Adnan Oktar'ın 8 Eylül 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV, 08.09.2011

İttihad-ı İslam’ın olabilmesi için, Peygamberimiz (sav)’in sözünü dinlemeleri lazım. Peygamberimiz (sav)’i (haşa) hiç yerine koyarak birlik yapamazlar. Peygamberimiz (sav)’in Allah’tan aldığı vahyi (haşa) hiç yerine koyarlarsa, verdiği bilgiyi hiç yerine koyarlarsa, “biz daha iyi biliyoruz” derlerse hiçbir şekilde amaçlarına ulaşamazlar. Resulullah (sav) ahir zamanı tarif etmiş. Zamanını tarif etmiş. “Bakın” demiş, “şu şu alametler olduğunda şunlar şunlar olacak siz de şu şekilde hareket edeceksiniz” diyor.  Adamları ne alametler ilgilendiriyor, ne olaylar ilgilendiriyor, ne Peygamberimiz (sav)’in söylediği sözler ilgilendiriyor. “Biz” diyorlar,  “kendi kafamıza göre buluruz. Gerek yok” diyorlar, “Hz. Mehdi’nin gelmesine” diyor. “Gelmesin de artık” diyorlar. Bu kafadaki insanlarla İttihad-ı İslam oluşur mu? Dünyadaki zulüm kalkar mı?

“İman insanı insan eder” diyor, Bediüzzaman Said Nursi. “Belki insanı sultan eder.” “Belki dünya hakimi eder” diyor. Burada da Hz. Mehdi (as)’a işaret var. “Öyleyse insanın vazifeyi asliyesi iman ve duadır. Küfür insanı gayet aciz bir canavar hayvan eder” diyor. Terörist, anarşist haline getirir” diyor, inşaAllah. “İnsanın vazifeyi asliyesi iman ve duadır” diyor.  Asıl vazifesi.

(“Hz. Mehdi (as) geldiğinde üzerinde bir bulut olacak hadisinin yorumlar mısınız?” sorusu üzerine)

Hz. Mehdi (as)’ın yanında sağında Cebrail solunda İsrafil (a.s.) var. Beraber yürüyorlar. Görüyor muyuz? Görmüyoruz. Melekler bir başkasına bulut olarak görülebilir. Bir başkasına başka türlü görülebilir. Onlar mana alemindeki insanların görebileceği görüntüler. Yani yanında sürekli melek var. 3000 melekle yardım ediyor. Görülecek mi? Yok. Melekler görünse imtihan ortamı olur mu? Hangi Peygamberde, dünyanın hangi devrinde böyle bir olay oldu da olsun? Mekke müşrikleri Peygamberimiz (sav)’e söylüyor. “Üstünde melek olsun” diyorlar. “Senin Peygamber olduğunu söylesin” diyorlar. Allah da bunun mümkün olmadığını söylüyor. Bunun müşriklerin sözü olduğunu söylüyor. Melek görünmez. Aklın ihtiyarini kaldırır. Mesela diyor ki hadiste, “sarığın içinden bir şahıs Hz. Mehdi (as)’ı müjdeler.” Bir de baktım ki Şeyh Nazım Hocam sarığın içinde. Başına sarmış. Omzuna sarmış. Göğsünden aşağı sarkıtmış. Gerçek sarık işte o. Sünneti seniyeye uygun, Peygamberimiz (sav)’in sardığı sarık odur. Şeyh Ahmet Yasin hocamıza baktık. Sarığı sarmış tam sünnet-i seniyyeye uygun. Göğsünün üstünden geliyor. Omzundan sarkıyor. Tam sünneti seniyyeye uygun. Nerede onlar? Sarığın içindeler. Her ikisi de ne diyorlar? Hz. Mehdi (as)’ı müjdeliyorlar. “Sarığın içinden bir insan” diyor. “Hz. Mehdi (as)’ı müjdeler. Birinci dereceden Şeyh Nazım hocamıza bakıyor. İkinci dereceden Şeyh Ahmet Yasin hocamıza bakıyor.

(Mukatta harfleriyle ile ilgili soruya cevap)

Bazı meleklerin ismi olabilir. Yani o ayetle görevli olan yani o ayetin birçok hadimi görevlileri var. O görevli olan meleklerin ismi olabilir. Ecinni takımı da, cinler de, o harfleri duyduklarında harekete geçiyorlar bazen.  Yani zamanı gelince daha detaylı açıklarız. Şimdilik bu kadar, inşaAllah.

(Bediüzzaman Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olmaları için neler söylüyor?)

“Bütün bunlara karşı kuvvetli silâhın ve siperin ve kal'an: Uhuvvet-i İslâmiyedir. Bu kal'a-i İslâmiyeyi, küçük adavetlerle”

Ufak tefek tartışmalara

“ve bahanelerle sarsmak; ne kadar hilaf-ı vicdan ve ne kadar hilaf-ı maslahat-ı İslâmiye oldugunu bil, ayıl!.” diyor.

Böyle basit nedenlerden; tarikatın ayrı, yok cemaatin ayrı gibi sebeplerden Müslümanları bölmek parçalamak çok bir büyük hatadır diyor Bediüzzaman.

“Ehadîs-i serifede gelmis ki: "Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka basına geçecek”

Bak nifak münafıklar; zındıka imansızlar.

eshas-ı müdhise-i muzırraları, İslâm'ın ve beserin hırs ve şikakından istifade ederek”

İnsanların işte zengin olma hırsı, “en ileri ben geçeceğim”, “en iyi okulda okuyacağım”, “en iyi arabayı alacağım”, “en iyi kişi ile evleneceğim”, “en güzel ev benim olacak” gibi hırs ve şikak; birbiriyle çatışmaları, birbirleriyle uğraşmaları.  Yok, “o Alevi”, “ben Sünniyim, onlar Şii” gibi.

az bir kuvvetle nev'-i beseri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır.”

300 kişiyle koskoca dünyayı mahvetti deccaliyet. Bak; “nev'-i beşeri” dünyayı “herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır” diyor. Bir avuç Darwinist, materyalist koskoca İslam âlemini esir etti. Paramparça Müslümanlar. Onlarla çocukla oynar gibi oynuyorlar. Gidiyor bir Libya’yı tokatlıyorlar, bir Cezayir’i tokatlıyorlar. Bir Irak’ı tokatlıyorlar, bir Afganistan’ı tokatlıyorlar. Paramparça olmuşlar çünkü. Başsızlar. O dövülürken öbürü seyrediyor. Öbürü dövülürken, öbürü seyrediyor. Öbürü dövülürken, öbürü seyrediyor. “Vah vah vah” diyorlar, sadece birbirlerinin dövülmelerine. Halbuki ittifak etseler ne dövülecekler, ne sövülecekler. “Az bir kuvvetle nev'-i beseri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır” deccal diyor. Şu an öyle oldu işte.

“Hazret-i Mehdi'nin cem'iyet-i nuraniyesi,”

Hz. Mehdi (a.s.)’ın nurani cemaati, Hz. Mehdi (a.s.)’ın içinde bulunduğu nurani cemaat.

“Süfyan komitesinin”

Yani Hafız Esad ve takımının. Bir tek Hafız Esad değil işte bütün Arap sosyalistleri. Onların ortaya attığı şu an Müslümanları perişan eden sistem.

tahribatçı rejim-i bid'akâranesini”

Baasçı kafasını. “Rejim-i bid'akâranesini”; bozuk rejimini.

“Tamir edecek,”

Mehdiyet  “tamir edecek” diyor. Yıkmıyor, tamir edecek.

Sünnet-i Seniyeyi ihya edecek;”

Yani Kuran’a tam tabii olmayı sağlayacak inşaAllah.

“yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle seriat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalısan Süfyan komitesi,”

Süfyani deccal.

“Hazret-i Mehdi cem'iyetinin mu'cizekâr manevî kılıncıyla”

Yani ilim kılıcıyla. Anti Darwinist, anti materyalist kılıncıyla.

“öldürülecek ve dağıtılacak.”

Şu an o oldu ve oluyor. Devam ediyor. Son devresi. Dört devre var diyor Bediüzzaman. Biz son devresine girdik inşaAllah, Hz. Mehdi (a.s.) devresidir son dördüncü devre. Yani dağıttığı devre. Biz de talebeleri olarak; Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri olarak o çalışmayı yapmaya çalışıyoruz inşaAllah.

“Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı uluhiyet niyetiyle”

Allah’ı inkar niyetiyle.

“medeniyet ve mukaddesat-ı beseriyeyi zîr ü zeber eden”

medeniyet”; Dünyada artık sanat da kalmadı. “Ve mukaddesat-ı beseriyeyi”; İnsanlarda mukaddesatı da bırakmadıklar. Allah inancını ve mukaddesattan kaynaklanan her türlü güzelliği bütün dünya çapında tahrip ettiler.

“Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatıyla  birleştirmeye çalışan”

Yani Müslümanlarla Hıristiyanlığı birleştirmeye çalışan.

“hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazreti İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti altında”

O’nun reisliği altında, O’nun manevi liderliği altında.

öldürecek ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı uluhiyetten kurtaracak.”

Hz. Mehdi (a.s.)’a yardımcı oluyor Hz. İsa (a.s.).

“Ahir zamanda Ali beyt-i nebevinin Cemaat-ı nuraniyesini temsil eden Hazreti Mehdi ve cemaatindeki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir.”

“Ancak bu üç görev bir arada olabilir, benim zamanımda olamaz” diyor Bediüzzaman.

“Tâ âhirzaman da hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.”

1400 ile 1500 arasında her şey tamam oluyor mu? Oluyor. O zaman Mehdi’nin çıkışı için başka vakit var mı? Yok, başka bir vakit yok, bir tane vakit var; Hicri 1400. Bütün alametler Hicri 1400’ün başında oluyor. 5000 yıllık tespit edilen dünya tarihinde, bu yüze yakın alamet bir arada hiç olmamıştır, ilk defa oluyor. Ay, Güneş tutulmaları, iki kuyruklu yıldızın çıkması, Kabe’de baskın, Fırat’ın suyunun kesilmesi ilk defa olmuştur. Otuz yıl içerisinde hepsi tamamlanmıştır. Mehdi’nin çıkışının büyük alametidir bunlar. Bütün büyük alametler çıkmış mı? Çıkmış. Resulullah (sav)’in dedikleri doğrumuymuş? Doğruymuş. Muhbir-i sadık mıymış? Muhbir-i sadıkmış. Neyle bildirdi? Vahiyle bildirdi bize. Cebrail kanalıyla. Cebrail Peygamberimiz (sav)’e, Peygamberimiz (sav) sahabelere, sahabelerden alimler aldılar ve sonunda Suyuti de bize bildirdi. Peki Mehdi’nin çıkışı için başka vakit mümkün mü bu hadislere göre? Değil. Hicri 1400-1500 arasında yani yaklaşık 70 yıllık bir zaman içerisinde İslam ahlakı hakim oluyor ve her şey bitiyor. Arkasından bozulma başlıyor.

(Dünyanın ömrü ile ilgili)

Bediüzzaman ne diyor; “Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktır.” Peygamberimiz (sav)’den hadis. Bediüzzaman diyor ki bu sekiz hadise dayanarak ve ebcede dayanarak; “Ümmetimden bir taife.” fırkasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder.” Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri 1542’ye kadar ilmi mücadeleye devam edecekler. Ama gizli ve mağlubane. İkinci kuşak Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri, Hz. Mehdi (a.s.)’ı görenler değil bunlar. Bunlar ikinci kuşak. Hak üzerinde olacaktır. (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1506 (2082)”, 2082 tarihine kadar. Yani İslam ahlakının hakimiyeti, Müslümanların güçlü olduğu dönem 2082’ye kadar. 2082’den sonra Hıristiyanlık da yok, Musevilik de yok, Müslümanlık da yok; hiçbir şey kalmıyor 2082’den sonra. Gittikçe azalarak yok oluyorlar. bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane (açık ve ortada),”Mehdi (as) talebeleri kaça kadar? 2082’ye kadar galibane devam ediyorlar. Ama açık galibane. belki galibane; sonra tâ 1542 (2117) ye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine (aydınlatma görevine) devam edeceğine remze (işarete) yakın îma eder. “Allah’ın emri gelinceye kadar” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1545 (2120), kâfirin başında KIYAMET KOPMASINA îma eder.”İki, bir, iki. 2 iki kere tekrarlanıyor, ortada bir 1 var. “kâfirin başında KIYAMET KOPMASINA îma eder.”Bu ikilerin tekrarında bir şey var. 

2011-09-12 03:55:22
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top