Adnan Oktar'ın 17 Ekim 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 17 Ekim 2011

İyi insan nadir oluyor. Güzel insan nadir oluyor Makul, dengeli, tutarlı,sevgi dolu, sevecen insan çok nadir. Onun için iyi insana rastladığında insan bırakmamalı. Onunla mutlaka dost olmalı, arkadaş olmalı, çok sevmeli, inşaAllah.

Aşktan kasıt çok şiddetli sevmek. Allah’ı çok şiddetli sevmek. Muhabbet, sevgi zaten aynı kelimeler. Tutkuyla sevmek, aşkla sevmek, coşkuyla sevmek, delice sevmek, çok beğenmek, en yüksek muhabbetle coşkuyla sevmek hepsi aynı şeyler. Allah’ı aşkla sevmenin anlamı; Allah’ı en yüksek sevgiyle, en yüksek coşkuyla, en muhabbetle seviyoruz anlamına geliyor. “Allah’a aşk duyulmaz” diyorlar. Niye duyulmasın Allah’a aşk? Derin aşktan kasıt nedir? Derin sevgidir, derin muhabbettir.

 Allah’tan en şiddetli korkuyla korku duymak, Allah’ı en şiddetli sevgiyle sevmek gerekir, en yüksek güçte. Niye ortalı sevelim Allah’ı? En yüksek sevgiyle severiz. En yüksek korkuyla Allah’tan korkarız. Takva olunca en takva olmak isteriz, en güzel insan olmak isteriz, en güzel ahlaklı insan olmak isteriz. Niye ortalı olalım?

Genç kızlar eğer bir ensest vakası varsa, hemen savcılığa başvuru. Ensest vakası örtülür mü? Yeri göğü birbirine katsın genç kızlar. Sonuna kadar yanlarındayım. Gelsinler, direkt bize gelsinler, söylesinler inşaAllah. Yok öyle şey. Mesela tehdit edilenler de yeri göğü birbirine katsınlar. Ölümle tehdit edilen çocukları sonunda öldürüyorlar, yaralıyorlar. Polise de söyle, her yere söyle, bizi de ayaklandır. Gece gündüz nöbet tutarız başında. Ne olacak? Gider, orada bir yerde nöbet tutarız, bekleriz başında.

 Şu an cennet ve cehennem hazır vaziyette Kuran’a göre. Allah detay detay cennetin bütün özelliklerini anlatıyor. Yüzlerce detay var. Şu an bir boyut olarak var. “Yeryüzünde” demesi, mekansızlık olduğu için söylüyor Cenab-ı Allah. Mekan yok ki Allah Katında. Zaman da yok, mekan da yok. Kıyamette dünya darmadağın oluyor. İnsanlar yerden çıkıyorlar. Ama ondan sonra cennete ve cehenneme götürülüyorlar. Ayrı bir boyuttur cennet ve cehennem. Apayrı bir hayattır, yepyeni bir diriliştir. Fizik kanunları kalkmış, bütün kanunlar kalkmış oluyor. Allah’ın bütün kanunları değişmiş oluyor. “Yepyeni bir yaratılış sizi yaratacağım” diyor Allah.

Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da, Peygamber Efendimiz (sav) ile görüşüyorlar diye sahabe, aileleri nefes aldırmıyordu çocuklara. Hz. Ali (ra) çok küçüktü. 11 yaşında falandı. Aileler müthiş saldırıyordu çocuklara. Dövenler, sövenler, öldürmeye kalkanlar, acayip tazyik vardı. Gençlerden de Peygamberimiz (sav)’e müthiş bir muhabbet vardı. Hep ailelerini bırakıp Peygamberimiz (sav)’in yanına gidiyorlardı. Bazı aileler de Peygamberimiz (sav)’e saygılıydılar, sevgi doluydular. Onlar ailece Peygamberimiz (sav)’e tabii oldular. Ama Hz. Ali (ra) gibi ve daha birçok sahabe genç hicret etmek durumunda kaldılar, ailelerinden ayrıldılar.  Ashab-ı Kehf de öyledir, Kuran’da. Gençlerden oluşuyor. Ailelerinin tazyikinden, baskısından, zorla hizaya getirme stratejilerinden dolayı ailelerinden ayrılıp bir mağaraya çekilmişlerdir. Kuran o çocukları över ki Hz. Mehdi (as)’ın talebelerinin de böyle olacağını Cenab-ı Allah Kuran’da işaret ediyor. “Ashab-ı Kehf Hz. Mehdi (as)’ın yardımcıları” diyor. Ne demek? Hz. Mehdi (as)’ın talebeleri Ashab-ı Kehf gibi olacaklar. Yani ailelerinden ayrılacaklar. Aileleri onları tazyik edecek. Kendi dinlerine çevirmeye kalkışacaklar. Allah ayette, “eğer onların dinine dönerseniz ömür boyu kurtuluşa eremezsiniz. Eğer de dinlerine dönmezseniz sizi taşlayarak öldürürler” diyor. Yani “nefes aldırmayacaklar” diyor. O zaman tabii bir mağaraya çekilmelerini Allah ilham ediyor. Bir araya geliyorlar. “Ve  Allah size rahmetini yaysın, size rahmetini kolaylaştırsın” diyor. Hz. Musa (as) devrinde de, Kuran’da ayette geçer. Firavun’un etkisiyle, o devrin deccaliyetinin etkisiyle aileler çocuklara nefes aldırmıyorlar. “Bir avuç gencin dışında Hz. Musa (as)’ya iman eden olmadı” diyor Allah. Çok az sayıda genç iman edebiliyor. O devrin acımasız sisteminden dolayı, o devrin ebeveynleri, aileleri çok azgın. Firavun devrinde çocuklara göz açtırmıyorlar. Ama yine de çocukları delikanlıymış, yiğitmiş onlar Hz. Musa (as)’ya tabii olmuşlar. Şimdi biz ahir zamandayız tabii zor dönemdeyiz. Ama yine de görevimiz hep şefkat, merhamet, sevgi.

Biz Allah’ı aşkla, coşkuyla, en yüksek sevgiyle severiz. Canımız kurban olsun Allah’ın yolunda, inşaAllah. Biz O’nun için varız. Allah için varız. Sebeb-i hayatımız Cenab-ı Allah. En derin aşkla seviyoruz, en derin muhabbetle Allah’ı seviyoruz. Tecellilerine de, sıfatlarının tecellilerine de derin bir sevgimiz, muhabbetimiz var, inşaAllah.

2011-10-22 23:23:46
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top