A9 TV; 29 Eylül 2011
(Mehmet Şevket Eygi Hocamızın Tebliğden Para Almama Konusunu Gündeme Getiren Yazısı Üzerine)
Hocamız candan, hocamız dünya hakimiyetinin sırlarını anlatıyor. Samimi olunmadığında Allah onu kabul etmez. Din samimiyetle oluyor. Samimiyet olmadı mı din olmaz. İhlas olacak, candanlık olacak. O zaman az bir gayretle bile Allah İslam ahlakının hakimiyetini sağlıyor. Huzur, güvenlik sağlıyor. Öbür türlü rahatlık olmaz. Yalnız tabi Mehmet Şevket Eygi hocamız gibi alimlerin sayısı az. Kıymetlerini iyi bilmek lazım. Samimi Müslümanları çok öne çıkartmak lazım. Onlara çok sahip çıkmak lazım. Onlar ruha şifa verir, kalplere şifa verir. Profesyonel hocaların etkisi pek olmaz. Candan alimler iyidir. Samimi hocalar iyidir. Candan anlatımlar güzeldir. Bunlarla Allah bereket, güzellik getirir, inşaAllah.
Komünist terörü devlet, komünist terör olarak teşhis etmiyor, söylemiyor. “PKK” diyorlar. PKK’nın ne olduğunu devlet söylemiyor. Yani ideolojisi nedir, değil mi? Mesela parti var zaten komünist parti. Bu partinin tüzüğü nedir? Amacı nedir, gayesi nedir? Komünizm nasıl bir şeydir? Neden terörü yapar? Ve çözümü, çaresi nedir? Bunun anlatılması lazım. Bu anlatılmıyor ısrarla. Ben otuz yıldan beri hiç duymadım.
Çok ufak, nüanslardan dolayı Müslüman alemi acı çekiyor. Mesela şu Mehdiyet konusu, hayalet Mehdi konusu yüzünden İttihad-ı İslam’ın oluşması gecikiyor. Hayalet Mehdi hiçbir zaman için gelmeyecek biliyorlar, herkes biliyor. Ama bunu kimse dillendiremiyor. Bunu ben mesela açıkça söyleyebiliyorum. Gerçek Hz. Mehdi (as) da gelmiştir. Nur talebesi ağabeyler, bugün haber geldi, İsa (as)’ın geldiğini söylüyorlarmış. “2000 yılında, 2000’lerde geldi” diyorlarmış. Benim söylediğim de 2002 zaten. Onlar da “evet, geldi” diyorlarmış. Ki en has ağabeyler böyle diyenler, inşaAllah. Bu güzel. Mehdi konusu da gündeme getirmemeleri, belki tedirgin olabilirler, kargaşa çıkar gibisinden. O normal o. Yani geçiştirmeye çalışıyorlar. “Şahsı manevidir, Bediüzzaman’dır, Risalei- Nur’dur” gibi. O bir dereceye kadar bir hikmet üzerine oluyor olabilir. Ama Hz. İsa (as)’ı kabul ediyor olmaları çok net zaten. Hz. İsa (as) varsa, Hz. Mehdi (as) da vardır zaten. Beraber namaz kılacaklar. Birlikte hakim olacaklar. Onun veziri olacak zaten Hz. Mehdi (as)’ın, Hz. İsa Mesih. O yüzden gidişat güzel, inşaAllah.
Komünizmle ilgili gerçekleri sürekli ilgililere hatırlatmak lazım. Ben televizyonlarda devlet büyüklerini görüyorum. “Mübarek cuma günü bomba patlattılar. Mübarek bayramda bomba patlatıyorlar…” şeklinde konuşmalar yapıyorlar, komünizm masum dinler mi, din dinler mi, cuma dinler mi, bayram dinler mi? Zaten o sisteme karşı komünist düşünce. Yani kutsal görünen her şeye karşı olduğuna göre oradaki ifadenin onlar için bir anlamı yok. Dolayısıyla adam kaldığı yerden devam eder. Ama çıkarsan, dersen ki, “bunlar köhne bir teorinin, batmış bir teorinin, batmış bir felsefenin takibini yapıyorlar. Leninizm, Marksist düşünce yanlıştır. Çünkü Darwinizm’e dayanır. Darwinizm şu nedenlerden dolayı çökmüştür. Mesela proteinler tesadüfen meydana gelemez. Mesela 350 milyon fosil vardır. Yaratılışı ispat eder. Dolayısıyla bu adamların anlattığı yanlıştır” dedin mi, bu tamam. Ama gece-gündüz “hiç Allah’tan korkmuyor musunuz? Ne zalimsiniz, ne kadar acımasızsınız. Elleriniz kırılsın. Mübarek günde olacak iş mi bu? Tam işte işine giderken adam öldürmüşsünüz. Yakışıyor mu?” dersen, bu komünistleri sadece güldürür. Adam “Stalinizm’in, Leninizm’in etkisindeyim ben” diyor. “Ve ona göre hareket ediyorum” diyor
Adam durduk yere PKK’lı olmuyor. Evde otururken, “canım sıkılıyor, alayım tüfeği dağa çıkayım bari” demiyor adam. Adam eğitiliyor. Taa ilkokuldan, ortaokuldan itibaren eğitiliyor. Marksist, Leninist, Darwinist, materyalist propaganda uzun uzun anlatılıyor. Marksist olduktan sonra bir insan, Darwinist düşünce içerisinde, Leninist olduktan sonra bambaşka bir ruha girer. Başka bir insan olur. Bunu düşünmüyor birçok insan. Yani gerçek anlamda Leninizm’in tuzağına düşen, Marksizm’in tuzağına düşenin adeta bünyesi değişir. Bütün vücudu değişir. Bambaşka bir varlığa dönüşür. Enaniyet ve gurur gelir üstüne, kibir gelir. Artık onun için öldürmek ve ölmek yemek yemek gibidir. Çok sıradan hale gelir. Stanilist düşüncede bu böyledir. Öldürmeyi bir ibadet olarak görür. Çok çok makul bir şey olarak görür. Yani hayatın doğal akışı içerisinde spor yapmak gibi, eğlenmek gibi sıradan bir tavır olarak görüyor. Zannedildiği gibi bir Müslüman’da meydana gelen o şiddetli duygu, şiddetli üzüntü yahut şiddetli teessür onda olmaz. Müslüman tabii üzülmez de anlaşılması için söylüyorum. Yani pişmanlık, rahatsızlık. Bunlarda böyle bir şey olmaz. Ve müthiş bir gurur ve hırs olur, Marksist-Leninist olduktan sonra. O idealin yapılmamış olması onu adeta delirtir. Onun için çok rahatça kendini öldürür. Veyahut öldürtür. Daha da olmazsa kendini yakıyor adam. Benzin döküp yakıyor. Yahut hiç yemek yemez, içmek yemez, ondan sonra kendini öldürür. Yani ya ölmek ya da öldürmek üzerine kuruludur. Ve Leninist düşüncenin de, Marksist düşüncenin de büyük bir ideali olduğuna inanırlar. Çok makul olduğuna inanırlar. Çok isabetli bir şey olduğuna inanırlar. Onun için müthiş bir gurur vardır. Kendilerinden çok çok emindirler. Kendilerine has bir erdemli, olgun, filozof havası vardır. Böyle Konfiçyus havasındadırlar. Böyle Tao havasındadırlar. Yani Marksistlerden uzak olanlar bunları bilmezler. Marks’ın sözleri onları adeta hipnotize eder. Mesela diyor ki Marks, “tarih dönüyor” diyor. “Tarih bir çember gibidir” diyor. Yani “ilk çağdaki o komün hayatı, bir daire çizip yeniden o komün hayata dönecektir” diyor. “İlk çağlardaki yaşanan o yemeği bölüşme, başka şeyleri bölüşme, herşeyi bölüşme düşüncesi inancı ve yaşam şekli yeniden oluşacaktır” diyor. “Tarih bir parabol, bir daire çiziyor” diyor. Bu onları hipnotize ediyor. “Bu, kaçınılmaz bir sondur” diyor. “Mutlaka olacak bir sondur” diyor. “Kaçınılmaz bir sondur” diyor. Biz nasıl diyoruz mesela “İttihad-ı İslam kaçınılmaz bir sondur. Mutlaka olacak” diyoruz. Mehdiyeti işte deccaliyet böyle kendince yorumlayıp, bambaşka bir hale getirerek, Kral Mesih’in, Hz. Mehdi (as)’ın yapacağı güzelliği şeytani bir sistemle –ama aynı üslubu kullanarak- bambaşka bir şekle getirmiştir. Onlar da bizim gibi derin iman içindedirler yani. Aynı iman vardır. Ama şeytani iman vardır onlarda. Bizde Rahmani iman vardır. Biz mesela “mutlaka İslam ahlakı dünyaya hakim olacak” diyoruz. Onlar da “proleterya diktatörlüğü hakim olacak” diyorlar. Biz “mutlaka Hz. Süleyman (as), Hz. Zülkarneyn (as) dönemi gibi olacak” diyoruz. Onlar da “mutlaka ilkel, komünal hayat gibi olacak dünya” diyorlar. “Aynısı olacak” diyorlar. Biz mesela “Allah için canımız feda olsun” diyoruz. Onlar da “komünizm için canımız feda olsun” diyorlar. Onun için karşımızda bir din var. Bu dini devlet kaale almıyor. Yani böyle bir dinin varlığını kabul etmiyor. Etmeyince de bu din gelişiyor. Yani zaten onların istediği de o. Yani karşıt görüş olmaması. Karşı görüş olmadı mı çok rahat gelişiyor. Karşı anlatım, karşı propaganda onu nötr hale getirir, etkisiz hale getirir. Bu, bu kadar açık. “Herşeyi yapıyoruz” diyorlar. Yapılan bir şey yok. Bu yapılmadıktan sonra hiçbir şey yapılmıyor demektir. Yani yapılacak olan ana konu budur. Yani yüzde 99’luk kısım budur. Fikri propaganda ve karşı ataktır. Anti-Darwinist, anti-Leninist çalışmadır. Bu yapılmıyor. Sadece siyasi ve askeri çözüm var. Bu da hiçbir şekilde netice vermez. Bundan etkilenmezler. Buna karşı onlardan olumlu bir cevap alınamaz. Yani güzel bir cevap verilmeyeceği bellidir buna karşı. Daha da iddialaşır. Mesela adam öldürdükçe, bir tane PKK’lıyı öldürürsün; onun ailesi, onun çocukları, onun arkadaşları, onlar da PKK’lı oluyorlar öldürdüğünde, PKK’lı öldüğünde. PKK’lı hapsedildiğinde bütün sülalesi PKK’lı oluyor. Daha da inatlaşır, inada bindirirler. Ama şefkatle, akılla, bilimle bunun yanlışlığı anlatılırsa hepsi mat olur ve biter. Yoksa bir gurur savaşı şeklinde olursa komünistlerin gururu çok şiddetlidir, enaniyeti çok şiddetlidir, çok şeytanidir. Öyle zannedildiği gibi olmaz. Yani komünistler hizaya getirilmekle netice alınmaz, hizaya gelmezler. Hizaya gelmek en nefret ettikleri şeydir komünistlerin. Yani zor kullanılarak hizaya gelinmesi. PKK’lı değilse bile PKK’lı oluyorlar öyle tipler. Birçoğu öyle. Bir de dağa çıkanların hepsi Kürt değil. İçlerinde Almanlar var, Norveçliler var, Danimarkalıları var, Türkler var, her ırktan adam, Araplar var. Hep komünist, komünistlerden. Dolayısıyla o bir ırk hareketi değil. Mesela Rusya’da komünist bir ayaklanma oldu ama komünist ayaklanmada her ırktan adam vardı. Adı öyle. Yani PKK kürt hareketi gibi gösteriliyor. O komünist hareketi haklı göstermek için yapılmış olan oyunlardan bir tanesidir. Bir ırk savaşı var gibi gösteriliyor. Komünist ayaklanma var. Yoksa adam ırk için böyle bir kan dökemez, böyle bir güç bulamaz. Yani “benim ırkım hakim olsun, benim ırkım burada iktisadi, sosyal, siyasi hakimiyet sağlasın” diye bir güç bulamaz. Ancak komünist olarak bu güç bulunabilir. Komünizmin büyülü bir gücü vardır. Komünist olmanın şeytani bir gücü vardır ve müthiş bir şeytani enerji gelir komüniste. O yüzden böyle etkili oluyorlar. O yüzden bu kadar rahatlar. Yoksa mesela Kürt ırkçılığı için adam öldürmek falan yapmaz adam, öyle bir şey olmaz. Irkçılık için yapmazlar. Burada halk doğru bilgilendirilmiyor. Güç bulamaz zaten. Öyle bir enerji bulamaz. O şevki bulamaz. Onu bulması için Marksist, Leninist, komünist olması gerekiyor. Hatta birçok Müslümanda bile halen vardır. Komünist yazar kadınlar var, entelektüel kadınlar var. Müslüman entelektüel, komünistlere özenen kadınlar var. Onlara da bakıyorsun. Yuvarlak gözlük, haki kıyafetler giyer, komünist ağzı kullanır, sürekli proletaryadan bahseder, diyalektikten bahseder, çelişkiden bahseder. Yani her şeyde, her üslubunda onları taklit ederler. Hatta bunların bir kısmına yeşil komünist diyorlardı zamanında. Yani çok etkili bir ideolojidir Leninizm. Öyle kaale alınmayacak bir düşünce değildir. Bir çok Müslüman, isim vermeyeyim, bilinir, alenen komünist hayranıdır. Üslubuna bakarsın, konuşmasına bakarsın, o bilmişlikleri, o enaniyetleri, o gururları, o sigara içme şekilleri, o bıyık şekilleri falan halis komünisttir. Ve Müslümanlar içerisinde de çok etkendi bunlar bir zamanlar. Halen de var. Birçok düşünceye etkili olmuştur komünist fikirler. Ve dünyada da şu an Suriye’de, bütün Arap aleminde komünizm hakimdir. Yani yıkılmadı henüz. Müslümanlık ve Mehdiyet daha yeni çocukluk döneminde, daha gürbüz bir çocuk daha Mehdiyet. Yeni atağa geçti.
Ben mesela açık oturumlar görüyorum. Saatlerce her kanalda konuşuyorlar, saatlerce konuşuyorlar. Ama tek konuşulmayan konu örgütün komünist olduğunun anlatılması. Bunu anlatmıyorlar. Peki mesela “radikal İslam” deniyor, terör yapıyor. Adam kaynağını gösteriyor. “Bunun sebebi bundan kaynaklanıyor” diyor. “Cahil bu adamlar. Eğitilmesi lazım” diyor. Adam burada terör yaptığında bunun da kaynağı var işte. Bunun da kaynağı komünist, Leninist düşünce. Bunun geçersizliği anlatılmazsa, adam eğitilmezse, devam eder. Mesela diyor ki; “cahillikten oluyor, biz gençleri aydınlatalım.” “Nasıl aydınlatalım?” “Gençlere Darwinizmin, materyalizmin önemini anlatalım, diyalektik felsefeyi anlatalım. Gençler aydınlansın.” İşte ondan sonra komünist oluyor zaten. Aydınlatma öyle olmaz. Aydınlatma Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini anlatarak olur. Mesela “Güneydoğu’da iyi bir kültür ve eğitim programı yapmamız şart” diyor. Tamam. Öğretmenler gitsin. Tamam. Öğretmen ne anlatıyor? Darwinizmi materyalizmi anlatıyor. Oldu mu şimdi? Komünizmin zemini hazırlanmış olur o zaman. Onun geçersizliğini anlatacaksın. O zaman etkili olursun. Bilimsel çalışmanın dışında netice alınmaz. Sadece komünizm propagandası yapıyor. Mesela “hain tuzak, şu kadar kişi öldü” diyor. PKK’nın dev bir eylemidir bu. Bütün gazeteler sür manşetten veriyor. PKK 30 yıldan beri her gün, ama her gün kendinden bahsettiriyor. Müthiş bir örgüt propagandasıdır bu. Geceli gündüzlü bütün televizyonlar, bütün gazeteler PKK’dan bahsediyor, gece-gündüz. Türkiye’nin bir numaralı konusu olarak anlatılıyor. Bu muazzam bir örgüt propagandasıdır. Ve komünizmin ihtiyacı olan, Leninizm’in ihtiyacı olan propaganda yöntemini istemeyerek, farkında olmayarak basında, radyoda, televizyonlarda geniş çapta yapmış oluyorlar. Örgütün en büyük ihtiyacıdır propaganda. Çünkü taraftarlara cesaret sağlaması için, şevk sağlaması için, heyecan sağlaması için, mücadele azmi sağlaması için bu haberlerin yayınlanması gerekiyor, bunların duyulması gerekiyor. Mesela her ölüm haberi, her bombalama haberi PKK’lıların kalbine kuvvet verir, güç verir, şevk verir ve yeni bombalamalar için onları cesaretlendirir. Ama ideolojik karşı propaganda yaparsan adam kendi inancını kaybediyor o zaman. Ne şevki kalır, ne heyecanı kalır, ne mücadele azmi kalır. Hiçbir şeyi kalmaz. Pasifize olur. bu yapılmadığı müddetçe bu devam edecektir, eder. Televizyonu açıyoruz; başka konu yok. Sırf PKK anlatılıyor gece-gündüz. Gazetelere bakıyoruz; PKK’dan başka konu yok adeta. Herkes PKK’dan bahsediyor gece-gündüz. Örgütün en büyük ihtiyacı olan propaganda muazzam sağlanmış oluyor böylece, farkında olmadan. Tabiî ki iyi niyetle yapıyorlar ama farkında olmadan örgüte muazzam hizmet etmiş oluyorlar. Ve adamlar her eylemden sonra, çünkü PKK bir gün bile eylem yapılmadığında onlarda moral bozukluğu yapar PKK’da, şevkini kırar. Mesela bir gün bile bombalama haberi duyulmadığında, bir eylem olmadığında onlarda meskenet meydana getirir, durgunluk oluşturur. Ama her bombalama haberini heyecanla dinliyor onlar. Radyoları var, cep radyoları var, televizyonları var. Hep konuşulan konu bu oluyor aralarında. Ama karşı propaganda olduğunda her duyduklarında içleri çökecektir. Her duyduklarında vicdanları sızlayacaktır. Her duyduklarında yanlış yolda olduklarını anlayacaklardır. Her duyduklarında fikirlerinin boş olduğunu, boş yere savaştıklarını, boş yere katil olduklarını anlayacaklardır ve vazgeçeceklerdir. Telkin kadar, ikna kabiliyeti kadar etkili silah var mı? Bir adam yanlış yoldaysa, bir adamı öldürmeye gidiyor birisi yolda. Sevdiği birini çağırıyorlar, “ne yapıyorsun, etme çatma, yanlış yapıyorsun, gençliğin gider” filan ikna edip vazgeçiriyorlar. İşte burada da ikna çok önemlidir. “Gel ananın çorbasını iç” dedin mi adamı delirtirsin sen. “Mübarek Cuma günü adam öldürülür mü” dersen adamı güldürürsün. Adam zaten bütün mukaddesata karşı. “Vicdansız alçaklar” adam zaten vicdansız olduğunu kabul ediyor. Vicdanlı olmayı çok kötü bir şey olarak alıyor o.
(Fatih Altaylı’nın “Vatanseverliğinizi gözden geçirin” yazısında “Terör haberlerini sizce nasıl vermeliyiz? Büyük mü? Küçük mü? Yoksa hiç görmemeliyiz” diye sormasıyla ilgili)
Büyük vereceksin. Çözümüyle vereceksin. Zavallı bir üslupla değil, çaresiz bir üslupla değil, teslimiyetçi bir üslupla değil, ver kurtul kafasıyla değil. Tabii o öyle yapıyor demiyorum da. Genel olarak ilgili kimse, bunu anlaması gereken kimse onlara söylüyorum. Çözümüyle vereceksiniz. “Mübarek Cuma günü bomba patlatılır mı?” dersen dinsiz, imansız adama bu adamı güldürmüş olursun. Ciğerine vurmak istiyorsan Darwinizm’in geçersizliğini anlat. Leninizm’im çöküşünü anlat, mantıksızlığını. İçlerinde bir köşe yazarı Stalizm’in neden geçersiz olduğunu, çöktüğünü anlatsın. Bir başkası neden fosillerin evrimi yalanladığını anlatsın. Bir başkası proteinin yaratılışı nasıl ispat ettiğini anlatsın. Buna PKK değil, dünyadaki hiçbir komünist örgüt dayanamaz. Hiç kimse dayanamaz karşıt propagandaya. Çünkü bilmiyorum PKK’lılarla hiç tartıştılar mı? Acayip bilmişler komünistler. Leninist, Stalinistler acayip bilmiş oluyorlar. Troçki falan gördünüz mü filozof havalarında? Mutlaka ilmi mücadele yapılması gerekiyor ve ilmi cevap verilmesi gerekiyor. Demagoji değil. İşte “göz yaşları sel oldu, aktı.” Zaten PKK’nın aradığı bu değil mi? De ki, “biz delikanlı milletiz” dersin. “Bir ölürüz, bin diriliriz” dersin. “Göz yaşları sel aktı. Yürekler parçalandı” dersen, zaten yürek parçalamak için yapıyor onu adam. Gözyaşını sel gibi akıtmak için yapıyor. Adama hizmet etmiş olursun o zaman istemeyerek. Tabi ki samimi olarak yazıyorlar ama istemeyerek hizmet etmiş olursun. “Müslüman şehitlikten gurur duyar” diyeceksin. “Kahraman milletimiz böyle şeylerden etkilenmez” diyeceksiniz, inşaAllah. Ve bu köhne teoriyi çok detaylı olarak anlatacaksınız. Allah’ın birliğini, varlığını anlatacaksınız. Kuran mucizelerini anlatacaksınız. Bak bakalım PKK kalıyor mu? Herkes biliyor dediklerimin doğru olduğunu. Herkes biliyor ama bir çok kişi anlamazlıktan geliyor. Tabiki manşetten verilmesi gerekir. O zaman adamlar ve insanlar rehabete kapılır. Zaten PKK’nın vuruş alanı daha da genişlemiş olur. Manşetten cevabını vereceksin, aynı büyüklükte. Suskunluğu bozacaksın... Sadece ağlamayla olmaz. Sadece bağırmayla olmaz, şikayetle olmaz. O zaman PKK’ya hizmet etmiş olursun. İyi niyetle yapıyorsun, tamam. Belki cahillikten yapılıyor. Ama hizmet yapmış oluyorsun, farkına varmadan. Benim söylememin üzerine bu fikir gelişti şu an. Bak, “farkında olmadan hizmet ediyorsunuz” dedim. Onun üzerine gazeleter uyandılar. Ve bir çok siyasi çevre uyandı. Ne desem iki gün sonra, bir hafta sonra, on gün sonra manşet oluyor ve konu oluyor. Daha önce göremediklerini ben onlara gösteriyorum, Allah’ın dilemesiyle. Ve gündemi biz belirliyoruz, sessiz, sedasız. Mesela hiç farkına varmadıkları bir konuydu bu. Birçok siyasinin de farkında olmadığı bir konuydu. Basının da farkında olmadığı bir konuydu. Geçenlerde bunu gündem yaptım. Bak her yerde gündem oldu.
Maddenin gerçeği konusu materyalizme karşı anlatılacak en önemli delillerden biridir. Lenin, bu konuyu duyduğunda adamın şafağı atıyor. “Sakın” diyor. “Yaratılışçılarla bu konuya girmeyin. Bu konuya girerseniz” diyor, “batarsınız. Yapacağınız hiçbir şey de kalmaz. Sizi hoşaf yaparlar” diyor. Lenin’in en çekindiği konudur. Marksistlerin en çekindiği konudur maddenin hakikati. Maddenin beyinde algılanma şekli. Çünkü küçük, mercimek kadar bir yerde sonsuz alemi görüyoruz. Sonsuz alemi yaşıyoruz. Marksizm’in, Leninizm’in hiç açıklayamacağı bir şey. Ruh, onu kim seyrediyor? Görüntüyü kim seyrediyor tam renkli olarak? Sesi kim duyuyor? Dokunma hissini duyan kim? Tat alma hissini duyan kim? Leninizm’im, Marksizm’in işte en ızdırap duyduğu, çökmelerine neden olan en mühim konulardan biri de budur. Big Bang teorisi bir, bu iki, Darwinizm’im çöküşü üç. Bu üç konuda hoşaf olmuşlardır. Big Bang’le zamanın bir başlangıcı olduğu, maddenin bir başlangıcı olduğu ortaya çıktı. O çok ağır geldi onlara. Oradan bir darbe yediler. İkinci olarak maddenin hakikati, ruh. Ruhu açıklayamıyorlar çünkü. Gören biri var. Rengi biliyor adam. Işık diye bir şey var. Işığı algılıyor. Işık beynin içinde oluşuyor. Renk de beynin içinde oluşuyor. Dışarıda renk ve ışık yok. Yani bu bilimsel olarak açıklanamayacak bir şey. Çünkü metafizik üstü metafizik. Hiç açıklanacak gibi değil. Laboratuara girecek bir konu da değil. İncelenebilecek bir konu da değil. Çünkü insan beyninin içine giremiyor. Mesela sesin duyulması. En kalite müzik aletinden daha net duyuyoruz sesi. En kaliteli televizyondan, en kaliteli sinemadan daha güzel bir görüntü var beynimizin içinde, çok çok kaliteli. İki gram etten oluşuyor bu görüntü makinesi. Televizyonda görüyorsunuz. En kaliteli televizyonu alıyorsunuz yine bulanık. İki boyutlu. Üç boyutlu yapamıyorlar. Daha hala yapamadılar. Yapsa bile binlerce alet, edevattan oluşuyor. Binlerce mühendis yapıyor. Buna rağmen yine yapamıyorlar. Yaptığında da sadece görüntüyü oluşturuyor. Görüntüyü görecek kim? O ayrı bir konu. Görüntüyü görecek varlığı yapmak zaten imkansız. Yani ruhu yapmak imkansız. Bir de görüntüyü gören var. Allah hem görüntüyü göreni yapmış. Hem de görüntüyü dünyanın en kaliteli televizyonundan, sinemasından daha kaliteli halde, üç boyutlu olarak yapmış. O kadar kaliteli, üç boyutlu ki, gerçek mi, hayal mi insanlar farkedemiyorlar. Hangi insan şimdi bizim televizyonumuzdaki şu görüntümüzün hayal olduğunu söyleyebilir? “Televizyon ne kadar uzakta?” diyorsun. “İki metre uzakta” diyor. Halbuki beyninin içinde televizyon. Beyninin içinde bizi seyrediyor, haberi yok bir çok kişinin. Bu mühim hakikati bir kısım insanlar kısmen anlıyor. Bir kısım insanlar detaylı anlıyor. Bir kısmı anlamazlıktan geliyor. İyi anlayanı çok etkiler bu. Çok muhteşem bir şeydir. Çok büyük bir olaydır. Çok derin bir olaydır. Bu sırrı insanlar 2012’lerden sonra anlamaya başlayacaklar. Kıyametten kasıt bu. Maddenin hakikati bilinecek. Maddenin gerçeğini görecekler, inşaAllah.
2011-10-04 20:01:37