Ölümü anmak insanı olgunlaştırır. Daha sevgi dolu, daha şefkatli, daha derin düşünen, daha dünya hırslarından arınmış, daha affedici olur tabii. O çok önemlidir. Çünkü ölümü düşünmeyenler genellikle hoppa, böyle hafif akıllı, zayıf mizaçlı, özenti, çabuk olayların etkisinde kalan, insanlara çok değer veren ama -haşa- Allah’tan daha çok önemli gören, hasta insanlar oluyor. Ama ölümü düşünen insanlar derin düşünürler, daha olgun, daha iyi olurlar inşaAllah.
Bediüzzaman asrı çok güzel teşhis etmiş. Şimdi önemli bir konu var. Dünyanın kurtuluşunda, bölgenin kurtuluşunda, Türkiye’nin kurtuluşunda Bediüzzaman, Hz. Hızır (a.s.) gibi önemli bir insandır. Bir bildiğim var ki söylüyorum, mühim bir insandır. Söylediklerini anlamazlıktan gelip, böyle modernize ederek, değiştirerek bir yere varılmaz. Dediklerinin titizlikle uygulanması gerekiyor. Dedikleri doğru. Diyor ki Bediüzzaman “Süfyan ve Mehdi hakkındaki hadislerin ifade ettikleri mana bu dur ki: ahir zamanda dinsizliğin iki cereyanı (akımı) kuvvet bulacak:” buldu mu bulmadı mı? Buldu, doğru. “Birisi: Nifak perdesi altında (inkarcı olduğu halde Müslüman gibi görünerek) Risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) (Peygamberimiz (sav)'in elçiliğini ve yolunu) inkar edecek SÜFYAN NAMINDA MÜDHİŞ BİR ŞAHIS ehl-i nifakın (münafık karakterli kimselerin) başına geçecek,” bu oldu mu olmadı mı? Oldu, herkes gördü. Müslüman alemini mahvetti. Bak Hafız Esad’ın oğlu daha hala devam ediyor. Babasının yaptığı melanetleri devam ettiriyor. “Şeriat-ı İslamiyenin (İslam dininin) tahribine (yıkılmasına) çalışacaktır. Ona karşı AL-İ BEYT-İ NEBEVİNİN SİLSİLE-İ NURANİSİNE (Peygamberimiz (sav)'in nurani soyuna) BAĞLANAN.” Silsile ne demek? “EHL-İ VELAYET (velilerin)” veli olan, yani Allah’ın sevdiği temiz bir kul.” VE EHL-İ KEMALİN (kamil iman sahiplerinin)” yani kemalli, iyi insanların. “BAŞINA GEÇECEK” lider olacak. “AL-İ BEYT'TEN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) MUHAMMED MEHDİ İSMİNDE BİR ZAT-I NURANİ (nurlu bir şahıs) O SÜFYANIN ŞAHS-I MANEVİSİ OLAN” onun fikir sistemini dağıtıyor. Bediüzzaman burada şahsı manevi olduğunda söylüyor. Mesela bak burada şahıs var demiyor, burada fikir sistemi var diyor. Fikir sistemini şahıs dağıtıyor, talebeleriyle. “O SÜFYANIN ŞAHS-I MANEVİSİ OLAN CEREYAN-I MÜNAFİKANEYİ (münafıklık akımını) YOK EDİP DAĞITACAKTIR.” Manen. Şu an bu oluyor. Türkiye’de de bu oldu. Süfyaniyetin ne hale geldiğini hep beraber gördük mü? Bütün Türkiye görüyor, milletin ağzı, dudağı kurudu. Hayretler içinde kaldı. Süfyaniyet çatır çatır yıkıldı. Rezil rüsva oldu ve acayip aşağılandılar. Allah rezil rüsva etti. İki paralık etti Allah, Süfyan ve komitesini.
Müslümanların birbirini coşkuyla, delice sevmesi çok önemlidir.Bunu bize Mehdiyet verecektir. Mesela bak Türkiye şimdi füze sistemi kuruluyor, kardeşim Hz. Mehdi (a.s.) olsa füze sistemi ne alaka? İran’a karşı kuruluyor. İran, Hz. Mehdi (as) varken kime füze kullanabilir, nereye füze kullanır? Öyle bir şey olmaz. Hz. Mehdi (as)’ın nasıl ihtiyaç olduğunu burada görüyoruz. Milyarlarca dolar para harcanıp, füze savunma sistemi kurulacak şimdi Türkiye’ye. Bölgeyi korumak için. Bir tek Türkiye’yi değil bütün bölgeyi korumak için. Kime karşı? Müslüman İran’a karşı. Buyurun. Hani Müslümanlar kardeşti? Hani şahsi manevi hallediyordu? Demek ki Hz. Mehdi (a.s.) acil ihtiyaçmış. Gördük mü ihtiyaç olduğunu? Hz. Mehdi olsa ne alaka, nerenin füzesi, savunma sistemi? Ona verilecek para ile fakire, fukaraya çok güzel yiyecek dağıtılır. Buzdolabı dağıtırsın, çamaşır makinesi dağıtırsın, araba dağıtırsın, ilaç dağıtırsın, ev yaparsın. Bir de konuşlandırılmış roketler, her biri kim bilir kaç trilyonluk. İran da hazırlık yapıyor. Hz. Mehdi (a.s.) olmuş olsa konu kökünden hallolur biter.
Memleketimiz çok güzel, insanlarımız çok güzel. Fakat birlik ve beraberliğin deli aşk şeklinde olması gerekiyor; kenardan köşeden olmaz. Mesela şu İran’a karşı füzesavar sistemi benim kafamı karıştırdı. İran da daha hala hayalet Hz. Mehdi (as)’dan bahsediyor, hayalet olan. Kardeşim sen hayaletle ortaya çıkarsan adamlar çekinir. Çünkü hayaletin ne yapacağı belli olur mu? Füze sistemi de kurar. Başka ne sistemi de kuracaktır mecburen. Çünkü hayaletten bahsediyorsun sen. Diyorsun “kuyunun içinde bekliyor” diyorsun, “Kuyunun içinden çıkacak ve Müslümanlara lider olacak. Ve sel gibi kan akıtacak” diyorsun. Şimdi bu normal bir ifade değil. Çok büyük zarar veriyorlar İslamiyet’e. Bu hayalet iddiasını bir kere kaldırmaları gerekiyor. Ehli Sünnet’in Hz. Mehdi (as) açıklaması, doğru olan odur. Anadan babadan doğan, makul, sevgi dolu bir insandır Hz. Mehdi (as). Kana karşıdır. Habire kan dolu filmler göstertiyorlar. Bütün Avrupa’da yayınlanıyor. Sel gibi kan akıtıyor, Hz. Mehdi (as). Öyle bir film yapmışlar. Hz. Mehdi (as) değil o, deccal sizin bahsettiğiniz. Deccal kan akıtır. Sel gibi kan akıtır. Deccaliyetten çekindiği için Türkiye de füzesavar sistemi kuruyor şimdi, kurduruyor. Avrupa’da buna göre tabii çekiniyorlar. Hz. Mehdi (as)’a tabi olsunlar bu bela kalksın. Yoksa bu hoş bir durum değil. Müslümanlar hayalete tabi olmayacak, Hz. Mehdi (as)’a tabi olacaklar. Olur mu öyle şey? “Kuyunun içinden adam çıktı, geldi” diyecekler. “Buna tabi olun. Işık şeklinde” diyecekler. “Gördüm, bana böyle dedi” diyor, herif. Ne yapacağız adama peki, ne diyelim? “’Oluk gibi kan akıtın’ dedi” diyecek. Ne diyeceğiz. Böyle bir şey yok. Hz. Mehdi (as) merhamet insanı, şefkat insanı, dostluk insanı, kardeşlik insanı. Kanı, irini ortadan kaldıran bir varlıktır. Kan yok Hz. Mehdi (as) devrinde.
Atatürk’ün biz bu dindar yönünü, milliyetçi yönünü, Türk-İslam Birliği’ni savunan yönünü vurguladıktan sonra dikkat ettiyseniz sahte Atatürkçüler bir daha Atatürk’ü ağzına almadılar. Çok acayiptir o. Gece gündüz Atatürk’ten bahsedenler çil yavrusu gibi dağıldılar. Atatürk’ün aleyhine konuşan dindarlardan da vardı. Onlar da dediler “hakikaten hata yapmışız. Doğrusu Atatürk hakikaten dindarmış” dediler, maşaAllah.
Nas Suresi
“De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların malikine, İnsanların (gerçek) İlahına; 'Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran' vesvesecinin şerrinden.Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar); Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas'tan Allah'a sığınırım).”
Hannaslardan. Cin ve insan şeytanlar Müslümanların Kuran’ı anlatmasını, okumasını istemezler. Engel olmaya çalışırlar. Kendileri de bir şey yapmaz. Yapana da engel olurlar. Böylece felaketi beklerler. Allah esirgesin.
Kafirun Suresi
“De ki: "Ey kafirler." "Ben sizin taptıklarınıza tapmam." "Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz.""Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim." "Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.""Sizin dininiz size, benim dinim bana."”
MaşaAllah, maşaAllah. Aynı zamanda bu müşrikun ve müşrikata yöneliktir. Yani müşrikler kendi dinlerine dönmesini ister Müslümanların. Yani Kuran’ı esas almayan, hurafe dinine dönmesini ister. Onlara da, müşriklere de aynı cevabı verecek Müslümanlar. “Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize.” Yani Kuran’ın anlattığı dine biz uyuyoruz. Müşriklerin anlattığı hurafe dinine değil, inşaAllah.
(Hz. Süleyman (as)’ın Sebe Melikesi Belkıs ile Görüşmesi )
Hz. Süleyman (as)’ın karşısında kim var? Beşeri cismiyle bir kadın yok mu? Kim var? Hayal mi görüyor? Ona bakıyor, o kadına bakıyor. Şakayı yapan o değil mi? Hz. Süleyman (as) değil mi? “Bu havuza gir” diyen kim? Niye onu havuzun kenarına getiriyor, değil mi? Havuzun kenarına getirmesinin sebebi o şakayı yapmak için. Havuzu önceden hazırlamış, değil mi? Derin su zannediyor. Kadın bacaklarını açıp içine girmeye çalışıyor, giremiyor. Ve şakası bütün güzelliğiyle ortaya çıkmış oluyor. Bu bir insan. Beşeri bir insan. Kilometrelerce yoldan gelen bir kadın. Kadınla yalnız başına sarayda, karşı karşıyalar. “Havuza gir” diyor, Hz. Süleyman (as). Ayet açık gösterteyim ayeti. “Kadın da bacaklarını sıvadı” diyor, Allah ayette. “derin su zannetti” bak, “derin su zannetti” diyor. Ona göre sıvıyor. Fakat basınca yani gireceğini zannedince giremiyor. Gülüyor Hz. Süleyman (as) da ona. Karşılıklı gülüyorlar. Hoşlarına gidiyor. Bir şaka bu. Ve kadın hayran oluyor Hz. Süleyman (as)’a ve iman ediyor. Kadının sevgisi kazanıyor. Ona yakın oluyor, ona şefkat gösteriyor, ona sevgi gösteriyor, onunla konuşuyor, onu insan yerine koyuyor. Yoksa böyle bazı arkadaşların dediği gibi sırtını çevirip o şekilde bir tavır göstertmiyor. O şekil olursa işte bu hallere düşersiniz. Ve bu perişanlık olur. İslam alemindeki perişanlığın sebebi bu. Kuran’ı anlamazlıktan geliyorsunuz. Kuran çok açık anlatıyor. Peygamberimiz (sav)’e ayette açık diyor: ”güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de sana bundan sonra kadınlarla evlenmek yasak” diyor Allah, açık. Demek ki bakıyor, güzelliği hoşuna gidiyor, evlenmek istiyor. Niye gizliyorsunuz yahut gizlemeye çalışıyorsunuz? Nasıl Hz. Mehdi (as)’ı nasıl gizleyemiyorsanız bunları da gizleyemezsiniz. Hz. Musa (a.s.) peygamber kızlarıyla gidip görüşüyor. “Baba” diyorlar, “güçlü bir erkek” diyorlar. “Güçlü bir insan. Görünümünden anladık” diyorlar. Bakıyorlar. Beşeriyeti değil mi Hz. Musa (a.s.)’ın o gördüğü? Neyi görüyorlar? Yanlış konuşuyorsam gel anlat. Yani cevap ver, inşaAllah.
Neml Suresi, 44
“Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."”
Bak o sevgi, o ilgi, o alaka kalbini ferahlandırıyor kadının. O Hz. Süleyman (as)’ın yaptığı şaka da hoşuna gidiyor. “Ne güzel” diyor, “ bu İslam dini. Allah’a çok şükür. Müslüman oldum” diyor. Yobazlık olsa Müslüman olur muydu o kadın? Gerçek İslam’la karşılaştığı için, bir Peygamberle karşılaştığı için kalbine inşirah, ferahlık geliyor ve Müslüman oluyor. Şimdi yobaz takımının yüzünden binlerce, on binlerce, milyonlarca kadın Müslümanlığa yanaşamıyor. Mesela elhamdülillah bak biz kimle konuştuysak aşağı-yukarı hepsi Müslüman oldu, maşaAllah, elhamdülillah.
Ahzab Suresi, 50-52
“Ey Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık;” Helal olsun benim mübarek Peygamberime. Allah cennette kat kat fazlasını versin. “bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da,” Şimdi kadın kendini hibe etmek istiyor. Peygamber görmüyor mu bu kadını? Görüyor, görüp beğenmeden alır mı? “, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık).” Yobazlar utanıyor bu ayeti okumaktan. Haberiniz var mı bundan? En çekindikleri ayettir yobazların. “Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın.” Güçlük ne biliyor musun? münafukun ve münafukatın, müşrikun ve müşrikatın alçakça Peygambere baskı yapması. O zorluklar o ayette kastedilen. Ayet inince toz duman oldular. “Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin;” istersen yanında tutarsın, istersen ayrı da tutabilirsin diyor Cenabı Allah. “ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur.”İstersen geri çağırırsın, yeniden onunla birlikte yaşayabilirsin diyor Allah. “Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına”yani bundan müteessir olmamalarına “ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur.”Çünkü Allah’ın rızası her şeyi aydınlatır. Ama cahiliye gözüyle bir kadın buna bakarsa, felaket. Iman gözüyle bakarsa güneş gibi. Ne olur? Kalbi aydınlanır, ferahlanır, “Cenabı Allah böyle dediyse bunda bir hayır ve güzellik var, elhamdülillah, hepsini kabul ederim” der. “Onların gözlerinin aydınlanıp” annelerimizin gözleri aydınlanıyor bu ayetten sonar, vahiyle bildirildiği için. “hüzne kapılmamalarına” artık hüzne de kapılmıyorlar.“ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına” hoşnut oluyorlar. Helal olsun benim annelerime dedemle evlendikleri için onlarla iftihar ediyorum, maşaAllah. Olması gerekeni yaptılar, çok güzel yaptılar, maşaAllah.“hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.” Mülayimdir. “Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile” buyurun yobaz arkadaşlar. Görmeden nasıl bilsin Peygamber güzelliklerini? “-güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz;” Peygamberimiz (sav) çok beğeniyor, “ama nikahlamayacaksın” diyor Allah. “ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka.” Diyor Cenab-ı Allah. Çok fazla cariye almıştır Peygamberimiz (sav). “sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka. Allah herşeyi gözetleyip denetleyendir.”Ve çok fazla da cariye almıştır ondan sonra Peygamberimiz (s.a.v.). Birbirinden güzel annelerimizi almıştır. Helal olsun. Cennette şu an onlarla beraber. Ne güzel, elhamdülillah. Allah daha da hurilerlerle de arttırsın. Milyonlarca huri versin benim canım dedeme, biricik dedeme, güzeller güzeli nur dedeme, maşaAllah.
2011-09-05 06:02:04