Adnan Oktar'ın 31 Ekim 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 31 Ekim 2011

İttihad-ı İslam olduğunda bu güzel yüzler böyle aynı tatlılığı ile gülecek. Yani kadınları öldüren bir sistem olmayacak. Bakımlı ve güzel olacak kadınlar. Yobaz takımı zannediyor ki böyle kaya porsuğu gibi iğrenç bir görünüm alacak, hayat ölecek, insanlık ölecek, sanat ölecek, bilim, her şey ölecek, hayatın bütün güzelliklerini öldürecekler ve yobazlık sistemini kuracaklar zannediyorlar. Öyle bir şey yok. Hz. Süleyman (as) devri gibi olacak, Asr-ı Saadet gibi olacak. Neşe, güzellik, hoşluk her yere hakim olacak. Bir de makyaj karşıtlığı da çok anormal bir hareket. Peygamberimiz (sav)’in bizzat tavsiyesidir, kadınlar gözlerine sürme sürerler. Gözüne sürme sürüyorsa zaten hepsi yapılıyor demektir. En etkili olan sürmedir zaten. Kadını en güzel gösteren sürmedir. Sürme olunca hepsi olur zaten. O devirde de allık vardı. O devirde de makyaj malzemesi vardı. Ama malzemeler tabii daha doğal malzemelerdi. Mesela kına kullanılıyordu, başka şeyler kullanılıyordu. Ama vardı. Çünkü insan acz içindedir. Ancak bakımla çok güzel olur insan. Tabii ki bakımlı olacak. Kadın da bakımlı olacak, erkekler de temiz olacak, düzgün olacak. Adam leş gibi, hayvan gibi yaşıyor. Olmaz öyle.

İnternet, Dabbet-ül arzdır. Kuran’da bahsi geçen Dabbet-ül arz. Daha önce tarif etmiştim, anlatmıştım. Dabbet-ül arzın içerisinde Mehdiyet de kendini gösterir, deccaliyet de kendini gösterir. Çünkü deccaliyetle kıyaslayarak biz Mehdiyeti anlıyoruz zaten. Mesela bakıyoruz, şom ağızlar var, pis ağızlar var, saldırgan ağızlar var, kirli ağızlar var, yobaz ağzı var, Allah’sız, Kitap’sız ağız var, PKK ağzı var, it kopuk ağzı var. Bunun toplamına birden ne diyoruz? Deccal ağzı diyoruz. Tamamı deccal topluluğudur. Deccaliyete ait bir ekiptir. Bakıyoruz sevgi var, şefkat var, merhamet var, kalite var, güzellik var, iyilik var, affedicilik var, hoşsohbetlik var, misafirperverlik var. İyi olan, güzel olan her şey var. Hah, burası Mehdiyet koludur. Deccal koluna karşı mücadele eden Mehdi koludur. Dikkatlice baktığımızda görürüz. Yoksa Mehdiyet illa kaş göz ile görülmez. Deccaliyet de illa kaş göz ile görülmez. İnsan istiyor ki illa ki alnında tek gözü olan bir mahluk görsünler.  Hz. Mehdi (a.s.) deyince de hemen tek bir şahıs olsun. Hz. Mehdi (a.s) tamam, tek bir şahıstır, ama fikri ve talebeleriyle etken olur. Deccaliyet de tamam bir şahıstır, ama fikri ve adamlarıyla etkili olur. Bunların fikirlerinin çarpıştığı arena dünyadır. En güçlü arena, görünen arena nedir? İnternettir. İnternete baktığınızda, deccaliyetle, Mehdiyetin göğüs göğüse, kıran kırana fikir mücadelesini görürsün. Mehdiyete karşı, kudurmuş köpek gibi, azgın köpek gibi saldıranları görürsün. Hakka, güzelliğe, iyiliğe karşı kudurmuş gibi saldıran, salyalı yobaz ağızlarını görürsün, dinsiz ağzı görürsün ve bunlar ittifak halindedirler. Mesela alt altadır; bir üstte dinsizi görürsün, bir altında iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensubu vardır. Çakal ağızlar oluyor ya. Bir altında sapıktır, bir altındaki ateisttir. Bir altındaki komünist bir terör örgütü mensubudur. Bir tanesi bir yobazdır. Bir altındaki daha yobazın başka bir koludur. Fakat bunlar tek bir ekiptir. Tek bir topluluktur. Yani tek bir millettir. Deccaliyet olarak hareket eder bunlar. Müslümanlar da iyi insanlardır, dürüst insanlar, güzel insanlar, hoş insanlardır. Onlar da ayrı bir topluluk olarak hareket ederler. Yani inananlar, Allah’ı sevenler. Mesela Hıristiyanlardan da Allah’ın birliğine, varlığına inananlar Müslümanlarla ittifak halindedirler. Musevilerden Allah’ın birliğine, varlığına inananlar Müslümanlarla ittifak halindedirler. Ve kıran kırana bir mücadele vardır. Nasıl bir mücadele bu? İlmi bir mücadeledir. Akılla, fenle, felsefeyle yapılan karşılıklı bir mücadeledir. Şimdi mesela bakıyorum kardeşim diyor ki, “internette Müslümanların aleyhine”, mesela farz edelim Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin aleyhine veya Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleri’nin aleyhine, Bediüzzaman aleyhine, benim aleyhime, yani bizim arkadaş grubumuz aleyhine veya Esat Coşan’ın talebeleri aleyhine “yazılar var” diyor. Peki, bu nedir? Deccaliyetin tecellisidir. Deccaliyet böyle olur işte. Orada sen baktığında deccaliyeti göreceksin. Şom ağızlarda, o bağnaz ağızlarda, sevgisiz ağızlarda, estetikten, güzellikten, kaliteden uzak ağızlarda, dünyayı kirletmek, dünyayı çirkinleştirmek için uğraşan ağızlarda, deccaliyeti görürsünüz. Çünkü deccal dünyayı kirletmek ve çirkinleştirmekle mükelleftir. Hz. Mehdi (a.s) da güzelleştirmek ve hoş hale getirmekle, temiz hale getirmekle mükelleftir. Deccal kirletir. Kir meydana getirir. Havayı kirletir, sokakları kirletir deccaliyet. Batırır ortalığı. Mehdiyet havayı temizler, binalar temiz olur, insanlar temiz olur. Deccal insanları kirletir, leş gibi insanlar meydana getirir. Mehdiyet insanları güzelleştirir, deccaliyet insanları çirkinleştirir. Mat, anlamsız, ruhsuz suratlar meydana gelir. Tip kayması meydana gelir. İnsanların yüzü çirkinleşir, itici, soğuk, bakımsız ve pis hale gelir. Maymuna döner. “Maymuna ve domuza dönün” diyor ya Cenab-ı Allah ayette. Maymun ve domuza çevirir Allah. Yani çok uğursuz ve pis bir görünüm alır deccaliyetin etkisi ile.İslam’ın, Kuran’ın etkisi ile Mehdiyetin etkisi ile de insanlara nuraniyet, güzellik, iyilik, hoşluk gelir inşaAllah. Deccaliyet pis ağızlıdır. Konuşmaları pistir. Çirkin sözler kullanır. Ümitsizdir, korku doludur. Korkuyu yaymaya çalışır. Dehşeti ifade eder. Sapıklığı ifade eder. Çirkinliği ifade eder. Mehdiyet de sevgiyi, güzelliği, barışı, iyiliği, hoşnutluğu anlatır. İkisinin şiddetli mücadelesini internette görebilirsiniz. Bakın, bir deccal komitesinin ekibini arayalım diye bir bakın internete, hemen deccal ekibini görürsünüz. Hz. Mehdi(a.s) ekibine bir bakalım derseniz hemen Hz. Mehdi (a.s) ekibini görürsünüz. Baktığınızda bu görülür. Mesela PKK’nın çirkin ağzı deccaliyetin ağzıdır. Mesela yırtıcı, yıkıcı bütün izahlar deccaliyetin ağzıdır. Onun için, deccalle ilgili hadislerde, “deccalin bir kavalı olur, binbir çeşit ses çıkar ondan” diyor. Bak, “bin bir çeşit ses çıkar”. İşte internet de, televizyonlarda deccaliyetin aynı zamanda kavalıdır ve binbir türlü ses çıkar. Aynı zamanda Mehdiyetin de arenasıdır. Mehdiyetin de boy gösterdiği bir yerdir. Onlar kullandığında deccaliyetin kavalı olarak kullanırlar, o pisliği ve rezilliği göstermek için. Bak, “binbir çeşit” diyor. Çeşit çeşit öyle sesler çıkartır. Kimi yobazlık şeklinde, kimi PKK şeklinde, kimi terörist kafayla, kimi intihar bombacısı olur. Hepsi aynı kafadır. Mehdiyet yaşatmak ister. Deccaliyet öldürmek ister. Mehdiyet uzun ömrü hedefler, deccaliyet kısa ömrü hedefler. Mehdiyette neşe vardır, deccaliyette üzüntü ve ağlama vardır. Ağlama ve üzüntüyü teşvik eder. Yani sürekli üzülmenin felsefesini yapar. Hüznün felsefesini yapar. Deccaliyete karşı Mehdiyet de neşenin, sevincin çalışmasını yapar, tebliğini yapar. Deccaliyet Allah’ın olmadığını vurgular, kendi kafasınca. Mehdiyet de sürekli Allah’ın varlığını ve birliğini anlatır.

Hakikaten insanların gözlerinde böyle tutkuyu ve sevgiyi ilk defa bu kanalda gördü insanlar.  Ben hiçbir televizyon kanalında, samimi olarak söylüyorum, bir kadının gözünde tutku görmedim. Hiçbirinde görmedim. Bana rastgelmemiş olabilir. Derin sevgiyi ben hiçbir kanalda görmedim. Candan sevgi gösteren birbirlerine, olmuştur da bana rastlamadı yani, oluyordur mutlaka inşaAllah. Bana rastlamadı. Ve bu kadar coşkulu, bu kadar tatlı, bu kadar bağnazlıktan uzak bir yapı çok çok hoş, bayağı güzel. Çünkü bizim özelliğimiz İttihat-ı İslam’da kadınlar güzel olacak, evler güzel olacak, insanlar güzel olacak, çocuklar güzel olacak, yemekler, arabalar her şey güzel olacak. Deccal taraflarının düşündüğü İttihad-ı İslam anlayışında hayat zift gibi, simsiyah karanlık. Neşe yok, sevinç yok, güzellik yok. Leş gibi kokan insanlar, leş gibi kokan kadınlar, pislik, ters konuşmalar, münafıklık, üçkâğıtçılık, gösteriş, enaniyet, sahtekarlık, müşriklik, uydurmacılık, Allah adına yalanlar söylemek, dini bambaşka bir şekle getirmek, dini açmaza sokmak, dini kilitlemek, koyu bir taassup, psikopatlık, kan dökmek her türlü anormallik. Öyle pis, iğrenç bir sistemi Allah yıkar, müsaade etmez. Nerde olursa olsun Allah tepeliyor. Ahmaklar göremiyorlar. Nerede olursa olsun Allah yıkmıyor mu o sistemi? Perişan etmiyor mu? Anlamıyor musunuz daha hala? Daha hala pisliği ayağa kaldırmaya çalışıyorlar. Yok öyle rezillik. Bir ahmak bir taş atıyor kuyuya, bin kişi çıkaramıyor. Bir yobaz bir laf atıyor ortaya, bin kişi çıkaramıyor. İnsanlarda hayret bu yobazlığa karşı eğilim. Bir de zincirleme, “yoksa sende mi yobaz değilsin?” falan diyorlar. “Hâşâ ben yobazlığa nasıl karşı çıkarım, tabii ki biz de yobazız diyor” adam. Böyle pis bir sistem kurmuşlar. Yobaz yobazlıktan tiksiniyor fakat yobazlara yaranmak için kendini yobaz gösteriyor. Normalde yobaz değil. Böyle pis, iğrenç bir sistem kurmuşlar. O onu yobaz zannediyor, o onu yobaz zannediyor. Zincirleme bir psikopat sistem içinde hepsi boğulup gidiyorlar. Yok böyle şey, müsaade etmeyeceğiz.

Resulullah (sav) kadınları çok seviyordu, çok beğeniyordu ve Peygamberimiz (sav)’in kudreti de hadislerde özel olarak belirtilmiştir. Çok güçlü bir insandı. Sevgisi, kudreti çok güçlü bir insandı. Buhari’de, Müslim’de geçer. Yobaz takımı pek hoşlanmaz onu duymaktan ama biz söylüyoruz inşaAllah. Bütün peygamberlerde müthiş bir kadın sevgisi vardır. İmanıyla orantılıdır.Bir insanın imanı ne kadarsa o kadar kadınlara karşı sevgi duyar. O kadar güzelliğe karşı sevgi duyar, hayvanlara karşı o kadar sevgi duyar. Estetiğe karşı o kadar, temizliğe karşı o kadarsevgi duyar. Güzel olan her şeye karşı sevgi duyar. İmanıyla orantılıdır. Yobazda kadından nefret eder, nefret ettiği için kadını maymuna çevirmeye çalışır yobaz. İğrenç bir mahluka çevirmeye çalışır ki kendi ayarında olsun. Yobaz güzel kadından hoşlanmaz.Allah da onlara. Pis kokan, leş gibi kadınlar verir. O ondan iğrenir, o ondan iğrenir. İkisi de lağım gibidir yobazların. Ebu Leheb’in karısı gibidirler. O ondan pislik, o ondan pislik olur. Allah birbirlerine buldurtur. Kötü erkekler kötü kadınlara, kötü kadınlar kötü erkeklere.

Yobaz takımı için bak böyle klas, kaliteli Müslümanlar tahayyül dahi edilemez. Aklından geçecek bir olay bile değil. Tahayyül edecekleri bir hayat şekli değil. Atatürk de bu durumun iyi farkına varmış, maşaAllah. Zaten “imansız hocalar” diyor Atatürk. Muazzam bir sözdür o. Bak, gerçek hocalara acayip sevgisi vardır Atatürk’ün. Nefret ederdi imansız hocalardan. Aşağılık heriflerden. Çağırıyor mesela, konuşuyor, çakal. Sahtekarlık yapıyor. Mesela Atatürk’e kendince böyle şirin görünmeye çalışacak, dinsiz gibi gösteriyor. Atatürk nefret ediyordu öylelerinden. Çok fazla konuşması var Atatürk’ün.

(Cübbeli’nin Şeyh Nazım Hocamız hakkında saygıya uymayan üslubu ile ilgili)

Kendisi gayb ile ilgili konuşuyor. “Bana rüyamda bildirdiler” diyor. Ondan hesaplar yapıyor, “570 sene var kıyametin kopmasına” diyor. Gayb ile ilgili bilgi veriyor. Daha önce kendisi “Hz. Mehdi (as) çıktı, şu an 30 yaşında” diyordu. Söylüyordu kendisi, açıkça anlatıyordu. “Hz. Mehdi (as) şu an vazife başında, devam ediyor” diyordu. Bütün cemaat, hepsi biliyor. Ayrıca Şeyh Nazım Hocamızın yaptığı konuşma hadise dayalı. Nasıl uydurma bu? Tamamen hadislerden aldığı, düz, yorumsuz olarak aldığı bilgiyi aktarması, o. Aynısını Osman Çataklı Hocamız da söylemişti. Mehmet Zahit Kotku Hocamızın talebelerinden. Biliyorsunuz ünlü Nakşibendî şeyhiydi Mehmet Zahit Kotku Hazretleri, İskender paşa cemaati. Profesör Esat Coşan’ın da yine talebesi. Çok değerli, büyük bir alimdir Osman Çataklı, profesör. Şeyh Nazım Hocamızın konuşmalarının birebir aynısını söylemiştir, aynısını. Ama kelimesi kelimesine aynısını söylemiştir. Şimdi o uydurmuş mu oluyor? Anormallik mi yapmış oluyorhâşâ? Şeyh Nazım Hocamızın ifadelerine bakın, o ifadelere bakın, kelimesi kelimesine aynıdır. Hadislerde olan bilgiyi aktarmış oluyor. Gaybtan bilgi vermek değil, o Peygamberimiz (sav)’in söylediğini aktarıyor. Ve istihraçta bulunuyor. Bütün meşayihte (şeyhlerde), ulemada “Allahualem, olabilir” diye söylerler. Bu gaybtan bilgi vermek değil, “Allahualem” diyor. Bediüzzaman da mesela, “Hz. Mehdi (as) 1980’de çıkacak” diyor. “Allahualem” diye söylüyor. Tahakkuk ettiğinde dediğinin doğru olduğu anlaşılır. Şeyh Nazım Hocamız “benim dediğim vahiydir, yüzde yüz doğru” demiyor ki. “Olabilir, dikkatli olun” diyor. “Teyakkuzda olun”. Profesör Osman Çataklı Hocam ne dedi? Aynısını söyledi. Ne dedi? “Dikkatli olun, olabilir” dedi. Onun dediği zamanda, o devirde Hz. Mehdi (as)’ın devri olmadığı için çıkmadı. Gaybten kendisi yüzlerce haber veriyor Cübbeli, kendisi. “Rüyamda gördüm” diyor, “bana bildirildi”, “bana aktarıldı”, “işaret geldi”, “o kadar kurcalama” dediler diyor. Hesap ediyor kitap ediyor, söylüyor. Açıklıyor. Demek ki dediklerini kendi konuşmaları tekzip ediyor. Hâlbuki bir tehlike anında bir tehlikeye karşı tedbir almak farzdır. Bir tehlike varsa, bir risk varsa, bir savaş ihtimali varsa veyahut deprem ihtimali varsa alınan tedbir nedir? Akılcılığın gereğidir. Müslümanlığın gereğidir. Devlet depreme karşı tedbir alıyor. Habire stok yapıyor. Her şey yapıyor. Mesela savaş ihtimali olduğunda yine stok yapılıyor. Hazırlıklı oluyor. Müslümanları hazırlıksızlığa teşvik etmesi mi doğru, hazırlıklı olmaya teşvik etmesi mi doğru Şeyh Nazım Hocamızın? Hazırlıklı olmaya teşvik ediyor. Bunun anormal olan yönü nedir? Bu,Müslümanca bir tavırdır. Peygamberimiz (sav)’in sünnetidir bu. Kuran’ın da emridir. “Tedbirinizi alın” diyor Allah. Tedbir alınmasını teşvik etmek Müslümanlığın bir gereğidir. Ve söyledikleri de tamamen hadise dayalı. Bu hadislerin bu yüzyılda tahakkuk edeceği kanaatinde alametlerden, görüşlerden.  İstihraci olarak, her alimde, her tarikat şeyhinde, her velide bu olur. “Allahualem” diyerek olur. Bazen dedikleri çıkar, bazen de dedikleri çıkmaz. Ama Bediüzzaman’ın bütün dedikleri çıkmıştır. Tamamı çıkmıştır. Şeyh Nazım Hocamız da “Hz. Mehdi (as) çıktı” diyorsa bir bildiği vardır. Diyor ki “Hz. Mehdi (as) çıkmadı”.O da gayb bilgisi. Nereden biliyorsun çıkmadığını? O çıktı diyor sen de çıkmadı diyorsun. İkisi de gayb bilgisi. Kimin doğru dediğini on yıla kadar göreceğiz.

Ahir zamanda Hz. Mehdi (as) devrinde kıyamete yakın bir dönemde depremlerin sıklaşacağı ve bunun gittikçe artacağı belirtilmiş. Aynen Resulullah (sav)’in dediği gibi hayret edecek bir artış oldu dünya tarihinde görülmemiş bir artış meydan geldi. Her yer sallanıyor. Dünya titriyor adeta. “Hz. Mehdi (as) geldi” diyor. Anlamayanlara sözümüz yok ama anlayana delil açık inşaAllah.

Allah’ın velileriyle uğraşılmaz. Evliyalarıyla Allah uğraştırtmaz. Lafına sözüne dikkat edecek. Özellikle Bediüzzaman, Şeyh Nazım Kıbrısi gibi değerli şahıslara karşı son derece hürmetkar ve nezaketli bir üslup kullanması lazım inşaAllah. Onlar ahir zamanın Mehdiyetle ilgili görevli büyük velileri inşaAllah. Onlar vazifelerini yaptılar ve yapıyorlar inşaAllah.

Bakın, Şura Suresi 16’da Cenab-ı Allah diyor ki: Şeytandan Allah’a sığınmayanlar, şeytandan Allah’a sığınsınlar. “O'na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sözde) 'deliller öne sürüp” bak “sözde”, sahte deliller öne sürüp, “tartışanların' delilleri” bak Darwinizmi Kur’an nasıl anlatıyor. “delilleri Rableri Katında geçersizdir.Onların üzerinde bir gazab vardır ve şiddetli azap onlaradır. Ki Allah, hak olmak üzere Kitabı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki Kıyamet-saati pek yakındır.”  Bak “O'na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sözde) 'deliller öne sürüp” sahte deliller öne sürüp“tartışanların delilleri” gösterdikleri sahte deliller. “Rableri Katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazab vardır ve şiddetli azap onlaradır.”

Ensest asrın büyük belası. Deccaliyet devrinin büyük belası. Ensest çok büyük bir bela. %20 oranında ki bu çok büyük bir oran. Fakat ne hikmetse birçok kişi konuyu örtbas etmekle meşgul. Örtbas etmek isteyenlerden de insan şüphe ediyor. Acaba niye örtbas etmeye çalışıyor? Böyle büyük bir belaya karşı suskun kalmak çok büyük bir vicdansızlıktır. Genç kızlar, genç hanımlar reaksiyon göstersinler. Polis de devlet de savcılık da daima yanlarında olacaktır. Güvendikleri Müslüman, temiz, dindar insanları da bildirsinler. Onlar da onlara yardımcı olacaktır. Mümin müminin kardeşidir. Dürüst gördükleri, efendi gördükleri, iyi gördükleri, güzel ahlaklı gördükleri insanlara sığınsınlar. Amcaları olabilir, dayıları olabilir, komşusu olabilir yahut arkadaşı olabilir dindar gördüğü, güzel ahlaklı gördüğü, kendini güvende hissettiği kişilere sığınsınlar. Devletten koruma istesinler. Ve bu ahlaksızlıkları mutlaka önleyecek bir şekilde kanuni işlem yapsınlar inşaAllah. Susmak olmaz. 

Atatürk ahir zamanın çok önemli bir şahsiyetidir. Hz. Mehdi (as)’ın öncüsüdür, Hz. Mehdi (as)’a zemin hazırlayan tarihi bir şahsiyettir.Hadislerde işaret edilmiş bir kişidir. Tarihi değiştirmiştir, çağı değiştirmiştir. Mehdiyet onun meydana getirdiği bu zeminde bütün ihtişamıyla, bütün güzelliğiyle doğuyor. Atatürk de buna işaret etmiştir. Türk İslam Birliği’ni şiddetle savunmuştur. Tam bir Türk milliyetçisidir, aydın bir insandır, laiktir, laikliği en güzel şekilde uygulamaya gayret etmiştir. Demokrasinin, özgürlüğün bu gördüğümüz hürriyetin zeminini en güzel şekilde oluşturmuştur, vesile olmuştur, hikmetle. Öbür türlü internette görüyorsunuz ya yobaz takımını, sahtekarları, ağzı kokmuş pislikleri.Onlar eli kanlı cellatlar olarak münafıkane bir sistemi devam ettirmek için ortada gezeceklerdir. Atatürk’ün yaptığı bu pisliklerin yolunu kapatmıştır. Modern Türkiye’yi, aydın zihniyeti ortaya koymuştur, meydana getirmiştir, vesile olmuştur. O sayede biz gayet güzel konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Böyle karşı karşıya konuşmak mümkün mü yobaz sistemde? Lime lime ederler adamı.

2011-11-05 11:05:38
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top