A9 TV; 14 Ekim 2011
(İskenderun’da PKK tarafından polis amirliğine açılan ateş sonucunda açılan bir polisimizin şehit olması, üç polisimizin yaralanması haberi üzerine)
İşte bu çakallarla mücadelenin yolu her zaman söylüyorum; eğitimdir. Bu adamları hayvan gibi yetiştiriyorlar. Vahşi ve saldırgan, Darwinist materyalist yetiştiriyorlar. Onlar da ölmeyi ve öldürmeyi hayvani gözle değerlendirip hayvan bakış açısıyla olaylara bakıyorlar. Sonucunda da böyle hayvanlık yapıyorlar. Ancak eğitimle netice alabiliriz inşaAllah.
Her şey Allah rızası için yapılır. Sevgi Allah rızası içindir. Hizmet Allah rızası içindir.Her yer, her şey Allah’ın sıfatlarının tecellisidir, çiçekler, böcekler, insanlar… Biz de insanları Allah’ın sıfatlarının tecellisi olarak severiz. Sizlerin bana olan sevginiz, benim size olan sevgim Allah’ın sıfatlarının tecellisi olarak. Çünkü Allah’ın sıfatları her yerde tecelli eder. Burada renk olarak tecelli eder, başka yerde başka görüntüde tecelli eder. Sıfatlarının tecellisidir, zatının değil. Biz de Allah’ın o sıfatlarının tecellisine hayran kalırız. Derin sevgi duyarız. Bu bir nimettir, bir güzelliktir inşaAllah. Sevgide ölçü takvadır. İnsan birisini sevdiğinde onun hizmetine, İslam’a, Kuran’a bakış açısına göre onu değerlendirir. Takvasına göre sever. Biz Peygamberimiz (sav)’i niçin seviyoruz? Peygamber olduğu için; Allah’a, dine hizmet ettiği için. Sahabeyi niçin seviyoruz? Takvasından dolayı seviyoruz. Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Hz. Ebubekir (ra). Hz. Ebubekir (ra)’ı niçin en çok seviyoruz? En takva o olduğu için. Peygamberimiz (sav)’den sonra en takva o, en güzel hizmet eden o olmuş. Sonra Hz. Ömer (ra)’ı seviyoruz, değil mi? Resullullah (sav)’in sözüne göre, açıklamasına göre. Çünkü takva. Cesareti, hizmeti, güzel ahlakı, sevecenliği ile kalbimizde taht kuruyor. Bu nedir? Allah’ın sıfatlarının tecellileridir. Allah onlarda mesela Hz. Ömer (ra) olarak tecelli ediyor. Biz Hz. Ömer (ra)’ı severken kimi sevmiş oluyoruz? Allah’ı sevmiş oluyoruz. Hz. Ali (ra)’ı severken kimi sevmiş oluyoruz? Allah’ı seviyoruz. Resulullah (sav)’i severken kimi seviyoruz? Allah’ı sevmiş oluyoruz, inşaAllah.
Sevgi eğer cismine, maddesine bağımsız olarak bakılarak değerlendirilirse o şirk olur.Biz mesela bir tavşanı severken Allah’ın sıfatının tecellisi olarak ondan çok hoşnut oluruz. O yüzden çok severiz. Yoksa sevginin bir anlamı olmaz. Mesela bir insanı severken eğer doğrudan insan olarak, maddesine dayalı olarak, Allah’tan bağımsız seviyorsa, Allah’ın sıfatı olarak sevmiyorsa o şirk olur. O olmaz. Yani o Müslüman’ın yapacağı bir şey değildir inşaAllah.
Şu an bizi konuşturan kim? Allah. Seni konuşturan kim? Allah. Hocamı konuşturan kim? Allah. Her yerde Allah’ın sıfatlarının tecellisi vardır. Dolayısıyla biz birini takdir ettiğimizde Allah’ı takdir etmiş oluruz. Aksinde şirk oluşur. Bazı insan mesela “çok güzelsin” diyorsun. “Estağfirullah” diyor, “benim nerem güzel”. Seni mi övüyoruz biz? Allah’ı övüyoruz. Allah’ın sıfatlarını övüyoruz. Mesela “övülmekten hiç hoşlanmam” diyor. Sen övülmüyorsun ki, övülmekten hoşlanmayasın sen. Allah’ın beynimizde meydana getirdiği sıfatının tecellisini övüyoruz biz. Bütün güzellik ve güç Allah’a aittir. Her şey Allah’a aittir.
Mehdiyet inkar edilecek bir konu değildir. İnkar edenler Ehli Sünnetin dışında olan arkadaşlar.Saygı duyarız, o ayrı mesele de. Fakat Hanefi, Hanbelî, Maliki ve Şafi mezheplerinde Hz. Mehdi (as) haktır. Yani bunun aksi yok. Hiçbir alim, hiçbir hoca “Hanefi, Hanbeli, Maliki Şafii mezheplerinde Hz. Mehdi (as) yoktur” diyemez. Dört mezhepte haktır. Caferilikte, Şiilikte haktır, Bektaşilikte haktır, Alevilikte haktır. Bu çok nettir, inkar edilecek bir yönü yok. “Ben bunların tamamen dışındayım, inkar ediyorum” diyorsa saygı duyarız, ayrı mesele. Var adamlar, mesela çıkıyor “namaz üç vakittir” diyor. Biz saygı duyuyoruz. “Hz. Mehdi (as) yoktur” diyor, saygı duyarız. Ama “Ehli Sünnet inancında mısın?” “Yok ben Ehli Sünnet inancında değilim” diyor. Olabilir. Var, çeşit çeşit mezhepler var adı sanı duyulmamış. Adam kendince bir mezhep kurmuş, o mezhebinde böyle bir inanca sahip olabilir. Ama Sünni ise, Sünni mezhep içindeyse; Hanefi, Hanbelî ve Maliki veyahut Şafi ise inkarı mümkün değil. Kütüb-i Sitte’yi kabul ediyorsa inkarı mümkün değil. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace, Sünen-i Nesih, Sünen-i Davut’ta Hz. Mehdi (as) hepsinde hak olarak anlatılıyor. İnkarı mümkün değil. Mütevatir; yani tevatür derecesinde. İnanılması vaciptir Hz. Mehdi (as) konusuna. İnkarı mümkün değil. Kuran’da da zaten Nur Suresi’nin 55. Ayeti dahil birçok ayette Hz. Mehdi (as)’a işaret edilir. Dolayısıyla “ben alimim, hocayım” diye oradan buradan çıkıp konuşabilir. Fakat Sünni inanç dışında bunu söylüyor, bunu açıkladıktan sonra saygı duyarız. Ama Sünni inanç adına çıkıp bunu söylerse yalan söylemiş olur. Bizim milletimiz de genellikle Sünni ve Alevidir, Caferi ve Şiilerden oluşur. Dolayısıyla mümkün değil. Yani bütün bizim milletimiz Mehdiyete inanır. İnancı gereği inanır. Nevzuhur şahıslara inanmazlar. Geçerli olmaz, o yüzden inanmazlar inşaAllah.
Münafık sevgiyi bilmez. Münafık ezik ve ruhsuz olur. Yani ruhu kapkara olur. Simsiyahtır ruhu. Bunlara anlatamazsın sevgiyi.Allah’ın sıfatlarının bir tecellisi olarak biz müminleri çok severiz.
Her şeyin yaratıcısı Allah. Bizim âşık olduğumuz Allah’tır.Resulullah (sav)’i niçin seviyoruz? Allah’ın sıfatının tecellisi olarak. Ne kadar çok seviyoruz? En çok O’nu seviyoruz. Sonra? Hz. Ebu Bekir (ra)’i seviyoruz. Mesela peygamberler; ulu-l Azim peygamberleri daha çok seviyoruz, inşaAllah. Yaşayan varlıklar içerisinde de şu anki dünyada, bizde en güzel bulduğumuz, ahlakını en güzel bulduğumuz, samimiyetini en güzel bulduğumuz insanı candan severiz. Bu bir ibadettir. Allah’ın sıfatının tecellisi olarak severiz.
Allah güzel insanda Cemal ismiyle, Cemal sıfatıyla tecelli ediyor. Ve bize de kalbimizde hoşnutluk meydana getiriyor. Bu sevgi, bu iltifat Allah’a yapılmış oluyor inşaAllah.
Dinine imanına musallat olmadıktan sonra aileye karşı olmak haram olur. Ama dinine imanına musallat oldu mu “evet senin emrindeyim, gel elimi yüzümü yırt, kafama al odun vur” denmez. Böyle bir şey olmaz. Adamlar diyor ki “yapar mı anne baba?” Hapishaneler niye adamlarla dolu? Ne demek? Çocuğunu doğruyor. Evladını doğruyor. Evladına tecavüz edenler var. Ensest acayip yaygın. Beni konuşturmasınlar. Bilinen ensest yüzde yirmi. Bilinmeyen? Akıl almaz yaygın ensest. Babası kızına tecavüz ediyor, abisi kız kardeşine tecavüz ediyor. Olmadık ahlaksızlık, kepazelik yaygın. Bunlar tabii emniyete yansıyamıyor. Kız nasıl söylesin bunu “böyle bir şey var” diye? Nasıl konuşsun? Söyleyemiyor. Kızını doğrayan babalar; haddi hesabı yok. Götürüyorlar tarlaya, çocuğu tarlanın kenarına götürüyor, ensesinden kesiyor. İki parçaya ayırıyor kendi evladını. Diyor ki “babaya laf söylenmez”. Kesiyor, çocuğunu kesiyor. Nasıl laf söylemezsin? “Sen ses çıkartma babana” diyor. Mesela çocuk karakola gidiyor “adam öldürecek beni” diyor, “olur mu? Baban, bir şey olmaz, haydi git evladım” diyor. Adam da alıyor götürüyor, koyun keser gibi çocuğu doğruyor. Ondan sonra gazetelerde manşet ‘babası kesti’ diye. Ceza evleri katil anne babalarla dolu. Bir sürü, binlerce. Hangi anneye babaya saygı duyulur? Allah’a, Kitaba, mukaddesata saygılıysa. İnancına saldıran, PKK’lı anneye babaya adam nasıl saygı duysun? “Dağa çık, Abdullah Öcalan’ın ekibine katıl” diyor. Nasıl itaat edersin sen ona? “Anne baba mukaddestir”. Mukaddes değil kardeşim. Allah’ın dinine uyuyorsa mukaddes olur. Seni Allah’ın dinine isyan ettiriyorsa, İslam’a, Kuran’a karşı tavır içindeyse, Müslümanlar ile görüştüğünden dolayı sana saldırıyorsa mukaddes olmaz. Nasıl mukaddes oluyor? Kızını satmaya kalkanlar var, ahlaksızlığa teşvik edenler var… Çocuk bunu nasıl söylesin “bunu yapıyor” diye. Nasıl söylesin? Gizli bir dramdır bu. Gizli bir beladır. Çok büyük bir felakettir bu. Ucu bucağı yok. Bir Türkiye’de değil, Almanya’da da var, Fransa’da da var. Ensest acayip yaygın. Çocuğunu ahlaksızlığa teşvik eden acayip yaygın. “Git kendine koca bul” diyor çocuğa. “Zengin birini bul” diyor. Ahlaksız, it kopuk adam … “Yok, fark etmez” diyor. “Müslüman” diyorsun. “Beş parası yok ne yapacaksın onu” diyor. Ahlaksız adamın parası var, “git ona, o olur” diyor. Dolandırıcısı var, PKK’lısı var, kızına tecavüz edeni var, kızını satmaya kalkanı var. Olmadık ahlaksızlarla dolu cezaevi. Her çeşit adam var.
“Bütün gözleri Allah görür” diyor. “Ama gözler onu idrak edemez” diyor. Bak; “bütün gözleri Allah görür. Ama gözler Allah’ı idrak edemez” diyor. Onun gözlerinin içinden bakan da yine Allah’tır. Sıfat olarak tecelli eder gözün içinden inşaAllah. Mesela Allah cennette iri siyah gözlü hurilerden bahsediyor. Ama “eşlerine gözlerini tutkuyla dikmiş” diyor. Sadece onlara yönelmiş, sadece onlara ait. Bak tutku; en önemli nimet olarak Allah onu vurguluyor, tutkuyu. Cennetin en önemli nimeti, birinci derecede. Ondan sonra diğer özellikleri sayıyor Allah. Ama önce tutku. Bak; “sadece onlara gözlerini dikmiş. Tutkuyla bağlı” diyor. İnşaAllah Allah cennette bu nimetini bütün Müslümanlara en güzel şekilde sunmuş olacak, Cenabı Allah. Sonsuza kadar, inşaAllah. Çünkü bu dünyada kalbimizde doyma bilmeyen bir insan sevgisi var. Bir güzellik sevgisi var. Ne kedilere doyuyoruz, ne tavşanlara doyuyoruz, ne çiçeklere, ne kadın güzelliğine, ne çocuk güzelliğine doymuyor insanın ruhu. İşte ancak o cennette tatmin buluyor, inşaAllah.
Benim anlatmak istediğim şu; ruhsuz, sevgisiz, aşksız bir İslam anlatmaya kalkıyorlar bize. Biz coşkuyla, Allah aşkıyla, böyle için için ruhu kaynayan bir İslamlık anlayışını esas kabul ediyoruz. Allah’ı delice seveceğiz, coşkuyla, deli aşık olarak. Resulullah (sav)’i deli aşık olarak coşkuyla seveceğiz. Peygamberanı, Allah’ın yarattıklarını… İçimiz içimize sığmayacak. Anlatmak istediğim soğuk İslamiyet değil, sıcak sevgi dolu, muhabbet dolu İslamiyet. Samimi İslamiyet, insanları seven İslamiyet, dürüst İslamiyet. Bizim istediğimiz bu. Mesela biz Mehdiyeti aşkla bekliyoruz, sevgiyle bekliyoruz. Benim Mehdi’lik iddiam falan yok, bir kere boş yere bu konuda münasebetsizlik yapmasınlar. Hz. Mehdi (as)’a benziyor muyum? Benziyorum, dürüstüm ben, samimiyim, benziyorum. Şeyh Ahmet Yasin Hocam da benziyor. Bayağı benziyor. Bir çok alim, hoca benziyor. Benzemek değil ki. Mehdiyet ispattır. Hz. İsa Mesih (as) onun arkasında namaz kılar, İslam’ın dünyaya hakim olmasına vesile olur. Ulema toplanır derler “bu insan bayağı Hz. Mehdi (as)’a benziyor.” Biz de deriz ki Allahualem Hz. Mehdi (as). “Yok arkadaş diyorum, tamam bu anlattıklarım aynen bana benziyor. Ama benim böyle bir iddiam yok”. Ve yemin ediyorum Allah adına hiçbir şekilde böyle bir iddiam olmaz. Milyonlarca benzeyen insan çıkar kardeşim. Benziyor olmak niçin gizlensin? “Hz. Mehdi (as)’ın küçük kalkık burnu vardır” diyor Peygamberimiz (sav). Ben diyeceğim “yok kocaman burnum var, burnum kalkık değil” diyeceğim. Böyle, doğru. “Gözü yeşil” diyor Hz. Mehdi (as)’ın. “Yok benim gözüm yeşil değil, kahverengi” mi diyeyim? Yeşil gözüm. Allah Allah. “Sırtında ben var” diyor. Var, benim sırtımda ben var. Kocaman ben var, kalp hizamda. “Yok” mu diyeyim yani? Ben dürüst, samimi insanım. Ben de şaşırıyorum benzemesine. Ama Mehdilik iddiam imkansız imkansız olmaz. Her gün tir tir titriyorum cehenneme gideceğim diye. Her an Allah canımı alabilir. Nasıl ben böyle bir iddiada bulunayım? Olacak iş mi? Ama benziyorum. Dürüstüm. Hz. Mehdi (as)’ın alametlerini de anlatırken dürüstüm. Kuyruklu yıldız çıktı, doğru. Lulin kuyruklu yıldızı da çıktı, doğru; iki uçlu kuyruklu yıldız. Gizleyeyim mi yani Cübbeli gibi? Kabe’ye baskın oldu, kan akıtıldı. Bu da doğru. Bunu da mı gizleyeyim yani? Fırat’ın suyu kesildi. Bunu da mı gizleyelim? Irak işgal edildi, Irak’ın para birimi ortadan kalktı, Irak ordusu bir gecede ortadan kalktı, kayboldu hadise uygun olarak. Bunları gizleyeyim mi ben? Ben ne varsa hepsini açıklıyorum.
2011-10-17 01:37:15