Adnan Oktar'ın 18 Ağustos 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV, 18 Ağustos 2011

Demokrasi ile komünizm iç içe gitmez. Demokraside fikir özgürlüğü vardır, barış anlayışı vardır. Herkesin fikrine saygı vardır.  Ama komünizmde proletarya diktatörlüğünün hakimiyeti esastır. Kendi fikri dışında fikir kabul etmez komünizm. Çatışma düşüncesi vardır onlarda. Tez, anti-tez, sentez tarzında. Mutlaka kendi fikirlerinin galip gelmesini isterler. Onun için de her yolun mübah olduğunu söyler. Banka soyar, adam öldürür, bombalama yapar, her türlü kepazeliği yapar. Bir kural yoktur komünizmde.  Komünizmde ahlak ilkesi yoktur. Ahlak kabul etmez komünizm. Ahlakı bir dinin ortaya koyduğu kurallar zinciri olarak görür ve mantıksız görür. Devleti de gereksiz görür komünizm, aileyi de gereksiz görür. Dini zaten kabul etmez. Onun için şimdi yetkililerimiz pek ağzına almıyor, ama bu bir komünist ayaklanma. Komünist ayaklanmaya karşı anti komünist çalışma gerekir. Bunun dışında olmaz. Bilimsel çalışma şu an yapılmıyor. Anti komünist, anti Leninist ilmi çalışma şu anda yapılmıyor. Anti materyalist, anti Darwinist çalışma yapılmıyor bizim dışımızda. Yani var yapanlar da, devlet tarafından yapılması gerekiyor.

(Siirt Pervari’de 2 askerimizin şehit haberiyle ilgili)

Her gün yapar adamlar, çünkü fikirlerine karşı bir fikir ortaya konmuyor. Sadece, “yaptıklarınız ayıptır, vicdansızlıktır.” “Bu bir terör hareketidir”, “gereğini yapacağız”, “sizde vicdan yok mu?”, “dininiz imanınız yok mu?”, “Allah’tan korkmuyor musunuz?” diyorlar. Adam zaten, “komünistim ben” diyor. “Bu ahlaka uyar mı?” diyorlar. Adam, “Ben din karşıtıyım. Dini ortadan kaldırmaya çalışıyorum” diyor. “Dine uygun değil yaptığın, mübarek günde yapılır mı?” diyorlar. Olmaz, komünist ayaklanma var. Adı konmuyor bunun. Komünist ayaklanma adı konmadığı için, o da o tavrı daha rahat sürdürüyor şu an. Mesela bir adam çıkmış bir fikir ortaya koyuyor, bir parti bir fikir ortaya koyuyor ama PKK’ya karşı bir fikir ortaya konmuyor. Devlet eliyle bir fikir ortaya konması lazım. Bir inanç ortaya konması lazım. “Sizin materyalist inancınız yanlış, Darwinist inancınız yanlış” denmesi lazım. Sadece “terör yanlıştır” deniyor. Onlar da, “terör doğrudur” diyor. “Leninizm’e göre gerekir bu, materyalizme göre gerekir” diyor. Adam kitaptan kaynak gösteriyor. “Senin kaynağın var mı? Neye göre olmaz” diyor. Cevap yok. O zaman fikren galip konumda oluyor, zahiren öyle oluyor. Onun için mutlaka anti komünist faaliyet yapılması gerekiyor. Bilimsel çalışma yapılması gerekir. Devlet yapamazsa biz yapalım. Bize imkan versinler. Veya devlet yapsın biz imkanlarını ortaya koyalım. İlgili eserleri, belgeleri, bilgileri ortaya koyalım. Bir kere Darwinizmi fikren ortadan kaldıralım. Güneydoğu’da Darwinist eğitimi kaldıralım. Kaldıralım derken, Darwinizm anlatılmasın demiyorum. Darwinizm anlatılmazsa olmaz. Darwinizm anlatılacak, cevabı verilecek. Cevabı verilsin. Komünizm anlatılsın, cevabı verilsin. Faşizm anlatılsın, cevabı verilsin. Milletimiz doğruları anlasın. O zaman dağa çıkmaz adam. Her yeri okul haline getirmişler. Ben daha önce de söylemiştim. Daha yeni farkına varmış gibi, bazı arkadaşlar, bazı yetkililer yeni haberimiz oldu gibi bir üslup kullanıyorlar. Ben dedim, Güneydoğu’da kahvehanelerde bile geceli gündüzlü Marksist eğitim yapılıyor, dedim. Şimdi PKK’nın propagandası yapılıyor, diyorlar. Neyle ilgisi olduğu anlatılmıyor, komünizmle ilgisi olduğu anlatılmıyor. Komünist propaganda yapılıyor. PKK nedir? Propaganda var ama bunun ne olduğu anlatılmıyor. PKK komünist bir partidir. Stalinist, Marksist, Leninist yapılanmadır. Bunun söylenmesi lazım. Bunu ısrarla söylemiyorlar. O zaman adamlar, biz herhalde haklıyız, diye devam ediyorlar. Aynı kafada devam ediyorlar.

“Biz kardeşiz, kardeşi eti kemikten ayırabilir misiniz? Ne güzel sıcak bir ortam var, aileler bir arada mutlu yaşıyoruz. Komünistler ne pis adamsınız siz. Ayıp değil mi adam öldürüyorsunuz? Zalimler yaptığınız zulümden başka ne? Hiç acımıyor musunuz?” tarzı açıklamalar acayip kızdırır komünistleri. Çok kızdıracak bir ifade. Karşında komünist ideoloji var, sen kardeşlikten bahsediyorsun. Komünizm kardeşlik kabul etmez. Proletarya diktatörlüğünü hedeflemiştir. Burjuvazi ile mücadele etmeyi, işçi ve köylü sınıfının ittifak ederek halkların mücadelesini savunurlar. Kapitalizmin de kendini, büyük bir hırsla kendilerine karşı muhafaza etmeye çalışacağına ve kapitalizmin yenileceğine inanırlar. Marks’ın açıklamaları böyledir. Leninizm’in açıklamaları böyledir. Yani, “kapitalistler bize şu an direniyor” diyorlar adamlar.  “Devlet zaten kapitalizmin kendini korumak için, malını, mülkünü çıkarlarını korumak için oluşturduğu bir mekanizmadır” diyorlar. “Mahkemeler falan hepsi bunun için kurulmuştur” diyorlar. “Biz de bu sistemi yıkacağız, yıkmazsak proletarya diktatörlüğünü oluşturamayız” diyorlar. Bu batıl dinin özelliği bu. Bu halka anlatılmıyor insanlar bilmiyorlar. Habire mutlu, kardeşçe yaşamaktan bahsediyorlar. Komünist kardeşçe yaşamayı kabul eder mi? Komünist için kardeş komünist olandır. Komünistin dışında adam kardeş kabul etmez. Hatta dönek olarak kabul ederler. Oportünist kabul ederler. Revizyonist kabul ederler. Komünist olduğu halde ufacık bir değişiklik yapan, Stalinizm’den, Leninizm’den taviz vereni bile kendi aralarında öldürürler, değil eleştirmek; öldürürler. Önce mahkeme eder, sonra öldürürler. Daha önce de vardı, televizyonda gösterilmişti, mahkeme yapıyor videoya almışlar, “halk mahkemesi senin ölümüne karar verdi” diyorlar. Yani komünizmin büyük bir ayaklanma oluşturduğunu, Güneydoğu’da komünistlerin harekete geçtiğini herkes gördüğü halde, bütün Avrupa bildiği halde bazı insanlar ağzına bile almak istemiyorlar. Habire kardeşlikten, zulümden bahsediyorlar. Komünist kınamadan ne anlar?  Stalin’i kınıyorlardı o zamanlar Çar taraftarları. Yaptığınız zulüm, ayıp, diyorlardı.  Bağırta bağırta hepsini öldürdüler ve iktidara geldi adamlar. Çünkü Öar, anti komünist bir çalışma yapmıyordu, İslam’ı savunmuyordu. Anti Darwinist, anti materyalist değildi. Suskundu. Bir fikir getiremedi Çar. Çar taraftarları o devirde bir ideolojiyle sahip değildi. Çıkıp “diyalektik felsefe yanlıştır, doğrusu bu” diyemiyorlardı.  “Darwinizm, materyalizm yanlıştır” demiyorlardı. Sadece kılıçla halletmeye çalışıyorlardı. Adamlar da kılıçları onlara yedirdiler. Olay bu.

Güneydoğu’daki Marksist, komünist ayaklanmaya karşı fikri mücadelenin dışında yol olmaz. Fikren susuyorsa adamın anlayacağı budur ki biz farklıyız, diye düşünür. Adama diyorsun ki; senin yaptığın şöyle şöyle. “Şu iddialarda bulunuyorum ben, bana cevap ver” diyor. Cevap yok, susuyor. Susma nedir? İkrardır. Susuyorsan o zaman ben haklıyım, diyor. “Ya cevap ver, ya susuyorsan haklı olduğumu kabul et” diyor. Şu an susmayı onlar haklı olduklarının kabulü anlamında alıyor. Yani “Marksist Leninist düşünce doğru” diyorlar. “Doğru mu arkadaşım, cevap ver” diyor. Cevap yok.  Fikirle yerle bir edilmesi lazım. Düşünceyle yerle bir edilmesi lazım. Direnmeyle pinpon maçı gibi olur. Hiçbir netice alınamaz. Siyasi açıdan bir pinpon maçı gibi olur. Netice çıkmaz oradan. Silahlı çatışmada hiçbir netice alınmaz. Zaten komünizmin direnmeye ihtiyacı vardır, kana ihtiyacı vardır. Mutlaka kan dökmesi gerekir. Ya kendi kanının dökülmesi gerekir komünist ideolojide, ya karşı tarafın kanının dökülmesi lazım.  Her ikisi de komünizmi tırmandırır. Onun taraftarlarını öldürdükçe örgüte katılımlar artar. Onlar kardeşlerimizi şehit ettikçe örgüt kendini daha güçlü ve kendini daha güvende hisseder. Daha  özgüven kazanır  ver her gün de televizyonlarda PKK propagandası yapıldığı için, tabii isteyerek yapılmıyor ama, örgütte müthiş bir  özgüven meydana geliyor. Türkiye’nin 30 yıldan beri konusu PKK. PKK ile oturup kalkıyor Türkiye. Gece, gündüz, sabah, akşam başka bir konu yok. Buna karşı karşı ideoloji budur. Mehdiyet ve İttihad-ı İslam vardır.  Türk İslam Birliği vardır, diye konduğunda bir anda o erir gider, tuzun içinde erir kaybolur gider. Ama adı konmuyor. Kimseyi duydunuz mu, komünist ayaklanma vardır, diye. PKK ayaklanması diye. Mesela demeç veriliyor. Sürekli, “ayıp yapıyorsunuz” diyor. “Çirkin bu yaptığınız, bu yaptığınızı kınıyorum, acımasızlık yaptınız” diyor. Komünizmin gereğini yapıyor adam. Sen de diyorsun ki; “ayıp yapıyorsun”. Lenin’in talimatı bu. Hatta şaşırıyor Lenin, “Sosyal demokratlar bizi zalimlikle suçluyorlar” diyor Lenin. “En basit Marksist prensipleri dahi bilmiyorlar” diyor.

Anti komünist propaganda yapılmaya başlandığında örgüt taraftarı diye bir şey kalmaz. Devlet yaptığında çok etkili olacaktır. Kökünden biter. Eğitimle çözülür diyorlar ya eğitim yapılmıyor. Şimdi karşımızdaki  adamlar, insanlar cahil halk, cahil insanlar. Bir kısmı PKK’ya katılmış, bir kısmı katılmak üzere, bir kısmı sempati duyuyor, bir kısmı bilmiyor. Hepsinin eğitilmesi gerekiyor. Orada mazlum olan onlardır ama karşı taraf da bizim siyasi hasmımızdır. “Ben seni fikren yenemedim. Gel seni sopayla yeneyim” diyemeyiz. Önce fikren yeneceğiz. Fikren yendi mi biter zaten konu. Hiç gördünüz mü televizyonlarda Marksizm’in, PKK ideolojisinin yanlışlığını anlatan bir açık oturum gördünüz mü? Fikren karşılarına çıkarsak PKK yok olacağını bilir.

Önce, kitaplarda canlıların tesadüf olduğunu söyleyeceksin; sonra, “ramazan kutsaldır” diyeceksin. İkisinden birini tercih etmen lazım. PKK’yı dolaylı ya da alenen savunuyorlar. Ama şimdi çok uyanık ve dikkatli izlediğimiz için nefes alamıyorlar PKK yandaşı olanlar Keskin dikkatimizden adeta hipnotize oldular. Kıpırdayamayacak hale geldiler.

“Üç Beş teröristle baş edemiyoruz. Türk İslam Birliği nasıl oluşacak?” sorusuna yanıt:

Dünya her yerinde terörist var. Terörist sinsidir, mikrop gibidir belli olmaz ama teröristin bir yeri kontrolüne alması, bir yerde siyasi otorite kurması büyük tehlikedir. PKK’da tehlike budur. Yoksa terör eylemi her zaman olur. Dünyanın her yerinde terör eylemi var. Peygamberimiz (sav) açıklamış, Allah açıklamış hadis kitaplarını incelersen, Hz. Mehdi (as)’ın gelişini, Hz. İsa (as)’ın gelişini incelersen oradan anlarsın. Osman Bey Osmanlı’yı kurarken terör yok muydu? Anarşi yok muydu? Dünyanın her yerinde insanlar birbirini öldürüyorlardı. İmanla kurdu, Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla kurdu. Türk İslam Birliği imanla, aşkla olacak. Osman Bey’in bankalarda paraları mı vardı? Malı mülkü mü vardı? Hiçbir şeyi yoktu. Sadece imanı ve şevki vardı Allah da nasip etti. Derin imanla baktığı için büyük bir hakimiyete Allah imkan tanıdı. Şimdi de Hz. Mehdi (as)’a imkan tanıyacak, inşaAllah.

Pislik yapan insanlar sayısı küçüktür ama etkisi büyük oluyor. PKK’ nın eylemi küçük oluyor ama etkisi büyük oluyor ve bütün Türkiye’yi sarsıyor. Şeytaniyet’in gücü buradan gelir. Küçük bir eylemdir büyük netice alır. Deccaliyetin gücü de buradan gelir. Deccal küçük bir eylemle büyük netice alır. Onlar da deccaliyetin yöntemini kullanmış oluyorlar.

Hızır (as) her yerde. Yani birçok yerde aynı anda faaliyet yapabilir. Güneydoğu’da da faaliyet yapıyor Hızır (as). O bilinmeyen bir sırdır.

Zaman gazetesi İhsan Dağı’nın hükümetin Abdullah Öcalan’ın önünü açmayı kabullendiği ile ilgili yazısı:

Komünizmde partinin lideri vardır. Lider ölürse yerine başkası geçer. Öldü kabul ediyorlar onlar. Veyahut kayboldu kabul ediyorlar. Onun yerine hemen başkası geçer. Orada parti esastır. Ve o ideolojiyi savunan bir çok insan var. Abdullah Öcalan gider başkası gelir. Öcalan “Silahları bırakın komünizmden vazgeçtik, Leninimzden vazgeçtik” dese hemen infaz ederler onu. Böyle bir şey olmaz. Lime lime ederler, öyle bir konu olmaz. Adamlar 30 yıldan beri Abdullah Öcalan için mi dağlarda yaşıyorlardı? Göbeğini kaşıyan, orasını burasını kaşıyan adam için mi onlar dağlarda yaşıyorlardı? Komünist ideolojiyi savunduğu için yaşıyor adamlar. Komünizme karşı Kuran’la çözüm, bilimle, felsefeyle çözüm olur. “Hadi bırakalım Abdullah Öcalan’ı işi halletsin” diyorlar. İsteyeceği; hadi bakalım burayı federal devlet haline getirin. Sonra, “federasyonla olmuyor şunun adını koyalım normal devlet olsun” diyecekler. Sonra, “ordusuz devlet olmaz” diyecek. “Bir ordu kuralım” ne kadar? Çin malı silahlar, Kore malı silahlar, Rus malı silahlar. Sonra, oradan buradan satın aldıkları silahlar Irak’tan, Suriye’den. Bu belanın bin misli daha Güneydoğu’da konuşlanmış olacak. Sonra da onlar sınırda uslu uslu duracak zannediyorlar. İkinci safhaya geçecekler, devrim ihracına geçecekler. Türkiye’nin tamamını komünist yapmadan, bölgenin tamamını komünist yapmadan, dünyanın da tamamını komünist yapmadan bir komünist komünizmden vazgeçemez. Komünist değildir o zaman.

Ekonomik krizi dünyaya komünizmi getirmek için Deccaliyet çıkarıyor. 300 kişilik bir Dünya devleti var Deccaliyetin. Onlar komünizmi dünyaya hakim etmek için, deccaliyeti dünyaya hakim etmek için ekonomik kriz çıkarttılar. Ekonomik krizde adam çaresizlik içinde olacak, ahlaksızlığı bir yandan körüklüyorlar. Çözüm komünizm diyecekler. Asya ülkelerinden, Güneydoğu’dan bir yerlerden onu hareketlendirmek istiyorlar. En uygun orada konuşlandırdılar. Çünkü yapı müsait, coğrafi yapı da müsait, eğitim durumu da oradaki insanların düşük seviyede olduğu için komünizm çok rahat yayılabiliyor. Onlar da bunu bildiği için bu imkanı iyi kullanmak istiyorlar şu an. Acayip kinli nefret dolu yetiştirilmiş insanlar bunlar. İntikam hissiyle dolu olan insanlar bunlar. Yani iş bitti köylü köyüne, herkes yoluna demez onlar. Asıl ondan sonra başlayacaktır, komünist devleti kurduktan sonra asıl atak başlayacaktır.

Şuara Suresi,

"Ta, Sin, Mim.

 Bunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.

 Onlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?)"

Allah ona hidayet vermezse o olmaz. O kardeşimizde özel yaratılmış bir varlık o yüzden iman edemiyor.  Biz istesek de, ne delil verirsek versek de iman edemez. Ama Allah hidayet verdiğinde çok kolay iman ettiğini görürüz inşaAllah. Müşrik olamayacak diyor, münafık olamayacak diyor. Cennette misin sen? Tabii ki iman etmeyenler olacak. Tabii ki müşrikler olacak, tabii ki münafıklar olacak, herkes olacak. Başka dinden insanlar olacak, putlara inananlar olacak, zor ortam olacak. Sen imtihan olacaksın. Üniversite sınavına girmişiz, soru yok. Ne yapıyorsun? “İmtihan oluyorum” diyorsun. Sorular zor diyorlar, sorular zor diyorlar. Kolay diyen çıkmıyor. İmtihan zordur. Böyle insanlar da olacak. Biz onlara şefkat duyarız, Allah öyle yaratıyor. Bu neden oluyor? Metafizik. Allah diyor ki; “gözleri vardır görmez; kulakları vardır, işitmez” diyor, “sana bakarlar halbuki onlar görmezler bile” diyor Allah. “Kalpleri var kalplerini de kilitledim” diyor Allah. Özel yaratılmış, imtihan için. Ama bir hidayet veriyor Allah. Bir anda perde açılıyor o adam dirilmiş gibi karşımıza gayet güçlü olarak çıkıyor. Mümin, muttaki olarak çıkıyor. Adam kendisine şaşırıyor. “Ben daha önce nasıl iman edemedim, nasıl böyle bir şey oldu” diyor, hayret ediyor.

Nahl suresi 127.ayet,

“Sabret senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir”

Demek ki insan kendisi sabretmek istese sabredemiyor. Allah’ın yaratması gerekir sabrı. Kaderinde olması lazım.

“Onlar için hüzne kapılma”

Yani acayip bir şey yaptıklarında, yanlış bir şey yaptıklarında hüzne kapılma. Hüzne kapılma, ne oluyor hükmü? Haram oluyor. Muhkem ayet, “Hüzne kapılma” Adam diyor ki; “Hüzünlendim” harama girersin. Hüzne kapılma.

“Kurmakta oldukları hileli düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme”

Sıkıntıyı kabul etmeyi de Allah haram kılmış. Muhkem ayet. Adam diyor ki; “Sıkılıyorum” Sen kendin emir veriyorsun kendine, vicdanına. Niye sıkılıyorsun? Allah’ın yarattığı şey gayet güzeldir. Allah’ın yarattığından memnun olsana. Her şeyde bir hayır vardır. Allah yaratıyor, “Ben de sıkılıyorum” diyorsun. Olur mu? Allah yaratıyorsa hayır vardır.

“Şüphesiz Allah, korkup sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir” 

Allah; Ben hiç bırakmam onları, diyor. Ne güzel, maşaAllah. Elhamdülillah.

“Gerçek şu ki; İbrahim tek başına bir ümmetti. Allah’a gönülden yönelip”

Kalpten içten, isteyerek yönelip. “İtaat eden”, Allah ne derse ona uyan.

“Bir muvahhiddi”

Tevhidi savunan, Allah’ın birliğini savunan bir muvahhiddi.

“Ve o müşriklerden değildi”

Şirk koşmuyordu Allah ne diyorsa, onu yapıyordu. Allah’ın dediğini alıyor ama  put olan inançlardan, şu dedi, bu dedi diye almıyordu.

“Ve O’nun nimetlerine şükrediciydi”

Allah’ın nimetlerine şükredici. Nasıl şükrediyor?  Hamd ediyor. Elhamdülillah. Ve Allah’ın emirlerine uyuyor. Şükretmek Allah’ın emirlerine uymakla olur.

“Allah onu seçti ve doğru yola iletti”

2002 yılını veriyor, ebcedi.  MaşaAllah..

2011-08-19 02:04:01
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top