Adnan Oktar'ın 4 Ekim 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 4 Ekim 2011

Benim anlayamadığım gizemli ve esrarengiz bir şekilde devlet, PKK’nın ideolojik propagandasına cevap vermiyor. Hayret edilecek bir şey bu, mucize bu, çok şaşırtıcı. Yani “korkuyorlar” desem, korkmazlar. “Çekiniyorlar” desem, çekinmezler. “Yenemeyeceklerini düşünüyorlar” desem, çok açık yenildikleri. Çünkü bilimsel yönden net olay, çok açık. Yani mangal külü gibi. Üfürsen uçuyorlar, o tarzdalar. Ama buna rağmen bu adamlara fikren dokunulmaması ve en etkili yöntem olarak fikri mücadele olduğu halde, fikri mücadeleye uzaktan yakından yaklaşılmaması çok şaşırtıcı ve hayret verici. Yani açıklanacak gibi değil, metafizik. Demek ki sahibini bekliyor. İllaki Hz. Mehdi (as) bunların ilmen kafasını ezecek, PKK’nın. Allah ona nasip edecek. Bu anlaşılıyor. Çünkü nasıl olur cevap verilmez yani? Gayet kolay. Ama inşaAllah Hz. Mehdi (as) lime lime edecek. Biz de öncüleri olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Ama tabii Hıristiyan dindarların, Musevi dindarların, Müslüman dindarların ittifak etmeleri gerekiyor. Çünkü çok dev bir hareket ateist hareket, dünyadaki komünist-Darwinist-materyalist hareket çok organize. Ve dünyadaki devletlerin yüzde 99’u tarafından destekleniyor. Desteklemeyen aşağı yukarı yok gibi bir şey. O yüzden vehamet var. Vehamete karşı da çok kararlı bir mücadele gerekiyor, inşaAllah. Biz de naçizane bu vazifeyi yerine getiriyoruz. Devam edeceğiz, inşaAllah ve sonunda da fikren bitireceğiz, inşaAllah. Fakat şunu söylüyorum. Bak bir daha hatırlatıyorum. Ben bunu daha önce de söyledim. Çok şahane bir açıklama bu. Darwinizm’le ilgili hafta sekiz gün dokuz bu adamlar “ara halka bulundu. Şu parça bulundu. Yedek parçalar tamamlandı.” İşte şu bu falan bir şeyler diyorlardı, değil mi? Adamların yalan söylemeye takati kalmadı. İlimle, bilimle o kadar vurdum, o kadar tokatladım ki bunları, bunların aklını aldım yani artık. Aklı gitti adamların. Artık konuşacak halleri kalmadı. İlmi sopanın etkisinden ayakta duramıyorlar. Yalan söylüyordunuz işte. Bak yalan serbestti, değil mi? Niye yalan da söyleyemiyorsunuz? Artık atamıyorlar da. Yok, yalan da yapamıyorlar. Eskiden oradan millet birbirinden alıp bir şeyler yapıyorlardı. Müsaade yok, görüyorsunuz.

(“Allah Neden Hz. İsa (as)’ı Babasız Yarattı?” Sorusuna Cevap)

 Allah, harika olsun, insanlar şaşırsın, hoşuna gitsin, mucize olsun diye Hz. İsa (as)’da olağanüstü şeyler yaratmıştır. Yani bir tek o değil ki. Bak, babasız yaratıyor, bir. İki, ölüyü dirilttiriyor. Üç, bu dünyadayken başka bir boyuta alıyor. Görünmez hale geliyor. İki bin yıl sonra geri göderiyor. Yani bunlar hepsi zaten harika. Hz. İsa (as)’da harika çok fazladır. Mucize çok fazladır. Her peygamberde o kadar mucize yoktur. Hz. İsa (as)’da çok fazladır. Allah öyle yapmış, maşaAllah. Görülmemiş bir şey daha önce. Otuz üç yaşına kadar yaşıyor, tebliğ yapıyor. Bakıyorsun, odanın içinde yok. Allah Katına almış. Mesela ölü mezarda “Kum biziznillah, Allah’ın izniyle kalk” diyor, adama. Şaşkın, kalkıyor adam. “Noldu bana” diyor. Ölü diriliyor, normal ölü. Mesela üç günlük ölü. Ölmüş, normal mezara koymuşlar adamı. Diriliyor adam. Kalbi falan tamamen durmuş yani. Bildiğin klasik ölü. “Kalk” dedi mi kalkıyor, Allah’ın izniyle. Allah Hayy ismiyle tecelli ediyor, Hz. İsa Mesih (as)’da. Güzellik olsun, hoşumuza gitsin, heyecan versin. Yoksa Hz. İsa (as) mesela bak bir kardeşimiz şuradan çıkıyor, merdivenden gidiyor. Aynı metot yani aynısı. Yok, göremiyoruz. Bir de bakıyoruz, biraz sonra geri geliyor. Aynı metod, aynı şey. Allah bize gösterdiğinde gelmiş oluyor. Göstermediğinde de gitmiş oluyor. O kadar. Mesela “bu ölü” diyor, Allah. Ölü olduğuna inanıyoruz. Bir bakıyoruz, “bu diri” diyor, Allah. diri olduğuna inanıyoruz. Göstermekle ilgili. Herkes uykudayken ölür. Sabah olduğunda diriliyor. Adam, “bir gün öleceğim” diyor. Her gün ölüyorsun sen. Haberi yok. Her gün ölür. Ölmek için yatar. Yatağa yattığında ölüm döşeğine yatar her insan. Var ya hani “ölüm döşeğine yattı artık” derler. “Can çekişiyor. Ölüm döşeği” derler. Hastanelerde komaya girer. Ölmenin tam anlamıyla tahakkuk ettiği yerdir uyku. Uyuyan insan, ruhu alınıyor. Komaya giriyor yani. Sabah komadan çıkıyor. Ağır komadan çıkıyor. Yeniden Allah ruh veriyor. Ayağa kalkıyor.Kimini de ruhunu geri iade etmiyor Allah. Sabah bakıyorsun kalmış yatakta, inşaAllah. Seyyidina İsa Mesih (as), herkesin seveceği bir peygamberdir. Bütün Hıristiyanlar çok sever. Bütün Müslümanlar çok sever. Onun için Allah Ahir zamanda onu görevlendirmiş. Özel yaratılmış. Herkesin seveceği bir peygamber gönderiyor Allah. Hz. Mehdi (as)’a yardımcı olarak, Hz. Mehdi (as)’a vezir olarak. Nur ağabeyleri, ağabeylerin ileri gelenleri toplanmışlar. “Evet” demişler, “İsa Mesih (as) 2000’li yıllarda geldi” demişler.

Münafıklar ateistliğe karşı, Allah’sızlığa, Kitap’sızlığa, dinsizliğe karşı Müslümanların güç bulacağı, çok önemli, çok etkili bir yolu kapatmaya çalışıyor. O nedir? Hıristiyanlarla ittifak etmek, dindar Hıristiyanlarla. Ve dindar Musevilerle ittifak etmek. Çünkü öyle bir güç bir araya geldiğinde kahredici bir güç olmuş oluyor. Yani mümkün değil karşısında duramazlar. Fikren, imkanlar açısından duramazlar. Ama bölümlere ayrıldığında Müslümanlar, Hıristiyanlar ayrı, Museviler ayrı; dindarlar, o zaman güç bölünmüş oluyor. Üçe bölünmüş oluyor. Müslüman, Hıristiyan, Musevi. Müslümanları da kendi içinde cemaatlere, gruplara, mezheplere ayırarak güçlerini kırıyorlar. Ama münafıklar diyor ki, “doğru yoldasınız siz” diyor. “Mesela sen Sünni’sin. Senin ne işin var Şii ile? Ne işin var Caferi’yle? Ne işin var Vahabi’yle? Onları kafir, doğranması gerekiyor pırasa gibi” diyerek, Müslümanların gücünü yok etmiş oluyorlar. Hâlbuki Müslümanlar kendi aralarında mezhep ve cemaat farklılıklarını tamamen bırakıp bir kere birleşmeleri gerekiyor bir. İki, dindar Hıristiyanlarla ittifak etmeleri gerekiyor. Üç, dindar Musevilerle ittifak etmeleri gerekiyor. Çünkü deccaliyet çok büyük bir güç. Ama münafıkların tuzu kuru tabii. Onlar işine gücüne baksın, keyfine baksın, dünyevi ne çıkarı varsa onu peşinde olsun. Orada züppelik yapar, akıl verir. Ve o kafayla, şeytani kafa ile de İttihad-ı İslam’ı engelleyeceğini düşünür. Hâlbuki İttihad-ı İslam’ı Allah bir kere kaderde yazmış. Bunu kimse durduramaz. İttihad-ı İslam’ın nasıl oluşacağını da bize Allah Kuran’da gösteriyor ve Hıristiyanlarla ittifak etmemiz gerektiğine de Kuran açıkça işaret ediyor. Onlara nasıl tebliğ yapacağımızı, nasıl konuşacağımızı, hatta “‘biz Hıristiyan’ız’ diyenleri size yakın bulursunuz” diyor Allah ayette. “Size daha yakın bulursunuz” diyor.  Ayet var, Kuran ayeti var.

Münafık böyle kobra yılanı gibidir, fakat aptal bir kobra yılanı. Mesela yılan tehlikedir ama aptal bir hayvandır. Hayvani bir zekâsı vardır ama aklı yoktur. Münafık da öyle; bir hayvani zeka vardır, çok üstün hayvani zeka vardır fakat aptaldır. Hayvan akılsızlığı vardır. Onun için o hayvan akılsızlığı ile de hayvani akıllar verir. Bölünmeyi tavsiye eder. Müslümanları böyle kamplara ayırmayı, takva adına tavsiye eder. Mesela Ehl-i Sünnet mümkün mü başka bir mezhep ile birleşip ittifak ederek hareket etsin? Asla kabul etmez bir münafık. Çünkü münafığın sistemi, zaten gidiyor. Münafığın sadece ihtiyacı olan şey gösteriştir, züppelik yapmaktır. Onu nasıl yapacak? Takva nasıl görünecek? Bir kısım hazır ağzında meşhur olmuş üsluplar vardır. O tip adamların kullandığı üsluplar. Nedir bu? Ehl-i Sünnet adam Ehli Sünnet olan bir insan başka bir kişiyle ittifak edemez, konuşamaz, görüşemez, kale alamaz. Hatta onları haşa öldürmesi gerekir, asması gerekir, kesmesi gerekir, pırasa gibi doğraması gerekir. Cübbeliyi kastetmiyorum, Cübbelinin böyle bir sözü var ama ben onu kastetmiyorum. O cahilliğinden söylüyor. Bu kafaya karşı, bu şeytani kafaya karşı Müslüman çok uyanık olacak. İttifakın dışında küfrün yenilmesi diye bir şey olmaz, Allah’ın dilemesi dışında. Çünkü Allah bu yolunu göstermiş. Bunu anlamazdan gelmek olmaz. Hz. Mehdi (as) için de aynı yöntemi Allah göstermiş. Ne yapıyor Hz. Mehdi (as)? Bediüzzaman açıklıyor; “Hıristiyan ruhanilerle ittifak ederek deccaliyete karşı mücadele eder” diyor. Ama münafık tabii ne İmam Rabbani dinler, ne Bediüzzaman dinler, ne Kuran dinler. Münafık kendi kafasının doğrultusunda gider.

Münafık için; iyi yesin, iyi gezsin, evlensin, iyi bir okul bitirsin, iyi bir işi olsun, iyi doysun, iyi uyusun, eti kemiği, diploması, bununla övünür.Her zaman söylüyorum. Müslüman tebliğiyle, dini yaymasıyla, İttihad-ı İslam’a olan kararlı sevgisiyle, isteğiyle övünür. Yaptığı ilmi mücadelenin başarısı ile övünür. Aldığı neticelerle övünür, güzel neticelerle övünür. Münafık da hep çıkarları ile ilgili “diploma aldım, şu parayı kazandım, şöyle bir işe girdim, şöyle bir köşe döndüm, şu müşrik kafayı geliştirdim” gibi bir stil geliştirir. Mesela münafığa sen Kuran’dan bir şey söylemiş olsan o geçerli olmaz. Münafığa puttan bilgi vermen gerekiyor. Put ne diyor onun için? Putun üstünde durur münafık. Münafığın en hoşlanmadığı kitap Kuran’dır, söyleyeyim. Hadisten kısmen hoşlanır. Ama put hurafelerinden tam hoşlanır. Put hurafesine tam sarılır. Kuran’a göre hareket etmek yani Kuran’ı doğrudan kaynak almak münafığın kabul edeceği bir şey değildir. Aptaldır ama Müslümanları teşvik edici, şevklendirici yönü vardır. Nasıl bir yılan gördüğünde insan adrenalin gelir, böyle çok hareketli olur. Hz. Musa (as) mesela yılanı gördüğünde canlanıyor değil mi? Münafık da Müslüman’ı canlandırır, adrenalin etkisi yapar. İlmi mücadelesine daha kararlı sarılır, daha şevkli olur. Mesela Hz. Mehdi (as) da münafıklara karşı hareket eden bir kişi biliyorsunuz. Bediüzzaman söylüyor; “cereyan-ı münafıkaneye karşı mücadele edecek” diyor. Çok önemlidir bu. Küfre karşı mücadele edecek demiyor; “cereyan-ı münafıkane”. Demek ki ahir zamanda muazzam bir münafık gücü oluşacak. Küçük bir kitle değil. Müslümanların içerisinde muazzam bir güce ulaşacak münafıklar. Yani o kadar kapsamlı, o kadar şiddetli, o kadar dehşetli bir güce sahip olacaklar ki ana güç nerdeyse münafıklar olacak. Onun için münafıkları birinci mücadele edilecek yön olarak Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)’ın hedefi olarak göstermiş. “Cereyan-ı münafıkaneyle mücadele edecek” diyor. Bu Bediüzzaman’ın bir harikasıdır tabii. Ahir zamanda münafık hareketin bu kadar güçleneceğini bilmesi ve münafıklar birbirlerinden nefret etmelerine rağmen münafık harekette ittifak edeceklerini bilmesi çok şaşırtıcıdır. Münafıkların bir özelliği vardır, birbirlerinden acayip nefret ederler. Yani pislikten tiksinir gibi birbirlerinden tiksinirler. Ama her münafık birbirinden tiksinir. Ama böyle uyuz çakal sürüsü gibi de bir arada yaşarlar. Münafık münafığı bırakamaz, Allah’ın hikmeti. Normalde kâfirlerle yaşamaları gerekiyor münafıkların, öyle gibi görünüyor. Ama kâfire gitmez. Yine münafığın yanına gider. Yani o kendi sınıfını seçiyor, Allah’ın hikmeti. Ondan ayrılamaz. Ona göre hareket eder.

(Bediüzzaman’ın eserlerinde ahirzamanda Hıristiyanlarla Müslümanların ittifak etmesi)

Bedüzzaman diyor ki “Hatta Hadîs-i Sahîhle” sahih hadisle “âhir zamanda Îsevîlerin” Hıristiyanların “hakiki dindarları” dindar Hıristiyanlar “ehl-i Kur'an ile” Müslümanlar ile “ittifak edip,” birlikte hareket ederek “müşterek karşıtları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi;” Darwinist materyalist ateist sisteme dayanacakları gibi “şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslekdaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi, medâr-ı ihtilâf noktaları” ihtilaf, tartışma noktaları “muvakkaten medâr-ı münakaşa ve niza' etmiyerek” tatışma konusu yapıp niza’ etmeyerek “müşterek karşıtları olan mütecâviz” ateistlere karşı, Darwinistlere karşı “dinsizlere karşı ittifaka muhtaçdırlar...” (Lemalar, sayfa 155)

Münafık şeytanın iğvasıyla bunu kabul etmez. “Peki, ne yapalım? Nasıl olması gerekir?” diyorsun münafığa. “Ben akşam evde tesbih çekerim” diyor. Olmaz. Bu akılcı bir hareket değil. Münafığın zaten hiçbir hareketi akılcı değildir de fakat anlaşılması için söylüyorum.

Şahsı isa Aleyhisselam'ın kılıncı ile maktul olan” ilim kılıcıyla maktul olan, etkisiz hale getirilen “şahsı Deccal'ın”deccalin şahsının “teşkil ettiği dehşetli maddiyyunluk” Darwinizm ve materyalizm, Marksist-Leninist düşünce “ve dinsizliğin azametli heykeli” yani meydana getirdiği dünya çapındaki geniş yapılanma “ve şahsı manevisini öldürecek” onun fikir sistemini etkisiz hale getirecek “ve inkarı uluhiyet” Allah’ın varlığını inkar eden “olan fikri küfrisini” küfür fikrini “mahvedecek” onu yok edecek “ancak İsevi ruhanileridir ki;” o zaman ittifak var demek ki Hıristiyanlarla, “o ruhaniler, dini İsevi'nin” Hıristiyanlık dininin “hakikatını hakikat-ı İslamiye ile”  İslam’ın hakikatiyle “din-i İsevi'nin hakikatini” Hıristiyanlığın hakikatini İslamiyet ile “mezcederek” karıştırarak İslam’ın hak olan, doğru olan hükümleriyle yanlış olan yerleri düzelterek “o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek. Hatta "Hazreti İsa Aleyhisselam gelir. Hazreti Mehdi'ye namazda iktida eder, tabi' olur." diye rivayeti bu ittifaka ve hakikatı Kur'aniyenin metbuiyetine ve hakimiyetine işaret eder.” diyor.

Münafıklar hadis dinlemez. Bediüzzaman’ı dinlemez. Kuran dinlemez. Ne dinler? Kalbindeki şeytanı ve putları dinler. “Falanca puttan ben bunu duydum.” Sen puta göre mi hareket ediyorsun, Kuran’a göre mi hareket ediyorsun? Puta göre mi hareket ediyorsun, Resulullah (sav)‘in sünnetine göre mi hareket ediyorsun?

 “İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda,” Darwinist, materyalist, ateist cereyan “pek kuvvetli göründüğü bir zamanda” ki şu an zaten ateistlik dünyaya hakim “Hazreti İsa (as)'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan HAKİKİ İSEVİLİK DİNİ ZUHUR EDECEK, yani rahmet-i ilahiyetinin semasından nuzul edecek; hal-i hazır Hıristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi (saflaşacak) edecek,” yani eksik ve yanlış yönlerini düzeltecek “hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak,” hurafe olan, yanlış olan kısımlardan çıkacak “HAKAİK-I İSLAMIYE İLE BİRLEŞECEK;” gerçek İslam’a dönüşecek “MANEN HIRİSTIYANLIK BIR NEVİ İSLAMİYET'E İNKİLAB EDECEKTİR... ” sanki Müslümanlık gibi olacaktır, diyor. “VE KURAN'A İKTİDA (uymak, tabi olmak) EDEREK,” bağlanarak “O İSEVİLİK ŞAHSI MANEVİSİ TABİ; VE İSLAMİYET, METBU (TABİ OLUNAN) MAKAMINDA KALACAK.” Sabit makamında kalacak “Din-i Hak, bu iltihak neticesinde” bu büyük birleşme neticesinde, yani Hıristiyanlarla Müslümanların birleşmesi neticesinde. “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan” şu an mağlup oluyor. Müslümanlar baş edemiyor, Hıristiyanlar da baş edemiyor. Hıristiyanlar da eziliyor, Müslümanlar da eziliyor, Museviler de eziliyor. Münafıklar da sırtını kaşıyarak geziyor, çakallar. “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İSEVÎLİK VE İSLÂMİYET” şu anda öyle. Gelen tokatlıyor giden tokatlıyor Müslümanları. Gelen tokatlıyor Hıristiyanları, giden tokatlıyor. Hıristiyanlarla alay ediyorlar, rahiplerle, dindarlarla, rahibelerle, hahamlarla. Adamların takkelerine ayrı söz söylüyorlar, kıyafetlerine ayrı söz söylüyorlar. Nefes aldırmıyorlar. “Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İSEVÎLİK VE İSLÂMİYET İTTİHAD NETİCESİNDE,” birleşme neticesinde “DİNSİZLİK CEREYANINA” ateist, materyalist, darwinist sisteme karşı “GALEBE EDİP” galip olup “DAĞITACAK istidadında iken;” darmakeşan edecek istidadında iken “âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan” kendi etiyle kemiğiyle Allah’ın Katında bulunan ve diri olarak bulunan “şahs-ı İsa (as),” Hz. İsa (as)’ın bizzat şahsı “o din-i hak cereyanının başına geçeceğini,” Hıristiyan âleminin başına geçeceğini “bir Muhbir-i Sadık (Hz. Muhammed (sav)), bir Kadir-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek” Kuran’ın hükmüne, Allah’ın ayette belirttiği vade istinat ederek “haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Şey' va'detmiş,” Kuran’da “elbette yapacaktır.” diyor. (Mektubat, s.53-54)

Ne diyor Cenab-ı Allah ayette: “sana inanmadık ehli Kitap’tan hiç kimseyi bırakmayacağım” diyor Allah. Daha önce 12 kişi iman etmişti, havarileri. “Hepsini iman ettireceğim, dünyanın tamamını iman ettireceğim sana” diyor Allah. Ehli Kitap’tan inanmadık hiç kimse kalmayacak, diyor. Hıristiyan olsun, Musevi olsun. “Herkes sana tam anlamıyla iman edecek” diyor Allah. “Ve sana inananları” diyor Allah, “seni sevenleri” ki biz inanıyoruz Hz. İsa Mesih (as)’a “dünya hakimi yapacağım” diyor Allah, dünya hakimi. “Kıyamete kadar sizi hakim edeceğim, dünya hakimi olacaksınız” diyor. Net, Kuran ayeti. “Onun inişi, Hz. İsa Mesih (as)’ın gelişi kıyamet için bir alamettir” diyor. Bir tek Hz. İsa Mesih (as) için söylemiştir Allah. Hiçbir peygamber için bunları söylememiştir. Peygamber Efendimiz (sav) için dememiştir mesela, “sana iman etmedik hiç kimse bırakmayacağım” demiyor Cenab-ı Allah. İsa Mesih (as) için diyor “sana iman etmedik hiç kimse bırakmayacağım” diyor “Ehli Kitap‘tan”. Zaten ona iman etti mi Peygamberimiz (sav)’e hepsi iman etmiş olacaklar. Ama bak “seni sevenleri” diyor, “seni sevenleri dünya hakimi yapacağım” diyor Allah. Ve Hz. İsa Mesih (as)’ın gelişini Allah kıyamet alameti olarak alıyor. O geldi mi tamam. Kıyamet artık baş göz üstüne, çok yakın demektir.

Münafıklar kokmuş ağızlarından köpükler çıkararak hırlıyorlar böyle kudurmuş gibi “istemezük” diye. İslam alemi ne halde ve Hıristiyanlar ne haldeler. İttifakla bu kurtuluş olacak diyor Peygamberimiz (sav). Bediüzzaman da bunu anlatıyor. Müslümanların ne halde olduğunu görmüyorsunuz. Ne hale geldiklerini görmüyorsunuz. Ki zaten hoşlarına da gidiyordur Müslümanların o hale gelmesi. Ben telin amacıyla söylüyorum. Zaten münafığın derdi dinsizliği oturtmaktır. Dinle ortaya çıkıp dinsizliği yaymaktır. Takva adına çıkar. Mesela der ki “ben boş adamım, ben çok çirkin adamım, eksik, güçsüzüm zayıfım, zavallıyım. Sen de öylesin. Bizden bir şey çıkmaz, biz ölmüşüz bitmişiz, bizim yapacağımız bir şey yok” der. Adamı felç eder münafık. Veyahut takva adına ortaya çıkar; öyle bir din anlatır ki ne kendi yaşayacağı gibi ne karşısındakinin yaşayacağı gibi. Kendi de yapmaz karşısındakine de yaptırtmaz. Münafık kendi anlattığı dine inanmaz. Münafık çok uyanıktır, çok şeytandır, çok iblistir. Hurafeye inanır mı o köpekler? İçinden güler hurafelere. Ama alçakça inanıyormuş gibi gösterir. Öyle kahpedir onlar. Hiçbir münafık anlattığı hurafeye inanmaz. İçin için gülerek anlatır onlar. Öyle saf olmaz münafık. Bayağı uyanıktır onlar. Çok alçaktırlar. Her hurafeyi sanki inanıyormuş gibi, böyle tiyatro sanatçısı gibi anlatırlar. Dikkatlice bakın, sanki inanıyor gibi anlatır. Hiçbir şekilde inanmaz. Ya yüzüne aptal bir ifade verir böyle saf, hakikaten inanmış gibi yapar veyahut çok akıllı bir adam ifadesi vererek gerçekten inanıyormuş ifadesi vermeye çalışır. Ama sureti katiyede inanmazlar.

Müminun Suresi, 62-64

Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz;” hâlbuki dünya çok müsait böyle bir şey için. Yani insanın takatinin çok üstünde acayip olaylar olabilir. Hiç olmuyor, Allah’ın hikmeti. Mutlaka insanın dayanabileceği gibi oluyor. “elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.” Kaderin nasıl mükemmel yaratıldığı Allah söylüyor. O kitap da kader.

Hayır, onların kalpleri bundan dolayı bir gaflet içindedir. Üstelik onların, bunun dışında yapmakta oldukları (birtakım şeyler) vardır; onlar bunun için çalışmaktadırlar.

Darwinizm, materyalizm böyle ipsiz sapsız abuk subuk inançlar için.

Nihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini” Genellikle böyle ülkelerin ileri gelenleri, kapitalizmde biliyorsunuz, vahşi kapitalizmde zengin, şımarık olan bazı kesim devletin kilit noktalarını kontrol altında tutmak için elinden geleni yapar ve çoğunda da başarılı olurlar. “azap ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar.” Vahşi kapitalizmin öncüsü olan vahşi kapitalistlerin ruhunu Allah Kuran’da belirtiyor, üsluplarını.

2011-10-08 02:01:35
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top