A9 TV; 19 Eylül 2011
Sayın Davutoğlu’nun anlattığı model Osmanlı modeli değil Mehdiyet modelidir. Osmanlı geçti, bitti. Osmanlı yeniden diriltiliyor değil, yeniden ihya ediliyor değil. O tarihin bir dönemiydi, Selçuklular vardı, Osmanlılar vardı, o bitti. Şimdi Mehdiyet dönemi. Mehdiyet’ten dolayı Allah tarihi böyle akışına soktu. Ondan dolayı tarih böyle akıyor. Yoksa daha önce de olurdu, fakat daha önce Allah buna müsaade etmedi. Mehdiyet’in başladığı yıllardan itibaren Mehdiyetin kolları açılmaya başladı. Havzası genişlemeye başladı ve gücü artmaya başladı. Ben bunu üç yıl önce belirttim “bu şekilde gelişecek tarih” dedim “Allah’ın izniyle.” Hiç kimse inanmıyordu ben söylediğimde, benim dediğim doğru çıktı. Tarih benim dediğim gibi gelişmeye başladı. Demek ki Mehdiyet doğruymuş. Rast gelmiş de tarih kendi kendine böyle patlamış değil, Mehdiyet’in vakti geldiği için gelişme oluyor. Yeniden Osmanlı diye bir şey yok, yeniden İttihad-ı İslam var. Peygamberimiz (sav)’in belirttiği gibi, Hz. Süleyman (as) dönemi gibi, Zülkarneyn dönemi gibi İslam ahlakı yeniden dünyaya hakim oluyor, olay bu. Dünyaya 5 kere hakimiyet olacak diyor Resullullah (sav). Hz. Süleyman as), Hz. Zülkarneyn, Buhtu Nasır ve Nemrut, beşinci de evlatlarımdan Hz. Mehdi (as). Olay bu yoksa iyi siyasi manevra yapıldığından değil. Tek sebebi Mehdiyet’tir. Bütün İslam alemini Allah’ın uyandırmasının sebebi Mehdiyettir. Bu bir silahlı güç olmayacaktır, barış gücü olacaktır, sevgi gücü olacaktır. Hiçbir ülke mutazarrır olmayacaktır, zarar görmeyecektir, azap çekmeyecektir. Herkes mutlu ve müreffeh yaşayacaktır. Yoksa askeri güç anlamında, meydan okuma tarzında bir çıkış değildir. Bunun iyi vurgulanması lazım. Demokrasiyi, insan haklarını, sevgiyi, barışı getiren bir sistem, inşaAllah.
“Eğer laik cumhuriyet soruyorsanız; ben biliyorum ki; laik, mânâsı bîtaraf kalmak; yani hürriyet-i vicdan düsturuyla dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim.”diyor. Yani dinsizlere de karışılmaz, alemci, eğlenceci takımına da karışılmaz, sefahat içinde olanlara da karışılmaz, mutlu, sevinçli olana da karışılmaz, ateiste de karışılmaz, masona da karışılmaz, herkes kendi fikrinde hürdür, bu anlama geliyor inşaAllah, Bediüzzaman da bunu söylüyor.
İlk Masonluk-Yahudilik kitabını çıkaran benim. Belgelerle, dokümanlarla bütün Türk alemine öğreten de benim, İslam alemine öğreten de benim elhamdülillah Allah vesile etti. Arkadaşlarımız Amerika’dalar. Mason localarında cayır cayır Kuran’ı, İslam’ı tebliğ ediyoruz. Kuran’ın yeterliliğini, Kuran’ın getirdiği dini güzelliğini, Darwinizm’in materyalizmin geçersizliğini hepsini çok detaylı anlatıyoruz, inşaAllah.
Richard Dawkins’in özelliği nedir? Gider çocuklarla tartışır, rahiplerle tartışır. Katolik rahiplerle tartışıyor, Protestanlarla tartışıyor, hahamlarla tartışıyor, liseli gençlerle tartışıyor. Dünyada tartışamadığı tek bir kişi var, ben. Fikren buldozer gibi ezeceğimden emin.
Biz artık sevgiyi barışı kardeşliği dostluğu yaymak için görevliyiz.Bu günler artık geride kaldı. Bunlar gittikçe düzelecektir. Öfkenin yerini sevgi kardeşlik ve barış alacaktır. Israrla buna devam edeceğiz inşaAllah.
İnsanlar Dawkins’i gözünde büyütmüşler, ama ben onun perdesini kaldırdım. Ve şu an Dawkins’i kimse o anlamda kale almıyor. Eski gücü kalmadı. Eskiden bayağı efsane gibi görüyorlardı. Perdesini her kaldırdığımız için, “bu mu” diyorlar, iş bitiyor. Her konuda köşeye sıkıştı. Daha önce bol bol istediği gibi her şeyi anlatabiliyordu. Proteinler tesadüfen meydana gelir, diyordu. Güya ilkel çamur çorbasında oluştu falan diyordu. Avrupa’ya Yaratılış Atlası’nı bol miktarda gönderince bütün Avrupalılar uyandılar. Bunu çağırdılar, “gel buraya” dediler, “otur şuraya”. Bu proteinler nasıl oluyormuş tesadüfen anlat bakalım, dediler. “Ağabey olamaz tabii” dedi. “Nasıl oluyor peki?” dediler. Uzaylılar yapıyor ağabey, diyor. Özetle bu. “Uzaylıları kim yapıyor?” deyince, televizyon kapanınca bir ses var ya böyle, boşluk sesi, o kadar. Sırf proteinden daha onu fikren bitirdim ben. Türkiye’den oturduğum yerden adamı fikren dümdüz ettim. Karşılaşmama gerek yok da sırf hükmen nasıl fikirlerini ezdiğimi göstermek için aslında. Biraz da zevkine yapmak istiyorum olayı. Başka bir şey yok yani. Yoksa zaten ben onu yurt dışından insanları bilinçlendirerek fikren ezdim. Ona soruyu soranları da ben eğittim zaten, benim kitaplarımla eğitildiler. Benim kitaplarımdan sordu, adamlar bilmiyordu ki, proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini bilmiyorlardı. Biz öğrettik. Bizden sonra onlar uyandı. Yaratılış Atlası’nı gönderdiğim kişi onu sorgulayan adam. Anlat, diyor. Anlatacağı bir şey yok. Havalara bakıyor. Göğü seyrediyor.
Adam daha ne desin işte? Tesadüfen olamaz, diyor. Darwin’in dediği gibi değil, mümkün değil, diyor. Yüksek bir aklın, çok yüksek bir şuurun yaratmasıyla olabilir ancak protein, diyor. Olsa olsa uzaylılar yapmıştır başka nasıl açıklayalım, diyor. Bir “Allah” diyemiyor adam, o kadar. Bitmiş yani olay.
Beşinci Şua’dan açıklamalar
“İman ve teklif (sorumluluk), ihtiyar (irade) dairesinde bir imtihan, bir tecrübe,” Allah tecrübe ediyor“bir müsabaka olduğundan,” yarış“perdeli” bir kere neymiş ahir zaman hadisleri? Perdeli.İki;“ve derin” sathi değil, derin. Üç;“ve tedkik (araştırma)” yani derin bir genel kültür ve derin bir bilgi gerektiriyor. “ve tecrübeye” ayrıca tecrübeli olmak gerekir, diyor.“muhtaç olan nazari (düşünce) meseleleri elbette bedihi (açık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zaruri olmaz.” Alenen açık olmaz, diyor. herkesin tasdik edeceği gibi açık olmaz, perdeli olur, diyor.“Ta ki Ebu Bekirler a'la-yı illiyyine (yücelerin yücesine) çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safiline (aşağıların en aşağısı) düşsünler. İhtiyar (irade) kalmazsa” yani seçim gücü kalmazsa, “teklif olamaz” iman teklif edilemez.“Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mucizeler seyrek ve nadir verilir”.
“Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nüzulü (yeryüzüne gelişi) dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın (imanın ışığının) dikkatiyle bilinir;” dikkat eden kişilerin dikkatiyle bilinir.“herkes bilemez. Hatta Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müdhişe (dehşetli kişiler), kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.” Bakın bir daha söylüyorum, Beşinci Şua’yı bağıra bağıra televizyonlarda okuyan tek delikanlı benim İslam aleminde, onu söyleyeyim. Kimse yok benim dışımda, varsa söyleyin. Televizyonlardan, radyolardan okuyan kimse yoktur benim dışımda. Allah bana nasip ediyor elhamdülillah, maşaAllah. Çünkü sırları var, sırlarını herkes bilemiyor, ben açıklıyorum. Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın yaratmasıyla.
(Hz. Mehdi (as)’ın her evde görünmesi ile ilgili müteşabih hadisleri yanlış yorumlayanlar hakkında)
“Üç türlü gelecek” diyor. Bir, görüntü olarak. Yüzünün görüntüsü olarak. İki, ses olarak. “Kulağına gaybtan ses gelecek” diyor. Üç, “cismi görüntü halinde oluşacak” diyor. “Üç boyutlu görüntü olarak cismi oluşacak” diyor. “Bu üç şekilde de gelecek” diyor. Sonra da diyorlar ki Hz. Mehdi (as) gaybette. Nerenin gaybeti? Gelmiş işte, daha nasıl gelsin? Nerede hapse girecek o? Niye hapse girsin o durumda? Nasıl girsin hapse? Nasıl çile çeksin? Onun tebliğ yapmasına gerek kalıyor mu o zaman talebeleriyle? Bunların mantığına göre, her eve girdiğine göre, her yere girdiğine göre. Ve bir tekbirde binaları da yıktığına göre. Zaten konu bitmiş. Herkes de ona tabii olacağına göre. O zaman 313 tane talebesi yok. Milyonlarca talebesi var. Hepsi bitmiş, iş bitmiş yani. Hz. Mehdi (as)’ın çıkmasına gerek yok. Onun için Hz. Mehdi (as)’ın çıkmasını istemiyorlar. Hz. Mehdi (as)’ı hayali bir varlık olarak kullanmak istiyorlar. Yani böyle zorda kaldığında “Hz. Mehdi (as) gelecek” denecek. “Ne olacak halimiz?” “Hz. Mehdi (as) gelir kurtarır” diyecekler. Onu çözümsüzlüğe bir dayanak noktası gibi, yani insanlara bir manevi dayanma noktası haline getirmeye kalkmışlar. Psikolojik tatmin meydana getirecek şekilde. Çünkü gerçekten gelmesini istemiyor. “Ne zaman gelecek?” diyoruz. “Tarihi belli değil” diyor. Sen demiyor musun “herkesin evine giriyor”? Gelmiş işte o zaman. “İstediğin an istediğin eve gelir” diyor. “İstediğini yapar” diyor. “İstediğin an görünür, istediğin gibi danışabilirsin” diyor. “Ve ona tabii olmak farz” diyor, vacip. Yani Hz. Mehdi (as) bir şey söyledi mi yapmak vacip. “Kulağıma ses geldi, haydi Türkiye’yi bombalayın”. Bitti, bas düğmeye bombalasın. Onun için bütün Avrupa, Türkiye ayağa kalktı. Şimdi füze savunma sistemi yapılıyor Türkiye’ye. Bu hayali Mehdi olayından dolayı, hayalet Mehdi olayından dolayı. Çok büyük bir tehlike bu. Çok acayip bir inanç bu. Müslümanları yakıyorlar adeta. Yani Kuran’ın ruhunu tamamen inkar etmiş oluyorsun. Bambaşka bir şey. Hiçbir peygamberde olmayan bir durum. Oturuyorlar demagoji yapıyorlar. Hz. İsa (as)‘a benzetmeye kalkıyorlar. Ashab-ı Kehf’i ve Hz. İsa (as)‘ı Kuran söylüyor. Hz. Mehdi (as) ile ilgili böyle bir hüküm var mı Kuran’da? O Allah’ın bir veli kulu. Siz ne hale getiriyorsunuz? Resulullah (sav)‘dan, bütün peygamberlerden, hiçbir peygamberde olmayan bir üstün güce sahip gibi hale getiriyorsunuz. Ve imtihanını kaldırıyorsunuz. Hz. Mehdi (as) o durumda nasıl imtihan olsun? Her eve giriyor, her duvara giriyor, her yerden çıkıyor. Arkasından “hapse girecek” diyorsun. Gaybetine ne ihtiyaç var? Gaybet diyorsun. Gaybete niye ihtiyaç olsun ki? Gaybet mi o? İstediğin an geldiğine göre. Nasıl gaip oluyor? İstediğin kişiyle görüşüyor, her eve çağırabiliyorsun. Nasıl gayb oluyor bu o zaman? Hapse sokarsan o zaman gayb olur. Veyahut kendi bizzat gizlenirse o zaman gayb olur. Kimse de göremez. Buna derler gayb olma diye. Peygamberimiz (sav)’in kastettiği budur, Hz. Yusuf (as)’a o yüzden benzetiyor. Gerçekten hapsedilecektir, olay bu.
(“Müslüman, Hıristiyan, Musevi bilim adamları evrimi kabul ettiklerine dair imza topladılar. Onlar evrimi kabul ediyorlar, siz neden kabul etmiyorsunuz?” sorusu üzerine)
Ben Hz. Mehdi (as) cephesindeyim de onun için. Farkında değiller ne yaptıklarının. Biz yaratılış cephesindeyiz. Firavun da o zaman halkı iknaya çalışıyordu, “siz Nil’in çamurlarından oluştunuz” diye oradaki insanlardan imza topluyordu. Ve inandırmaya çalışıyordu. Hz. Musa (as) ne yaptı? Allah onun asasını attırdı, asa yılan şekline gelince anladılar ki yaratılış kesin, gerçek, evrim düşüncesi yanlış. Ve iman ettiler. Demek ki yaratılışı savunanlar Hz. Mehdi (as) kolu. Biz de Hz. Mehdi (as) talebeleri olarak tabii ki yaratılışı savunuyoruz.
2011-09-22 21:57:53