A9 TV, 23 Eylül 2011
(Yiğit Bulut’un Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir suikastla şehit edildiğine inandığından bahsettiği yazısı hakkında)
Üstelik de iddia edilen Ergenekon terör örgütünün en çok üzerine gidildiği bir dönemde, herkesin gözü önünde bu çakallar bu olayı gerçekleştirdi. Bağırdık yani bak dedik, “şehidimize yetişin, kardeşimize yetişin” değil mi? O gün canlı yayında da ben var gücümle bağırdım, yeri yerinden oynattık. Her yere telefon ettik. Her yeri aradık. Bir an önce gidin diye. Esrarengiz olaylar oldu, çok acayip olaylar oldu. Yani çok sahipsiz bir ortam oldu o gün. Çok acayip olaylar oldu, anlayamıyoruz. Adam gidiyor oradaki kara kutuyu alenen söküyor, alıp götürüyor. Oradaki gençlerden bir tanesi sağdı, telefonla konuşuyor, “yetişin” diyor, koordinat veriyor. Günlerce Türkiye’nin ortasında adamlar istedikleri gibi faaliyet yaptılar. Oradaki kardeşlerimize yetişemedik. Bize önce haberler gelmişti.”Yok” dediler, “Muhsin Hocamız kurtuldu, bir şey yok.” Elhamdülillah dedik. Bizi de oyaladılar orada “yok, bir şey yok” diye. Hatırlıyor musunuz bilmiyorum? “Kurtuldu” dediler ve bize zaman kaybettirdi. Gerçi biz var gücümüzle bastırdık. Yani ben ona aldanıp durmadım. Müthiş bir atak yaptık. Ama buna rağmen bu olay gerçekleşti. Ta ilk gün söyledim. “Bu bir suikast” dedim. “İddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün suikastı” dedim ve dediğim gibi de çıktı.
(“Hz. Mehdi (as) ve İsa (as) dünyayı tamamen düzeltirse kıyametin kopması en az 10 bin sene ertelenir. Bunu Yüce Allah neden dilemiş olabilir?” sorusuna cevap)
İnsanların iradesi zayıf oluyor. Allah, “İnsan zayıf yaratılmıştır” diyor. Hz. Mehdi (as)’ın iman aşkı, Hz İsa Mesih (as)’in iman aşkı ile insanlar ayakta duracaktır. Allah onları vesile edecektir. Onlar vefat edince moral yönünden insanlar çökecektir. Ve dünya dinsizliğe doğru kayıp sonra dinsiz olacaklardır. İradeli insanlar toplumu sürüklerler, kitleleri sürüklerler. Derin imanlı, derin akıllı insanlar sürüklerler. Yoksa genelde insanlar içine kapanmaya, lakayıtlığa daha yatkındırlar. İnsanların ruhunda var. Allah diyor; “Zalume ve cehula” diyor. Zalim ve cahil olmaya yatkın oluyor insanlar. Bir de insanların, yine ayette Allah nankör olduklarını söylüyor. Genel olarak nankördür insanlar. Fıtratları öyledir. Hz. Mehdi (as) vefat edince, Hz. İsa Mesih (as) vefat edince, başlarında başka bir insan da olmayacağı için, o toplumu sürükleyecek, onları götürecek, doğru çizgiye çekecek insanlar olmayacağı için moral yönden çöküp kısa sürede bozulacaklar. Hicri 1506’dan sonra, “Gizli ve mağlubiyet içinde” diyor. Taa 1543’e kadar. 1543’ten sonra hiç faaliyet yok 2 yıl kadar. Ondan sonra “1545 gibi de” diyor. Vel Asr Suresi ve Fatiha’dan ve Hadisi Şeriften, çıkartıyor Bediüzzaman. Üç ayrı yerden çıkarıyor. “1545 gibi de Allah’ın izniyle kıyamet kopacak” diyor İnşaAllah. Ve asıl tabi hadislerdendir, inşaAllah.
Bir ara Oktar’a devlet tarafından kan kampanyası düzenlenmişti biliyorsunuz. Sonra bazı sivri akıllılar çıktı. Dediler ki, “Türkiye’nin gen haritasını yurtdışına götürüyorlar. Kandan Türklerin gen haritasını tespit edip,Türklere karşı özel savaş yapacaklar” gibi. Ne kadar ilginç insanlar, Almanya’da milyonlarca Türk yaşıyor. Alman hastanesinde kan vermiyorlar mı? Tamam, gen haritası çıkacaksa çıkarır işte orada adam. Veriyorsun sen zaten kanını. Amerika’da da binlerce Türk var. Hastaneye gidiyorlar, her gün kanları alınıyor. Ona gerek yok, berbere dahi saçını tıraş ettiriyor. Saçından da alırlar. Saçından da genetik kodunu tespit etmek mümkün. Terlese dahi, teri bir yere bulaşsa dahi yine oradan da tespit edilir. Bunlar çocukça o devirde yapılmış, o devrin 28 Şubatın devamının halka güvenmeyen, millete güvenmeyen, aşırı şüpheci, garip ruhunun bir devamıdır. Herkesten şüphelenirlerdi. Her olaydan şüphelenirlerdi. Her taşın altında bir bit yeniği ararlar. Böyle hatta kendilerini adeta hasta ettiler o devirde bazı tipler. Bunun akıl mantık kabul edecek bir yönü yok. Amerika atacaksa direk atom bombası atar. Ne uğraşacak? Oturup genetik koda göre silahla niye uğraşsın ki Amerika? Ayrıca yapacaksa her ülkede Türk var, hepsi hastanelere müracaat ediyorlar. Parmak izinden bile geçer. Bardağı tutsun bir insan, lokantaya gitsin, bardağı tutsun, bardağı tuttuğu an genetik kodu bardağa geçer anında. Kana gerek yok ki onun için. Bardağı dudağa değdiğinde, dudağının dokunduğu yere de geçer, genetik kodu. Dolayısıyla bu safsatadan başka bir şey değil. O devirde, o çocukcağıza olmadık eziyet ettiler. O hasta haliyle hem canı ile bir cihat halinde onu kurtarmaya çalışıyor hem de bu adamların, bu korkunç şüpheleriyle, bu karanlık şüpheleriyle, bu acımasız şüpheleriyle aylarca uğraştı. Onlara cevaplar verdi. Kan kampanyasını yapan devlet. Resmi belgeleri de göstertti. Kampanyayı yapan tamamen devlettir. Resmidir. Kanı toplayan devletin memurları. Devletin polisi, devletin doktoru, devletin hemşiresi. Kanları alıp uçağa kadar götüren devletin polisi. Kanı alıp yurtdışına götüren devletin uçağı. Çocukcağızı ezim ezim ezmeye kalkıştılar. Akıl almaz bir linç kampanyası meydana getirdiler. Koskoca adamlar. Bir de şimdi göğüslerini gere gere geziyor bu adamlar. Yani bu ruh, bu mantık esef vericidir. Çok ibretliktir, akıl almazdır. Kampanyanın tamamının hepsi devlete aittir. Oktar’ın müdahil olduğu, dahil olan hiçbir yer yoktur. Bunu anlattığı halde anlamazdan geldiler. Askeri tesiste kan alınıyor. Generaller kan verdiler. Devletin doktorları topluyor. Sağlık Bakanlığı’nın ambulansları devrede. Sağlık Bakanlığı’nın izniyle yapıldı. Bakanlığın izniyle. Mesut Yılmaz’ın hanımı bizzat yardım etti o devirde. Emniyet müdürleri herkes işin içindeydi. Herkes görev aldı. Çocukcağızın üstüne hasta haliyle akıl almaz bir tavırlar, akıl almaz bir rahatsız edicilikle gitmek hangi vicdanın karıdır? Akıl almaz mantıksız bir hareket. Türkler’in genini almak dert mi adamlar için kardeşim? Her yerde var Türk. Rusya’nın bütün kontrolü altında tuttuğu bölgede rahatça Rusların ulaşabileceği, Türkler’in kanının alacağı yerler. Yıllardan beri Rus esaretindeydi Türkler. Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan hepsi. Çin’de de şu an milyonlarca Türk var. Milyonlarca. Çinliler istese hepsinin kanını da alır, parmak izlerini de alabilir. Hepsinden genetik kod elde edebilir. Şu akıl mı? O devirde bir tane akıldane çıkmıştı, birkaç tane. Adamlar, “ya ne kadar akıllı adam” diyor. “Ne kadar isabetli adam” diyor. Halbuki buradaki akıl çocuk aklı gibi bir akıl. İşte bu akıldan dolayı bir çok insan sürünüyor ve acı çekiyor. Ve Türk milletine de acı çektiriyorlar.
Müslümanlığın bu hale gelmesi, Müslümanların ezilmesinin nedeni taassuptur. Taassuptan bu hale geldiler. Sanatı, bilimi, aklı bir kenara bıraktılar. Düşünmeyi yasaklıyor. Bilimi de yasaklıyor. Sanatı zaten kabul etmiyor. Dolayısıyla 1,5 milyar Müslüman dünyada esir konumunda ve akıl almaz eziliyorlar, herkes biliyor. Kimi açlıktan ölüyor, kimi bombalanarak şehit ediliyor, kimi işkenceyle şehit ediliyor, kimi aşağılanıyor, kimi hakaret görüyor. Perişan durumunda Müslümanlar. Hemen hemen büyük bir bölümü esir konumunda. Gelen vuruyor, giden vuruyor. Mesela gidip bombalayıp yıkıyorlar, petrollerini ele geçiriyorlar, mal varlıklarını ele geçiriyorlar, yurt dışındaki paralarına el koyuyorlar. Yani ezim ezim eziyorlar. Bunun nedeni taassuptur, gericilik. Şöyle gericilik; iki türlü gericilik vardır. Bir geriye gidersin, gerideki güzel şeyleri alırsın; bu aydınlanmadır. Bir de yobazlık vardır. Yani vahşileşmek. Birçok insan yobazlığın eline esir düşmüştür. Biz bunları fikren ortadan kaldırmaya gayret ediyoruz, bu kafayı fikren ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. O şekilde ancak başarılı olabiliriz, inşaAllah.
Önce İsa Mesih (as)’ın gelişine ortam hazırlayacağız. Bu Hıristiyan nefretini ortadan kaldıracağız. Hıristiyanlarla Müslümanların dayanışmasını sağlayacağız. O çok önemlidir. Kuran’da ona da dikkat çekilir. “Sakın” diyor, Allah ayette, “güzel bir tarzın dışında onlarla tartışmayın” diyor. “Güzel bir tarzın. Ve onları hep Allah’ın birliğine davet edin” diyor, Allah ayette. Şefkatle yaklaşmamızı söylüyor. “Onlarla evlenebilirsiniz de” diyor, “hanımlarla evlenebilirsiniz” diyor. Adamlar da onları kesmekten bahsediyor. Kuran’ın bir kısmını alıyor yobaz takımı, bir kısmını almıyor. Yani işine geleni alıyor, işine gelmeyeni almıyor. Dolayısıyla nefret için zemin hazırlamaya çalışıyorlar. Ki Kuran’da Allah ayette nefreti bize söylemiyor. Hatalı yönlerini düzeltmemizi istiyor. Onlara hatalı yönlerde buğz edeceğiz. Ama onun dışında düşmanlık istemiyor Allah bizden. İsa Mesih (as)’ı da hep beraber göreceğiz. Bu yüzyılın tabi çok büyük olayıdır, çok dev olayıdır. Hz. Mehdi (as)’ı yine normal karşılar insanlar da fakat İsa Mesih (as) çok şaşırtıcıdır tabii. Çünkü iki bin yıl sonra başka bir boyuttan dünyaya sunuluyor Allah tarafından. O çok şaşırtıcıdır. Hz. Mehdi (as)’da yine onun yeteneğine verirler. İşte diyecekler, “Amerika yardım etti. Masonlar yardım etti. Museviler yardım etti. İşte derin devletler devreye girdi. İşte o da zeki bir tipti. Ortamı da müsait buldular. İşte ideolojiler çöktüğü için ideolojilerde bir boşluk oldu. Ne yapılacaktı? Tabi ki onun yerine İslam konacaktı. Obama’nın da desteği var işte. Bazıları Türkiye’de destek sağladılar. Veya alıp getirdiler bu kişiyi” diyecekler, “Olay bu diyecekler.” Bakın buraya yazıyorum. Aynısını diyecekler aşağı-yukarı. Münafık takım bunu söyleyecek. Bu şekilde bir Hz. Mehdi (as) zuhur edecektir. Bunu göreceksiniz. İsa Mesih (as)’da da yine inanmayanlar olacaktır. Ama aynı tarif edildiği şekilde göreceksiniz. İsa Mesih (as)’ın efendiliğinden anlayacaksınız. Üslubundaki isabet, nezaket, mükemmel karakter, mükemmel üslup, bakışlarındaki keskinlik, sürekli isabet ve sürekli zaferi. Deccaliyete karşı sürekli zaferi, bu çok dikkat çekecektir. Hep hoş olacaktır. Tabi insanda vesvese olur. “Acaba Hz. Mehdi (as) ölür mü? İsa Mesih (as) ölür mü? Görevini yapmadan ölür mü acaba?” Hep böyle imtihanın bir gereğidir o. Mesela zaman zaman hastalanır İsa Mesih (as). “Acaba bir şey mi olacak?” diyeceklerdir. Hz. Mehdi (as)’a diyelim suikast yapmaya kalkarlar. “Aman Allah esirgesin bir şey mi oluyor acaba?” İşte böyle yürekleri “ılık ılık” derler ya o tarzda giderken insanlar imtihan olmuş olacaklar. Yüksek dimağlar, derin akıllar Hz. Mehdi (as)’ı hemen fark eder. Anlaşılmayacak gibi değildir. İsa Mesih (as)’ı da anlar. Bakar bakmaz anlar. Çünkü anlaşılmayacak gibi değil İsa Mesih (as). Anlaşılmaz olur mu? Peygamber nasıl anlaşılmaz? Onların kendine has mükemmel derinliği vardır. Hz. Mehdi (as) çile adamıdır. İsa Mesih (as) da çile adamıdır. Ama Hz. Mehdi (as)’ınki çok çetindir. Çok zordur. Onun için hateme velidir.
Özetle Mehdiyet hep dostluğu savunacaktır. Herkesle dost olma, herkesle sevgi bağı kurmayı esas olarak görecektir. Herkese tebliğ yapmayı hedefleyecektir. Dünyadaki o şeytani kan dökme arzusunu ortadan kaldıracaktır. Ama sonuna kadar. Sürekli kan isteyecekler dünyada. Hz. Mehdi (as) da sürekli kanı geri itecektir, kanı durduracaktır. Onlar kanı akıtmak istedikçe o kanı saracaktır. Onlar kanı ve şeytaniyeti dünyaya sunmak istedikçe Hz. Mehdi (as) durduracaktır. Sabırla, ısrarla ve kararlılıkla devam edecektir. “İman hakikatlerini ön planda tutacak” diyor, Bediüzzaman. “Siyasete girmeyecek” diyor. Evlenmemesini söylüyor zaten Hz. Mehdi (as)’a. Hadiste de zaten evlenemeyecektir. Vakti bol olsun diye. Yalnız “vakit ve hal müsaade edemez” diyor, “Hz. Mehdi (as)’ın bizzat kendisi bu eserleri yazmaya” diyor. Yani “Darwinizme karşı, materyalizme karşı kitap yazmaya bizzat vakti ve hali müsaade etmez” diyor. “Ondan evvel bir taifenin uzun tasdikatıyla yazdıkları eserleri kendine hazır bir program olarak alacak, neşr ve tatbik edecek” diyor. Ve en mühim özelliği olarak bunu söylüyor, Bediüzzaman. Darwinizme, materyalizme, Leninizme, Marksizme karşı ilmi mücadelesinin en temel görevi olduğunu söylüyor. “En önemli görevi budur” diyor, “birinci görevi. “Sonra” diyor, “şeriat ve hayat gelecektir” diyor. Yani “İslam ahlakına uyulması konusunu sonra uygulayacaktır” diyor. Ve Müslümanların geniş çaplı desteğini alacaktır. Ulemanın ve evliyaların. “Ve bilhassa her asırda ve her devirde kuvvetli ve kesretli bulunan” diyor, “milyonlar fedakar seyitlerin iltihaklarıyla bu vazife-i uzma-i yapmaya çalışır” diyor. “Büyük vazifeyi yapmaya çalışır” diyor. “Hadis dahi olmasa” diyor. “Hadis dahi olmasa, öyle olması lazım gelir” diyor. “Adetullaha göre” diyor. “Yani Allah’ın kanunlarına göre öyle olması gerekir zaten” diyor. “İkinci bir ihtimal yok” diyor. Ve Allah adına yemin ediyor. “Bu yüzyılda İslam ahlakı hakim olacak” diyor, Bediüzzaman Said Nursi. “Göreceksiniz” diyor. Şimdi oraya doğru gidiyoruz.
Mesela İsrail, biraz tedirgin oldu İsrail. Tedirgin olacağı bir şey yok. Çıkacak olan Hz. Mehdi (as), onların beklediği Moşiyah’tır, Kral Mesih’tir. Üç bin yıldan beri rahat etmemişler, üç bin yıldan beri. 3000 yıl sonra ilk defa dünyada tam anlamıyla korkusuz, güven içinde, huzur içinde, zenginlik içinde, bereket içinde ilk defa yaşayacaklardır, Hz. Mehdi (as) vesilesiyle. Çölde bile rahat etmemişlerdir. Biliyorsunuz kırk yıl Hz. Musa (as) ile çölde gezmişlerdir. Hiç rahat edememişlerdir. Hep kavimlerin saldırılarına uğramışlardır. Hep katliamlara uğramışlardır. Hitler zamanında da öyle biliyorsunuz katliamlar olmuştur. Hiç rahat etmemişlerdir. İlk defa Moşiyah yani Şiloh, Kral Mesih, Muhammed Mehdi devrinde ilk defa zengin ve bereketli, huzurlu hayat yaşayacaklardır. Rahat rahat söylüyorum. Adım gibi eminim.
Savaş falan yok. Olmaz da. Başbakanımızın da öyle bir ifadesi de yok. Rastlamadım ben öyle bir şeye. Allah vermesin mesela herhangi bir ülke psikopatlık yaparsa, her ülke kendisini savunur. Yani anormal hareket yaparsa. Bir tek Türkiye değil ki. Silahlı kuvvetler niye var? Bir ülkenin psikopatlık yapması, saldırganlık yapması durumunda vatandaşını korumak içindir. Saldırgan amaçla Türk ordusunun bir vasfı yoktur. Öyle bir özelliği yoktur. Atatürk ne diyor? “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Türkiye’nin resmi politikası budur. Bunun dışında politikası yoktur. Dolayısıyla bizim böyle bir saldırgan üslubumuz olmaz ve olmamıştır. Ve hiçbir şekilde de olmaz. Allah’tan korkan, dindar ordudur ordumuz, muttakidir, değil mi? Ne diyorlar? “Peygamber ocağı” deniyor. Ordumuzun öyle bir tavrı, öyle bir ruhu yoktur. Başbakan da söylüyorum ben şefkatli bir insandır. Yani oturup savaş yanlısı gibi göstermeleri, saldırgan göstermeleri yakışık kalmıyor. Ayıp yapıyorlar. Vaki bir saldırı olursa kendimizi savunuruz anlamında söylüyor. Yoksa durduk yerde gider millete saldırırız anlamında söylemiyor. Onu basın yansıtırken biraz yanlış yansıtıyor. Onu düzgün yansıtmaları lazım. Yanlış yapıyorlar, kendi bindikleri dalı kesmiş oluyorlar. Yapmamaları lazım böyle tavırları.
Başbakan hiçbir zaman için “biz savaşa hazırız, savaş yapacağız” falan demedi. Efendim, “Mavi Marmara’ya saldırı savaş sebebidir. Ama biz böyle bir şeye girmedik” diyor. Tamam, demiş olabilir. Türkiye’nin savaşçı bir tavrı yok. Öyle bir iddiası yok. Başbakan’ın da öyle bir ifadesi yok. Gazetelerde o tip yazı çıkması da yakışıksız. Yani onu yabacı basın alıyor. Daha da abartıp, garip bir gerilim havası meydana getiriyorlar. Bu şeytanın kurnazlığı. Şeytanın oyununa hiç kimse gelmesin. Türkiye’yi savaşın ortasına çekmeye çalışıyorlar. Mehdiyeti durdurmak için bir oyundur bu. Mehdiyeti durdurmak için son kozlarını oynuyorlar. PKK’yı hareketlendirdiler. Türkiye’yle komşu ülkeleri savaşa teşvik edecek bir tavır içerisindeler. Ne yaparlarsa yapsınlar Mehdiyeti durduramazlar. Bunlar hep Mehdiyeti durdurmak için yapılan oyunlardan bir bölümdür.
Hz. Mehdi (as)’ı Allah gösterdiğinde, fizik yönden de benzediğini görünce çok hoşumuza gidecek. Yani Allah’ın bir mucizesiyle karşılaşacağız. Çok hayret verici bir şey. Çok tarihi büyük bir olay olacak inşaAllah.
2011-09-26 01:58:52