları hep birlikte teravih namazı kılıyorlar. Bu bir güzellik. Aynı onun gibi o da bir güzelliktir. Engellemeye çalışanlara söylersiniz, eşine bilmem kaç milyara pırlanta yüzük alıyor. Gitsin onu satsın işte. Akıl vereceğine onun parasını göndersin. Oğlunu yurtdışına oraya buraya göndereceğine versin onun parasını. Onunla oradaki Müslümanlara yiyecek sağlasın. Ama taşıma suyla değirmen dönmez derler. Bu şekilde olmayacağı belli. Çözüm Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam’dır. Oradan 5 kuruş, oradan 10 kuruşla o olmaz. Çok sathi ve güçsüz olur. Ancak Türk-İslam Birliği oluştuğunda konu kökünden hallolur. Ne Museviler aç kalır, ne Hıristiyanlar ne Müslümanlar. Ne kavga, ne anarşi, ne terör olur, hiçbir şey olmaz.  PKK zaten kendinden erir kaybolur. Tabii karşı koyma deyince eline çivili sopa alıp değil; bilimsel metotlar. Sevgiyle, şefkatle, akılladır. Yoksa deccaliyete karşı mücadelede onların tuzağına düşmez Müslüman. Kana kanla karşılık verilmez. Kana akılla, sevgiyle, bilimle, sanatla karşılık verilir o zaman felç olur, etkisiz hale gelir. Mesela PKK; Marksist-Leninist düşünce teorik olarak ortadan kaldırılırsa PKK da ortadan kalkar. Ama ona müdahale olmazsa onlar devam ediyorlar kaldıkları yerden devam etmiş oluyorlar. Bizim yapacağımız ilmi mücadeledir, akılcı mücadeledir.

Saf Suresi:

Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar”İttihad-ı  İslam’ı durdurmaya çalışıyor, Mehdiyeti durdurmaya çalışıyor, Türk-İslam Birliği’ni durdurmaya çalışıyor. Böylece Allah’ın nurunu ağzı ile söndürmeye çalışıyor. Kendince Hz. Mehdi (a.s)’ı söndüreceğini, Hz. İsa (a.s)’ın gelişini durduracağını, İttihad-ı İslam’ı geçersiz kılacağını zannediyor. Allah’ın nurunu ağzı ile söndürmek için geceli gündüzlü, radyolardan, televizyonlardan uğraşıyor. “Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır” yani onlar uğraşsa da Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı da  gönderiyor, İsa Mesih (a.s)’ı da gönderiyor, dünyaya İslam ahlakını hakim ediyor. “Kafirler hoş görmese bile” küfür içinde olanlar, Kuran’a ilave yapanlar, çıkartma yapanlar, müşrikler, dinsizler, kim varsa. “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur” hidayete vesile olacak şekilde, yani Hz. Mehdi (as) olarak, Mehdilik vazifesi ile gönderen ve hak din üzere; yani Allah’ın hak olarak gönderdiği kitap üzerine gönderen O’dur. “Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı” ne kadar batıl din varsa bütün dinlere karşı “üstün kılacaktır” sadece İslam dini kalıyor. “Müşrikler hoş görmese bile” yobaz takımı hoş görmese bile. Çünkü müşrikler bütün güçleriyle İttihad-ı İslam’a karşı, Türk-İslam Birliği’ne karşı şu an direniyorlar görüyorsunuz. Bir tek Türkiye’de değil dünyanın her yerinde müşrikler Allah’ın nurunu söndürmek için uğraşıyorlar. Bu yüzyılda İslam ahlakının hakim olmaması için var güçleri ile gayret ediyorlar. Ama Allah ne diyor; “müşrikler hoş görmese bile” Allah dinini hakim edeceğini, İttihad-ı İslamı oluşturacağını söylüyor. Ebcedi 2021 yılını veriyor, ayetin.

“ Ey iman edenler, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi?” diyor Cenab-ı Allah. İnsanlar anlasın diye  ticaret diyor. İnsanlar ticaret ile çok uğraştıkları için, halkın en anlayacağı dilden Cenab-ı Allah onlara hitap ediyor. “sizi acı bir azaptan”mesela azap demiyor Allah, acı bir azap. İnsanlar azap deyince anlamaz. Ama “acı bir azap” diyor Cenab-ı Allah, uyarmak için, onları irite etmek için, dikkatlerini açmak için. “Kurtaracak” kurtulmak büyük bir sevinç. “Bir ticareti haber vereyim mi?” mesela kolay bir şey onlar için, ama Allah ticarete benzetiyor. “Allah'a ve O'nun Resulü’ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda mücadele edersiniz” cehd edersiniz,  gayret edersiniz. Malınızı da verirsiniz Allah yolunda, canınızla da yani konuşarak, tebliğ yaparak, her yerde İslam’ı yayarsınız. “Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz” şu an yaptığımız nedir? Cihattır, dini yayıyoruz, anlatıyoruz.

Münafıklar ne yaparlar? Malıyla övünür, parasını sayar, eviyle övünür, etiyle övünür, kemiğiyle övünür, diplomasıyla övünür, çıkarlarıyla övünür, çevresiyle övünür. Mümin ne yapar? İlmi mücadelesiyle övünür. İttihad-ı İslam’ı yaymak için yaptığı gayretle övünür, İslam’a yaptığı hizmetlerle övünür. Onlarla sevinç duyar, fahr içindedir, ferahlık içindedir. “ O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.”

Asıl kurtuluş bu, çünkü dünyada hayat çok kısa. Bir de bir şeyde yok. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele” ebcedi 1981 tarihini veriyor. “Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var” diyor Allah. İslam ahlakının dünya hakimiyetini söylüyor Allah nimet olarak. “Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele” biz de Hz. Mehdi (as)’ı müjdeliyoruz, İttihad-ı İslam’ı müjdeliyoruz, Allah “Mü'minleri müjdele” diyor. Cennetle müjdeliyoruz inşaAllah, Allah lütfederse inşaAllah. Allah’ın rızasıyla müjdeliyoruz Allah lütfederse. Ve 1981 tarihini veriyor.

Dünyanın gözü önünde İttihad-ı İslam, Türk-İslam birliği adım adım gelişiyor. Ve kimse de durduramaz açıkça söylüyorum. Sonunda da herkes “hay Allah razı olsun” diyecek. Bayağı güzel bir hizmet veriyoruz inşaAllah. Mehdi öncüsü olarak, Hz. Mehdi (as) talebesi olarak. Münafıklar fitneyle uğraşıyor, biz doğrudan Darwinizmi materyalizmi Leninizmi hedef alan, gayet güzel faydalı başarılı bir ilmi çalışma içerisindeyiz inşaAllah. Ve çok etkili oluyoruz.

2011-08-17 23:52:29
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top