A9 TV; 12 Ekim 2011
(Gilad Şalit’in serbest bırakılmasıyla ilgili)
Demek ki emek verenler olmuş. İyilik yapanlar olmuş. Demek ki gizli veya açık faaliyetlerde bulunanlar olmuş. Hayır yapanlar olmuş. Gizli kahramanlar olmuş demek ki. Güzel faaliyetler yapmışlar. Netice de bu olmuş. Vesile olanlardan Allah razı olsun, maşaAllah.
(Milliyet internet sitesinin BBC’den Evrim haberi alıp kendi sayfasında yayınlaması hakkında)
Vay gariplerim vay. Bu hallere düştülerse bunlar, bu derece gülünecek hallere düştülerse, artık ben bunlara ne diyeyim? Şu üsluba bak, şu anlatıma bak, şu perişanlığa bak. Yok “atamız tarla faresi”, yok “atamız mikrop”, yok “sıçraya sıçraya atlet oldular”. Bir kere en başta siz proteinin nasıl meydana geldiğini nasıl açıklıyorsunuz? “Uzaylılar yaptı” diyorsunuz. Uzaylılar, artık bitmişsiniz. Daha konuşacak bir hal var mı? “Protein nasıl oldu?” diyoruz. “Uzaylılar yaptı” diyor. Balığı da mı uzaylılar zıplatıyor? Ne alaka? Sen daha proteini açıklayamıyorsun. Proteinin oluşması için, bir tek proteinin oluşması için başka bir proteine ihtiyaç vardır. Bu ne demektir? Evrim teorisi yalan, doğru değil. Anlamı bu. Kardeşim evrim doğru olsa en başta ben kabul ederdim. Muazzam savunurdum ben. Yok, öyle bir şey yok. Açıklardık, “Allah evrimle yarattı” derdik. Yok öyle bir şey. Net aldatmaca ve akıl almaz bir oyun. Bir kere, beynin içinde birisi görüntüyü görüyor. Bunu anlatamıyorsunuz siz. Beynin içinde birisi sesi duyuyor, elektriği ses olarak duyuyor. Bakın sesi duyan biri var. Yani bedenin dışında bir tane daha gerçek beden var. Açıklanamayan beden var, görünmeyen beden var. Sen eti, kemiği açıklıyorsun. Asıl yaşayan bedeni açıklayamıyorsun. Asıl düşünen, sesi duyan, görüntüyü gören, dokunma hissini duyan bir beden var. Asıl beden o, insan o. Sen eti, kemiği dahi açıklayamıyorsun şu an. Değil ki gerçek bedeni açıklayacaksın. Gerçek bedeni hiç açıklayamıyor. “Görüntüyü kim görüyor?” diyoruz. Çıt yok. “Sesi kim duyuyor?” diyoruz. Çıt yok. “Hissi kim alıyor?” diyoruz. Çıt yok. Lenin’e soruyorlar bu konuyu, “ne diyorsun?” diyorlar. “Aman sakın, bu konuya girdiğinizde boğulur, gidersiniz” diyor. “Ne materyalizm kalır, ne diyalektik felsefe kalır, ne bir şey kalır. Sakın ha bu konuya girmeyin” diyor. O konuya girme, bu konuya girme, hangi konuya gireceğiz? Kaç kaçabildiğin kadar kafasındalar. Bu sıçrama edebiyatını, bu hoplama edebiyatını bıraksınlar. Daha proteini açıklayamıyor ve 350 milyonun üzerinde fosil var yaratılışı ispat eden. “Tek bir tane bana evrimi herhangi bir şekilde yandan, kenardan ispat eden tek bir tane fosil getirsinler bana. Trilyon hesabıyla para vereceğim” dedim. “Fotoğrafını da kabul ediyorum” dedim. Fotoğrafını getirin söz bir Allah bir para vereceğim. Fotoğrafını dahi getiremiyorsunuz. Yok öyle bir şey, yani net uydurma ve yalan. Boş yere hoplayıp, zıplamasınlar. Bak ağa babaları çıktı “proteini uzaylılar yaptı” dedi. “Yüksek bir akıl tarafından yaratıldı proteinler” diyor. “Buna Allah demeyelim” diyor, “bu iyi olmaz” diyor. “Bu rahatsız edici olur” diyor. “Ama yüksek bir akıl” diyor. Yüksek akıl dediğin işte, Allah. Sonsuz akıl, nedir O’nun adı? Allah. Allah’a inandığını söylüyor. Yüksek akıl ne demektir? Sonunda bu hale geldi, maşaAllah. Ama bizim Yaratılış Atlası, kafasına gökdelen tuğlası gibi düştü. “Darwinist düşünce dünyaya hakim olsa mahvoluruz” diyor. “Çok kötü olur” diyor, “sakın öyle bir şey olmasın” diyor. Bu nasıl konuşma? Hem “Darwinizm’e taraftarım” diyorsun, hem de “Darwinizm olursa mahvoluruz” diyorsun.
Şu an görülen hareketliliğin nedeni Mehdiyet’tir. Kral Mesih’in gelişidir. Moşiyah devrine girilmiş olmamızdır. Yani Muhammed Mehdi (as)’ın bereketiyledir. Türkiye’de ekonomi kriz olmamasının nedeni budur. Türkiye’nin savaşa girmemesinin nedeni Mehdiyet’tir. Türkiye’deki bu güzelliğin, iyiliğin, İslam aleminin liderliği olmasına doğru kaderin yönlendirmesi Allah’ın kaderi bu şekilde yönlendirmesinin nedeni Mehdiyet’tir ve Hz. Mehdi (a.s.)’dır. O zaman nimete nankörlük etmiş olurlar. Allah’tan gelen nimete hamd edecekler. Mehdiyet olmasa bambaşka olurdu Türkiye’nin hali. Allah bu millete özel olarak bir hidayet verdi. Özel olarak koruyor, Allah’ın inayeti altında. Allah’ın inayetinden dolayı, Mehdiyeti’in bereketinden dolayı Türkiye bu halde. Ve bütün İslam aleminin de lideri olacak.
(Ahmet Altan’ın “Öcalan eninde sonunda ev hapsine çıkacak” konulu köşe yazısına hitaben)
Bir kere Marksizm, Marksist, Leninist, Stalinist düşünce; bir dindir, bir şeriattır. O dine bu adamlar uyar. Abdullah Öcalan bu dinden çıkarsa; Leninizm dininden, Stalinizm dininden çıkarsa münkir olur, münkir hükmünde olur. Mürted olarak görürler onu ve onu kendi dinlerine kabul etmezler, adam yerine de koymazlar. O dinin hükmünü yerine getirdiği müddetçe de onu baş tacı ederler. Nedir o dinin hükmü? Proletarya devrimidir, komünist ihtilaldır. Komünistlikten vazgeçti mi, zaten PKK diye bir şey kalmaz. O zaman bütün mahkûmların hepsi ev hapsine çıksın. Ben demiyorum ki; cezaevinde mahkûmlar kötü şartlarda yaşasınlar. Ben çok acıyorum mahkûmlara. Yani ben hiç birinin böyle üst üste, balık istifi gibi yaşamasını istemem. Bana bıraksalar benim bakış açım bambaşka olur. Benim bir tek cinayette tavrım nettir. Onun dışında ben insanlara acırım, hapiste kalmalarını istemem. Tabii ki daha rahat, bahçelik bir yerde dursunlar diye düşünürüm. Kapalı bir yerde yaşamalarını istemem. Ama bu, herkese uygulanması gerekir. Bir de bu herkese uyguladığında eğer sen Darwinizm’i, materyalizmi yenmediysen, Leninizm’i, Stalinizm’i geçersiz hale getirmediysen; dışarıya bırakırsan adamı ‘arkadaş sen yarım faaliyet yaptın, tamamla şu faaliyeti’ anlamına gelir. “Yapamadığını iyi becer, devam et” anlamına gelir. Bu olmaz. Devlet Leninizm’e, Stalinizm’e karşı resmi olarak tavır koymuyor. Darwinist, materyalist eğitim var. Açın devletin bütün kitaplarına bakın; Darwinist, materyalisttir. O vaziyette bunlar olur. Yani böyle köhne bir teoriyi, diyalektik felsefeyi, ölmüş bir düşünceyi, evrim düşüncesini, sürünen bir düşünceyi, perişan olmuş bir düşünceyi, modern bir fikir gibi, 1800’lerin batak fikrini, 1800’lerin köhne fikrini, kokuşmuş, ölmüş fikrini, resmi olarak devlet savunamaz. Devlet tarafsız olmak durumundadır. Yaratılışı da anlatacak devlet, bu köhne fikri de anlatacak. Cin gibi gençlerimiz, fırtına gibi gençlerimiz bu zırvanın ne olduğunu öğrenecek böylece. Türk gençleri yaman maşaAllah, cin gibiler. Helal olsun bizim gençlere. Bu internet olayı da geliştikten sonra onları kandırmak falan mümkün değil. Hiçbiri inanmıyor Darwinizme maşaAllah.
Allah bütün evreni Müslümanlara mescit kılmıştır.
(Sayın Adnan Oktar’ın Mustafa Özcan’ın “Üç Devir Bir Adım” Başlıklı Yazısında “Hadislerde İslam tarihi beş ya da altı döneme bölünüyor.Bediüzzaman’ın hayatı hadislerde belirtilen üç devreye tam tamına intibak ediyor.” “Dördüncü dönemin 1929 sonrası cumhuriyet dönemi olduğunu, bundan sonra gelen son dönemi üstadın müjdelediğini, Hz. Mehdi (as)’ın bu dönemde geleceğini” söylediği sözlerine yorumu)
“Şimdi Hz. Mehdi (a.s)’ın vakti” diyor değil mi? Allah Allah. Atasına, yedi ceddine rahmet olsun. Hocam delikanlıdır. Bir tek Allah’tan korkar. Bak nasıl rahat, samimi konuşmuş. Bir kısım böyle titrekler gibi, çekingen değil. Delikanlıca hakkı açıklamış. Hz. Mehdi (a.s) devrindeyiz. Mehdiyet hak, hakikat. İsrail’in, Ben-i İsrail’in beklediği Kral Mesih, Moşiyah, hayrettir, 3000 yıl sonra geldi, doğru. 1400 yıldan beri beklenen Hz. Mehdi (a.s) ki, aslında 3000-5000 yıldan beri bekleniyor Hz. Mehdi (a.s). Bütün kutsal kitaplarda vardır. Tevrat’ta, İncil’de, Zebur’da, hepsinde geçer Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceği. Hz. Mehdi (a.s) da gelmiştir. Kıyametin son devrindeyiz. Bakın kıyametin devrinde, kıyamet yaklaştığında, insanların nasıl olacağına dair, Allah bize ufak bir bilgi verdi. Önden bir bilgi verdi. Şimdi Hz. Mehdi (a.s) öncesinde, o bilgiyi aldık. İnsanların ruhu boşaldı. İnsanlardan sevgi alındı. Tevrat’ta da geçiyor, sevgi alındığı. İnsanlar sevgiyi bilmiyor. Büyük bir bölümü bilmiyor sevgiyi. Sevgi gitti adamların elinden, yok. Sağa bakıyoruz adam sevgiyi bilmiyor, sola bakıyoruz sevgiyi bilmiyor. Büyük bir felaket oldu. Çok büyük bir bela geldi. Yunanistan halkı felç vaziyette. Bir tane insan gülemiyor. Sanatçı, sanat icra edemiyor. Sanayici, sanayide başarı elde edemiyor. Adamların beyni kasıldı. Ruhu kasıldı. İçleri kurudu. Bir şey oldu adamlara. Mahvoldular adamlar. Yapamıyor. Bütün devlet mekanizması felç oldu. Allah üzerlerinden bereketi aldı. Bir şey oldu. Harikalık oldu. İşte buna benzer olacaktır kıyamet öncesi. Bu ilk mukaddemesidir. Yani buna benzer, 1506’dan sonra bu tarz olacak. Gittikçe şiddetlenecek, gittikçe şiddetlenecek, komünist toplum kuracaklar. Komünist topluma karşı yeniden halk ayaklanacak. Kan gövdeyi götürecek. Proletarya diktatörlüğünü kuracaklar 1506’dan sonra. Komünizm dünyaya hakim olacak. Ona karşı da, antikomünist bir hareket, ikinci bir, Bediüzzaman diyorki: “ üç inkilabı azimeye işaret eder” diyor. “Üç inkilabı azime. Üç büyük devrime işaret eder” diyor. Biri komünist devrim, biri anti-komünist devrim olacak. Bir de tamamen gayesiz bir hayatın devrimi olacak. Bomboş bir hayatın, sırf öldürmeye dayalı hayatın bir devrimi olacak. Ondan sonra da kıyamet kopuyor inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ı göreceğiz. Bak “hapishaneler boşalacak ”diyor Peygamberimiz (s.a.v), boşalıyor. Görüyorsunuz. İsrail’de, mesela Filistin’de boşalması, o da hadislerde belirtilen bir husustur, inşaAllah. Görünmeyen kahramanların himmetiyle oldu bu. Bilinmeyen kahramanların. Kendini övmeyenlerin. El altından vatanı koruyanların, İslam Alemini el altından koruyanların himmetiyle oluyor bu işler inşaAllah. Daha bilinmeyen nice şeyler.
(Bediüzzaman’ın talebelerini hakkında)
Hay maşallah Üstad’ın arslanları onlar. Hapishanelerde, zindanlarda ne çileler çektiler. Ne acılar çektiler o mübarek veliler. Muhteşem insanlar maşaAllah, yaşıyor olmaları çok büyük nimet. Yani, insanlar farkında bile değiller. Aynı Bediüzzaman gibidir onlar, çok değerlidirler, çok önemli. En azından bir göz göze gelmekte bir fayda var o mübareklerle, inşaAllah. Tabii yormak değil. “Hocam ben geldim.” Eee? Otur babam otur. Çay içiyor, kahve içiyor, gitmiyor bir türlü. Öyle olmaz. Misafirliğe gittiğinde hiçbir şey teklif edilmez. Her şeyini insan halleder. Gider sadece kısaca beş dakika, altı dakika görüşürsün. Hürmetle oradan çıkarsın tertemiz. Mesela Şeyh Nazım Hocamıza gidiyorlar. Gidiyor adam, musallat oluyor oraya. Barındıracak geceli gündüzlü. Git yanında getir sen yiyeceğini, içeceğini, her şeyini. Hatta fazlasıyla getir. Arkadaşlarına ikram et. Biraz adap, edep bilmeleri lazım. Adap, edep adamlarda bir kısmında sıfır. “Selamun aleyküm, ben geldim.” Ne istiyorsun? “Başım ağrıyordu da ona dua et.” Tamam. “Sonra üniversite imtihanına gireceğim. Ona dua et.” Tamam. Bir İttihad-ı İslam’dan bahset. Türk-İslam Birliği’nden bahset. Müslümanların birleşmesinden bahset. Bir onun için dua iste. “Hocam bana cehd etmem için dua et” de. “Allah yolunda mücadele edeyim ilimle fikirle” de. O da yok. Yok, evlenmek için dua, yok işe girmek için dua, yok zengin olmak için dua. Gidip orada o mübareği yoruyorlar. O da çok nezaketli, çok efendi bir insan. Ne desin? Bir şey de diyemiyor. Giderlerken yük olmayacak gibi gitmeleri lazım. Bilakis insan etrafındakilere de destek olacak, yardımcı olacak bir tavır içerisinde olur. Gitti mi öyle gidilir. Kısa olması lazım. Nezaketiyle, yüz yüze gelirsin. Kısaca bir dua alırsın. Çıkar gidersin. Musallat olunmaz inşaAllah.
İnsan çiçek gibi. Menekşe falan oluyor. Menekşe açıyor. Muhteşem renkler, kadife gibi, pırıl pırıl. On gün sonra bakıyoruz. Kavrulmuş, simsiyah olmuş, bitmiş. İnsanoğlu da öyle. Bak nur gibi acayip güzel. Bakıyorsun mezarın içerisinde. Bir avuç kemik, bir kafatası, bir kaç tane kol, bacak kemiği o kadar. Dünya böyledir. Ahiret hayatı sonsuzdur. Ucu bucağı yok. katrilyon sene geçiyor, bitmiyor, yüz kat trilyon sene geçiyor bitmiyor. Yüz kat trilyon sene, kat trilyon seneyle çarpsak yine sonsuz hayat bitmiyor. Ama burası sonlu.
(Fatih Çekirgenin “Kürt sorununda İspanyol modelinin örnek alınması” konulu yazısı hakkında)
Bu adamlar komünist ve Stalinistler. İspanya modeli falan takar mı adamlar? Ne İspanya modeli ayrıca, ne demek yani İspanya modeli? Adam sonra da “Küba modeline geçelim arkadaş” diyecek. “Ondan sonra Stalin modeline geçelim. Ondan sonra Vietnam modeline geçelim” diyecek. Biz model mi alacağız oradan buradan? Bizim modelimiz Kuran’da. Bizim binlerce yıllık modelimiz neyse, odur. Biz seviyoruz kardeşlerimiz Kürtleri canımız gibi. Kürtler bizim canımız. Ben Kürt dedelerimi, Kürt annelerimi, Kürt amcaları komünistlerin eline vermem. Ben Mardin’de sıra gecelerine gideceğim. Mardin’in dağlarında kaval dinleyeceğiz. Kuzular, koyunlar çıngıl, çıngıl gezecekler. Onlar huzur içinde yaşayacak. Kürt çadırlarında zılgıt duyacağız biz.Komünistlerin eline vermeyiz vatanı. Bu kadar. “Azıcık kenarından olur mu?” Yok kabul etmiyoruz arkadaş. “Bir parça komünist olabilir miyiz?” Yok olamazsın, istemiyoruz. Fatih Çekirge için demiyorum. Bir de böyle tipler çıktı. “Azıcık komünist olabilir miyiz? Azıcık vatanı verebilir miyiz? Toprağı bir parça” Vermiyoruz arkadaş topraktan. Milim santim vermeyeceğiz. Komünistlere de vatanı teslim etmeyeceğiz. Böldürmüyoruz, bu kadar. Uzatmaya gerek yok.
Tur Suresi
“Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar?”yani “oyun mu kurmak istiyorlar?” diyor Allah. “Fakat (asıl) ‘o inkar edenler hileli-düzene düşecek olanlardır” diyor. “Yaptıkları düzene kendileri düşecekler” diyor. Münafıklar da kendi açtıkları düzene düştüler. “Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: "Üst üste yığılmış bir buluttur." Derler” “bir şey yoktur” hani var ya böyle önemsiz, dalga geçer bir üslupları oluyor.“Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azapla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak” kıyamet vaktine kadar bırak. Kaçıncı ayet? 45. ayet. Kaç yılında kopmasını söylüyor Bediüzzaman? 1545. “O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne yardım görecekler” diyor Allah. Durdursunlar bakalım havada roketle moketle. Zaten o devirde roket moket de kalmayacak. Akıl almaz bir çöküntü, akıl almaz bir sefalet, akıl almaz bir pislik içerisine düşecekler. Önce komünist olacaklar. Sonra komünistliğin batağının, pisliğin içerisine düşüp çok rezil ve perişan bir hayata dönüşecek ortalık. Bütün evleri leş gibi yapacaklar. Her yeri yıkıp yakacaklar. Her gün cinayet işleyecekler. “Sokaklarda böyle hayvanlar gibi ilişkiye girerler” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Herkes birbirinin o onu dövecek, o onu sövecek, o onu öldürecek. Her yerde yağma, gasp. Akıl almaz bir pislik, her yer böyle leş gibi olacak. Bayağı berbat olacak, ondan sonra kıyamet onların üzerine kopuyor.
2011-10-17 01:28:59